tatili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ağustos 2020 Pazartesi

Olimpos Tatili

Olimpos'a gitmek üzere yola çıkacağız. Daha önce yalnızca Kemer tarafında tatil yapmıştık, Olimpos'a ilk kez gideceğim. Eğer planlarımız uygun olursa; Kaş, Adrasan ve Çıralı taraflarına da gideceğiz. 

Esasen bu yaz tatile çıkma planım yoktu lakin öğretmen arkadaşlarım ve mezun ettiğimiz öğrencilerimiz ile güzel bir plan yaptık. Bir anda gelişti, çok iyi oldu. 

Umarım sorunsuz, sağlıklı ve keyifli bir tatil olur. Dönüşte tatil izlenimlerimi de muhakkak yazar ve tavsiyelerde bulunurum. 

O vakit başlasın güneye yolculuk. 

18 Ocak 2019 Cuma

Kış Tatili

Bugün karneleri dağıttık, eski heyecanlar olmasa da çocuklar karne aldıkları için yine de mutlulardı. Serbest kıyafet giymek de pek hoşlarına gidiyor. Koşturup durdular tüm gün. Hepimiz kısa ama güzel bir tatili hak ettik. 

Yarından itibaren kendime güzel bir plan yaptım. Önümüzdeki hafta okulda olacağız ama yarım gün çalışacağız. Bu hafta sonu ise hiçbir iş yapmadan kendime plan yaptım. Yarın sevdiğim bir arkadaşımla birlikte tarihi yarımadada olacağız. Uzun süredir ihmal ediyorum gitmeyi, biraz kitapçılarda dolaşıp sohbet edeceğiz. Kendime bir okuma planı yapıyorum. Bu tatil sıkı bir okuma içerisine gireyim diyorum. 

Biraz kırtasiye alışverişi yapmam gerekiyor. Onun dışında annemle dışarıda vakit geçireceğiz. Düzenlemem gereken notlar var, eski defterlerimdeki önemli notları yenilerine geçirip elimden çıkarmam gerekiyor. Onlarla uğraşacağım, nihayet koca dönem sonunda kendime biraz vakit ayırma vakti geldi. Pek mesudum. 

O zaman yarın güzel bir güne uyanmak dileğiyle, iyi geceler.

8 Nisan 2018 Pazar

Nisan Tatili

Çalıştığım okul ilkbahar ve sonbahar aylarında bir haftalık ara tatiller yapıyor. Hal böyle olunca biz de neşe içinde tatile çıkıyoruz. Çalışmaya başladığım ilk yıl garipsemiştim, yalnızca sömestr ve yaz tatiline alışkın olduğum için farklı gelmişti. Ama alışınca elbette seviyorsunuz, tatil sonuçta. 

İki gündür evde dinleniyorum, ara tatil için birkaç kitap almıştım onlar ile haşır neşirim. Şato'yu okumaktayım. Dün ise kek yaptım, bir ara da muzlu ve çikolatalı ekmek yapmayı deneyeceğim. 

Geçtiğimiz haftayı zor geçirdim. Sol göz kapağıma bir şeyler oldu. Şişip düşmeye başladı derken soluğu nöroloji ve göz polikliniklerinde aldım. Nörolojik bir şeyler çıkmadığına sevindim. Fakat ilaçlı mr çekilirken yaşadığım dramı bir kez daha yaşamak istemem. Çok rahatsız edici bir deneyimdi. Daha gürültüsüz ve daha kısa bir yolu olsa keşke. Gözümde ise alerjik bir durum ve şiddetli bir göz kuruluğu tespit edildi. Damlalara başlandı, şimdi daha iyiyim. Yıllar sonra hazır doktora gitmişken bir kan tahlili yaptırayım dedim. B12 ve demir durumlarımda düşüklük tespit edildi. Onlar için de takviyeye başlandı. Her gün popodan iğne için hastanedeyim, pek de sevimli değil. Lakin el mecbur. 

