12 Ekim 2015 Pazartesi

Tedirginim!

Nasıl yaşayabiliyoruz bu ülkede? Nasıl dayanabiliyoruz bunca kana, ölüme ve katliama? Nasıl devam ediyorsunuz mesela siz hayatınıza? Yemek yerken, tebessüm ederken aklınıza gelmiyor mu hiç yaşananlar? Ne yapıyorsunuz bu ülke için ya da ne yaptınız bu yaşınıza kadar barış için? Gündelik yaşamınıza kaldığınız yerden, arkası yarın basit bir televizyon dizisi gibi nasıl devam edebiliyorsunuz? Onca ölümün ardından nasıl çıkıyor gamzeleriniz yanaklarınızda? Nasıl paylaşabiliyorsunuz hala dolup taşan yemek masalarınızın fotoğraflarını sosyal medya hesaplarınızda? 

Bu sorulara cevap aradıkça, insanın özünde gerçekten kötü ve vahşi olduğunu düşünüyor, tahayyül ediyorum sürekli. Katliamları da meşru zemine kaydırdık, ceplerimizi yine her seferinde olduğu gibi, barış isteyen insanların kanları ile doldurduk. Bir kez daha başımızı toprağın altına soktuk, perdelerimizi çektik ve reality show programlarını izlemeye devam ediyoruz değil mi? Mesela oje aldınız dün kendinize öyle değil mi? Büyük bir alışveriş merkezine gidip fast food tükettiniz arkadaşlarınızla dün? İskarpinlerinizi yenilemek için saatlerce gezdiniz, ayaklarınıza kara sular indi? Takipçi sayınızın artması için yeni insanlar eklediniz hesaplarınıza değil mi bugün?

Ben gerçekten nefes alamıyorum artık bu ülkede, gerçekten bu olayların benim için de normalleşmesinden korkuyorum. Herkes için normalleştiği gibi. Gerçekten gücümü kaybediyorum, kaybediyoruz. Duyarlılığımın tükenmesinden, vahşileşmekten korkuyorum. Çok üzgünüm, minik yaşında katledilen Veysel Atılgan'ın yemyeşil gözlerine bakmaya dayanamıyorum. Öğretmeninin yazdığı mektubu okumaya dayanamıyorum. Ben de bir öğretmen olarak ne verebilirim çocuklarıma? Veysel olmadan nasıl anlatabilirim barışı? Nasıl inanır çocuklar temiz kalpleri ile bu topraklarda barış olduğuna? Hangi güç Veysel'i ve barış için yürüyen onlarca insanımızı geri getirecek şimdi? Onlar olmadan hayatıma nasıl devam edeceğim peki? 

2 yorum:

murat kaya dedi ki...

Ben de tedirginim beyaz çiklet... artık ölüm ,haksızlık ,vahşet bize normal gibi gelmeye başladı. Biri öldüğünde neden öldü demiyoruz. Ölen kişi bizden mi. Zararı gören bizmiyiz diye bakıyoruz .artık bu dünya hırslarin esiri olmuş ...duzelebilecegini de düşünmüyorum maalesef

Beyaz Çiklet dedi ki...

murat kaya ;)

Bu hale gelmemizde pek çok faktör etkili. Sadece yaşayıp gitmek, bireysel düşünmek pek çoklarımız için kanıksanır bir durum haline geldi. Her zaman rahatı tercih ediyoruz. Elimizi taşın altına koymuyoruz, doğru olduğunu bilsek dahi bizi tedirgin eden durumlardan, vehametleri ne boyutta olursa olsun uzak kalmayı tercih ediyoruz. En azından bizlerin de yapabileceği şeyler olduğuna inanıyorum. Barışı elimizden geldiğince desteklemek, televizyon kullanımı bitirmek, sosyal medya kullanımında titiz davranmak, sivil toplum kuruluşlarını desteklemek, gönüllülük bilincimizi artırmak gibi. Umarım toplum olarak vasat bir noktada olduğumuzu anlar, az da olsa biraz toparlanma sürecine gireriz.