Geçenlerde bahsetmiştim, çok sıkı bir öğretmen arkadaş grubum var. Eski okulumdan arkadaşlarım. Sene içerisinde sık sık bir araya geliyoruz ama yazları bir başka oluyor doğrusu. Eksikler vardı lakin tekrar bir araya gelmeyi başardık. Trakya'daki arkadaşımızın evine konuk olduk. Geçmişi yad ettik, çok güzel oldu.
Bir günümüzü de Edirne'yi gezmeye ayırdık hep birlikte. Elbette ilk durağımız Selimiye Camii oldu. Zaten Edirne'ye girişte sizi tüm görkemi ile karşılıyor. Mimar Sinan'ı bir kez daha anmış olduk. Sonra Şükrü Paşa Anıtını ve Balkan Savaş Müzesini ziyaret ettik. Bazı yerleri kapalıydı ve açıkçası çok güzel dizayn edilememiş. Yine de gittiğinizde muhakkak görün derim.
Ardından II. Bayezid Külliyesi ve Şifahanesini ziyaret ettik. Beni en çok etkileyen yapı oldu bu külliye. Çok donanımlı bir yer çok da iyi dizayn edilmiş. Tebrik etmemek elde değil. Yaklaşık bir saat boyunca meraklı gözlerle gezdim. Hem tıp öğrencilerinin eğitim aldığı hem de hastane olarak kullanılan bu merkez, dönemin en önemli yapıları arasında yer alıyor. O dönemde yapılan çeşitli ameliyatlarda kullanılan aletler ve teknikler hakkında ayrıntılı bilgiler de yer alıyor. Gezerken o döneme gitmemeniz elde değil. Bilhassa tıp öğrencileri ve çalışanları gelip ziyaret etmeli.
Uğrak noktalarımızdan bir diğeri Edirne Büyük Sinagog'u oldu. Ziyarete açık, dileyenler girip ziyaret edebilirler. Güzel bir atmosferi var, girişte de Sinagog ve Edirne sinagogları ile ilgili tarihi bilgilerin olduğu bir afiş var. Onu da muhakkak okuyun derin.
Gezimize Meriç Nehri ve Köprüsü ile devam ettik. Köprünün yanında güzel kafe ve restaurantlar var. Köprüyü seyrederek bir şeyler yeyip içebilirsiniz. Orada soluklandıktan sonra Karaağaç'a geçtik. Hem Lozan Anıtını hem de Karaağaç Tren İstasyonunu gezdik. Ben Karaağaç'ı çok sevdim. Evler, caddeler ve yapı olarak hem tarihi hem de çok güzel. Lakin Edirne'den çok daha sıcaktı, zor nefes aldık.
Dönüşte Edirne'nin şehir merkezinde bir tur attık. Arkadaşlar ciğer yemeden dönmek istemediler, onlar ciğerlerini yerken ben de mercimek çorbamı içtim. Ardından eve geri döndük.
Bu yaz hiç yerimde oturmadım desem yeri var. Sürekli gezdim, şimdi okullar açılana kadar biraz dinleneceğim. İstanbul da zaten bu aralar fazlasıyla sıcak. Biraz daha dinlence ardından yeni bir eğitim öğretim yılı açılışı daha.
turu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
turu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Ağustos 2017 Salı
2 Ağustos 2017 Çarşamba
Rota: Kırklareli ve Edirne
Sanıyorum bu sene leyleği havada gördüm, gezmediğim yer kalmadı. Normalde çok evcimenim ve sürekli seyahat eden bir insan değilim. Fotoğrafçılığa merak saldım ve her şey değişti, yeni yerler görüp fotoğraflama isteği beni adeta bir leyleğe dönüştürdü. İyi de oldu. Yavaş yavaş tüm Türkiye'yi dolaşmayı planlıyorum.
İlk çalıştığım okulda çok sıkı bir arkadaş grubu oluşturmuştuk. Hala bağımız çok kuvvetlidir. Bazılarımız başka okullara geçtik ama o bağımız asla kopmadı. İki yıl önce birlikte yaz tatiline de çıkmıştık. Sarımsaklı, Ayvalık ve Cunda Adası turu yapmıştık. Bu sefer Kırklareli'de oturan arkadaşımız bizi davet etti. Yine eski ekip bir araya gelip küçük bir Trakya turu yapacağız. Öğretmen olmanın en sevdiğim yanlarından biri, öğretmen yoldaşlığı kurmak.
