tatlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Temmuz 2023 Pazartesi

Tatlı Bir Mesaj ve Seçtiğimiz Meslekler Üzerine Birkaç Kelam

Eğitim sistemimiz gereği meslek seçmek zorunda olduğumuz lise son sınıfın doğru bir dönem olduğunu düşünmüyorum o yaştaki gençler için. Maalesef üniversiteyi bitirdikten ve mesleğimize adım attıktan sonra anlayabiliyoruz bazı gerçekleri. İnsan yaş aldıkça kendini daha iyi tanıyor, sanıyorum ancak o zaman kendini gerçekten nelerin mutlu ettiğinin farkına varabiliyor. Hayatımız boyunca hep aynı mesleği yapacak olmak gerçeği beni hep çok korkutmuştur. Böyle diye diye mesleğimde onuncu yılımı tamamladım. 

Geçenlerde arkadaşlarımla sohbet ederken mesleklerimiz üzerine konuştuk. Geçmişe geri dönme imkanım olsaydı eğitim fakültesi tercih edip bir öğretmen olmak istemezdim. Kendime çok soruyorum bu soruyu ve kendimden hep aynı cevabı alıyorum. Çocukken matematiksel işlemler ya da teknik işler yerine hep okumaya ve yazmaya meraklıydım. Bir köşeye çekilir, ne bulursam okurdum. Ansiklopediler, kitaplar, dergiler, gazeteler hatta takvim yaprakları bile. İlkokul, ortaokul ve lise hayatım çeşitli edebiyat yarışmalarında alınan derecelerle geçti. Hatta bir dönem öyle bir noktaya geldi ki, edebiyat öğretmenlerim şöyle bir yarışma var hadi bugün yaz bir şeyler hemen gönderelim diye isteklerde bulunurlardı. Aslında çocuk halimle ilgi alanlarıma dair çok fazla mesaj vermişim. Zaten çocukları yeterince gözlemlerseniz ilgi alanlarını ve istidatlarını hemen fark edersiniz. Sanat eserleri beni mest ederdi mesela; sinema filmleri, müzikler, tiyatro oyunları... Hiç unutmam; lise son sınıfta ilk önce dramaturji bölümünü tercih etmeye karar vermiştim. Yaşadığım o küçücük ilçede internet üzerinden çalışmalarını beğendiğim bir dramaturga mail atıp bilgi almıştım. O da bana çok güzel bir yanıt vermişti. Ardından gazeteci olmaya karar vermiştim. Kendi kendime masamda radyo programları hazırlayıp sunar aynı zamanda el gazeteleri hazırlardım. Tabi vakit geldiğinde, herkesin hayatını garanti altına alırsın dediği eğitim fakültesini tercih ettim. Üniversiteye başladığım ilk hafta hayal kırıklığına uğrayarak bu mesleğin ve gördüğüm derslerin hiç de benlik olmadığını anlamıştım. 

Örneğin karşılaştırmalı edebiyat ya da çeviribilim gibi bir bölüm okuyabilirdim ya da direkt edebiyat bölümünü tercih edebilirdim. Editör olmayı çok isterdim örneğin. Kitaplar ile aram çok iyi, bir yayınevinde güzel seçkiler hazırlayabilirdim. Kim bilir belki edebiyat, kültür sanat programları yapabilirdim. Ya da güzel sanatlar ile ilgili bir alanda çalışabilirdim. Çünkü özgün bir şeyler tasarlamak, sanat ile iç içe olmak beni çok mutlu ediyor. Bazen kendimi bunların hayalini kurarken yakalıyorum.

Hiçbir zaman öğretmenlik yaptığım için mutsuz olmadım ya da çalıştığım okula ayaklarım geri geri gitmedi. Fakat insan kendini bilir, bu meslekte yeterince kendimi var edemediğimi düşünüyorum. Oysa içinde daha fazla var olabildiğim bir meslek seçmiş olsaydım potansiyelimi daha fazla açığa çıkarabilirdim diye düşünüyorum. Kısmet, olmadı ve yirmili yaşlar hızla bitti. 

Geçenlerde, bu yıl okuttuğum beşinci sınıflardan bir öğrencim mail attı. Şöyle yazmış: "Merhaba öğretmenim, bu sene benim için harika geçti ve bunda sizin katkınız çok büyük çok teşekkür ederim. Hem branş hem sınıf öğretmenim olmanız bu seneki en büyük şansım oldu. Beni hep desteklediğiniz için çok teşekkür ederim. Okul başladığında gelip size sarılmayı sabırsızlıkla bekliyorum. Bu harika sene için teşekkür ederim. Şahane bir tatil diliyorum". Tabii ki sonuna kocaman kırmızı bir kalp koymuş. 