En güzel haber ise bu hafta Eskişehir'e gidecek olmam. Annemin bazı evrakları var toparlamam gereken. Günübirlik bir yolculuk olacak ama her saatini değerlendireceğim. Uzun süredir Eskişehir'e gidemiyordum, bu yolculuk bana iyi gelecek. İstanbul'un gürültüsünden sakinliğe uzanan kısa süreli bir dönüşüm. Bir kahve içerim adalarda, kokusunu içime çekerim temiz şehrimin. Mis, daha ne olsun.

13 Ocak 2018 Cumartesi

Yarıyıl Tatili

Yarıyıl tatiline bir haftamız kaldı. Hem öğretmenler hem de öğrenciler heyecanlı. Kendimi yorgun hissediyorum şu sıralar. İki haftalık bu tatil toparlanmak için çok iyi gelecek. Ne mi yapacağım? Esasen hiçbir şey yapmayacağım, yani tatil anlamında. Nedense benim tatil mantığım, "hadi bir yerlere gidelim, seyahate çıkalım, evde oturmayalım" değil. Ben bayağı evde oturacağım. Yapılacak birkaç iş var, tatile bırakılmış. Onlarla uğraşırım, son dönemde Rus edebiyatı okumaya başladım. Bir yandan da Rus sinemasına merak saldım. 
Masamdaki küreyi de döndürüyorum, Rus coğrafyası ile ilgili bir şeyler bakıyorum sürekli. Çok zevkli. İnsanın kendine bir konu bulup onu deşmesi cidden eğlenceli ve öğretici. 

Rusya tarihi de okumaya çalışıyorum bir yandan ama o konuda biraz yavaş gidiyorum. Aşina olmadığım bir tarih, keza coğrafyası da öyle. Lakin Rus edebiyatı beni çok etkiledi. Okurken kendimi Rus kırsallarında, karlarla kaplı uzun bir tren yolculuğunda, belki de Anna Karenina gibi, St. Petersburg'a giden bir trenin içinde hayallere dalar vaziyette buluyorum. Uzun bir süre Rus edebiyatına devam edeceğim. 

Şimdilik planlar böyle, evde oturup kafamdaki tüm dertleri bir kenara bırakmayı düşünüyorum. Dertlerden uzak, karlı coğrafyaların ve insanların dünyasında zihinsel bir yolculuk işte. Daha ne olsun, tatil budur.

29 Temmuz 2017 Cumartesi

Didim Altınkum Tatili İzlenimlerim I

Üç gece dört günlük Altınkum tatilimizden döndük. Bölüm bölüm tatilden kesitler aktarmaya çalışacağım. Gidecek olanlar için de yardımcı olabilirim belki. 

Altınkum'un gerçekten kumu çok güzel, denildiği kadar varmış. Mavi bayraklı bir plaj ve temiz. Biz hafta içi gitmemize rağmen plaj çok kalabalıktı. Duyduğumuza göre hafta sonu daha kalabalık oluyormuş. Altınkum plajında alınan şezlong ve şemsiye ücretleri bana pahalı geldi. Şemsiye için on lira, şezlong için on lira alınıyor. Eğer uzun bir tatil planlıyorsanız her gün bu paraları vermenize gerek yok. Tüm dükkanlarda satılan hasırlardan ve şemsiyelerden almanız yeterli. Ya da portatif sandalyelerden. İnsanlar genelde öyle yapıyor çünkü. 

Altınkum'un suyu ılık. Ayrıca tuzlu da değil. Öyle hemen de derinleşmiyor. Çocuklarınız için güvenli ve uygun. Dalgalı ve rüzgarlı da değil üstelik. Yüzme öğrenmek için de çok uygun bir deniz. 

