Bu sorulara cevap aradıkça, insanın özünde gerçekten kötü ve vahşi olduğunu düşünüyor, tahayyül ediyorum sürekli. Katliamları da meşru zemine kaydırdık, ceplerimizi yine her seferinde olduğu gibi, barış isteyen insanların kanları ile doldurduk. Bir kez daha başımızı toprağın altına soktuk, perdelerimizi çektik ve reality show programlarını izlemeye devam ediyoruz değil mi? Mesela oje aldınız dün kendinize öyle değil mi? Büyük bir alışveriş merkezine gidip fast food tükettiniz arkadaşlarınızla dün? İskarpinlerinizi yenilemek için saatlerce gezdiniz, ayaklarınıza kara sular indi? Takipçi sayınızın artması için yeni insanlar eklediniz hesaplarınıza değil mi bugün?
Ben gerçekten nefes alamıyorum artık bu ülkede, gerçekten bu olayların benim için de normalleşmesinden korkuyorum. Herkes için normalleştiği gibi. Gerçekten gücümü kaybediyorum, kaybediyoruz. Duyarlılığımın tükenmesinden, vahşileşmekten korkuyorum. Çok üzgünüm, minik yaşında katledilen Veysel Atılgan'ın yemyeşil gözlerine bakmaya dayanamıyorum. Öğretmeninin yazdığı mektubu okumaya dayanamıyorum. Ben de bir öğretmen olarak ne verebilirim çocuklarıma? Veysel olmadan nasıl anlatabilirim barışı? Nasıl inanır çocuklar temiz kalpleri ile bu topraklarda barış olduğuna? Hangi güç Veysel'i ve barış için yürüyen onlarca insanımızı geri getirecek şimdi? Onlar olmadan hayatıma nasıl devam edeceğim peki?