17 Eylül 2009 Perşembe

Vahşi Gelin



Öğlen sularında atladım bisiklete büyük bir markete gittim.Bizim buralarda öyle kocaman marketler yoktur,iki üç tane falan vardır.İşte onlardan bize en yakın ve en büyük olana gittim.Orijinal Türk Sineması Klasiklerini getirmişler.Yeşilçam olarak bilinen muhteşem geçmişimizden…Bir tanesini seçtim içlerinden.Özellikle Türkan Şoray,Hülya Koçyiğit ve Ediz Hun gibi favori isimlerimin filmlerine baktım ve bir Ediz Hun,Türkan Şoray filmi olan ve de 1965 yapımı o yeşil kapaklı klasiği seçiverdim.Yönetmen Nejat Saydam….Bir de ekmek aldım tabi..


O kadar güzel bir hikaye ki,filmin arka kapağındaki özeti yazayım hemen.


“Ayşegül(Türkan Şoray) fabrikatör bir babanın tek kızıdır.Annesi,Ayşegül daha küçük bir kız çocuğuyken tiyatrocu olmak için onu ve babasını terk edip gitmiştir.Bu olay üzerine insanlara güvenini kaybeden babası,Ayşegül’ü tek başına büyütmek için küçük bir kasabadaki dağ evine götürür.Aradan yıllar geçmiş Ayşegül genç ve güzel bir kız olmuştur.Günün birinde kasabaya genç ve yakışıklı bir adam olan Metin(Ediz Hun) gelir.Ayşegül,iflas ettikten sonra kendine sakin ve yalnız bir yaşam seçen delikanlıyı görür görmez aşık olur.Bir süre sonra yaşanan çığ felaketi sırasında,çığın altında kalan Ayşegül’ün babası,ölmeden önce genç adamdan kızına iyi bakmasını ve onunla evlenmesini ister…”


Evet,hikaye böyle devam eder.Merak etmeyin olay mutlu sonla biter.Sevenler kavuşur.


Birkaç gün sonra markete tekrar gideceğiz,bana son kez yurt alışverişi yapmaya.Çaktırmadan bir iki tane daha almayı düşünüyorum;)Koleksiyon yapıyorum da birazcık;)Ayrıca Türk Sineması’nı hiçbir şeye değişmem diyenler her Pazar Trt-2’de Sinemasal Kuşağı var.Akşam dokuzdan sonra gibi..


Herkese bol mazili günler;)Fonda Göksel-Gülmek İçin Yaratılmış dinlerken…


Yok,yok yalan deme sevgi denen o gerçeğe

Sevmek acı gerçek acı,benzer birbirine…

7 yorum:

Terapist dedi ki...

Yeşilçam klasikleri güzeldir tabi ki ama ben yeni nesil Türk Filmlerini daha çk beğeniyorum Ciklet :)

Beyaz Çiklet dedi ki...

Ben de öyle,hatta sıcağı sıcağına Eragon'u izledim,yorumunu gördüm.Ama geçmişten asla kopamıyorum,hep o zamanlar ve o zamanki konaklarda yaşamak istemişimdir.Arada da olsa izlemek güzel;)

glaskas dedi ki...

ben de aynı şekilde yenileri daha çok seviyorum ama eskilerin de tadı başka oluyor tabii :)

eğreti gelin, gönül yarası ve de o dönemin filmleri beni çok etkilemiştir.. hep başka bir yerdedir yani, söylemeden geçemedim :)

Beyaz Çiklet dedi ki...

Glaskas;)
Evet katılıyorum sana,o saflık ve o dönem insanlarının terbiyesi hoşuma gidiyor.Şimdiki dünya ise tamamen farklı:/

NoNeLeSS dedi ki...

Hayalim...

Kendi evimde, sadece 1 odam, sinema odası olacak ve projeksiyonımla filmleri izleyeceğim...

Oh mis...

Beyaz Çiklet dedi ki...

Oh ne güzel,ben de düşünüyorum öyle bir şeyler;)

NoNeLeSS dedi ki...

Seninle hem fikir olmak ne güzel:))