Karaköy'e epey uzak oturuyorum. Birkaç ay olmuştu sanırım, dün eski okulumdan arkadaşlarla buluştuk. Her zamanki ekip. Bu sefer Karaköy olsun dedik.
Restorasyon bekleyen tarihi binalar, dar sokaklar, her birinden ayrı cümbüş ve renk yükselen enteresan isimli barlar, kafeler ve tabii ki kalabalık.. Süslenmiş genç kadın ve erkekler, sürekli fotoğraf çekilenler, masalarda uçuşan biralar, birbiri ardına yakılan sigaralar, gençlerin hayalleri, avuçların arasında bira yanı mısır patlakları, çerezler... Karaköy'ü ancak bu sözcüklerle tanımlayabiliyorum. Ne içindesiniz ne de dışında işte.
Benimse İstanbul'da en sevdiğim yer tarihi yarımada. Onca kalabalığa rağmen gitmekten kendimi alamadığım tek yer, tarihin içi. Cağaloğlunda birbiri boyunca uzanan kitapçılar, eskimiş sokaklar, hepsi benden bir parça taşıyor gibi. Dün arkadaşıma da şöyle söylediğimi anımsıyorum, "eğer İstanbul'dan gidersem en çok tarihi yarımadayı özleyeceğim."
Nedenini, nasılını pek bilemiyorum lakin insanlar değişik duyguların içinde karmakarışık hale gelebiliyor bir anda. Dün Karaköy'deki kalabalıktan başım döner gibi oldu, bir su bardağı bira ile sarhoş olabilen narin bünyelerden birine sahibim. Sesler, sesler ve hiç dinmeyen sesler...
Duygusal olmanın, duyarlı olmanın da bir sınırı mı olmalı acep? Sürekli mana peşinde koşmak yorucu mu?
Dünün en güzel hadisesi kuşkusuz Can Kazaz'ın yanından geçmem oldu. Yüzü aklımda, yürüyüşü aklımda. Uyku gibi döküldü gözümden.
dostlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dostlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Mart 2018 Pazar
20 Şubat 2016 Cumartesi
Ferzan Özpetek: İstanbul Kırmızısı
"Aşk. Ne öğrendim aşk hakkında? Aşk hakkında öğrendiğim, aşkın var olduğudur. Ya da belki, daha yalın anlatımla aşk hakkında öğrendiğim ve öğretmeyi sürdürdüğüm, filmlerimde, bütün filmlerimde anlattığımdır. Yani, sevdiğimiz insanları asla unutmadığımız, onların daima bizimle kaldıklarıdır; bizi onlara artık var olmasalar bile çözülmez biçimde bağlayan bir şeyler olduğudur."
"Aşkın yalnızca cinsellik olmadığını öğrendim; o çok, çok daha fazlası. Aşkın ne okuma ne yazma bildiğini öğrendim. Duygular söz konusu olunca gizemli yasalarca yönetildiğimizi, belki kader belki serap; ama kesinlikle akıl ermez, açıklanamaz bir şeylerin var olduğunu öğrendim. Çünkü temelde aşık olmayı açıklayacak bir neden asla yoktur. Sadece olur. Bu bir gizemin içine girmek gibidir; sınırı aşmak, eşiği atlamak gerekir. Ve orada, bu gizemde mümkün olduğunca uzun süre kalmayı denemektir."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
