18 Ocak 2013 Cuma

Kar

Evde huzurlu hissediyorum.Bütün gün ders çalışıp kitap okuyorum,aralarda annemle sohbet etmeye alt kata iniyorum.O ise programlarını izleyip arada bulmaca çözüyor.Sık sık içi dolu tabaklarla yanıma uğruyor,laflıyoruz.

Bugün buranın pazarıydı.Pazar alışverişi yaptık.Demirleri küf tutmuş kırmızı bir pazar arabamız var.Küçük yerlerde yaşayan insanların tek heyecanıdır pazarlar.Bütün eşe dosta pazarda rastlanır.Kim evlenmiş,kim kaçmış,kim nişanlanmış ve kim vefat etmiş hep pazarda öğrenilir.Uzun uzun sohbet edilir.

Çarşıda pek çok tanıdık gördük.Bir teyze askerliği bitirip bitirmediğimi sordu.Küçük yerlerin yaşlı insanları için erkek evlatların önce askerliği sonra iyi bir işi sonra da gerisi bildiğimiz hikaye işte,böyle yürür buralarda işler.Tüm mutluluk bundan ibarettir,gülümsersin ve sevinirler.

Orhan Pamuk'a başladım bugün.Epey ilerledim Kar'da.Anlatımını beğendim,içine aldı hemen beni.İlginçtir,ülkede en çok nereye gitmek istersin diye sorsalar Kars derim hep.Hiç gitmedim,nereye atanmak istiyorsun dediklerinde de Kars derim.Belki de bunda Reha Erdem'in Kosmos ve Zeki Demirkubuz'un Kıskanmak adlı filmlerinin etkisi boldur.

Kars hep ilginç bir coğrafya gibi gelir bana.Karlı şehirlere özlem duyarım.
İçinde pek çok uygarlık barındırmıştır,anadır adeta.Belki de Ermeni kültürünü çok yakından takip ettiğim için ilgimi çeker.Ya da bunların hepsi.

Neticede güzel Kars,güzel Kar.

 Böyle zamanlarda hüznümü tarif etmem mümkün değil.Hep 'biz' olmaktan bahsediyorum,ortaklaşa yaşamaktan.Tıpkı güneş,su ve toprak gibi.Ayak basmak gibi toprağa bir yaz güneşinin altında.Üzülüyorum ama hala güneşin yeniden doğacağına da inanıyorum.Hrant Dink'i gururla ve umutla anıyorum.

Hiç yorum yok: