deniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2018 Perşembe

Kadıköy'de Bir Akşam Vakti
















Sirkeci'den dönüyoruz bir arkadaşımla, vapurun dış kısmına oturmuşuz. Yol boyu sohbet ediyoruz, ben onun fotoğraflarını çekiyorum ardımızda Marmara denizi. Bir yandan kısa saçlarımız uçuşuyor rüzgarda. Sonra Kadıköy iskelesine yanaşıyoruz. İnsan kalabalığı, herkes birazdan inmeye başlayacak. Bense oturuyorum, ille de bir şeyler çekeceğim burada, insan yüzleri, günün batışı, lacivertten turuncuya çalan renkler... İskeledeki görevlilerden biri çıkıyor karşıma, bedenini denize dönmüş, kalabalık inmeden önceki son saniyeler, ufka bakıyor... 

Elimize Kadıköy'de bir akşam vakti kalıyor, bir fotoğraf kalıyor. İleride bakılacak belki, zamanın hızına şaşılacak, yine aynı duygular saracak. 

"talebim değil hanlar, hamamlar, gömme saraylar
sahibi olduğum her şey; ruyalar
herkesin doyduğu bir çıkma ekmek
senin de öyle..."

Bu fotoğrafa "Ruh" ile eşlik eden Rehber'e de selamlar olsun.

9 Eylül 2017 Cumartesi

Neyse

neyse haykırmadan anlatamam ile ilgili görsel sonucu

Neyse, en sevdiğim müzik grubu. Bu abasıyanık, gaip ülkede iyi müzik yapan adamlar da var. Selim Kırılmaz'ın yazdığı her cümle, döktüğü her kelam taşımızın toprağımızın yüzü suyu hürmetine. 

"Haykırmadan Anlatamam" adlı albümleri şu aralar dinlediğim tek albüm. Dün itibari ile Deniz Tekin ile düet yaptıkları "Muteriz" adlı şarkılarına da çok güzel bir klip geldi. Pek özel, yaşam incisi bir şarkı. 

Albümde hem sözü hem de müziği ile en sevdiğim şarkı ise "Geçmiş Olsun" oldu benim için. Derler ki Neyse diyen adamlar; 

İntibaen mecnun sırlardan
Hacıyatmaz fani, pürtelaşından

Geçmiş olsun ne hale kaldık,
Yalnız kalsak daha kibar. 

Daim olun. Neyse dinleyen, hisseden, anlayan ruhlarımıza sağlık. Ruhunuza sağlık. 

29 Temmuz 2017 Cumartesi

Didim Altınkum Tatili İzlenimlerim I

Üç gece dört günlük Altınkum tatilimizden döndük. Bölüm bölüm tatilden kesitler aktarmaya çalışacağım. Gidecek olanlar için de yardımcı olabilirim belki. 

Altınkum'un gerçekten kumu çok güzel, denildiği kadar varmış. Mavi bayraklı bir plaj ve temiz. Biz hafta içi gitmemize rağmen plaj çok kalabalıktı. Duyduğumuza göre hafta sonu daha kalabalık oluyormuş. Altınkum plajında alınan şezlong ve şemsiye ücretleri bana pahalı geldi. Şemsiye için on lira, şezlong için on lira alınıyor. Eğer uzun bir tatil planlıyorsanız her gün bu paraları vermenize gerek yok. Tüm dükkanlarda satılan hasırlardan ve şemsiyelerden almanız yeterli. Ya da portatif sandalyelerden. İnsanlar genelde öyle yapıyor çünkü. 

Altınkum'un suyu ılık. Ayrıca tuzlu da değil. Öyle hemen de derinleşmiyor. Çocuklarınız için güvenli ve uygun. Dalgalı ve rüzgarlı da değil üstelik. Yüzme öğrenmek için de çok uygun bir deniz. 

