Evet.
Nasıl diyelimdi?..
Eee...
Hava yapalım'dı hadi biraz. Eselim, üfürelim'di. "Aşk..." diyelim'di, "... kalbin derinlikölçeri, ruhun altimetresidir, kesindir bu, şaşmaz bilgidir, ama gene de sırdır o meret, gene de bilinmezdir."
Güzel gidiyorduk. "Aşkın aşk olması için bir aşık gerek, bir de maşuk... Öyle kendi kendine olmaz!" diyelim'di.
Diyelim'di ki; "Aşıkla maşuğun tozaklandığı toprak birdir, ama çiçekleri ayrı ağaçlarda açar. Bir arı, ne bileyim bir kelebek, bir rüzgar gerek ki kavuşsunlar. Bir sebep!"
sevinç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevinç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Ekim 2015 Pazar
20 Eylül 2015 Pazar
Akıl
"Şöyle ki, akıl denen nane, toplum denen ucubenin dayattığı kabul, icap, algı, standart ve kanaat deryasından başka bir bok değildi buna sorarsan. Akıllı insan denen salak ise o deryanın boy vermeye bile değmeyen sığlıklarında beline düğümlediği balkabağı yardımıyla ürkek ürkek çimen adam."
sezgin kaymaz / deccal'in hatırı
17 Eylül 2015 Perşembe
Sezgin Kaymaz: Sevinç Kuşları-I, Deccal'in Hatırı
"Ayık kişi yoktur alemde. Kimi işrette küfeliktir, kimi zikrette. Edep, buna "Eyvallah!" diyebilmektir. Sen tutar, "Edep yahu!" dersin. Öncekiler yapar, sonrakiler yıkar. Çökmemiş tavan kalmaz yeryüzünde, kuytusunda define aranmamış temel kalmaz. Mezarlıklar şehirlerin ortasına yürür. Sabahın ışıkları yürek gibi titrer. Şehrin ral sesi kafaların içine taşınır. Dogmalar sarsılır, vakur başlar yere gelir, tabular yıkılır, göz göz olur duvar gibi önyargılar. Bu hayattır sen buna roman dersin."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

