18 Kasım 2010 Perşembe

Düz,Siyah ve Kısa Saçlarıma Dokundum;Aynaya Baktım Ve Hala Mutluydum

Eğer aynaya baktığında hala kendini ve değişmediğini görüyorsan bu iyiye işarettir.Eskiden giydiğim kazakları tekrardan dolabımdan çıkardım.Giydim bugün sıcacık.Sobanın yanındaki koltuğa oturdum ve televizyonu açtım.Sihirli bi film vardı.İzlemeye koyuldum,o sırada pek kullanmadığım gözlüklerimi takasım geldi.Kalın çoraplarımdan bi tanesi de ayağımdaydı.Düşlerimde ise Hayley'in pembe saçları vardı.Camın önündeki küçük aynayı aldım.Bi yandan filmi izliyordum bi yandan da kendime bakıyordum.Kısa saçlarıma,düz ve siyah saçlarıma.Yüzüme de baktım uzunca.Hala masumdum.Hala masumum.Mutfağa gittim ve kendime iki tane tost yaptım.Yedim.Sonra tekrar odaya geldim.

Hayatta görünmeyen ve sıradan şeylerle de mutlu olabileceğimi anladım.Kendimi yapamayacağım ve beceremeyeceğim bi hayal dünyasına sürüklemenin anlamı yoktu.O dünyada sürüklenip gitmekten korkuyordum,taşlar büyük olabilirdi.O sırada karar verdim,bu taşları oynatmak yerine,fiziki coğrafyadan kayaçlara çalışmak benim için daha mutluluk vericiydi.Kuzenimin verdiği saç kremiyle mutlu olabilen,bahçesine düşen kurumuş incir ağacı yaprakları toplamaktan büyük haz alabilen,tatillerde eve gitsem de annemi görsem diye deliren,çiçeklerle,kayalarla konuşan ve sırf bunları yaptığı için kendine yaşamda yer bulabilen ben,büyümekten bunları yapamamaktan korktum işte bugün.Nasıl büyüyebilirdim ki ? Nasıl babasız evimizin erkeği olabilirdim ? Nasıl askere gidecektim ben ? Nasıl iş arayacak para kazanacaktım ? Baktım ki hala daha küçüğüm,sihirli diziler izleyen,annesinin dizinin dibinden ayrılmayan,sıradan biriyim ben de.Bugün ilk kez sıradan olduğum için mutluyum.

Hala aynaya baktığımda kendimi görüyorum.Alnımdaki siyah saçlarımı okşayıp,sakallı yanaklarımdan bi çentik alıyorum,ve sağa doğru kayan gülüşümle kendime gülüyorum.Ve elli yaşına geldiğimde bile aynaya bakıp saçlarımı taradığımda mutlu olmayı diliyorum.Neden mi ? Masum ve iyi olmayı başarabildiğim için :)

Tanrı'yı oynamak mı ? Kimse yapamaz işte bunu.

Playing God.Paramore'un son klibi.Çok seviyorum sizi.

15 Kasım 2010 Pazartesi

Kuş Uçar Arkada Boku Kalır

Hayat çok boktan kabul ediyorum.Yaptıklarımdan pek fazla pişman olmam.Kıçına bi don giyen herkesin kendini korunuyor hissetmesinin doğal ve iç gıdıklayıcı olduğu gibi bu güveni ben de duyarım.Yani mesele don giymekte değil.Donunaza sahip çıkmakta.Derim ya hep.Masum biriyim ben.Bu dünyadan değilim.Pembe saçlı bi geline aşık olup evlenecek olan gelinin bizzat nedimesine evlenme teklifi edebilirim.Küçükken Ceyda ablaya yapmışım mesela.Dört yaşında mıyım neyim.Evlenme teklifi etmişim.

Şimdi geriye baktığımda dedim ya pek fazla pişman olduğum şey yoktur.Genelde insanlara gereğinden fazla değer veririm ki geçmişte bunu yaptığım biri oldu.Kalbi kırılan ben oldum ama kaybeden ve hayatta her zaman kaybedecek olan o oldu.Hiç bi şekilde de muvaffak olamayacak çünkü ahımı aldı.Mutluyum.Bi anlamda kendimi masum olan benden uzaklaştırdım.Ama ikili ilişkilerimde hep melek olan taraf ben olmuşumdur.Mutluyum.Şeytana tapar gibi görünürüm ama meleğimdir.Kuş uçar arkada boku kalır.Ben yuvadan uçarım gerisini kalanlar temizler.Ama bundan da bi şey öğrendim.Artık insanlara gerektiği değeri veriyorum.Mutluyum.

Seviyorum ve seviliyorum.Özel hayatımdan sana ne lan blog ? Gerizekalı şey seni ! Yok benim özel hayatım ! Var mı ki ?

14 Kasım 2010 Pazar

Bi Mısır Tarlası Gibi,Krem Şanti İçine Konulan Çilek Kadar Lezzetli


İçimde asi bi taraf var.Dağınık olmak,umursamaz olmak,dikkat çekici olmak isteyen bi taraf var bi yanımda.Popüler kültürün üzerimdeki ve yaşımdaki etkisiyle açıklamam yeterli oluyor bunu.Fakat bi tarafta da insan içine çıkınca sakinleşen biraz daha içine kapanan,on saat yolculuk yapsa bile kimseyle konuşmadan vakit geçirebilen,yalnız olmayı seven bi yanım var.Diğer insanlardan farklı olmak gözümde bi ayrıcalık değil.Fakat çoğu açıdan yaşıtlarımdan belki hem cinslerimden belki de herkesten farklı olduğumu hissediyorum.Bunun bana bahşedilmiş fantastik bi özellik mi,yoksa beni yeyip bitirmeye programlı bi düzenek,bi fak mı olduğunu kestiremiyorum.İlk kez eline kalemi alan bi çocuk gibiyim bazen.İnsan içinde kahveyi ya da bi fincan çayı ağzıma götürürken başkaları beni mi gözetliyor diye heyecandan soluğu kesilip ağzını titreten bi tipim.Fakat bunu büyük ölçüde aştığımı düşünüyorum.İnsanlarla her şeyimi paylaşamam.Çok çabuk kanarım her ne kadar uzaktan akıllı görünsem de.Herkesle aynı olmak en nefret ettiğim şeydir.Ama sanırım yaşamım boyunca bi farkındalık yaratamadan herkesle aynı oldum.Düşünüşümle veya tarzımla değil elbette.Sadece yaşam tarzımla,imkanlarımla,mahalle yapısıyla,çevreyle.

Bi mısır tarlasının içinde yürüdüğümü hayal ediyorum hep.İçinde tüm dünya şarkıları sırasıyla çalışıyor.Öyle hipivari maziden fırlama delifişek,serseri bi mayın tarzım da yoktur.Sadeyim belki de.Fark edilmiyorum şu minicik hayatta.Bunları dert edinsem de halimden memnunum ben.Belki yaşamak istediğim hayatı yaşayamıyorum.Değer verdiğim insanlara sahip olmak ve yetiştiğim çevreye boyun eğmek maksadıyla dilediklerimi yaşayamıyorum belki.
Soğuğum belki.Belki yalnızım.Belki tek istisnam hayatta olmam.Portakalda vitamin derler ya,bu evrende bi tozdan ibaretim belki de.

Şimdi burdan sana sesleniyorum.Bi şahıs bi cismani varlık ya da ruhani dünyadan bi huri,gaipten gelen bi ses olarak düşünülebilir.İkircikli yorumlar ve ironiler krem şanti içine konulan çilekler gibidirler.Kırmızı ama siyah noktalara sahip.Göz alıcı,tadı harika ama yerde yetişen,bodur..Yelkovan ve akrep misali.Bi yerde mutlu daha mutlu bi hayat var benim için.İçinde çıplak kadınların hamamda kurnaya yatıp göbek attıkları bi yerden ibaret olmayan.Erkeklerin kahvelerde fink attığı,sadece zevlerini düşündüğü bi yerden ibaret olmayan.

Tek istisnamsın.Beklemek ve bekliyor olmak her şeye rağmen güzel.Bi gün güzelliklere hep birlikte kavuşacağımıza inanmak ise daha güzel..

13 Kasım 2010 Cumartesi

Nerde Çokluk Orda Cidden Bokluk


Vizelerime çalışıyorum.Başarmak ve bi şeylere sahip olmak duygusu o kadar çok oturmuşki içimize,istediğimiz şeyleri yapamıyoruz.Yani ben yapamıyorum en azından.Bayram tatilindeyim sözde ama sınav çalışmak zorundayım.Neden sevdiklerimin yanında olamıyorum,dünya mı bencil ben mi çok bencilim ? Sistem böyleyse neden karşı çıkmıyoruz ki ? Siyaset Bilimi çalışırken,Modern Dünya Rejimlerindeki sorulardan biri de şuydu : "Hükümete fiziki baskı ve şiddet yoluyla mı boyun eğiliyor yoksa ortak pazarlık ve karşılıklı fedakarlıklarlar mı ? "Şİmdi buradaki fedakarlık kelimeleri haricindeki tüm kelimeler olumsuz,safsata ne biçim şeymiş bu siyaset.Midem bulandı.

Bu gece misafir var.Yarın sabah teyzemler geleceklermiş,mezarlık ziyaretleri sabah kahvaltısı falan geceye kadar gitmezler.Benim ders çalışmam lazım gelmeyin ya,insanlar ne kadar düşüncesiz.Çat kapı gelen misafirlerden nefret ediyorum.

İkinci üniversite olayına girişmek istedim fakat harçları görünce vazgeçer gibi oldum bi an.Ne o öyle ya.

"Öfkeden delirdim,bi boğa gibiydim" diyerek başlıyor Melis Danişmend.Yeni bi albüm çıkarmış sanırsam ya da çıkaracak bu ilk parçası.Bin Doz Öfke.Ben çok güzel buldum,akustik böyle indie bi tarzı var kendisinin.Kıvır kıvır saçları da pek hoş.Üçnoktabir de güzeldi benim için."Bahçe" isimli şarkılarını hala severek dinlerim mesela.

Odamızda tam on tane saksı var.Annem ben gideli iki ay oldu odayı botanik bahçesine çevirmiş.Böyle her giren şok,odanın ortasındaki sehpaya eskiden kitaplarımı,cüzdanımı,fanusu falan koyardım şimdi çiçek dolu yer kalmamış! Yemek bile yiyemiyoruz ha.Bi tanesinin adını da saçaklı koymuş annem.Gerçekten saçaklı bi şey.Böyle saçları var halıya kadar değiyor.Bugün de belgesel izliyoruz,kuşlar muşlar.Annem takılmış kuşun uçtuğu ağaca.Bahçeye bulupta diksek pek güzel olurdu,süs yapardık diye.Bi de bakır küp söylemiş birine dekorasyon için.Ohhoyy.

"Ne önüme bakıyordum,ne arkama.Varsa yoksa,bilendikçe bilenen zihnim.Sonu gelmiyor diye ağlıyordum,sonu gelmesin diye saplıyordum iğneyi.Bin doz öfke,bin doz bela."

Yeniden siyaset bilimi çalışmaya dönmem lazım.Yarın muhtemelen olay çıkarıcam.Evimizde yıllardır iki kişi yaşıyoruz üçüncü kişiye bile tahammül edemiyorum.İşte o kadar.

Bu arada kuzenim kamu personeli sınavından seksen üç almış.Büyük ihtimal atanacak.Mutluyum.Şırnak var tercihlerinde.Atanırsa ziyarete gidicem :)

11 Kasım 2010 Perşembe

Saçın Uzun Diye Hava Atma Lan,Karı Mısın Olum Sen ?


Uzun zaman oldu.Blog mlog yazmayı bırak blog mlog okumadım.Aynı zamanda blog mlog okumadığım gibi bana gelen mimsi şeylere de cevap veremedim.Çünkü bizim yurdumuzda internet yok.Çünkü biz devlet yurdunda kalıyoruz.Yirmidört saat sıcak suyumuz var ama.Adam olana çok bile.Ohannes ! Kaan Sezyum sevilir !

Kütüphanemiz var bizim üniversitemizin şimdi.Oradan da yazamıyorum çünkü çok kasvetli bi ortam var orada.Herkes ders çalışıyor böyle ne garip ! Aman canım,yazmanın da zamanımı olurmuş,ne vakit eserse kafama o vakit yazarım burası içinde beyaz sakızımla fink attığım sadecene bana ait olan bi mecra.Bitti.