Bir yaz günü evde hüzünlü hüzünlü oturuyorsunuz. Bir bildirim sesi ile telefonunuza bakıp bu tatlı mesajı görüyorsunuz. Sanırım bizim mesleğimizin güzelliği de burada, bir şekilde dokunduğunuz hayatlar sizi yeniden bulup sarmalıyor. Bu da beni ayakta tutmaya yetiyor sanırım. 

30 Ocak 2011 Pazar

Bi Vişne Suyu Kadar Tatlı Aynı Zamanda Mayhoş


Canım çok sıkılıyor bu aralar.Küçük bi yerde oturunca biz,aslında tatillerde eve gelmek güzel ama hep şehir dışında okuduğum için burada pek hatta hiç arkadaşım yok neredeyse.Sürekli evde vakit geçiriyorum.Annemle dışarı çıkıyoruz bazen hepsi o kadar.Annem buralı,yani sever burayı alışmış küçüklüğünden beri küçük yerlerin küçük dinginliğine.Bense genç olmanın verdiği canlılıkla sanırım büyük bi yerde oturmayı tercih ederdim.İstanbul doğumluyum gerçi ama maalesef bi sürü neden sürüklemiş bizi buraya annemin memleketine.Ananemle dedemin evinde oturuyoruz zaten.Yani annemin evi artık.Babam ise hala İstanbul'da.Evine bi kere gittim yanılmıyorsam.Bundan sonra da gitmem sanırım.Neden aile meselelerini anlatıyorsam kime ne.

Yakında alışverişe gidicem.Bi öğrenci için yüklü bi miktar para biriktirdim.İhtiyaçlarım var onları alıcam.Eskişehir ise alışveriş için gayet uygun bi yer bence.Sevdiklerimle görüştüm tatilde mutluyum.Çok mutluyum.Yakın arkadaşlarımla da planlar yapıyoruz tatil bitmeden bi şeyler yaparız sanırım.En yakın iki arkadaşımla hala görüşemedim.En kısa zamanda bi şeyler ayarlamalıyız !

Bütün notlarımız açıklandı.Alttan dersim yok.Gerisi mühim değil.Umarım bi baltaya sap olabilirim.Şu kpss için tercih yaptım bir de.Öyle yüksek değil puanım ama idare eder.Puan boşa gitmesin diye kuzenimin ısrarıyla memuriyet tercihleri yaptım.İlk tercihim İstanbul.Gelmeyecek biliyorum ama olsun.Umut etmek kadar güzel bi duygu tanımıyorum hayatta.Ya da o kadar güzel duygu tatmamışta olabilirim.

Taylor Swift'in Love Story ve Mine adlı parçalarını dinliyorum bu aralar sık sık.Sebebini ben de bilmiyorum.Zahir'i okumaya başladım bi de.Futbolla ilgilenmem fakat fenerbahçeli bi saat aldım masama.Acayip ses çıkarıyor gece yatarken yan yatırıyorum sesi kesilsin diye.Çin malı enteresan bi şey.
Aydilge yeni bi albüm çıkaracakmış adı da " Kilit ".Hayırlı olur inşallah.Bu ülkedeki sevdiğim nadir insanlardan kendisi.
Her insan hayatta önceliği kendine mi verir ? Kendinden çok birini düşünüp ona değer verebilir mi ? Onu bi parçası gibi sevebilir mi ? Sanırım biri beni böyle seviyor.Hayret ediyorum buna ama seviyor işte.Mutlu olduğumu söylemiş miydim yazımın başında ? Sanırım söyledim mutluyum.

Bu aralar çok sık okuyamıyorum.Bilmiyorum okuduğum şehirden de sıkılmış gibiyim zaten.Yani çok tekdüze bi hayatım var.Bu yüzden mesleğime biran önce atılmak istiyorum.Ya da Akdeniz'e gidip Dario Moreno şarkılarından biri eşliğinde denize ve güneşe karşı uzanmak istiyorum ve bunu yapıcam.

Saçlarımı Amerikan tarzı kestirmeyi düşünüyorum.Tıpkı çocukluğumdaki gibi.Sizi hiç anneniz berbere götürdü mü ? Çocukları genelde babaları berbere götürür.Beni annem götürürdü.Ben traş olana kadar da beni dışarıda beklerdi.Sonra başımı okşar ve birlikte caddede tur atardık.Beni paten kaymaya götürürdü,elimizde bi fotoğraf makinesi şehrin en işlek yerlerinde fotoğraf çekinirdik.Sonra beraber bahçemize çadır kurar evdeki tüm oyuncaklarımı çadırın içine yayar oynardık.Su savaşı yapar ve hep ben baştan aşağı ıslanırdım.Sonra ardından bi güzel sıcak suyla yıkardı annem beni.İki kişilik mini çaydanlığımızda çay demler içerdik,aynı yatakta uyur sabah kalkar mahallede spor yapardık.Bi baba değildir çocuğun asıl sahibi bi annedir.Ve anne kelimesi o kadar kutsaldır ki,o çocuk on dokuz yaşına gelir hala bu kelimeyi söylerken ağlayabilmektedir.Bi anne sevilir hem de en derinden.Babaları ise bok götürsün emi :D

Masamdaki yeşil kurabağa bana bakıp gülümsüyor.Dua ediyorum hakkımızda hayırlısı olsun diye her zaman.Hani filmde Eleni diyor ya," otuz yıl boyunca çok şeyler yaşadım Tanrım bir defa olsun senden yardım istemedim.İlk kez geliyorum ziyarete,ilk kez seni anıyorum.Lütfen bu dileğimi gerçekleştir.Ben hergün senden onlarca şey isteyen insanlardan değilim " işte ben de çok şey istemem Allah'tan.Tek istediğim sağlığımız ve mutluluğumuz.

Yaşamak bi vişne suyu içmek gibi bi şey.Hem tatlı hem de mayhoş.Kırmızı hayatlar dilerim ben de o zaman.Bi vişne suyu kadar akıcı..

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Çok Tatlı Ama

Tatlı olan başlıktaki çelişki değil yani herhangi bir yaratık değil tatlıdan kastım.Kastım Ramazan'da yemek arkasından yenen tatlılar.Bizim evde bi gelenektir.Salata ve ana yemek annem tarafından yapılır,çorba ve tatlı işi bana aittir.Çok tatlı sever bi aileyiz.Sadece Ramazan'da değil de her zaman tatlı yeriz,evden hiç eksik olmaz.En olmadı annemin bir tarçınlı keki vardır hep ondan bulunur.O da olmadı bizim pazarda kurabiyeci teyze var.Beni pek sever her hafta bi kilo kurabiye alırız ondan,taze taze.

Ramazan'ın ilk günü,tiramisu yaptım.Gittim marketten kedi dili aldım.İnternetten tarif buldum ve aynısını uyguladım.Güzel de oldu afiyetle yedik.Ama labne peynirini light almayıp normal almışım o yüzden biraz peynir tadi baskın geldi annemin pek hoşuna gitmedi ama ben yedim,sonuçta tatlı yani kaçırmam.İkinci günü ise keşkül yaptım.Çok severim ben keşkülü.Sütlü tatlılar içinde ayrı bi yeri vardır,gizli gözdemdir yani keşkül.Ertesi günü ise vişne jölesi yaptım.Güzel oluyor şahsen soğuk soğuk benim çok hoşuma gidiyor.Bugün ise tavukgöğsü yaptım ve üzerine biraz ceviz çekip serpiştirdim çok hoş oldu yani.

Dün yeni çorba lezzetlerinden kafkas çorbasını denedik.Bizim oraların çorbası.Haliyle içinde lahana falan var.Çok leziz bi çorba bence Ramazan çıkmadan kesin deneyin sofralarınız güzelleşsin.

Hehe,kendimi yemek programı yapar gibi hissettim.Şimdi bu yazıdan çok marifetli bi manyak olduğum anlamı çıkmasın.Ben bu tatlıları falan hazır tozlardan yapıyorum.Yani süt ile pişirince oluyor arkasında tarifi var zati.Herkes yapabilir.Ben de normal sayılabilecek bi varlığım ekstra yeteneklerim yok bu konuda.Ama ailecek süslemeye meraklıyız bu bi gerçek.Benim ortanca teyzem profeyşınıl aşçı olur.Süper yemekler yapar.Girişimci dayım bi ara annemle ikisine teklif sunmuştu :D Bi restorant açalımmış,ortanca teyzem yemek yapar annem ise yönetir,yemeklerin süslemelerine bakarmış.Ne kadar ciddiydi teklifinde bilemiyorum tabii :D

Herkese hayırlı iftarlar :)