Akşam üzeri ise kalabalık iyice artıyor. Sahil şeridi boyunca sıralanan pek çok kafe, otel, restaurant ve dükkan var. Biz ilk akşamımızı canlı müzik yapılan bir kafede geçirdik. Eğer alışveriş yapacaksanız kadınlar için seçenek çok. Takı, çanta ve hediyelik eşya seçenekleri bol. Fakat burada alışveriş yapmanızı tavsiye etmem. İlginç bir şekilde bir tane bile orijinal ürün satan bir dükkan görmedim. Dünyaca ünlü markaların sahteleri satılıyor her yerde. Geçen sene Kemer'de de böyleydi. Sanırım yabancı turistlerin bu giyim eşyalarına ilgisi çok fazla. Bir de dikkatimi çeken şeylerden biri Altınkum'da pek çok özel diş polikliniği olmasıydı. Sanırım fiyatlar yabancı turistlere çok uygun geliyor ve dişlerini burada yaptırıyorlar. Zaten Didim'den ev alıp yerleşmiş olan çok sayıda yabancı turist var. En çok İngilizler varmış diye duydum. 

Ben tatile çıktığım yerlerden giyim alışverişi ya da herhangi bir alışveriş yapmıyorum. Bütçemi gezmeye, eğlenmeye ve yeni tatlar denemeye ayırıyorum. Tatil esnasında alışveriş yapmak pek bana uygun bir aktivite değil. 

Altınkum'da şunu yeyin şunu için diyebileceğim bir şey yok esasen ya da ben rastlamadım. Sanırım oraya özgü bir yiyecek ya da içecek yok. 

Altınkum'a plansız ve rezervasyonsuz gelseniz bile kesinlikle açıkta kalmazsınız. Bütçenize uygun otel bulabilirsiniz. Sahil şeridi boyunca bir sürü küçük otel var. Eğer mükemmel bir konfor aramıyorsanız bu oteller size yeterli gelecektir. 

Şunu da eklemeliyim ki Altınkum sessiz sakin bir tatil isteyenler için uygun değil. Ama ille de Didim diyorsanız bir sonraki yazıda kaçabileceğiniz sessiz sakin yerlerden ve görmeniz gereken civar yerlerden bahsedeceğim. Devamı bir sonraki yazıda. 

19 Temmuz 2017 Çarşamba

Gezmek Zamanı: Didim Altınkum'a Yolculuk

Bugün annemle apar topar bir tatil planı yaptık. Katılacağım bir eğitim vardı lakin iptal oldu. Hal böyle olunca şöyle annemi yazlık bir yerlere götüreyim de birkaç gün denize girelim istedim. 

Bugün birkaç yer baktım, pek tatlı bir yer beğendim. Hadi dedim anneme, hazırlıkları yapalım da gidelim. Otobüs bileti falan derken her şey bir çırpıda halloldu. Aynı zamanda Didim Antik Kenti'ni görecek olmak da beni şimdiden heyecanlandırıyor. Yine bol bol tarih soluyacağız mis gibi. 

Altınkum dönüşü muhakkak detaylı bir yazı kaleme alırım. Belki gitmek ve fikir edinmek isteyenler olabilir. Dönüşümde de öğretmen arkadaşlarımın yanına Trakya'ya gideceğim. Bu yaz benim için epey dolu ve hoş geçiyor. Okullar açılana kadar son bir ayımız kaldı. Değerlendirmek, gezmek vakti. 

19 Temmuz 2016 Salı

Tatil Güncesi: Kemer II (Phaselis Antik Kenti)

Kemer'de kaldığımız bir hafta boyunca gezebildiğim en güzel yer Phaselis Antik Kenti oldu. Olimpos'u da görmek isterdim artık bir başka sefere. Kemer merkezde saat kulesinin hemen yanında Phaselis Antik Kenti'ne giden minik otobüsler kalkıyor. Kişi başı 4.5 Tl verip Tekirova otobüslerine biniyorsunuz ve yaklaşık yirmi dakikalık bir yolculuktan sonra Phaselis Antik Kentindesiniz. Yol kenarında gördüğüm tabelanın üzerinde Phaselis I yazıyordu, II var mı emin değilim lakin benim gezdiğim yer Phaselis I idi.

Phaselis, yol kenarı ve biraz ıssız bir güzergahta kaldığı için insanların pek çoğu arabaları ile geliyor. Ben otobüsten inip ormanlık arazinin içerisinde Phaselis'e gidene kadar -hemen hemen yarım saat- tek başıma yürüdüm. Phaselis bir ören yeri olarak geçiyor, içeriye giriş ücretli. Müze kartınız var ise avantajlarından faydalanabilirsiniz, müze kartınız yok ise 20 liralık bir giriş ücreti var. İçeriye girdikten sonra ilk göze çarpan deniz kenarındaki su kemeri oluyor. Su kemerini ana cadde takip ediyor, bunun yanında hamamlar, anıtlar, tapınak alanları da mevcut. Phaselis'de Akdeniz Üniversitesi'nin bir araştırma birimi de yer alıyor. 

Phaselis'in benim için bu kadar önemli olmasının sebeplerinden en önemlisi Hadrian. Rodos'tan Likya'ya, Büyük İskender'den Roma'ya kadar pek çok uygarlık ile bağları olan mühim bir liman şehri Phaselis. Roma İmparatoru Hadrian'ın şehri ziyaretinden sonra, onun adına bir kapı yaptırılıyor. Şu an bu kapı deniz kenarında ve epey küçük bir kısmı kalmış durumda. Yine de Antoninus'a karşı duyduğu büyük aşkı tarihe kazımış Hadrian adına yapılan kapıya dokunmak bile güzel bir tarihi deneyimdi.

Hadrian Kapısının olduğu kısımda güzel bir plaj da var. Ben gittiğimde çok az kişi vardı ve açıkcası yüzeceğimi tahmin ederek gitmemiştim. Yanımda havlum, yedek eşyalarım yoktu. Ama bu sessiz ve güzel Phaselis'de antik kente karşı yüzme keyfini kaçıramazdım. İçinde bulunduğum duruma aldırmayıp suyun keyfini çıkardım. 

Antik kentin içerisinde bir de antik bir tiyatro bulunuyor. Merdivenler ile çıkabiliyorsunuz. Tavsiyem antik tiyatroyu görmeden dönmeyin. Hakikaten güzel bir dokusu ve manzarası var. Aynı zamanda çok da güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Ben fotoğraf çektikten sonra yine taş peşinde koşup güzel taşlar topladım.

Bileti aldığınız yere geri döndüğünüzde sağ tarafta küçük bir durak mevcut. Oraya belirli aralıklarla Kemer otobüsleri geliyor. O otobüslere binip tekrar Kemer'e dönmeniz mümkün. 

Kemer tüm tarihi ve turistik güzellikleri ile bizim için epey keyifli bir tatil yeriydi. Kaldığımız süreyi keyifli geçirmeye çalıştık. Antalya çok büyük bir tatil merkezi. Bu yüzden kısa bir sürede tüm tarihi yerleri gezmek mümkün olmayabilir. Ben daha çok tarihi ziyaret yapacağımı düşünmüştüm ama kısıtlı sayıda yapabildim. Belki bir dahaki sefere daha uzun bir tatil ile bunu gerçekleştirebilirim. Siz de tatil rotanızı Kemer'den yana kullanabilirsiniz. Keyifli tatiller dilerim.

18 Temmuz 2016 Pazartesi

Tatil Güncesi: Kemer I

Geçen yıl yaz tatilini okuldan öğretmen arkadaşlarım ile Ayvalık, Sarımsaklı ve Cunda Adası üçgeninde geçirmiştik. Bu sene ise annem ile birlikte Kemer'e gittik. Yaklaşık bir haftalık bir otel tatili yaptık. Daha önce güney illerimizden herhangi birini ziyaret etmemiştim. O yüzden Antalya'yı tercih ettim.

Kemer çok büyük bir ilçe olmamak ile birlikte aradığınız hemen her şeyi rahatlıkla bulabileceğiniz bir tatil merkezi. Biz tatil paketimizi Ets Tur aracılığı ile satın aldık. Yaklaşık yüzde kırklık bir indirimden faydalandık, bizim için epey uygun ve külfetsiz bir tercih oldu. 

Kaldığımız otelin Kemer merkezde olmasının avantajlarını yaşadık. Dört yıldızlı bir oteldi, biz sadece sabah kahvaltı seçeneği ile konakladık. Her şey dahil paket çok pahalı olduğu için sabah doyurucu bir kahvaltı yapıp, akşam yemeklerimizi de farklı yerlerde gayet uygun fiyatlara yemiş olduk. Her şey dahil paketten daha hesaplı bir tatil olduğunu da söyleyebilirim. 

Otelin kendine ait bir plajı vardı. Bu benim için tatil seçiminde önemli bir husus. Çünkü otelin plajını ve şezlonglarını rahatlıkla, ödeme yapmadan istediğiniz saatlerde kullanabiliyorsunuz. Diğer türlü her gün sahile gidip gelmek, şezlonglar için ödeme yapmak ve bütün günü plajda geçirmek durumunda kalmak zor olabiliyor.

Eğer arabanız varsa merkez dışı bir otelde, doğal ortamın içerisinde konaklamak da güzel bir seçenek olabilir. Lakin arabanız yoksa ihtiyaçlarınızı karşılamak ve alışveriş yapmak için merkeze gelmek durumunda kalmak sizi zorlayabilir. Biz bu yüzden merkezde bir otel tercih ettik. Kemer'de daha çok Ukrayna ve Rus asıllı turistler var. Çarşıda yer alan tüm dükkanların tabelaları yabancı dillerde, turistlere yönelik. İlginç olan hususlardan biri de mağazalarda fazlasıyla orijinal olmayan kıyafet satılıyor olması. Turistlerin de bu kıyafetlere ilgisi oldukça büyük. 

Bir tatil yöresine göre Kemer -taksi fiyatları hariç- oldukça ucuz. Kendinize Kemer hatırası hediyelik eşyalar alabileceğiniz bir sürü dükkan da var. Ben iki tane magnet ve el yapımı porselen bir kap aldım. İçerisine de denizin dibinden topladığım inanılmaz renkteki ve inanılmaz güzellikteki taşları koydum. Kemer'in plajlarındaki su muazzam bir şekilde temiz. Saatlerce denizden çıkmak istemeyebilirsiniz. Eğer disko, club tarzı eğlence mekanlarını seviyorsanız bu seçenekler de yeter miktarda mevcut. Kemer'i yaz sıcaklarında yürümek istemeyenler için de, kiralayabilecekleri iki kişilik mini motorlar ve bisikletler var. Yine çeşitli temalarda günü birlik tekne turlarına katılmanız da mümkün. 

Devamı bir sonraki yazıda. 

3 Temmuz 2016 Pazar

Bu Yaz

Bir eğitim öğretim sezonunu daha kapattık. Meslek hayatımda üçüncü yılımı da geride bırakmış oldum böylece. Bir klişe olsa da, zaman ne kadar çabuk geçiyor demeden edemeyeceğim. Sonsuz anı, sonsuz sevgi, sonsuz acı, sonsuz umut hepsi bir arada bir sürü iz bırakarak gelip geçiveriyor. İnsanlar giriyor hayatlarımıza, sonra hepsi birer birer çekip gidiyor. Sanırım bir çeşit yaşam kanunu. Tecrübe, olgunlaşma derken bir bakmışsınız ki, hala kocaman varlık sebebiniz ile birlikte kocaman koltuklarınızda oturuyorsunuz. 

Porselen desenleme kursuma da dün itibari ile veda ettim. Bitti. Ortaya üç tane eser çıkardım lakin sonuncusu fırının azizliğine uğradı. Kurtarabildiğimiz kadar kurtardık. Diğer ikisi oldukça güzel oldu. Biri çerçevelenmek üzere bir sanatçının tozlu raflarında bekliyor. Diğeri ise evimi süslüyor. Çok zevkli bir hobi oldu benim için. Belki seneye de devam eder, yeni tasarımlar çıkarabilirim ortaya. 

