8 Eylül 2016 Perşembe

24 Yaşıma Notlar

24 yaşımı bitirmeme sayılı günler kaldı, yaklaşık bir ay. Bunu söylemek için genç bir yaştayım belki ama zaman mefhumu hakikaten ardına bakmadan koşan bir yarışçı gibi, bir sürü engel, mücadele, kazanma arzusu eşliğinde sonsuz bir maratonda ilerliyor. 

Geçtiğimiz iki yıl hem zor hem de sürprizlerle doluydu. Bir sürü acının ardından yeni yeni kapılar açıldı. Şu an çalıştığım okula 2015 bahar ayında görüşmeye gittiğim günü hatırlıyorum. İlk görüşme, ikinci görüşme ardından üçüncü derken, bindiğim otobüsün penceresine minik gözyaşları döktüğümü hatırlıyorum. Hayatımı tümüyle değiştiren bir adım, bir umut ışığı beklerken hayal ettiğim okulda olmak beni çok sevindirmişti. Yaşamımı baştan aşağı değiştirdi.

Ardından annemin yavaş yavaş iyileşme süreci başladı. Bir ev tutup onu yanıma alabildim, geride pek halimizi soranımız, ne yaparsınız diyenimiz kalmadı. Bazı insanların güce diğerlerinden daha fazla ihtiyacı var. Sizi destekleyecek bir aileniz yoksa, her şey yalnızca sizin çalışmanıza bağlı ise olduğunuzdan daha güçlü olmak zorundasınız. (24 yaşındaysanız ve zamanı tarumar ediyorsanız hayat çok güzel; selam Cedric). Elbette kimse bu kadar güçlü olabilmeyi istemez, şahsen beni destekleyecek insanların varlığını tercih ederdim güçlü olmak yerine. Lakin ayaklarınız yere bastığında hissettiğiniz duygu da elbette oldukça gurur verici. 

Yeni bir iş, eğitimimin devam ediyor oluşu, basamakları teker teker çıkış derken yirmilerin ortasına da geldim. Tek başına mücadele veriyor olmanın götürülerinden biri de mizacınızın ve duygularınızın sertleşiyor olması. Her şeyi tek başıma hallettiğim için giderek etrafımdaki insanlara tahammül edemez hale geldim. Yalnız olmayı tercih ediyorum genelde, basit sorunlarla basit olaylar için kendini tüketen insanları hayatımda tutmuyorum. Gerçekten en ufak bir üzüntüye, moral bozukluğuna ayıracak zamanım olmuyor bu insanlar adına.

Bunun dışında her şeye rağmen güzel bir 24 yaştı benim için. Yeni iş, yeni sosyal çevre, yeni hayaller, yeni adımlar. Bakalım 25 nelere gebe? Hangi mecralarda at koşturacak, hangi duygulara dört nala koşacağız? Gel bakalım en temizinden, hoşundan. 

Şunu da eklemek isterim; bu blogu 2007 yılında açmıştım. Aradan tam dokuz sene geçti. Hala yazıyorum. 15 yaşındaki ben ile şimdiki ben arasında elbette çok fark var. Arada dönüp ilk yazılarımı da okuyorum, bazen gülüyorum bazen de aman tanrım bunları ben mi yazmışım diyorum. İnsanın 15 yaşında hissettiklerine dair yazılı bir şeyler olması çok güzel. Bir defter alıp günlük tutamıyorsanız, muhakkak buralarda olun, bir şeyler yazın ve okuyun derim. Sevgiler olsun. 

3 yorum:

fibrinojen dedi ki...

Selam, ben fibrinojen :) Şubat 2015'te yazmıştım sana. Kendine dair bir şeyler yazdığını görünce ses etmek istedim yine.
Birbirine yakın iki ay içerisinde doğmuşuz,aynı yılın çocuklarıyız seninle. 25 yaşın iki yolcusu. Ben de durup düşünüyorum bazen. Neler gelecek başıma,neler yaşayacağım?
Sosyalcı olduğun için insanların seni küçümsediğine dair yazdıklarını hatırlıyorum. Sonra türlü şey yaşayıp öğretmen oluşunu. Sahi neler yaşadın ki sen? Nasıl güzel büyüdün öyle :)

Beyaz Çiklet dedi ki...

fibrinojen ;)

Öncelikle yorumunu okuyunca çok duygulandığımı itiraf etmem gerekir. "Nasıl güzel büyüdün öyle" kısmında tüylerim diken diken oldu. Uzakta birilerinin, duygularıma ortak olması beni çok sevindirdi, tarif edemeyeceğim bir duygu. Yazılarımı bir şekilde okuyup bana yazan insanları hatırlıyorum lakin inan kim olduğun hakkında net bir bilgiye sahip değilim, af diliyorum. Belki de yaşanılanlar hafızlarımıza set çekiyor, en azından benim öyle oldu sanıyorum ki. Neler yaşadım? Burada anlatamayacağım kadar acı, belki de herkesin yaşadığı şeylerin bir ton farklısını yaşadım. Kaybetme duygusu, ölümle yüzleşme, terk edilme, iyileştirme, ayakta kalma savaşı ile harmanlanan binbir duygu. Nasıl 25'e geliyorum hiçbir fikrim yok, zaman bizlerden çok hızlı. Umarım sen de iyisindir, tebessüm edebiliyorsundur, ki bu yorumun beni de tebessüm ettirdi. Her nerede ve nasıl isen mutlu olmanı diliyorum yüreğimden :)

Beyaz Çiklet dedi ki...

fibrinojen;)

Az önce mail kutuma baktım, bir yorumuna rastladım. Benimle birlikte büyüdüğünden, aynı yıl üniversite sınavına girdiğimizden ve benim bölümüm itibari ile senden bir sene erken mezun olduğumdan bahsetmişsin. Üstelik bu yorumu yaptıktan sonra ilk dersine girmişsin. Cidden bugün geçmişe gittim ve çok ilginç hissediyorum. Varlığın mutlu etti, hislerin mutlu etti, çiçek oldum. Tebessüm de ettim epey. Teşekkür ediyorum bu uzun yıllar için :)