amatör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
amatör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2018 Perşembe

Kadıköy'de Bir Akşam Vakti
















Sirkeci'den dönüyoruz bir arkadaşımla, vapurun dış kısmına oturmuşuz. Yol boyu sohbet ediyoruz, ben onun fotoğraflarını çekiyorum ardımızda Marmara denizi. Bir yandan kısa saçlarımız uçuşuyor rüzgarda. Sonra Kadıköy iskelesine yanaşıyoruz. İnsan kalabalığı, herkes birazdan inmeye başlayacak. Bense oturuyorum, ille de bir şeyler çekeceğim burada, insan yüzleri, günün batışı, lacivertten turuncuya çalan renkler... İskeledeki görevlilerden biri çıkıyor karşıma, bedenini denize dönmüş, kalabalık inmeden önceki son saniyeler, ufka bakıyor... 

Elimize Kadıköy'de bir akşam vakti kalıyor, bir fotoğraf kalıyor. İleride bakılacak belki, zamanın hızına şaşılacak, yine aynı duygular saracak. 

"talebim değil hanlar, hamamlar, gömme saraylar
sahibi olduğum her şey; ruyalar
herkesin doyduğu bir çıkma ekmek
senin de öyle..."

Bu fotoğrafa "Ruh" ile eşlik eden Rehber'e de selamlar olsun.

24 Mart 2018 Cumartesi

Bir Fotoğraf
















İlk kez kendi çektiğim bir fotoğrafı paylaşıyorum. Yaklaşık bir senedir fotoğraf çekiyorum. Çok büyük bir istek ve heyecanla almıştım makinemi. Arkadaşlarımdan bazıları da fotoğraf çekiyorlar, bu süreçte bana destek oldular. Arada sırf bunun için buluşup sabahtan akşama fotoğraf çekiyoruz. Keyif alıyorum. 

Bununla ilgili bir eğitim almadım, temel şeyleri dahi bilmiyorum. Arkadaşların gösterdiği kadar işte, eğitim almak da istemiyorum. Kendime ait bir hobi, hakkında bir sürü şey bilmeme gerek kalmayan bir uğraş olarak kalsın istiyorum. Sadece benim için, benim objektifim. 

Fotoğraflarımı paylaşabileceğim bir sosyal medya hesabım yok. Bu nedenle paylaşmıyorum onları. Belki bir değişiklik yapar da arada burada paylaşırım. Teknik olarak bir bilgim olmadığı için haliyle fotoğraf üzerinde de bir oynama yapamıyorum. En güzeli böyle doğal halleri sanırım. 

Yine bir Eminönü dönüşü, yine bir vapur. 
Kaç canımız var, kaçı yerinde hala meçhul.
Bir hububat torbası, bir tütün çıkmazı sokağı dibimde.
Beyaz kuşların turuncuya dönüşümü, içimde tuhaf bir his ama güzel.
Ötesinden berisine uzanan bir yolculuk, kısa süre içinde iskele.
Olsun zaman, canım yansın, kimi zaman günlük güneşlik. 
İçinde İstanbul, içimde delişmen bir haller. 
Konaklamak için aranan yerler, laf olsun diye söylenmeler.
Belki görür belki işitirsin. 
Değişirsin.

2 Nisan 2016 Cumartesi

Kedi Ciğeri

biliyorum
o gemiye asla binemeyeceksin
trenleri de kaçırmışsın
uzay yolu desen hak getire senin için

biliyorum
gerçek olamayacaksın hiç
titretecek seni durgun sular
batacaksın sevabından, günahların yücelecek

toz olacak çıkacak ruhunun diğerleri
lime lime olacak her bir yerin
dışa vuracak mahrem yerlerin
mındar olacaksın kedi ciğerleri gibi

biliyorum
adem elman yerinden fırlayacak
cürmün kadar yer yakacaksın
asılacaksın ipsiz boyunlar gibi

biliyorum
yine taşacaksın olduğun yerden
derinlerin dipleri boylayacak
zulmün fıtratına dört mum yakacak
pürtelaş, tüm sevdiklerin ardına bakmadan kaçacak