Çok kısa sürede tanıdığım lakin çok sevdiğim yakın bir dostum hayallerine kavuştu. Çok şirin bir üniversitede pek şirin bir araştırma görevlisi oldu. Onun da kutlamasını yaptık ve yaz tatiline adım attık. 

Bu yıl annem ile birlikte tatile çıkıyoruz. Rotamız Antalya/Kemer. Ardından beni çok güzel bir kamp bekliyor Ağustos ayında. Ermeni öğretmen/öğrenciler ile Türk öğretmen/öğrencilerden oluşan bir eğitim kampı. Büyükada'da olacağım. Şimdiden onun da heyecanı içerisindeyim. Mümkün olduğu kadar güzel işler yapmaya çabalıyorum. Bir varoluş kaygısı içerisindeyim, sürekli yeni ve doyurucu şeyler arıyorum. Bilgiye ve tecrübeye açlığımın hiç dinmemesini diliyorum. Hoş geldin yaz tatili. 

26 Haziran 2016 Pazar

Yeni Deniz Mecmuası















Bu senenin beni en çok mutlu hadiselerinden birinden bahsetmek istiyorum. Hadisenin adı: Yeni Deniz Mecmuası. 

Mecmua, Mart 2016 tarihi ile yayın hayatına başladı. Denizler ile ilgili aklınıza gelebilecek bütün konuların ince bir titizlikle işlendiği dergi, Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından çıkarılıyor. Yüksek lisans tezimin mühim kısımlarından birini de "denizcilik" oluşturduğu için derginin yayın hayatına başlaması beni çok mutlu etti. Üç aylık periyotlar halinde basılan dergi, Haziran ayı itibari ile ikinci sayısını da çıkardı. Oldukça hacimli ve bir o kadar da enfes konularla dolu olan Yeni Deniz Mecmuası'nı okumanızı tavsiye ederim.

Öyle teknik bir dergi olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, tarihle iç içe, denizi kıyısından köşesinden ya da tam ortasından tutmuş bütün konular ile ilgileniyor mecmua. Bir kez de buradan teşekkür etmek isterim ekibe, ellerinize sağlık efendim, denizler kadar derin ve engin bir iş olmuş. Daim olsun.

5 Nisan 2016 Salı

Pitoresk İstanbul Sergisi 2016














Bugün arkadaşlarımla birlikte çok güzel bir sergiyi ziyaret ettik. Pitoresk İstanbul sergisi. Dijital bir resim sergisi olan Pitoresk İstanbul 2016'yı 22 Mayıs tarihine kadar ziyaret edebilmeniz mümkün. Hemen Beşiktaş Sahilde bulunan Deniz Müzesi, sergiye ev sahipliği yapıyor.

Oldukça titiz ve güzel hazırlanmış bir sergi. 19. yüzyılda İstanbul'a gelmiş ve İstanbul'u her açıdan muhteşem bir şekilde resmetmiş olan yetenekli ressamlar; Melling, Schranz, Allom, Bartlet, Lewis ve Ayvazoski serginin ana konukları.

En güzel kısmı ise, orijinal eserlerin dijital hallerini görebilmekti. 35 dakika süren gösteride resmen büyülendik. Kendimizi 19. yüzyıl İstanbulu'nda yaşıyormuş gibi hissettik. 

Serginin çıkışında pek çok kıymetli eser de bulunuyor. Ben Ayvazovski'nin kartpostallarından yapılmış çok güzel bir kitap aldım. Hatta eve gelince kartpostalları duvarıma astım. Bir de " Küçük Oteller Kitabı" ve çeşitli Osmanlı Tarihi fasikülleri hediye ettiler. Özellikle Sosyal Bilgiler ve Tarih Öğretmenlerinin derslerinde kullanabileceği muhteşem kaynaklar bunlar. 

