İki gündür yüzümde dalgalı, naif bir tebessümle dinlediğim güzel bir şarkıdan bahsetmek istiyorum, Şarapçı Remzi. Güney Marlen'in, Kalan Müzik etiketi ile yayımlanan "Şişelere Mektuplar" isimli albümünde bulunan şarkısı.
Bir şarkı düşünün, Remzi amcayı anlatıyor. Sakallı, parkalı, tıp okumayı bırakmış, zengin babasından medet ummayı bırakmış, parkta yatıp kalkan, Adorno okuyup bilen, zamanımızın bir Robin Hood'u. Tutanamamış, izin vermemişler. Toplum kaideleri parkasının ceplerine bile sığmamış, çünkü kendi kalmış, kendisi olarak kalabilmek için pek çok şeye sırt çevirmiş. Hepimize bir cesaret örneği, güzel adam şarapçı Remzi amca.
Güney Marlen'e içten bir teşekkür borçluyum. Güzel müzik yapan güzel adamlar da var memlekette, bir yerlerde.
güney etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güney etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Şubat 2018 Cuma
21 Mayıs 2017 Pazar
Isabel Allende: Paula
Paula henüz çok genç. Bilindik bir dünyanın az bilindik bir hastalığı üzerine kötücül bir ruh gibi çökmüş durumda, eşi ona aşık, Paula da öyle. Sonra onu doğuran annesi, Isabel Allende. Büyük bir sarsıntının içinde. Bu sarsıntıdan çıkışın bir yolu yok biliyor ama yine de büyük bir azimle mücadele ediyor, üstelik bu sefer kızını yazıyor. Hem onu yazıyor hem de onu yaşıyor.
Paula bana epey dokunaklı geldi, sayfaları çevirirken yutkundum, kimi zaman da zorlandım. Romanda anne-kız üzerinden verilen gerçeği biz de bir süre önce anne-oğul olarak yaşadık. Bundan üç yıl önce kırklı yaşlarının ortasındaki annemin beyin sapında bir pıhtı attı. Ardından uzun bir uykuya daldı, işi bilen birçokları yaşayamayacağını söyledi. Ameliyattan çıkıp yoğun bakıma alındığı ilk gün bir dakika verdiler bana. Onu son görüşüm olabilirmiş, öyle dediler. O bir dakikaya bir dünya sığdırdım ben. Henüz açamadığı gözleri ile bana yaşayacağına dair söz verdi. O bir dakika bir ömür oldu, yamaçlardan akıp süzüldü.
Sonrası çok büyük bir mücadele. Pek çok insan yalnız bırakıp gitti. Bir süre bocalar gibi oldum. Annem altı ay boyunca konuşamadı, hiçbir şey yiyemedi. Karnına bir hortum taktılar, şırınga ile besledik. Sağ tarafında neredeyse hiç kas gücü kalmamıştı. Sol tarafında da kas gücünde azalma vardı. Yürüyemez dediler, bir daha konuşamaz dediler. Önce soluk almaya başladı, sonra gözlerini açtı. Çok ağladı ama direndi.
Üç yılını yeni doldurdu, şu an kimsenin inanamayacağı kadar iyi durumda. Yalnız kaldık, yarı yolda bırakıldık ama anne ve oğul birbirimize sarıldık. Şimdi onun gözlerinin içine bakıyorum. Paula'nın ve annesinin yaşadıkları beni çok etkiledi, kendimi bir annenin yerine koydum. Çünkü üç sene boyunca annemin annesi oldum.
Hayat bir direnç mücadelesi gibi geliyor bana, yol uzadıkça insanın direnci azalıyor. İnsanlar çıkıyor karşımıza, türlü türlü, başka başka boyutlardan, uzak coğrafyaların hecelerinden, dillerinden. Kimi tanıdık geliyor kimi ise epey uzak. Nihayetinde insan yalnız kalıyor, direnç ne kadar azalsa da bitmediği sürece yola devam etmek gerekiyor. Huzurlu uykular diliyorum Paula.
18 Temmuz 2016 Pazartesi
Tatil Güncesi: Kemer I
Geçen yıl yaz tatilini okuldan öğretmen arkadaşlarım ile Ayvalık, Sarımsaklı ve Cunda Adası üçgeninde geçirmiştik. Bu sene ise annem ile birlikte Kemer'e gittik. Yaklaşık bir haftalık bir otel tatili yaptık. Daha önce güney illerimizden herhangi birini ziyaret etmemiştim. O yüzden Antalya'yı tercih ettim.
Kemer çok büyük bir ilçe olmamak ile birlikte aradığınız hemen her şeyi rahatlıkla bulabileceğiniz bir tatil merkezi. Biz tatil paketimizi Ets Tur aracılığı ile satın aldık. Yaklaşık yüzde kırklık bir indirimden faydalandık, bizim için epey uygun ve külfetsiz bir tercih oldu.
Kaldığımız otelin Kemer merkezde olmasının avantajlarını yaşadık. Dört yıldızlı bir oteldi, biz sadece sabah kahvaltı seçeneği ile konakladık. Her şey dahil paket çok pahalı olduğu için sabah doyurucu bir kahvaltı yapıp, akşam yemeklerimizi de farklı yerlerde gayet uygun fiyatlara yemiş olduk. Her şey dahil paketten daha hesaplı bir tatil olduğunu da söyleyebilirim.
Otelin kendine ait bir plajı vardı. Bu benim için tatil seçiminde önemli bir husus. Çünkü otelin plajını ve şezlonglarını rahatlıkla, ödeme yapmadan istediğiniz saatlerde kullanabiliyorsunuz. Diğer türlü her gün sahile gidip gelmek, şezlonglar için ödeme yapmak ve bütün günü plajda geçirmek durumunda kalmak zor olabiliyor.
Eğer arabanız varsa merkez dışı bir otelde, doğal ortamın içerisinde konaklamak da güzel bir seçenek olabilir. Lakin arabanız yoksa ihtiyaçlarınızı karşılamak ve alışveriş yapmak için merkeze gelmek durumunda kalmak sizi zorlayabilir. Biz bu yüzden merkezde bir otel tercih ettik. Kemer'de daha çok Ukrayna ve Rus asıllı turistler var. Çarşıda yer alan tüm dükkanların tabelaları yabancı dillerde, turistlere yönelik. İlginç olan hususlardan biri de mağazalarda fazlasıyla orijinal olmayan kıyafet satılıyor olması. Turistlerin de bu kıyafetlere ilgisi oldukça büyük.
Bir tatil yöresine göre Kemer -taksi fiyatları hariç- oldukça ucuz. Kendinize Kemer hatırası hediyelik eşyalar alabileceğiniz bir sürü dükkan da var. Ben iki tane magnet ve el yapımı porselen bir kap aldım. İçerisine de denizin dibinden topladığım inanılmaz renkteki ve inanılmaz güzellikteki taşları koydum. Kemer'in plajlarındaki su muazzam bir şekilde temiz. Saatlerce denizden çıkmak istemeyebilirsiniz. Eğer disko, club tarzı eğlence mekanlarını seviyorsanız bu seçenekler de yeter miktarda mevcut. Kemer'i yaz sıcaklarında yürümek istemeyenler için de, kiralayabilecekleri iki kişilik mini motorlar ve bisikletler var. Yine çeşitli temalarda günü birlik tekne turlarına katılmanız da mümkün.
Devamı bir sonraki yazıda.
2 Mayıs 2014 Cuma
Sonsuza Yazdık
kim bilir ah kimseler bilemez
neler saklar kalp denen sandık
dokunsa yar açılır kilit
aşk seni sonsuza yazdık
Erdal Güney
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)