Akşam üzeri ise kalabalık iyice artıyor. Sahil şeridi boyunca sıralanan pek çok kafe, otel, restaurant ve dükkan var. Biz ilk akşamımızı canlı müzik yapılan bir kafede geçirdik. Eğer alışveriş yapacaksanız kadınlar için seçenek çok. Takı, çanta ve hediyelik eşya seçenekleri bol. Fakat burada alışveriş yapmanızı tavsiye etmem. İlginç bir şekilde bir tane bile orijinal ürün satan bir dükkan görmedim. Dünyaca ünlü markaların sahteleri satılıyor her yerde. Geçen sene Kemer'de de böyleydi. Sanırım yabancı turistlerin bu giyim eşyalarına ilgisi çok fazla. Bir de dikkatimi çeken şeylerden biri Altınkum'da pek çok özel diş polikliniği olmasıydı. Sanırım fiyatlar yabancı turistlere çok uygun geliyor ve dişlerini burada yaptırıyorlar. Zaten Didim'den ev alıp yerleşmiş olan çok sayıda yabancı turist var. En çok İngilizler varmış diye duydum. 

Ben tatile çıktığım yerlerden giyim alışverişi ya da herhangi bir alışveriş yapmıyorum. Bütçemi gezmeye, eğlenmeye ve yeni tatlar denemeye ayırıyorum. Tatil esnasında alışveriş yapmak pek bana uygun bir aktivite değil. 

Altınkum'da şunu yeyin şunu için diyebileceğim bir şey yok esasen ya da ben rastlamadım. Sanırım oraya özgü bir yiyecek ya da içecek yok. 

Altınkum'a plansız ve rezervasyonsuz gelseniz bile kesinlikle açıkta kalmazsınız. Bütçenize uygun otel bulabilirsiniz. Sahil şeridi boyunca bir sürü küçük otel var. Eğer mükemmel bir konfor aramıyorsanız bu oteller size yeterli gelecektir. 

Şunu da eklemeliyim ki Altınkum sessiz sakin bir tatil isteyenler için uygun değil. Ama ille de Didim diyorsanız bir sonraki yazıda kaçabileceğiniz sessiz sakin yerlerden ve görmeniz gereken civar yerlerden bahsedeceğim. Devamı bir sonraki yazıda. 

19 Temmuz 2017 Çarşamba

Gezmek Zamanı: Didim Altınkum'a Yolculuk

Bugün annemle apar topar bir tatil planı yaptık. Katılacağım bir eğitim vardı lakin iptal oldu. Hal böyle olunca şöyle annemi yazlık bir yerlere götüreyim de birkaç gün denize girelim istedim. 

Bugün birkaç yer baktım, pek tatlı bir yer beğendim. Hadi dedim anneme, hazırlıkları yapalım da gidelim. Otobüs bileti falan derken her şey bir çırpıda halloldu. Aynı zamanda Didim Antik Kenti'ni görecek olmak da beni şimdiden heyecanlandırıyor. Yine bol bol tarih soluyacağız mis gibi. 

Altınkum dönüşü muhakkak detaylı bir yazı kaleme alırım. Belki gitmek ve fikir edinmek isteyenler olabilir. Dönüşümde de öğretmen arkadaşlarımın yanına Trakya'ya gideceğim. Bu yaz benim için epey dolu ve hoş geçiyor. Okullar açılana kadar son bir ayımız kaldı. Değerlendirmek, gezmek vakti. 

11 Temmuz 2017 Salı

Gezmek Zamanı: Güneydoğu Anadolu Turu

Yoğun bir yıl geçirdim. Hem okuldaki işler hem de tez yazmak beni yordu açıkçası. Neyse ki yüksek lisans eğitimim bitti geçtiğimiz günlerde. Kendime hemen bir tatil planı yaptım. 

Geçtiğimiz sömestr tatilinde Batı Karadeniz turu yapmıştım. Yeni insanlarla tanıştığım ve güzel fotoğraflar çektiğim bir gezi olmuştu. Ülke gezilerine bir yenisini daha eklemek istedim. Aslında mevsim şartları dahilinde Doğu Karadeniz turuna çıkmak niyetindeydim. Lakin bir on gün kadar sonra Gürcistan Batum'a bir proje için gitme durumum söz konusu oldu. Bu yüzden şimdilik Doğu Karadeniz turunu erteleyip güzel fotoğraflar çekebileceğim Güneydoğu Anadolu turundan yana karar kıldım. Yarın sabah bir aksilik çıkmazsa gidiyorum. 

