gitmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gitmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2018 Perşembe

İstanbul'un Bir Yüzü

Bugün sabahtan boşluğum vardı, okuldan çıkıp Kadıköy'e gittim. Oradan da vapur ile Eminönü'ne. Vapurdan indikten sonra Sultanahmet Meydanı'na kadar yürürüm genelde. Fakat bugün hava çok soğuktu, tramvay ile çıktım. Önce bir kahve içtim, meydanı izledim. Yanıma gebe bir kedi sokuldu, yiyeceklerimi onunla paylaştım. Soğuktan üşümüş olacak bir süre kucağımda oturdu. Alman Çeşmesine karşı sefa yaptık kedi ile. Sabahları o kadar kalabalık olmuyor meydan, ben de fırsattan istifade fotoğraf makinemi çıkarıp biraz fotoğraf çektim. Çok iyi pozlar çıkmadı bugün, şans. 

Meydanı gezdikten sonra Cağaloğlu'na çıktım. Ana Kitabevi sıklıkla uğradığım bir yer. Hem epey indirimli hem de çok sevdiğim bir dokusu var. Oradan çıktıktan sonra birkaç yayınevine daha uğradım. Bazı metinler aldım; Nezihe Meriç, Ece Ayhan... 

Aşağıya doğru indim, Gülhane'nin içinden geçip Sarayburnu tarafından çıktım. Sonra yürüyerek yine Sirkeci'ye ulaştım. Dönüş yine vapurla Kadıköy oldu. Yky'ye uğradıktan sonra bir de türk kahvesi içtim. Sonrası yine okula dönüş. 

İstanbul'da gezerken, kendimi yoklarken bu kalabalık arasında yalnız kalmaktan ne kadar keyif aldığımı düşündüm tüm gün. Birileri ile birlikte iken aynı hazzı alamıyorum. Sanki artık kimse ile konuşmak dahi istemiyor gibiyim. Konuşmak yoruyor beni, kelimeler, cümleler hiçbiri anlam ifade etmiyor sanki... Çok az konuşan, çokça bakan ve dinleyen bir insanım. Belki de mizacımın izdüşümleri ile İstanbul'un kaosu uyumlu değildir. 

Biraz dinleneceğim şimdi, sonra da Nezihe Meriç'in metinlerine dalarım. Belki de az zamanım kalmıştır İstanbul için, biliyorsunuz bu aralar kendisine fena taktım. Uğraşıp duruyorum, soda da içemiyorum ki bir güzel hazmedebileyim. Mamafih heyecan da kalmadı, ar da. İkisi bir arada olanların ise günleri bizimkinden daha güzel değil. Vücut bulan her şeyi satıyor insan, işitiyor, azıyor, kaçıyor. Yakalayıp bir ucunu tuttuğum şeylere sığınmaktan gayri ne gelir elimden, hepsini almış, yok etmiş İstanbul. Eşkiya çatı katından uçmakta.

3 Aralık 2017 Pazar

Gitmek Üzerine Kelamlar

Seneye askere gitmem gerekecek. Yüksek lisansın da bitmesinin ardından son bir senem kaldı. O da hızlı bir şekilde geçiyor zaten. Öğretmenlikte beşinci yılım da akıp gidiyor. Zamanın bunca hızlı geçmesi şaşırtıcı belki de olağan, bilemiyorum. 

Aklımda uzun süredir bazı düşünceler var. Hayata, hayatıma ve geleceğe dair. Çok değil bundan bir iki yıl öncesine kadar işsiz kalmak, içerisinde bulunduğum konforu, imkanları, İstanbul'u, kariyeri ve bunun gibi aldatıcı pek çok şeyi bırakıp gitmek düşüncesi beni epey korkuturdu. Bu bir gelişim aşaması mı yoksa vazgeçiş mi bilemiyorum ama gitgide bunların hepsini bırakmaktan korkmaz hale geliyorum. 

Sanırım sene sonunda işi bırakacağım. Sonrasında ne mi yapacağım? Hiçbir fikrim yok. Şimdilik. İstanbul'dan gideceğiz sanırım. Memlekete değil de, kimseyi tanımadığımız daha küçük, denizi olan, havası berrak bir yerlere. Ne iş mi yapacağım? Hiçbir fikrim yok. Şimdilik. Belki bir yerlerde mesleğime devam ederim. Belki de başka şeyler yaparım. Sağlığım yerinde olduğu sürece hiçbir şeyden korkmuyorum. 

Etrafımdaki insanların sözlerini de artık hiç umursamıyorum. 2014 baharında hayattaki tek yoldaşım annemi kaybediyordum. O zamanlar içimde bir şeyler devindi, ters döndü diyebilirim. Yaşama dair birtakım hırslarım vardı, bir kariyer hedefim vardı ve hep en fazlası vardı. Geçtiğimiz üç yıl boyunca yavaş yavaş bunlardan sıyrıldım, arındım. Hala endişelerim var, hayat bu neticede. Lakin eskisi kadar değil, her şey daha dingin, ben de daha cesurum. Öğreniyorum. 

Hal böyle, planlar kafalarımızda uçuşuyor. Her şeyi bir anda bırakabilecek kadar zengin de değilim bunu da belirtmek isterim. Sanki bir yerlerde kırılmaya, güvene ihtiyaç var, sonsuz. Kendimize, sevdiklerimize. Kaçalım, kendimizi bulalım. Bekleyelim ve cesaret edelim.