Sanırım bu yazın son gezisi olacak bu. Ağustos sonunda çalışmaya başlıyorum zaten. Bir ara da memlekete gideceğiz lakin tam tarihi belli değil. Bu enerjinin etkisiyle güzel bir yıl olur umarım benim için. Ve de hepimiz için tabii ki.
Fonda dinlediğim Melis Danişmend'in "Uçurumlarda" isimli şarkısı ile veda edeyim ve gidip çantamı hazırlayayım. Yarın yolculuk başlasın yeniden.
İlk çalıştığım okulda çok sıkı bir arkadaş grubu oluşturmuştuk. Hala bağımız çok kuvvetlidir. Bazılarımız başka okullara geçtik ama o bağımız asla kopmadı. İki yıl önce birlikte yaz tatiline de çıkmıştık. Sarımsaklı, Ayvalık ve Cunda Adası turu yapmıştık. Bu sefer Kırklareli'de oturan arkadaşımız bizi davet etti. Yine eski ekip bir araya gelip küçük bir Trakya turu yapacağız. Öğretmen olmanın en sevdiğim yanlarından biri, öğretmen yoldaşlığı kurmak.
Sanırım bu yazın son gezisi olacak bu. Ağustos sonunda çalışmaya başlıyorum zaten. Bir ara da memlekete gideceğiz lakin tam tarihi belli değil. Bu enerjinin etkisiyle güzel bir yıl olur umarım benim için. Ve de hepimiz için tabii ki.
Fonda dinlediğim Melis Danişmend'in "Uçurumlarda" isimli şarkısı ile veda edeyim ve gidip çantamı hazırlayayım. Yarın yolculuk başlasın yeniden.
17 Temmuz 2017 Pazartesi
Güneydoğu Anadolu Yolculuğumdan Notlar
Güneydoğu Anadolu yolculuğumu tamamladım. Bu yazıyı epey hüzün yüklü kaleme alıyorum. Kendimi hiç İstanbul'a ait hissetmedim hala hissetmiyorum. Burada okudum, çalışmaya başladım derken bu şehrin beni ne kadar yıprattığını yeni yeni görüyorum. Samimiyetsiz insanlar, sürekli bir koşturmaca, kendini dinlemeye vakit bulamama gibi pek çok sorun beni yıpratıyor. Güneydoğu'da kendime geldim. Samimiyet, insan sevgisi, sohbet, misafirperverlik sanki bu güzel değerlerin hepsi oraya ait.
İlk gün Antep üzerinden Halfeti'ye geçtim. Halfeti'de Fırat üzerinde bir tekne turu yapıp ardından yemek yedim. Fırat'ın masmavi ve sakin suyu üzerinde masalsı anlar yaşadım. Ertesi gün ise Adıyaman'da idim. Nemrut Dağı'nın üzerinde güneşin batışını seyrettim. Ardından Mardin ve Midyat'i ziyaret ettim. Mardin'e dair beni en çok etkileyen yapı Mor Gabriel oldu. Tarihi doku ile buluşmam ve kadim Süryani halkını yakından tanımam inanın gözlerimi doldurdu. Süzülen bir iki damla yaş ile gezinip durdum Mor Gabriel'de. Midyat'ta kültürel çeşitlilik bol, tarih boyunca süregelen bu çeşitliliğe bizzat şahit oldum ve ne kadar büyük bir zenginlik barındırdığımızın farkına bir kez daha vardım. Mor Gabriel'den çok zor ayrıldım. Bir gün mutlaka bir kez daha ziyaret edeceğim.
Mardin'de Kasımiye Medresesini de ziyaret ettikten sonra Batman Hasankeyf'e yol aldım. Büyülü bir güzellik, bir kez daha kahrettim onu sular altında bırakacak olmalarına. Her gittiğim yerde gözlerim hep nemli gezdim, sanki bu topraklarda insanı kendine çeken, insanı özü ile tanıştıran tarif edemediğim bir şeyler vardı.
Bir sonraki gün Antep gezimin ardından Hatay ve Adana ziyaretlerimden sonra İstanbul'a geri döndüm. Bir gün bu şehirden temelli gideceğim. Bu şehrin ve insanlarının beni daha fazla yok etmesine izin vermeden bir gün temelli gideceğim. Bir süre birbirimize katlanmak zorundayız İstanbul, ardından yollarımız ayrılacak. Bir gün, muhakkak.
11 Temmuz 2017 Salı
Gezmek Zamanı: Güneydoğu Anadolu Turu
Yoğun bir yıl geçirdim. Hem okuldaki işler hem de tez yazmak beni yordu açıkçası. Neyse ki yüksek lisans eğitimim bitti geçtiğimiz günlerde. Kendime hemen bir tatil planı yaptım.