Geçen sene yaz tatilimizi annemle birlikte Antalya Kemer'de yaptık. Esasen otel tatilinin bize uygun olmadığını düşünüyoruz. Bir daha otel tatili yapacağımı zannetmiyorum. Bütün gün otelden kumsala kumsaldan otele geçen bir tatildi. Ben gece eğlence mekanlarına giden biri değilim. Hal böyle olunca kendimi Phaselis Antik Kentine atıp hiç kimsenin olmadığı koylarda yüzerek bu sıkıcı tatili eğlenceye çevirmiştim. Üstelik düşlerde Hadrian. 

Güneydoğu hem coğrafyası ile hem de kadim kültürü ile merakımı cezbeden bölgelerimizden biri. Daha önce bazı projeler ile birlikte Hakkari, Şırnak ve Van'da bulunmuştum. Şimdi pek çok ili ve tarihi yerleri göreceğim. Çok sıcak olacağını biliyorum üstelik hiç sıcak sevmeyen bir insanım. Ama elimde fotoğraf makinem dağ bayır gezecek olmak beni şimdiden heyecanlandırıyor, bu durumda sıcak mümkün mertebe görmezden gelinebilir. 

Sanırım yolda bana Tigran Hamasyan şarkıları eşlik edecek. Bu turun üstüne bir de baştan sona Doğu Anadolu yapabilirsem benden mutlusu olmaz. Hep derim denizler yerine dağları sevdim diye, bu da öyle bir durumun özeti benim için. Şimdi çantayı hazırlama ve masalsı bir maceraya yelken açma vakti. Bir süreliğine hoşçakal İstanbul. 

19 Ocak 2017 Perşembe

Yarıyıl Tatili Planları

Avantajlı bir şekilde bir gün erken yarıyıl tatiline girmiş bulunmaktayım, yarın bildiğimiz üzere karne günü, güzel bir tatil bizi bekliyor. Öğretmenler de yoruldu, öğrenciler de. Ben de bugünü plan yapmak üzere değerlendireceğim, yarından itibaren planlarımı gerçekleştirmek üzere yollara düşeceğim. 

Aslında bu yarıyıl tatilinde Kars yolculuğu yapmak niyetindeydim, aklımın bir köşesinde bu düşünce hala bana yeşil ışık yakıyor. Lakin Kars'ın havasını da göz önünde bulundurduğumda bahar tatilinde bu yolculuğu ve geziyi yapmak daha doğru geldi bana. Hal böyle olunca kısa bir Batı Karadeniz turu cazip gelmeye başladı gözüme. Sanırım haftaya bir Batı Karadeniz turu yapacağım. Hazır fotoğraf makinemi de yeni almışken benim için güzel bir deneyim olacak. Karadeniz'i hiç görmedim, artık tüm tatillerimi ülkenin çeşitli bölgelerini gezip fotoğraflayarak geçireceğim. 

Bir de İstanbul'da ziyaret etmediğim çok fazla tarihi yapı ve müze olduğunu fark ettim. Hepsine hakim olmak mümkün değil belki lakin olası. Güzel bir liste çıkardım, müze listem epey kabarık olsa da, gezebildiğim kadarını gezmeyi ve fotoğraflamayı düşünüyorum.

Elbette edebiyatsız ve tarihsiz asla olmaz. Batı Roma İmparatorluğu ve Hıristiyanlık okumalarımı bitirdim. Tatilde biraz Bizans'a yoğunlaşmak istiyorum. Bunun yanında aklımda güzel iki roman var, umarım onları da tatile sığdırabilirim. 

Bu tatil dinlenmek ve gezip görmek için çok büyük fırsat, ikinci dönem tezime yoğunlaşmak zorundayım. Çünkü Haziran ayına kadar bitsin istiyorum. Yaza büyük bir zihin rahatlığı ile girmek çok iyi olacak benim için, zira tezim iki yıldır aklımı epey meşgul ediyor. 

