9 Kasım 2008 Pazar

Atatürk Ve Çağdaşlaşmak



Umut bir güneş misali gökyüzündeki puslu havayı aydınlatırken,sımsıcak bir gülüşün izleri dalgalanmaya başladı vatan topraklarında.Barış elçisi bir medeniyetin aziz milletini oluşturan bir yürek,alnıyla ve gururuyla selamlıyordu halkı.Zamanın yenik düşüren gücüne inat,kahraman bir ulusun büyük sevinç çığlıkları yankılanıyordu göklerde.Zafer duygusunun getirdiği samimiyetle,bir vatan toprağı daha kurtulmuştu halkın yüreğinde ve gözlerinde.Bir güneş daha doğuyordu göklerde.Ebediyete ilerliyordu Türk Halkı,ebediyete koşuyordu Mustafa Kemal ve Mustafa Kemal’in çocukları.

Uzak diyarların altın koylarında yatan,derin bir neşeye sükut eden bir ses yükselmekteydi vatan topraklarından.Ilıman bir sevincin yüksek çığlıkları ve heyecanıydı atan.Kemal’indi o atan,geleceğe aydınlığın izinde bakan kalp.Minik bir gülümseyişin ileride zafer coşkusuyla halkına çağdaşlaşma müjdesini tattıran.Mavi gözlerindeki deniz parıltısı,uçan bir rüzgarın denizden aldığı duygular kadar taze,hayat verici ve sokulgandı.Küçüklüğünden beri ne yapacağı aklındaydı Kemal’in.Aziz bir hürriyetin beşiğini sallamak,masum parıltılarla ışıldayan bir toplumun gönlünü ve göğsünü kabartmak,çağdaş medeniyetler seviyesine yükseltmekti amacı.Yurdu ve bir zümrüdün keskin umudu kadar değerli olan Türk insanını.

İstediklerini yapmakta ve uygulamaya koymakta kararlıydı Mustafa Kemal.Ülkenin durumunu göz önünden bulundurup,uzun toplantılar ve fikir mübadelelerinin ardından yapılacakları zihninin en mühim köşesine koymuştu.Kasvetli bir riyakarlıktan uzak,sağlam adımlarla ilerleyen,yenilikçi bir toplumun temelleri atılmalıydı.Her zaman için Batı’daki gelişmelerin takip edilip,bunun Türk kültürü,folkloru ve sanat anlayışıyla birleştirilip,uygarlık düzeyine ulaşmanın çabaları içindeydi.Biliyordu ki,bu genç ve dinç ülkenin içindeki iki başlılık giderilmeli ve yenilik kapıları ardına kadar açılmalıydı.Güneşe açılan her kapı,feraha erişilen bir mekan içermekteydi.Bu nedenle mühim olan Cumhuriyet’i ilan etmekti.

29 Ekim 1923 Pazartesi şöyle diyordu Atatürk:”Muhterem Arkadaşlar,acizleri mahzar olduğum bu emniyet ve itimada layık olabilmek için pek mühim gördüğüm bir noktadaki ihtiyacımı arz etmek mecburiyetindeyim.O ihtiyaç,yüce heyetinizin şahsım hakkındaki teveccüh ve itimadının,yardımının devamıdır.Ancak bu sayede şahsıma buyurduğunuz ve buyuracağınız vazifeleri yapmaya muvaffak olabileceğimi ümit ederim.Türkiye Cumhuriyet’i mesut,muvaffak ve muzaffer olacaktır.”İşte bu sözlerle arz ediyordu kendini,muhterem vatanın insanlarını en üst düzeye taşıyacağının sinyallerini veriyordu.

Atatürk’ün ilke ve inkılapları doğrultusunda su yüzüne çıkması mühim olan bir ilke vardı:Laiklik.Temelinde çağdaşlaşma ve uygar medeniyetler düzeyinde giden yolda başarılı çalışmalar yapabilmek yatıyordu.Türk Halkı’nın incilerle süslü kalbinin en aziz noktalarına giden yolun ise eşit bir toplumun temellerinin atılmasıyla olacağını düşünüyordu.Kadın ve erkeğin her konuda eşit olması derhal sağlanmalıydı.Medeni Kanun ile yasallaşan bu güvence ve haklar Türk kadınına yenilikçi ve çağdaş bir yapı kazandırırken,evrensel niteliği ile de dünya devletlerine örnek teşkil ediyordu.

Eğitim,öğretim ve bu sitemin yapı taşı olan öğretmenleri çok önemsiyordu.Bir sürü fakülte,bölüm ve mesleki eğitim alanları açıp,ülke gençlerinin bilgi ve sanat dolu yetişmesi için elinden gelen gayreti gösteriyordu.İlhamını halktan alan nadide beyninin en gizli bahçelerinde ki meyveyi yani çağdaşlaşmayı arttırıyor ve olgunlaşan bilgi meyvelerini evrensellik boyutuna ulaştırıp yine Türk halkına sunuyordu.Evet,Türk çağdaşlaşıyordu!Umut ve azim şimdi uygar bir medeniyet sahnesinde efsanevi niteliklerle gerçeği ve ihtişamı halka sunuyordu!

Uzak durma yoldaş,herkes bu vatan toprağında eş,arkadaş.Korkma,ümitsizliğe kapılma kaynaş.Şimdi bak bu aydınlık havaya,başını dik tut.Uçurtmalar uçuran,kırmızı beyaz bir kalp yaratıp,içindeki sevgiyi göklere salan,güneşe azat eden şu topluma bir bak.Ne kadar hoş,ne kadar çağdaş!Sensin toprağı toprak yapan,sensiz azmin yolunda gücünü uygarlık adına,ilim ve fen adına göndere çeken,umuda altın izler bırakan,sensin arkadaş!Vatan şimdi hoş,vatan şimdi çağdaş!


Sufi'ye sevgilerimle;)



5 yorum:

sufi dedi ki...

Seni ve kalemini birinciliğe taşıyan "Atatürk ve Çağdaşlaşma" yazını blogunda bizlere de okuttuğun için teşekkürler.Senin de dediğin gibi "Azmin yolunda gücünü uygarlık adına,ilim ve fen adına göndere çeken,umuda altın izler bırakan" ATA'mızı biz de unutmadık unutmayacağız.Seçkin sözleri yazan söyleyen gönlüne sağlık, seninle gurur duyduk, sevgilerimizle çiklet'cim.tontini

Hüseyin Soykök dedi ki...

güzel yazı kalemine sağlık..
ve son derece artistik..:))

Beyaz Çiklet dedi ki...

Sufi;
Çok teşekkür ederim güzel sözlerin için.Senden ve diğer arkadaşlardan bu anlamlı cümleleri görebilmek benim için bir gurur asıl;)
Hüseyin Soykök;
Yazımı beğenmenize sevindim.Güzel görüşleriniz için sonsuz sevgiler;)

pRncfRn dedi ki...

Hey İstanbul'da mısın hala :p

Beyaz Çiklet dedi ki...

Hayır prncfrn,ama bu gece yola çıkıyorum yarın oradayım iki gün dolu dolu gezeceğim inşallah:)