Geçtiğimiz sömestr tatilinde Batı Karadeniz turu yapmıştım. Yeni insanlarla tanıştığım ve güzel fotoğraflar çektiğim bir gezi olmuştu. Ülke gezilerine bir yenisini daha eklemek istedim. Aslında mevsim şartları dahilinde Doğu Karadeniz turuna çıkmak niyetindeydim. Lakin bir on gün kadar sonra Gürcistan Batum'a bir proje için gitme durumum söz konusu oldu. Bu yüzden şimdilik Doğu Karadeniz turunu erteleyip güzel fotoğraflar çekebileceğim Güneydoğu Anadolu turundan yana karar kıldım. Yarın sabah bir aksilik çıkmazsa gidiyorum.
Geçen sene yaz tatilimizi annemle birlikte Antalya Kemer'de yaptık. Esasen otel tatilinin bize uygun olmadığını düşünüyoruz. Bir daha otel tatili yapacağımı zannetmiyorum. Bütün gün otelden kumsala kumsaldan otele geçen bir tatildi. Ben gece eğlence mekanlarına giden biri değilim. Hal böyle olunca kendimi Phaselis Antik Kentine atıp hiç kimsenin olmadığı koylarda yüzerek bu sıkıcı tatili eğlenceye çevirmiştim. Üstelik düşlerde Hadrian.
Güneydoğu hem coğrafyası ile hem de kadim kültürü ile merakımı cezbeden bölgelerimizden biri. Daha önce bazı projeler ile birlikte Hakkari, Şırnak ve Van'da bulunmuştum. Şimdi pek çok ili ve tarihi yerleri göreceğim. Çok sıcak olacağını biliyorum üstelik hiç sıcak sevmeyen bir insanım. Ama elimde fotoğraf makinem dağ bayır gezecek olmak beni şimdiden heyecanlandırıyor, bu durumda sıcak mümkün mertebe görmezden gelinebilir.
Sanırım yolda bana Tigran Hamasyan şarkıları eşlik edecek. Bu turun üstüne bir de baştan sona Doğu Anadolu yapabilirsem benden mutlusu olmaz. Hep derim denizler yerine dağları sevdim diye, bu da öyle bir durumun özeti benim için. Şimdi çantayı hazırlama ve masalsı bir maceraya yelken açma vakti. Bir süreliğine hoşçakal İstanbul.
Geçtiğimiz sömestr tatilinde Batı Karadeniz turu yapmıştım. Yeni insanlarla tanıştığım ve güzel fotoğraflar çektiğim bir gezi olmuştu. Ülke gezilerine bir yenisini daha eklemek istedim. Aslında mevsim şartları dahilinde Doğu Karadeniz turuna çıkmak niyetindeydim. Lakin bir on gün kadar sonra Gürcistan Batum'a bir proje için gitme durumum söz konusu oldu. Bu yüzden şimdilik Doğu Karadeniz turunu erteleyip güzel fotoğraflar çekebileceğim Güneydoğu Anadolu turundan yana karar kıldım. Yarın sabah bir aksilik çıkmazsa gidiyorum.
Geçen sene yaz tatilimizi annemle birlikte Antalya Kemer'de yaptık. Esasen otel tatilinin bize uygun olmadığını düşünüyoruz. Bir daha otel tatili yapacağımı zannetmiyorum. Bütün gün otelden kumsala kumsaldan otele geçen bir tatildi. Ben gece eğlence mekanlarına giden biri değilim. Hal böyle olunca kendimi Phaselis Antik Kentine atıp hiç kimsenin olmadığı koylarda yüzerek bu sıkıcı tatili eğlenceye çevirmiştim. Üstelik düşlerde Hadrian.
Güneydoğu hem coğrafyası ile hem de kadim kültürü ile merakımı cezbeden bölgelerimizden biri. Daha önce bazı projeler ile birlikte Hakkari, Şırnak ve Van'da bulunmuştum. Şimdi pek çok ili ve tarihi yerleri göreceğim. Çok sıcak olacağını biliyorum üstelik hiç sıcak sevmeyen bir insanım. Ama elimde fotoğraf makinem dağ bayır gezecek olmak beni şimdiden heyecanlandırıyor, bu durumda sıcak mümkün mertebe görmezden gelinebilir.
Sanırım yolda bana Tigran Hamasyan şarkıları eşlik edecek. Bu turun üstüne bir de baştan sona Doğu Anadolu yapabilirsem benden mutlusu olmaz. Hep derim denizler yerine dağları sevdim diye, bu da öyle bir durumun özeti benim için. Şimdi çantayı hazırlama ve masalsı bir maceraya yelken açma vakti. Bir süreliğine hoşçakal İstanbul.