Şimdilik program böyle, genel çerçeveye bakınca güzel görünüyor umarım tembellik etmeyip hepsini iki haftaya sığdırabilirim. Tüm öğrencilere ve öğretmenlere ve tabii ki velilere güzel tatiller dilerim. 

23 Ocak 2016 Cumartesi

Josh Malerman: Kafes

Kafes, Josh Malerman tarafından kaleme alınmış ve İthaki Yayınları tarafından basılmış korku gerilim tadında bir roman. Oldukça reklamı yapıldı son zamanlarda. Hatta ben de hiç alışkanlığım olmamasına rağmen süpermarketten aldım bu kitabı. Çok üzücü geliyor bana, süpermarketten alınan kitaplar ya da süpermarketlerde kitap bulunması. 

Kitap, kitsch/yığın roman dediklerinden. Hazır sömestr tatili gelmişken şöyle yorgunluğumu dindirecek, edebi değeri olmayan, basit bir kitap okumak niyetindeydim. Nitekim alıp okudum. Kafes, klişe konuları işleyen bir roman. Dünyada hüküm süren belirsiz varlıklar, bu varlıklarla karşılaşan insanların kendilerini öldürmeleri, bu varlıklarla karşılaşmamak için insanların gözleri kapalı yaşamaya başlaması ve hayatta kalan bir avuç insan... Romanın içinde hiç ayrıntı yok, durumlar oldukça muallak ve havada kalmış. Bu varlıklar nasıl ortaya çıktılar? Amaçları neydi? Tam olarak insanları nasıl etkiliyorlar ve niçin insanların ölümüne yol açıyorlar? Tüm bunlara net bir yanıt bulmak neredeyse imkansız.

Yine de Kafes, soğuk kış günlerinde okunabilecek, bir çırpıda biten bir roman. Okurken beklentinizi çok yüksek tutmayın derim. (Ha bu arada bir daha süpermarketlerden kitap almayacağım).

23 Haziran 2012 Cumartesi

C'mon

Annem benim için güzel yemekler ve tatlılar yapmış.Çok mutlu oldum.Hem onu gördüğüme hem de yemeklere.Birlikte güzel bir akşam yemeği yedik.Ayaküstü Meryem teyze ile dedikodu yaptık mahalle hakkında,güldük eğlendik.

Eşyalarımı odama taşıdım,anneme hediye matruşkasını verdim.Pek sevdi.
İstanbul maceram yaz tatiline girdi,ara verdik kendilerine.

Yirmiliklerimi aldırışlarımdan sonra dişlerime bir hayli özen gösterir oldum.Yanımda diş ipi,diş pastası,gargara ve bir sürü diş temizliği ürünü getirdim.Hemen yeni banyomuzun aynasının önüne dizdim.Tam istediğim gibi olmuş,aynamızın önünde isteğe bağlı yanan sarı,loş bir ışık.

Hemen bahçeye koştum.Güllerim benim boyumu aşmış neredeyse.Papatyalarım ise bahçenin yarısını kaplamış.Bahçemizin her köşesine yaz gelmiş,ortasında da masamız daha ne olsun.Tek eksiğimiz bir deniz.Hep özlem duyarım.

Biriken puanlarım ile bir cep kitabı aldım gelmeden.İrfan Orga'nın "Bir Türk Ailesinin Öyküsü" adlı kitabı,Everest Yayınları tarafından basılmış.Hüzünlü bir aile öyküsü,yaşama direnme mücadelesi.Hüzünle okuyorum ben de.

Tam da dinlediğim şarkı Panic!At The Disco & Fun.: düeti olan "C'mon" adlı şarkı.
Çok severim.


Ve ben bugün çok ağladım.Arkamda seni bıraktığım için.
Yaz tatiline girdiğimiz için,seni göremeyeceğim için.
Ve ben bugün çok ağladım.
İki buçuk senedir yanımda olduğun için,minnetle ağladım.
Özlüyorum seni.
Hem de çok.