başı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
başı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2016 Perşembe

Seray Şahiner: Gelin Başı

Yakın zamandaki yazılarımdan birinde Nihal Yalçın'ın oynadığı Antabus adlı oyunu izlediğimden bahsetmiştim. Oyunu izleyene kadar Seray Şahiner ismine vakıf değildim, oyundan sonra kendisi ile tanışmak amacıyla "Gelin Başı" adlı öykü kitabını alıp okudum. "Gelin Başı" ilk baskısı 2007 yılında yapılmış, toplamda on öyküden oluşan ve Hulki Aktunç'un önsözü ile Can Yayınları tarafından basılmış bir ilk kitap. 

Antabus'taki Leyla karakterinden ve Seray Şahiner üzerine okuduğum birkaç yazıdan yola çıkarak, kendisinin kadın kahramanları merkeze alan bir kurgusunun olduğuna aşikardım. Bu, "Gelin Başı" ile daha da netleşti. Şahiner'in öykülerini oldukça sevdim, kadın kahramanlar üzerinden vermiş olduğu mesaj, İstanbul'un unutulan yoksul semtlerindeki kadınlardan, bir apartman dairesine sıkışıp kalmış kadınlara kadar çizdiği çok yönlü, bir o kadar da eğlenceli tasvirler epey hoşuma gitti. Trajikomik bir dili var desem yanılmış olmam sanırım, birbirinden farklı bir sürü kadın tablosuna bakmak üzere bir sanat galerisine girmişim gibi hissettim öykülerini okurken. 

Sıraya Antabus adlı romanını koyuyorum. Oyunun üzerinden çok fazla geçmeden okumak güzel olacak benim için. İstanbul'da yaşayanlar için oyun hala devam etmekte, çok başarılı bir ekip. Kaçırmamanızı tavsiye ederim, üzerine bir de Seray Şahiner öykülerini okursanız tadından yenmez diye düşünüyorum. 

2 Eylül 2008 Salı

Yolun Başı



Fırtınalı bir günün ardından sular durulmaya başlamışken ruhumda,hayatın lehçesini hala kavrayamadım.Garip bir yaşam biçimini üzerime manto diye örtmeye kalkmazken,insanların kimliklerini bulamayışları ve kocaman mantolarla gezmeleri beni çelişkiye düşürüyor.Sizi kendinden üstün gören insanların beyaz peynir tadındaki baharatı fazla kaçmış hareketleri…İnsanların,kulp bulmaktan ve kendilerinden başkalarına sıfatlar takmaktan gayrı yapacak işleri yokmuş gibi…Daha dün söylemişti Ayla,evli insanlara neden evliyken evli denmezde boşanınca dul denir.Sözde belirtme sıfatı yaratmaya çalışanların niteleme sıfatlarından haberleri var mıdır acaba?Önüme çıkan tüm engelleri tüm cesaretimi toplamış dağıtmaya çalışırken,ayağıma taş parçası koymak isteyenlerin haleti ruhiyelerine vakıf olabilmiş değilim.Durmuyorum hayat,daha yolun başındayım…Cesaretimin sınırlarını zorlarken bu gencecik yaşımda,gizli koyların ıssız sığınakları olmaya hiç niyetim yok.Ben anlaşma yaptım zamanla,senin haberin yok…Ben azimle sabır edicem ve o da bana istediklerimi verecek.Yeni bir güne başlıyorum hayat,usul usul seğirtirken sen hırçın bakışlarını üzerime; ben yol almaya devam edicem…Daha yolun başındayım hayat…