Şiddetle tavsiye ediyorum, kendinize zaman ayırın ve bu muhteşem sergiyi kaçırmayın. 

29 Mart 2016 Salı

Deniz Arslan: Rehavet Havası

Hikaye, bir süre önceye kadar çok fazla okuduğum bir tür değildi. Romanın yeri gözümde çok başkaydı. Lakin son dönem yazarlarının öykü kitaplarını okumaya başladıkça, bunun bir ön yargıdan ibaret olduğunu anladım. Eskilerden gelen sağlam edebiyatçılarımızın yanında, yeni nesil yazarlar öykü dalında iyi işler çıkarıyor. Bunlardan bir tanesi de Deniz Arslan. 

Mine Söğüt'ün öykülerinden sonra Deniz Arslan'ın İletişim Yayınlarından çıkan "Rehavet Havası" adlı öykü kitabı, yoğun iş temposu arası molalarımda çok iyi geldi bana. Çok eğlenceli ve çekincesiz bir dili var. Genel olarak kitabı okurken epey güldüğümü belirtmeliyim. Özellikle "Çaresizlerin İç Çekişi Keşanlı Maksut Hoca" isimli öyküsünü çok sevdim. Toplumsal gerçekleri epey eğlenceli bir dil ile işlemiş yazar. Öyküden bir alıntı yapmak istiyorum: 

"Şimdi hocam kayfede yahut evde yeri geliyo ağzımızdan küfür gaçıyo, öyle sinkaflı deel. Ama, söz meclisten dışarı, mesena dürzü diyoz, yeri geliyo pezevenk yahut dambılağızlı, annaçgötlü, gabazeyin gibi kelimeler gullanıyoz. Bunnarın günahı nidir hocam? Sinkaflı küfürnen aynı mıdır? Ayriyeten hocam gayrıihtiyari çıkmışsa bunnar ağzımızdan, aptesti bozar mı?" 

15 Şubat 2016 Pazartesi

40












"Gir çık, gir çık, gir çık, gir çık, orospu oldu bütün kapılar."

Normalde küfür sevmem, sinema bunun dışında kalıyor. Özellikle Ali Atay'ın oynadığı filmlerdeki küfürler, argo sözler hiç iğreti durmuyor. Sahnenin duygusuna da cuk oturuyor. 

40, yönetmenliğini ve senaristliğini Emre Şahin'in yaptığı bir İstanbul filmi. Üç farklı insan. Birbirini tanımayan iki adam ve bir kadın. Yaşadığı hayatın çıkmazları ile boğuşan bir hemşire, hayallerine ulaşmak için gece gündüz çalışan, tüm amacı sevdiği kadını Paris'te bulmak olan siyahi bir mülteci, genç yaşında hayatın tüm tokatlarını yemiş, yeraltı dünyasına hizmet eden bir taksici. Ve filmin kahramanı, para dolu eski bir çanta. 

Konusunu, birbirini tanımayan insanlardan alan ve şehir yaşamının bin bir türlü halini; canlılığını hiç kaybetmeden seyirciye yansıtan filmleri çok seviyorum. 40 bunlardan biri. Tez vakitte bulup izleyin derim.

"İnsan bazen böyle kendini bir bok sanıyor biliyor musun? Başkaları da ona böyle bok gibi davranıyorlar. Nasıl olacak bu iş?"

13 Şubat 2016 Cumartesi

Mustang














Mustang uzun süredir merak ettiğim bir filmdi. Başarılarının yanınında hakkında epey konuşuldu, yazıldı ve çizildi. Benimki geç kalınmış bir seyirdi, nitekim film bitiminde geç kaldığım için kendime bir kez daha kızdım. 

Mustang, gerçekleri hiç dolandırmadan ve sarsıcı bir şekilde anlatıyor. Sarsıcı diyorum, çünkü rahatsızlık da duyuyorsunuz bir yandan. Böyle filmler çok nadirdir, izler geçeriz genelde. Mesaj vermeye çalışan filmler bile, bir yerden sonra sadece seyirlik hale gelebiliyorken, Mustang bunun üstesinden çok iyi geliyor bence. 