Yani yazım bitmedi.Yazıyorum çünkü eve yani bayram tatiline gelmiş bulunmaktayım.Gelir gelmez masamın sandalyesini kırdım ve parmağımı kestim.En son gripli gripli 16 km'lik gerizekalı bi Doğa Gezisine katılıp bronşit olduktan sonra doktora tüp tüp kan verirken görmüştüm kanımın rengini.Mavi ırktan olmadığımı anladım.Gayet kırmızıydı kanım.Haa parmağım hariç başka bi yerlerimden de gelmekte o kırmızı kırmızı sıvıdan.Basur mu diyorsunuz siz buna ? Aha,ne kadar ayıp.Onun tıptaki dili hemoroid canım !

Saçlarımı kestirdim,kırk bir kere maşallah bana.( Maşallahı yanlış yazdığımı biliyorum ).Böyle bi buçuk senedir uzattım.Dalgalıydılar.Yüz milyon masraf ettim en kalite düzleştiriciyi aldım,gene de elektiriklendiler.Dedim ne o öyle karı gibi uğraş dur uğraş dur,kafama esti gittim kestirdim heman.İlk gün acayip bi bunalım yaşayıp beslemelere benzeşsemde sonunda alıştım.Erkek olmak varmış benden demesi valla !

Şimdi benim bayramdan sonra vizelerim var.İlk vizemiz Siyaset Bilimine Sokuş'tan ayyy pardon Giriş'ten.250 sayfa not çalışmamıştım hayatımda.Bi ilk olacak sanırım benim için.Hatta şuan şurda durduğum kabahat.Geçen sene 50 mevcutlu sınıftan kırk kişi kalınca kendi geçme olasılık olasılığıma takıldı aklım.Ama yeterince matematik bilgim yok.Zaten bu durumu matematik biliminin incelediğinden de şüpheliyim.

Benim botlarım var topuklu.Zaten bi seksen üç olan boyum bi seksen altı falan oluyor onlarla.Yolda görenler direk ohannes ! Ben gidecem.

Olum "Zeki" dinleyin !

Cut.

7 Ekim 2010 Perşembe

The Hard Times Of B.Ç.

Kredimi aldım bugün.Ve de bi tanecik bursum var onu da aldım.Üniversitede kısmı zamanlı çalışmak için iş başvurusu yaptım.Kütüphanede,kreşte ya da bilgisayar labaratuvarında iş veriyorlarmış.Az çalışma saatlerine karşılık iyi de para veriyorlar.Çok işime yarar.İkinci dönem gerçekleştirmek istediğim kurs planlarım var.Ve de yazın ehliyet almak istiyorum.Bunlar gibi bi ton şey düşünüyorum daha.Kendim ve geleceğim hakkında.Burada yani,yurtta ve üniversitede bi sürü örneği var.Anadolu'dan sırf okumak için gelmiş,hergün üzerinde aynı kıyafetlerle gezinen ve ailesinin gönderdiği parayla kıt kanaat geçinen çocuklar var.Bi çok şey paylaşıyorum onlarla.Görüyorum ki herkesten daha gururlu ve daha ahlaklılar.Tek dertleri okumak,öğretmen olmak ve bunun gibi şeyler.

Bi kaç film almayı tasarlıyorum.Bi tane de kitap alırım kendime okumak için.Ardından çamaşırlarımı temizlemeye vermeliyim.Üzerime bi şeyler almak niyetindeyim ki giyinmeyi çok seven bi insanım.Yiyecek bi şeyler alırım belki,ya da haftasonu hallederim onları.
Geçen geziye katıldım.Burada bi antik kent var.Akın akın turist gelmekte.Orayı ziyaret ettik biz de.Elin turisti nerelerden geliyor biz dibimizde parasızlıktan gidemiyoruz.Adalete inanıyorum gerçekten (!)

İkinci sınıfa geçtim,mesleğimi seviyorum.Fakat benim içimde hep sanatla ilgili bi şeyler yapmak fikri vardır.Malum sanat pek karın doyurmuyor.Ya da kişinin kendisini epeyce geliştirmesi gerekiyor ki bu da maddiyata dayanıyor.Edebiyatı çok severim örneğin.İyi dans ederim ama olanağım yok.Ya da bunun gibi şeyler.Bi gün ben de trende mirende bi yerlerde biri tarafından keşfedilmeyi bekliycem.Örneğin bi sinema filmi çekmek veya sinemada oynamak isterdim.İstanbul'da sinema tv okuyan bi arkadaşım var.Sözü var bana ilk filmini çekmeye yardıma gideceğim onun yanına.Hatta belki senaryo bile yazarım kim bilir.
İleride uzun beyaz sakallı,penceresinin önünde çiçek yetiştiren ve devamlı yazıp okuyan aynı zaten bari yaşlılığımda rahatıma bakayım.

Yeni bi diziye daha başladım."The Hard Times Of RJ Berger" diye bi şey.Komedi tarzı,ahlakın ucu kaçmış,içine erkeklerin çadır kurduğu sapıtık bi dizi işte.Ama eğlenceli.Belki ben de o kadar ahlaklı olmak istemezdim.Yani belki sapıtmak daha iyidir.Ama uygulama sıfır.Yani bilgisayar labaratuvarını geliştirmek yerine labaratuvarda para için çalışanlardan olmayı tercih ederdim.Evet sanırım ben de o ezik denen popüler olamayan tiplerdenim.Ama her zaman bi çekiciliğim vardır.. =P

Haa son olarak,bence dostluk denen bi kavram yok.Herkes arkadaş.Bi düşünün dostum dediğiniz insanı.Onla bi şeyler paylaşırken kendinizden ödün veriyorsunuz.Ya da yaptığı espriler iyi değil ama ayıp olmasın diye gülüyorsunuz.Durum böyleyse ortada kocaman bi ayıp var.Doğru acile!

5 Ekim 2010 Salı

Hayata Devam(Klişe Başlıklar)

Yeni bi dönem.Her şey herkes için yeni ve tabii benim için de öyle.Zaten bu hikayede ve bu blogda başrol benim.Her ne kadar turuncu ve siyah olup hayat kokmasam da.Yeniden üniversitedeyim.Bu sene zar zor aldığım laptopumdan sesleniyorum kendime.Kütüphanede internet ücretsiz.Yani şu kablosuz bağlantı denilen şeyden var.Rahat bi yer,kocaman vesaire.En azından yazılarıma arada da olsa buradan devam edebileceğim.

Oda arkadaşlarım yenilendi.Biri Çorumlu.Diğeri Denizli öbürü ise Iğdır.Hiç kimseyle sıkı fıkı olamadığım gibi onlarla da sıkı fıkı olamıyorum.Ama geçinmeyi bilen ve genelde sinirli olup sorun çıkartmayan biriyim.Şimdilik sorun yok zaten.

Kitap okuyorum,bol bol film alıp izliyorum.İkinci dönem de bi ton kursa falan gitmeyi düşünüyorum.İyi bi gelecek çok para demek.Bunu biliyorum.Hayata bi kere gelmişken onu da elimden kaçırıp ucuz yaşamak istemiyorum.

The O.C denen diziye başladım.Aslında yabancı dizi sevmem.Bi çok yabancı dizi izleyen insanlar hava olsun diye,kültürlü görünmek için izliyorlar adım gibi eminim.Ben Fatmagül'ü izlemem yok elin bilmem ne gevurunu izlerim muhabbetinde herkes.Kimse şeyinden kıl aldırmıyor.Neyse,eleştiri günü değil bugün.

Ben yazıma son vereyim de,dizinin ilk sezonunu izlemeye devam edeyim.

Çarklar dönüyor.Ama her bi çarkın içinde bi tane de dişli olanı var.Sivrisinden.Ömrüm boyunca o çarkın içine girmemem dileğiyle.

19 Eylül 2010 Pazar

Beyaz Çikletim Yine Yollarda:Biz Gidiyoruz


Merhaba Çikletçim ;)

Bugün Pazar ve ben artık son hazırlıklarımı yapıyorum.Malum,yarın akşam vakitlerinde yuvadan ikinci ayrılışımı yaşıycam.Ama bu sefer arkadaşlarım beni bekliyor.Biraz özlem gideririz biraz da ders çalışırız ve koca seneyi atlatmış oluruz.Bu kadar basit yani.

Eşofmanlarımı hazırladım.Her zamanki gibi rahat bi yolculuk geçirmek istiyorum.Hatta yarın yolda giyeceğim eşofmanlarımla bu gece yatağa giricem.

Neyse,lafı uzatmanın gereği yok.Ayrıca İhsan kazanmalıydı Survivor'ı.

Bi kutu beyaz çiklet attım şimdiden çantama.Seni boşlayacağım biraz çikletçim.Gidiyorum ya,final zamanları hele hiç vaktim olmayacak belki.Ama olsun tatillerde,boş vakitlerimde ve yazları yine beraberiz.Çok öptüm.

Çiklet gider,beyazı burada kalır :)

Hoşçakalın :)

15 Eylül 2010 Çarşamba

Annem Ve Ben : İki Kişilik Çekirdekçik Aile

Bi kaç gündür çiğbörek yiyiyoruz annemle.Şimdi annem çalışmayı bırakınca evde türlü türlü şeyler deniyoruz.Önce beraber çiğbörek yapmaya karar verdik.Annem açtı ben de kızartmasına yardım ettim.Ama çiğbörekler devasa boyutta olunca kalanını küçük yapmaya karar verdik.Annemin elinin ölçüsü yok gerçekten.Böyle bildiğiniz servis tabağı büyüklüğünde çiğbörekçikler.Ama biz onları yedik,ikimizin elinden çıktı.Annem ne yapsa yerim ben.

Sonra annemle alışverişe gidiyoruz.Ben tabiyki sepeti dolduruyorum olur olmadık şeylerle.Sonra anneme diyorum ki "Anne be,beni doğurmasaymışsın oh ne güzel maaşınla istediğin her şeyi alır,istediğin gibi yaşardın".O da her zaman sus bakalım,sen benim her şeyimsin,sen olmasan hayatın bi anlamı da olmazdı der.Bir tanem benim.

Annem evde olunca sabah akşam misafir geliyor bize.Aslında benim sinirli bi yapım vardır.Bazen anneme parlarım fakat sonra da çok üzülür,erkeğim falan demem oturur ağlar ve gider annemden özür dileyip sarılırım.Dizine yatarım.Sonra biz film izleriz beraber.Annem el işi yapar ve filmin en mühim sahnelerinde bakar.Çok gülerim.Ne anladık o zaman filmden dimi ama ?

Şimdilerde annemle internet ve bilgisayar kullanımı üzerine çalışıyoruz.Becerikli kadındır annem,zamanında gitmediği kurs yok.Dikiş,nakışı saymıyorum bile bilgisayardan daktiloya kadar hepsi yani.Hatta daktilo kurslarına beraber giderdik.O zamanlar başka bi şehirde oturuyorduk.Sakarya'da.Bi gün hiç unutmuyorum.Sakaryayı neredeyse yazın sel basacaktı biz ise kurs yolunda mahsur kalmıştık.Ne kadar gülüp eğlenmiştik o zaman.Kursa gidince annemin hocası bana temiz kıyafet vermişti.Elime de her seferinde boş bi daktilo verirdi ben de istediğimi yazardım orada.Şimdi ban laptopu götürünce evdeki internet ve benim masaüstü anneme kaldı.Msn açtık hemen,onu yaladık yuttuk.Sonra annemin şiirlerini yazması ve kaydetmesi için bi dosya açtık.Limewire çalıştık istediği müzikleri indirsin diye.Face hesabı istemiyoruz çünkü annem sevmiyor öyle şeyleri.Google'ı ana sayfamız yaptık ve annemin ilk arattığı şeyler dantel örnekleri ve tavuk yemekleri oldu.Ha bi de Radikal'in sitesine göz attık.En son masaüstü için yeni bi resim seçtik.Ardından da müzik dosyasını açıp müzik dinlemeyi öğrendik.Bilgisayarı açma kapama tamam zaten.İş kaldı pratik yapmaya.

Masamın sandalyesini kırdım ben.Sadece bi bacağını ama hala idare ediyor.Tamamen kırılana kadar kullanırım ben ama.

Şimdi ben gidiyorum ya üniversiteye uzaklara.Annemi çok özlüyorum.Çünkü ondan başka kimsem yok benim şu içine sıçtığımız dünyada.Bazen diyorum ki babam da bizle olsaydı keşke.Ailecek,üçümüz yaşasaydık bu mutlu anları.Beraber maçlara falan gitseydik ne bileyim.Sakarya nehrinde balık tutsaydık.Akşam baba oğul elimizde bi hediye anneme sürpriz yapsaydık.İftarlarda üçümüz akşamları neşeli,kahkahalı yemekler yeseydik.Beraber minik tatillere çıksaydık.Annemin duyduğu kadar babam da gurur duysaydı keşke benle.Ama o beni tanımamayı ve yolunu ayırmayı seçti.Seçimlere saygı duyarım.Olsun ama.Ben böyle de çok mutluyum.Çok değerli bi varlığa,anneme sahibim.Ve bunun tadını çıkarıyorum.Ve de her zaman şükür ediyorum annemle olduğum için.