30 Ocak 2017 Pazartesi
Batı Karadeniz Turu
Bir süredir yoktum, çantamı alıp köşe bucak Batı Karadeniz turuna çıktım. Şimdiye kadar çıkmadığım içinse hayıflandım.
İlk durak noktamız Bolu Abant Gölü oldu. Oldukça kar vardı ve gerçekten çok soğuktu, göl de donmuş durumdaydı. Çok zor şartlar altında olsa da birkaç güzel fotoğraf yakalayabildim. Hemen girişte de minik bir tabiat müzesi var, ücretsiz gezilebilmekte. Karın içinde mis gibi semaver çayımızı içtikten sonra Safranbolu'ya doğru yola çıktık. İlk durağımız Hıdırlık Tepesi oldu, şehre çok hakim bir yer. Oradan da güzel fotoğraflar yakaladım. Ardından Eski Safranbolu'yu gezdik. Yemeniciler Arastası'nı çok beğendim. Yine Hükümet Konağı ve Leyla Hanım Konağı gezilebilecek yerler arasında. Safranbolu'nun meşhur lokumlarından tattık ve sıcacık bir safran çayı içtik. Ardından ben kendimi Safranbolu sokaklarına ve eski evler arasına attım. Cinci Hamamı da dahil güzel fotoğraf kareleri yakaladım. Hava koşullarından dolayı Cam Terası ziyaret edemedik, artık başka bir geziye diyelim.
Safranbolu'da Kardelen Konaklarında kaldım. Eski bir konak, tamamen aslına uygun olarak dizayn edilmiş. İçeri girdiğiniz andan itibaren Osmanlı Konaklarının havasını soluyorsunuz. Otel içinde ayakkabı ile gezilmiyor, kapıda çıkarıyorsunuz. Odalar da çok güzel, sedirler, eski beyaz dantela perdeler, kandillikler. Her şey çok ince ve çok güzel düşünülmüş.
Ertesi gün Yörük Köyü'ne doğru yol aldık. Köyün eski çamaşırhanesini ziyaret ettik. Meşhur Filiz Teyzemiz bize espriler eşliğinde köyün tarihini anlattı. Aynı zamanda Leyla Gencer'in ailesinin yaşadığı konağı da ziyaret ettik. Konağın önünde kendisinin bir büstü de yer alıyor. Sipahioğlu Konağını dolaştık, eskiye ait ne varsa görebileceğiniz çok hoş bir konak.
Yine burada da bir sürü fotoğraf çektim. Özellikle kedileri ve köpekleri insan dostu bu güzel köyün.
Yolculuğumuza Amasra ile devam ettik. Sormagir Kalesini gördük, yemeklerimizi yedik ve bu deniz kenarı küçük beldeye gerçekten hayran kaldık. Barış Akarsu'yu da şarkıları eşliğinde yad ettik.
Ve son durağımız Devrek oldu. Bastoncular çarşısında, baston yapımına tanık olduk. Meşhur Devrek simitlerimizi de yedikten sonra İstanbul'a döndük.
Çok güzel dostluklar edindiğim, muazzam bir turdu. Sömestr tatilini böyle güzel değerlendirebildiğim için çok şanslıyım. Bundan sonra tatillerimde asla evde oturmayacağım. Gezilip, fotoğraflanacak, biriktirilecek anılar var. Gezebileceğimiz nice tatillere.
İlk durak noktamız Bolu Abant Gölü oldu. Oldukça kar vardı ve gerçekten çok soğuktu, göl de donmuş durumdaydı. Çok zor şartlar altında olsa da birkaç güzel fotoğraf yakalayabildim. Hemen girişte de minik bir tabiat müzesi var, ücretsiz gezilebilmekte. Karın içinde mis gibi semaver çayımızı içtikten sonra Safranbolu'ya doğru yola çıktık. İlk durağımız Hıdırlık Tepesi oldu, şehre çok hakim bir yer. Oradan da güzel fotoğraflar yakaladım. Ardından Eski Safranbolu'yu gezdik. Yemeniciler Arastası'nı çok beğendim. Yine Hükümet Konağı ve Leyla Hanım Konağı gezilebilecek yerler arasında. Safranbolu'nun meşhur lokumlarından tattık ve sıcacık bir safran çayı içtik. Ardından ben kendimi Safranbolu sokaklarına ve eski evler arasına attım. Cinci Hamamı da dahil güzel fotoğraf kareleri yakaladım. Hava koşullarından dolayı Cam Terası ziyaret edemedik, artık başka bir geziye diyelim.