Trabzon'un denize nazır tepelerinin ardında, küçük bir yerleşim yerinde babaannesi ve amcası ile birlikte yaşayan beş tane ergenlik çağındaki kız. Baskıcı bir muhit, kendine kendinden doğrular yaratmış ve bu doğruların sorgulanabilirliğini, kime göre ve neye göre olduğunu es geçmiş bir muhit, bu muhit içinde yaşayan "bok rengi" insanlar. Babaannenin aman çevre ne der tutumları, amcanın evin reisi muktedir baskıları ve beş kız çocuğunun kapana kısılmışlıkları. 

Bir kere film bittikten sonra çok fazla sorgulama yapıyorsunuz. Bilhassa erkeklerin izlemesi gereken bir film belki de. Kız çocuklarının ergenlik dönemleri, kendi bedenlerini keşifleri, oyun ile ayıp arasında gidip gelen toplumsal sözde ahlaki çizgi, çocukların buna rağmen kendilerine bir çıkış yolu arama ve mutlu olma çabaları... Belki de çoğu erkek Mustang sayesinde ilk kez bunların farkına varacak. 

Çok amiyane bir tabir olacak belki ama cidden dünyayı erkeklerin s.kleri yönetiyor. Bu iktidar duygusu, tamamen s.k odaklı bir durum. Çünkü o var ve siz isterseniz s.kersiniz. Her şeyi hem de. Bu varoluş biçimini çok anlamsız buluyorum. İnsanların kendilerini tümden cinsel organları üzerinden tanımlamalarını. Ve o varsa değerli olmalarını yoksa değersiz olmalarını. Bu esasen başka bir yazının da konusu olmalı. Uzun uzadıya anlatıp tartışmak istiyorum.

Bir kez daha söylemek isterim ki Deniz Gamze Ergüven harika bir iş çıkarmış. Uzun süre kendime gelemeyeceğim sanırım. 

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Naci Derler

aşkın şerbetinden içtim hak oldum
kudretten donumu giydim pak oldum
hem hakka ulaştım hem hak oldum
anın için irad etmem ölümü...

şah hatayi

28 Nisan 2013 Pazar

Kalbimdeki Deniz


Şaşılacak şey şu sevda.Bir gece ağlarken bulur insan kendini.Der ki içimde bir şeyler var garipten,gaiplikten.Dumanı tüten,soğukken birden ısınıveren.Tıpkı bir demlik çay,kavrulmuş bir helva.Kar soğuğunu kuzine külüne döndüren,ekmek gibi içimde pişen.Tarif edilemiyor işte,içinde binbir anlam,binbir his.

Bir insan her daim neşeli olabilir mi ? Bir insanın gözlerinin içi nasıl hep gülebilir ? Kaç insan günün yirmi dört saati boyunca gülebilir ? Kaç insan elinizi sıkıca tutar şu dünyada.
Benim de elimden tutan biri var.

Yıllardır gülümsüyor nispet yapar gibi suratıma suratıma.Edepsiz mi edepsiz.Akıllı mı akıllı.
Dedi ki bana bir gün : "Gel işte benimle.Senin sevdan da,adın da,hayatın da bende.Tuttum sonra elinden.Dedim ki,bırakmayacaksın ama bu eli.Psikopatım ben,sorunlu bir geçmişim var.Aman sen de dedi,dinle şu şarkıyı ! 
"Sevdamı saklıyor kalbimdeki deniz.."
Senin yerin benim içim,her şeyim.
Neyse uzatma lafı karnım acıktı benim.Dürüm yiyelim şurada,hadi."

Böyle biri işte.
Mutluluk ve şans mı ?
Her ikisine de sahibim
İyi ki varsın şebelek.

Eğer gönüllerde sevgiye yer yoksa
Aşktan söz etmeyi bırak dalgalara
Bir çivit mavisi renkle yazılsın
Sen,ben,hikayemiz,bu kara sevda

İncesaz