"Aşk, şenlik, mutluluk, yuva, ana, baba, koca; bütün bu sözcükler yarı yarıya ölüydü şimdi, günden güne de ölüyordu. Ev, içinde yaşanılan bir yer; aşk, pek metelik verilmeyen bir budalalık; şenlik, güzel oynanan bir çarlistonla ilgili bir deyim; mutluluk, öbür insanlara caka satmak için kullanılan kaypak, ikiyüzlü bir terim; baba, kendi varlığının tadını çıkaran bir birey; koca, birlikte yaşanan, birlikte içkili eğlencelere gidilen bir adamdı. Büyük sözcüklerin sonuncusu olan cinsellik ise, sizi bir an coşturuveren, sonra da her zaman olduğunuzdan daha yıkılmış bir durumda bırakan bir heyecan için kullanılan, bir kokteyl parti deyimiydi. Yıpranmak, sanki çok ucuz bir kumaştan yapılmıştı da, insan durup dururken yıpranıyordu."
Çok güzel değil mi bu sözler? Lawrence, yaşam tutkusunu, tümden yaşamak hadisesini "büyük sözcükler" başlığı altında tek paragraf ile irdeleyiveriyor. Belki biraz karamsar, belki biraz negatif yönünden bakıyor. Çünkü bu satırları düşleyen kişi Connie. Connie'yi çok fazla anlatamıyorum, onun ruhi durumunu anlayabilmek için Lawrence'i okumak gerek. Connie'yi bir şekilde, bir yazı ile anlatmaya devam edeceğim lakin bu seferlik bu güzel paragrafı sindirmek ile meşgul olacağım.
göktürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
göktürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Mayıs 2016 Cumartesi
18 Şubat 2013 Pazartesi
Eski Günlerimiz
Dünyanın en anlamlı,en güzel şarkılarından biridir benim için Eski Günlerimiz.Bir Ziya Osman Saba şiiri ve Nadir Göktürk bestesi.Ezginin Günlüğü'nün şarkılarından.Çok farklı bir yeri var içimde bu şarkının.Anlatsam anlatılır aslında fakat zaten Ziya Osman Saba anlatmış,usulca dinlemek daha güzel.
Bir oda içinde saat sesi
Hayatın sırtımdan giden pençesi
Ve beni maziye götüren bir el
Eski günlerimiz sessiz ve güzel
Bulduğum kayıplar her günkü yerin
İşte konsol ayna köşe minderin
Seccaden tespihin namaz başörtün
Bir şey değişmemiş sanki daha dün
Yine ortancalar altı camının
Dışarda sükûnu yaz akşamının
Bahçemiz sulanmış ıslak her çiçek
Kapı çalınacak babam gelecek.
Hayatın sırtımdan giden pençesi
Ve beni maziye götüren bir el
Eski günlerimiz sessiz ve güzel
Bulduğum kayıplar her günkü yerin
İşte konsol ayna köşe minderin
Seccaden tespihin namaz başörtün
Bir şey değişmemiş sanki daha dün
Yine ortancalar altı camının
Dışarda sükûnu yaz akşamının
Bahçemiz sulanmış ıslak her çiçek
Kapı çalınacak babam gelecek.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