Güzelsin hayat,hele bugün çok güzel göründün gözüme.Yüzümüzden gülücükleri eksik etme.Hoş etsen de sorun değil,biz yine iki kişilik bi çekirdek aile.Mutlu olmasını biliriz elbette :)

13 Eylül 2010 Pazartesi

Herkes Kendi Hayal Dünyasına Çünkü Yaşanacak Yer Kalmadı Artık Bu Dünyada


Kızma bana
Tabelamın yönü çok karışık
Cennet mi cehennem mi daha karar veremedim
On sekiz yaş bunalımı olsa gerek
Yüzümdeki edepsiz ifade mi
Boşver ona ne gerek
Kazık yedik,tırnak boyadık
İnsan olmaya çalıştık
Donunu mu çaldırlar
İçindeki duruyorsa sorun yok
Ama namusunu çaldılarsa
Kıçın açıkta kaldıysa ya
Kocaman bi salon

Koca memeli karılar,şeyini kaşıyan erkekler
Bi düğün var burada
Ama çok yazık
Damadın gelini bi o..spu

Ben sıkıldım gerçekten bu ahlaksızlıktan.Kimin eli kimin şeyinde belli değil.Masumca yaşayan aileler kaldı mı gerçekten?Ben onlarla tanışmak istiyorum.Ama lütfen genç olmasınlar,yaşını başını almış insanların hayatlarını dinlemek istiyorum saatlerce.Yok vazgeçtim.Ben onların muzurluklarını dinlemek istiyorum.Kaçamaklarını,eşlerini nasıl aldattıklarını.Alevlerle,Okşanlarla nasıl düşüp kalktıklarını.Necdetleri,Vahitleri nasıl süzüp durduklarını.Kıçlarını açmadan nasıl yaşayabildiklerini,nasıl para kazanabildiklerini.Ve bunları yazmak istiyorum.Aslında böyle bi tez hazırlasam ne güzel olur.

Geçen gün "Küçük Sırlar" adlı tv dizisini izliyordum.Çet var ya orda,Sucum ile içeri giriyorlar,Su Çet'e ne yemek istediğini sorduğunda Çet hiç utanmadan,sıkılmadan:Sosis,patetes kızartması ve küçük küçük üçgen börek istediğini söylüyor.Bunu ben söylemedim walla o söyledi.Üçgen börekle koca sosisler pek yakıştı bence de birbirine.Anlamadığım konu ise şu.Bence ne üçgenler ne de sosisler.Onlar olmadan insanlar bi hiçler.Oysa daha önemli temiz gülücükler.Kirsiz yüzler,makyajsız rüküşler.

Benim için yaşam tiyatoro oyunları ve müzikle dolu bi yer.İçinde garip kostümlü,külotlu adamlar ve kadınlar var.Kaytan bıyıklı.Muzip bi baloda dans edip birbirlerini süzüyorlar.Kırmızı gömlek çok yakışmış şu uzakta duran adama.Hele şu ki karşımdaki hanımın jartiyeri iş gıdıklayıcı.Yiyesi geliyor insanın.Kızgın değilim.Beyaz boyalar içinde mutluyum.Burada yalan yok,yalancılar yok.Neden gerçek dünyada bi garip gibi yaşayacağıma kendi dünyamda insan gibi yaşamayayım.Buna karışmaya kimsenin hakkı yok.Tıpkı bugün çarşıdan eve dönerken bana uzunca bakan kadına öküz dediğim gibi,alık olmaya meyilli olmaya ne hacet.

Paniğe gerek yok.Kadınlar ve çocuklar önden.Herkes kendi hayal dünyasına.Çünkü yaşanacak yer kalmadı artık bu dünyada.Seni panterella.


Bu yazı yazılırken dinlenilen şarkılar.Mimar Panic At The Disco!

-But It's Better If You Do
-Nine In The Afternoon
-I Write Sins Not Tragedies

Siz müzik devlerisiniz.Yaşasın punk,tiyatoralı punk.