Safranbolu'da Kardelen Konaklarında kaldım. Eski bir konak, tamamen aslına uygun olarak dizayn edilmiş. İçeri girdiğiniz andan itibaren Osmanlı Konaklarının havasını soluyorsunuz. Otel içinde ayakkabı ile gezilmiyor, kapıda çıkarıyorsunuz. Odalar da çok güzel, sedirler, eski beyaz dantela perdeler, kandillikler. Her şey çok ince ve çok güzel düşünülmüş.
Ertesi gün Yörük Köyü'ne doğru yol aldık. Köyün eski çamaşırhanesini ziyaret ettik. Meşhur Filiz Teyzemiz bize espriler eşliğinde köyün tarihini anlattı. Aynı zamanda Leyla Gencer'in ailesinin yaşadığı konağı da ziyaret ettik. Konağın önünde kendisinin bir büstü de yer alıyor. Sipahioğlu Konağını dolaştık, eskiye ait ne varsa görebileceğiniz çok hoş bir konak.
Yine burada da bir sürü fotoğraf çektim. Özellikle kedileri ve köpekleri insan dostu bu güzel köyün.
Yolculuğumuza Amasra ile devam ettik. Sormagir Kalesini gördük, yemeklerimizi yedik ve bu deniz kenarı küçük beldeye gerçekten hayran kaldık. Barış Akarsu'yu da şarkıları eşliğinde yad ettik.
Ve son durağımız Devrek oldu. Bastoncular çarşısında, baston yapımına tanık olduk. Meşhur Devrek simitlerimizi de yedikten sonra İstanbul'a döndük.
Çok güzel dostluklar edindiğim, muazzam bir turdu. Sömestr tatilini böyle güzel değerlendirebildiğim için çok şanslıyım. Bundan sonra tatillerimde asla evde oturmayacağım. Gezilip, fotoğraflanacak, biriktirilecek anılar var. Gezebileceğimiz nice tatillere.
19 Ocak 2017 Perşembe
Yarıyıl Tatili Planları
Avantajlı bir şekilde bir gün erken yarıyıl tatiline girmiş bulunmaktayım, yarın bildiğimiz üzere karne günü, güzel bir tatil bizi bekliyor. Öğretmenler de yoruldu, öğrenciler de. Ben de bugünü plan yapmak üzere değerlendireceğim, yarından itibaren planlarımı gerçekleştirmek üzere yollara düşeceğim.
Aslında bu yarıyıl tatilinde Kars yolculuğu yapmak niyetindeydim, aklımın bir köşesinde bu düşünce hala bana yeşil ışık yakıyor. Lakin Kars'ın havasını da göz önünde bulundurduğumda bahar tatilinde bu yolculuğu ve geziyi yapmak daha doğru geldi bana. Hal böyle olunca kısa bir Batı Karadeniz turu cazip gelmeye başladı gözüme. Sanırım haftaya bir Batı Karadeniz turu yapacağım. Hazır fotoğraf makinemi de yeni almışken benim için güzel bir deneyim olacak. Karadeniz'i hiç görmedim, artık tüm tatillerimi ülkenin çeşitli bölgelerini gezip fotoğraflayarak geçireceğim.
Bir de İstanbul'da ziyaret etmediğim çok fazla tarihi yapı ve müze olduğunu fark ettim. Hepsine hakim olmak mümkün değil belki lakin olası. Güzel bir liste çıkardım, müze listem epey kabarık olsa da, gezebildiğim kadarını gezmeyi ve fotoğraflamayı düşünüyorum.
Elbette edebiyatsız ve tarihsiz asla olmaz. Batı Roma İmparatorluğu ve Hıristiyanlık okumalarımı bitirdim. Tatilde biraz Bizans'a yoğunlaşmak istiyorum. Bunun yanında aklımda güzel iki roman var, umarım onları da tatile sığdırabilirim.
Bu tatil dinlenmek ve gezip görmek için çok büyük fırsat, ikinci dönem tezime yoğunlaşmak zorundayım. Çünkü Haziran ayına kadar bitsin istiyorum. Yaza büyük bir zihin rahatlığı ile girmek çok iyi olacak benim için, zira tezim iki yıldır aklımı epey meşgul ediyor.
Şimdilik program böyle, genel çerçeveye bakınca güzel görünüyor umarım tembellik etmeyip hepsini iki haftaya sığdırabilirim. Tüm öğrencilere ve öğretmenlere ve tabii ki velilere güzel tatiller dilerim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)