28 Mart 2016 Pazartesi

Mandalina Rengi Bir Kedi ve Geçen Her Ayrı Gün

Her günün ardından eve dönüş, ciddi anlamda huzur bulduğum tek hadise. Yorgun ve uykusuz iş dönüşü, çocuk gürültüsü yok. Huzurla ortanca anahtarı çevirip açtığım evimin kapısını bile seviyorum. Kapıyı açıp iki dakika aralık tutuyorum çünkü sitede beslediğim kediler geliyor kapıya, kendini sevdirmeye. "Bütün gün kapıdalar. Sen gelince canhıraş sevinç çığlıkları yükseliyor küçücük bedenlerinden. Düpedüz heyecanlanıyorlar, seni çok özlüyorlar. Aşık bunlar sana bak, bak demedi deme. Kedi ile insanın aşık olduğu görülmüş mü ayol, ilahi neler geveliyorum ben de" diyor annem.

Eve girer girmez bir kahve yapıyorum kendime, yeni aldım daha, ucuz bir şey. Kapsüllü. Kredi kartıma hediye gelen puanlardan. Aldığım yerde çok ilgileniyor bir adam benimle. Küçük boylu, yüzü yorgun ama gözleri gülüyor. Usanmadan yarım saat bana kahve makinesini anlatıyor, sonra da üç çeşit kahve yapıyor. Üç çeşit, üç özellik, üç duygu, üç adımda kasaya varıyorum. Önlüğünün altından uzattığı karttan ismini gösteriyor. Hani abi diyor, gidince eve yeni makinende kahveni içerken mis gibi, bizim firmanın sitesine girip benim hakkımda güzel şeyler yazar mısın? Karşımızdaki insandan bir şeyler isterken utanıp sıkılırız ya, hemen yüzü değişiyor, mahcup. Elbette diyorum, eve gelince kahve makinesini açmadan önce birkaç bir şey yazıyorum adam hakkında. Çalıştığı dükkanda daha iyi yerlere geldiğini düşünüp seviniyorum. 

Gün içinde tanımadığım insanlarla kurduğum diyaloglar beni çok etkiliyor. Oturup, onların hayatları hakkında düşünüyorum. Market insanları mesela… Bazen hiç umursamıyorum onları, tek amacım kasadan geçirdiğim ürünleri alıp eve gitmek. Her seferinde ihtiyacından daha fazla alan insanlar, her seferinde gerekenden daha fazla zaman harcayan insanlar. Bazen de yüzlerine uzun uzun bakıyorum. Kasa insanları mesela… Nasıl bir his acaba? Saatlerce kasa başında durup bir sürü yüze, mimiğe, saça, tene, tırnağa, kıla, tüye bakmak. Acaba onlar ne düşünüyor bizim hakkımızda? Mesela bizim evin üstündeki market, marketteki kasiyer kız. Her gün eşarbını değiştiriyor. Her seferinde bana abi diye hitap ediyor. Oysa aynı yaştayız.

"Abi 20 lira tuttu bunlar."
"Abi iki lira on beş kuruşun var mı?"
"Bizde o dediğinden yok abi ama patrona sorarız yine de."

Neden karşısında gördüğü ve hiç tanımadığı gençten bir erkeğe abi diyor? Toplum bunu mu istiyor? Bana ismimi sorsa, bana ismimle hitap etse ya da sadece beyefendi dese daha eşit konumda olmuyor muyuz o zaman? Abi demek onu geri plana itmiyor mu? Toplumdaki kadın erkek eşitsizliğinin altında aslında bu nüans yatmıyor mu? Ne çok abimiz var öyle değil mi?

O gün market çıkışında mandalina renginde, kabarmış diş etli, yaşlıca, tombul bir kedi görüyorum. Hemen markete dönüp bir paket balıklı kedi maması alıyorum. Ayaklarıma sırnaşıyor. Oturup onun mamayı bitirmesini izliyorum. Bu bana zevk veriyor. Neden başkaları yemek yerken izleme ihtiyacı duyarız? Bu bize ismini koyamadığımız bir çeşit tatmin mi sağlar? Anneler de çocukları yemek yerken bundan zevk alırlar ya, içimizde bir tutam anne kırıntısı mı var acaba? Keşke öyle olsa. 

İnsanlar akın akın markete geliyor, bense çıkıyorum dışarı. Elimdeki kedi mamasını gelişigüzel serpiştirerek. Hansel ve Gratel gibi. Yorgun ve argın ilerliyorum sokakta. Mandalina rengi bir kedi için… Yaşama sevincim birden mandalina rengi kedi oluveriyor.