5 Eylül 2010 Pazar

Ömrümüzün Yarısı Ağlayarak Geçmedi Mi,Sevdamız Da Ağlasın O Zaman

Dünya nasıl bi yerdir senin için diye sorsalar bana (?) Tek kelime ile acımasız olduğunu söylerdim sanırım.Adaleleri geniş olmasına rağmen kalbi küçücük bi yer dünya.O kalbin içine ise sadece şanslı ve varlıklı olanlar giriyor maalesef.Para öyle değerli bi şey ki artık günümüzde.Onun için kırılan kalplerin,ölümlerin ve hainliklerin haddi hesabı yok.Biz gündöndü değiliz ki yüzümüzü güneşe dönelim daima.Bir kere zor ise hayat sizin için öyle zor devam ediyor.Evet arada iyi yüzünü göstermiyor değil.Ama hep karadan yana olmayı seçiyor.Rüya değil kabus oluyor sabahlara kadar ağlıyor sizin yanınızda.Bu Elif Şafak'ın yarattığı gibi Can Derviş bi hanım da değil zaten.Hanım olduğunu hiç zannetmiyorum ben o da ayrı bi konu.Dünya bi kadın olsaydı eminimki bu kadar acımasız olmazdı.

Hep mücadele etmek gerekiyor.Herkes analı babalı gelmiyor dünyaya.Aynı dakikada doğan çocukların biri varoş bi mahallede içkici bi babanın elinde dünyaya gelirken bi diğeri bir kaç semt ötede denize nazır bi villanın evladı olarak dünyaya geliyor.Çözsünler hadi bu adaleti bozulmuş durumu da.Her şey sayfalarca kitap yutmaya ve okumaya benzemiyor.Konfor içinde yüzerken,garabet için hayasız bir bakışla dikiliyor kimi canlar çürümüş pencerelerinden aşağı.Rutubet kaplı evlerinde yaşarken kimi yürekler hastalıktan inleyerek,kimi uçakla bilmem nerede seyehat ediyor.Dört yılda yüz altmış küsür ülke gezen bi milli eğitim müdürü vekili gibi.Çok adil.Hayalarını patlası var benim gibi bünyelerin.İnsanlar iş diliyorlar,işi olmayanlar ise sadece dileniyorlar ağızlarında Allah'ın adı.Paçalarını sıvayacak vakitleri bile yok insanların dereyi görünce.Hoş görseler bile onların gördükleri rüyalar tıpkı ulaşamadıkları dereler gibi kurumuş ve akmaz oluyor.Seyduna ile Şahrud nasıl birbirlerine kavuşamadılarsa.Bir zengin bir fakir aşk olmuyor.Para insanları ayırıyor.

Gerçek kesit tarzı oldu bu yazı da be blogcan.Ama şuna kalıbımı basarım.Şimdiki reyting rekortmeni dizilerden daha gerçekçi o kalp gözleri,gerçek kesitler falan.Neden bi zaman çok izlendiler.Çünkü gerçekten bizdendiler.Daha önce Kalp Gözünden ekmek parası yiyen BKM oyuncuları şimdi skeçlerinde dalga geçmekteler.Kıymet bilmiyoruz hiç bir zaman da bilmeyeceğiz.Geleceği düşünmekten bi hal oldum walla.Adım attığımız yerler çamur.Durum vahim.İş yok.Para yok.Kimisi ise bir tarflarını bir tarafça bir yerlerine yedirme derdinde, zevk derdinde.Garibin halini soran yok.

Mutluluk çok uzakta değil.Mesela geçen bi tencere mısır patlatarak mısır patlatmayı öğrenmiş oldum.Mutlu oldum bundan.Devamlı şükür ederim zaten.Allah yolumuzu açsın diye beklerim bi şekilde.Hayat Zor oyunu vardır.Toplum Gönüllülerinde.Hiç oynamadım bilmem de pek içeriğini.Saha sorumlumuz anlatmıştı gerçi ama aklımda kalmamış.Güzel bi oyun olsa gerek.Dimi ya?Hayat hep zor şeyleri seviyor.

Hiç bi bokumuz yok bu hayatta hatta hepimiz birer boktan ibaretiz.Bari sağlığımıza şükür edelim de hepten boka bürünmeyelim.Ne demiş Aydilge "Cüzdanım evde geri dönmem yine de,palto cebimde para yoksa param olmasa bile."

Günün şarkısı Yusuf Taşkın'dan "Ağla Sevdam" olsun.Ömrümüzün yarısı ağlayarak geçmedi mi,sevdamız da ağlasın o zaman.

5 yorum:

*ĞĂŶŶŐŔ* dedi ki...

cikletciğim; hani diyorum ki bu yazıyı bloguma alayım sonra vazgeçiyorum belki de kaldığı sayfada daha güzel..
ne diyeyim bilemedim.. yazının anlatımının üslubunun güzelliğinden mi bahsedeyim yoksa yazıyı ithaf ettiğin hayata acımasızlığından mı? :)
tekrar yineliyorum olağanüstü güzel bir anlatımdı.. o güzel yüreğine çok iyi bak..

agin dedi ki...

belkide o acımasız hayat bir şans..şu kısacık sene de insandan insan hallerinden anlayabilmek..18-19 yaşında 30 yaş olgunluğuna da sahip olmak..sevginin sağlığın ve huzurun önemini kavrayabilmiş olmak..

düşündüm de toz pembe hayatları olanların yaşamlarıda böyle midir?hiç sanmıyorum..

Beyaz Çiklet dedi ki...

Gayyor ;)

Güzel yorumun için çok teşekkür ederim.İstediğin zaman istediğin yazımı alıp değerli blogunda yayınlayabilirsin,yeter ki sen iste :)

Agin ;)

Toz pembe hayata sahip olanlar mutlu insanlar değildir gerçekte.Çok dertleri vardır pek de huzurlu değillerdir.Ama dertlerini yok edecek neşeyi ayaklarına getirecek paraları vardır.Biz gönül güzelliği ile her kapıdan geçemiyoruz,kilitler açılmıyor.Ama paraya üç kuruşluk kilit bile dayanmıyor.Tıpkı para verip eve çağırdığımız çilingir gibi.

agin dedi ki...

paranın açtığı kapılar ne kadar mutlu edebilir ki ne kadar samimidr..

Beyaz Çiklet dedi ki...

Agin ;)

Mesela bugün odun geldi bize,odun taşıdım yarım ton komşunun oğlu ile.Taşırken de az küfür etmedim.Halbuki çok paramız olsaydı birini tutar taşıtırdık(hoş ben buna karşıyım ama ) İşte o zaman ben de belimin ağrısından kıvranmaz ve biraz mutlu olabilirdim.İşte bu tarz küçük şeyler.Ama kesinlikle haklısın uzun vadede para asla mutluluk getirmez.Mutluluk sıçar sonra gelir biri yıkar gider,anca o kadar yani.