horror etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
horror etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2016 Çarşamba

And Then There Were None












Yine BBC ve yine bir mini dizi. War and Peace'ten sonra bir solukta izlediğim, üç bölümlük bir mini dizi And Then There Were None. Agatha Christie'nin klasikleşmiş eserlerinden bir tanesi, ülkemizde On Küçük Zenci adı ile yayınlanmış olan kitabın uyarlaması. 

Zenci Adası adı verilen ıssız bir ada. Ve adaya davet edilen, birbirini tanımayan on kişi. Her birinin farklı bir hikayesi var, işlemiş oldukları günahlar ve sırlar. Bunlar tek tek açığa çıkarken sayıları giderek azalıyor, çünkü her biri ilginç biçimlerde öldürülüyor.

Oyunculuklara gelecek olursak, beğenemediğim tek isim Anthony Marston karakterini canlandıran Douglas Bouth oldu. Evet çok yakışıklı lakin oyunculuk vasat. En beğendiğim performans ise Philip Lombard karakteri ile Aidan Turner oldu. O nasıl bir cool olma biçimidir, nasıl güzel bir oyunculuktur. Tebrik ediyorum. 

Tüm bunların yanında dizinin psikolojik bir tarafı da var. Davetliler, hem kendi geçmişleri ile yüzleşiyorlar hem de bunun acısını ve pişmanlığını yaşıyorlar. Dizinin sonuna kadar heyecan hiç eksilmiyor. BBC yine şaşırtmadı beni, kısa ve heyecanlı bir seyirlik isteyenlere tavsiye ederim. 

23 Ocak 2016 Cumartesi

Josh Malerman: Kafes

Kafes, Josh Malerman tarafından kaleme alınmış ve İthaki Yayınları tarafından basılmış korku gerilim tadında bir roman. Oldukça reklamı yapıldı son zamanlarda. Hatta ben de hiç alışkanlığım olmamasına rağmen süpermarketten aldım bu kitabı. Çok üzücü geliyor bana, süpermarketten alınan kitaplar ya da süpermarketlerde kitap bulunması. 

Kitap, kitsch/yığın roman dediklerinden. Hazır sömestr tatili gelmişken şöyle yorgunluğumu dindirecek, edebi değeri olmayan, basit bir kitap okumak niyetindeydim. Nitekim alıp okudum. Kafes, klişe konuları işleyen bir roman. Dünyada hüküm süren belirsiz varlıklar, bu varlıklarla karşılaşan insanların kendilerini öldürmeleri, bu varlıklarla karşılaşmamak için insanların gözleri kapalı yaşamaya başlaması ve hayatta kalan bir avuç insan... Romanın içinde hiç ayrıntı yok, durumlar oldukça muallak ve havada kalmış. Bu varlıklar nasıl ortaya çıktılar? Amaçları neydi? Tam olarak insanları nasıl etkiliyorlar ve niçin insanların ölümüne yol açıyorlar? Tüm bunlara net bir yanıt bulmak neredeyse imkansız.

Yine de Kafes, soğuk kış günlerinde okunabilecek, bir çırpıda biten bir roman. Okurken beklentinizi çok yüksek tutmayın derim. (Ha bu arada bir daha süpermarketlerden kitap almayacağım).