meriç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
meriç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2018 Perşembe

Korsan Çıkmazı II


Korsan Çıkmazı
"İstanbul'un ortasında, bir pansiyon odasının dört duvarı arasında geçen uzun geceler. Oturup memleketi düşünüyorum. Herkes bana karşı. Neden? Sudan bir sebep, örneğin şu kadının boşa gitmiş gençliği, örneğin istenmeyen amcamın oğlunun aşağılık duygusu vs., benim dürüst, iyi, temiz hayatımda yıkıcı olabiliyor. Ters anlaşılmış bir olay, insanların küçük hırsları... Sonunda sormaktan vazgeçiyor insan. Böyle. Yıkılmamak gerek. Kaçmamak, kaybolmamak. Eh, işte bu. İyi niyetimden adam olmak kaygımdan başka tutar yerim yok. Hepimiz iyi çocuklarız. Ne var ki, eski tekne yeni hamura dar geliyor."

Nezihe Meriç

24 Mart 2018 Cumartesi

Korsan Çıkmazı

"İçim sıkılıyor ve bu hiçbir işe yaramıyor. Düşünüyorum, okuyorum, öğreniyorum. Bu, çevremdeki günlük hayatını yaşayan, düşüncesi, ancak bu çerçevenin içinde doğup gelişenlerden, biraz daha ayrılmama sebep oluyor. Gün geçtikçe, okuyup öğrendikçe, onların meselelerini, içinde dönendikleri olayları, ruh durumlarını, bütün bunların sebep ve sonuçlarını açıkça kavrıyorum. Her şey gizliğinden, karışıklığından kurtuldukça, benim için önemini kaybediyor. Düşçülüğüm bozuluyor. Yavana, tatsızca varıyor. Ben tek başıma kalıyorum. Kıyamet burada başlıyor."

Nezihe Meriç

23 Mart 2018 Cuma

Alacaceren III

"O hiç yaşlanmamıştı. Bana derdi ki, "Dara düştüğün zaman benim güzel ipek kızım, -neşeyle çınladığı zaman bile, demlenmiş bir ses yakıştırıyorum ona; insanı dinlendiren- hemen yaşadığın güzel günleri, güzel insanları, güzel şarkıları düşün. Sevdiğin şarkıları söyle. Ay ışığını, yolculuklarda geçtiğiniz yerlerde gördüğün dağları, ovaları, doğanın güzelliklerini, renklerini düşün. Çiçek kokularını, ben leylak kokusuna bayılırım. Fırının önünden geçerken duyduğun o ekmek kokusu yok mu hele, bir de kavrulmakta olan kahveninki..."

Nezihe Meriç

Alacaceren II

"Ev onları, onlar evi hep sevmişlerdir, çok sevmişlerdir.
Bir evi sevmenin, bir semtli olmanın tadını çıkarmacasına yakmışlardır ışıklarını. Arkadaşlarını, sevdikleri bir iki -ikiyi geçmez- apartman komşusunu, kitaplarını -paraları olunca yeni kitaplık yaptırmayı düşünerek- düşlerini, isteklerini, sevgilerini, abla kardeş, ana kız karışımı, sevgiden de öte, gizemli kutsal sözcüklerini de içeren bağımlılıklarını, birbirlerine olan düşkünlüklerini, onları çevrelerinin yozlaşmasından koruyan, dededen gelen, ondan geçen bozulmamış değerleri koruyarak, kurdukları yaşamlarını bir masal gibi yaşamaya başlamışlardır."

Nezihe Meriç

Alacaceren

"Dedem, kendisine verilen zamanı, kendi istediği gibi yaşamıştı; kimseyi karıştırmamıştı. Yaşama biçimini kınayanları, öğüt vermek, aklı vermek isteyenleri, hoşgörüsü olmayanları, sevgisizleri, kendini bir bok sananları elinin ucuyla şöylece iteleyivermişti. 

'Bunlar virüs gibidirler' derdi. 'Bunlar kıskanç, mütecessis, dedikoducu, ziyan mahlukattandır. Aman! Asla yaklaştırmayacaksın yanına." 

Nezihe Meriç