anlamlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anlamlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2019 Salı

Dostoyevski: Yeraltından Notlar

Yeraltından bir adam, adı sanı yok. Kadının adı yok diye biliriz ya, bu sefer adamın adı yok. Bir tuhaf adam, yıllarca içinde tuttuklarını bir anda dışarı salıvermek derdinde. Böylece dertlerine bir yenisini daha eklemiş oluyor aslında, bunun da elbette farkında. 

Hem bir sistem eleştirisi hem de bir insan eleştirisi. Hem de ne insanlar, subaylara omuz atmalar, bir takım tumturaklı düşler, bir hayat kadını ile gece yarısı sohbetleri. Bir sinir, bir öfke durumundan daha derin; içinde olup bitenin oldukça farkında, esasen olduğu gibi ortalık yerde işte. Duymak ister misiniz? Sanmam. Ama çok şey kaybedersiniz! 

"Yaşadığım sürece isteklerim de ölmemişse, kurduğunuz yapıya tek tuğla koyarsam ellerim kırılsın!"

7 Şubat 2018 Çarşamba

Genç Werther'in Acıları

"Giyiminden yoksul kesimden biri olduğunu tahmin ettim, meşguliyetiyle ilgilenirsem incinmez diye düşünerek ne aradığını sordum. 
Çiçek arıyorum diye yanıt verdi..."

Goethe 

8 Ocak 2017 Pazar

Vüs'at O. Bener: Mızıkalı Yürüyüş/Kara Tren

Vüs'at O. Bener okumaya yakın zamanda "Kapan" adlı öykü derlemesi ile başlamıştım. Birkaç gün önce "Mızıkalı Yürüyüş/Kara Tren" adlı öykü kitabını okudum. Yazını bana çok iyi geliyor; ifade etmek istediklerim, yazamadıklarım hep onun satırları ile özdeş. Bakışı, kelimeleri diziş biçimi, kendinden öylesine rahat ve aynı zamanda gerçekçi bahsetmesi, hissettiklerinden de öyle, saklamadan, bir yerlere kaçmadan. Beni gerçekten etkiliyor. 

Şu an dışarıda epey kar var, onca yolu aşıp Yky'ye gitmem mümkün değil, sanırım bir kaç gün daha bekleyeceğim, karlar erir erimez "Dost Yaşamasız" ve "Siyah Beyaz" kucağımda döneceğim eve.

"Mızıkalı Yürüyüş/ Kara Tren"den sevdiğim bir bölüm paylaşmak istiyorum, sonra da hemen kar tanelerini izlemeye gideceğim: 

"Geçen pazar, 22 Ağustos 1993. Günleri somutlaştırmak gereksemesini neden duyuyorum acep? Yaşandığına inandırmak için mi kendimi? Nice gün'ler geçip gitti, gidecek, bir gün GÜN bile olmaktan çıkacak, öyleyse bu çabanın anlamı ne? Yok anlamı. Gökyüzü, denizler, uzay, yıldızlar, ,insanlar dışında her şey bilinçsizliklerince durup duracak. Moleküle dönüşeceğiz herhalde. Asimov'a bakılırsa hepi topu sekiz milyar yıl kalmış, ömrümüzü sıfırlamaya. Peki, tüm bilgilerden, değer yargılarından kurtulmuş, kendi ekseninde dönenen, kurduğu tuhaf dünyasında bir süre canlılığını koruyan, ilgilerden kopuk, yadırgı yaşamayı sürdürmek mi yeğlenmeli? Ben bu korku filmini ne çok yönettim."

6 Ocak 2017 Cuma

İnan Çetin: Bin Yapraklı Lotus

"Denir ki: Seni ayıplayanlar çıkacaktır kuşkusuz, ama bil ki, hiçlik varoluşun temelidir. Büyük ideallerin varsa eğer ve bu idealler insanlığın köküne kibrit suyu döküyorsa, peşinden gelenler suçludur. Sen tek başınasın unutma, kendine ihanet etmiyorsun. Tutkuna yaşamayı öğren; arada bir fırtınaya dönüşse de rüzgar, korunmasını bil. Ama her şeyin saf olduğuna kanma sakın. Sana söylediklerim de saf değil, aldanma."

***
"İnsan çürümüşlüğünü göz ardı edemezdi böyle durumlarda; sonra, sesler duyup sıyrıldığında bu çürümüşlükten, dört gözle bakmak isterdi dünyaya. Öyle ki, düşü gören yataktan çıkamazdı, çivilenip kalırdı geçmişe."

***
"Ne kadar da acınacak duruma düşüyor insan. Umarsız kalınca sığınacak bir şeylere nasıl da gereksinim duyuyor."

25 Aralık 2016 Pazar

Vüs'at O. Bener: Kapan

"Tek engel, insanın yine kendi öz benliği, egosu. Yoksa geride kalanların çekeceği geçici acıya bel bağlamak tam bir kaçış senaryosu.
Peki anlatmayı deneyeyim. Çıkmazdan çıkmaza sürüklenmekten başka çıkış yolu görünmüyor. Kişi oyalanmak için oyalandığının ayrımında ise, oyunu mutlaka yarıda bırakır. Ben her zaman ayrımında olduğuma göre bedeni sürüklemekten başka hiçbir işe yaramıyor düşüncelerim."

***

"Çay, sıcak, ağız yakan! Hepsi bu. Bir bardak. Kimsesizler mezarlığına gömdüm imgelerimi. İpileyen sarımsı ışık pırpırlandı, sönmek üzere, sönünce kurtulacağım kendimden -acınası avuntu!-, ödeşeceğiz, kristal yüreklerine sırt çevirdiklerimle."

"Kapan", Vüs'at O. Bener'in toplamda 21 kısa öyküsünü içinde barındıran, ilk baskısı İletişim Yayınları tarafından 2001 yılında yapılmış olan kitabı. Bu kısa öykülerde Bener'in öz yaşamına dair izlerden, düşüncelerinden ve dönenip duran ruh halinden kesitler görmek mümkün, öyle sözler var ki içinde, içimizden, altını çizip düşünsel evrenlerimizin baş köşesine oturtmamak mümkün değil. "Yanılgı mı?" adlı öyküsünü bilhassa çok beğendim, tekrar tekrar okudum. 

"İnsan tragedyasının özü bilinmezlik oysa. Hangi ölçüte vurursan vur doğru ya da yanlış seçeneklerini kestiremezsin.
Çıkmaz sokaklarda dolan dur."

19 Aralık 2016 Pazartesi

Kosmos

Reha Erdem'in Kosmos adlı filminden; 

"Herkesin başına her şey aynı anda geliyor. İyi ile kötünün, cömert ile cömert olmayanın başına gelen şey aynı, iyi adam nasılsa suç işleyen de öyle. Yemin eden ve yeminden korkan aynı birbiri gibi. Hayatta her şeyde bela şu ki, herkesin başına gelen şey aynı. Hem de insanoğlunun yüreği kötülük ile dolu. Ve ömürleri devamınca yüreklerinde kötülük var. Ve sonra ölülere katılıyorlar. Çünkü bütün yaşayanlarla beraber olan için ümit var, çünkü sağ köpek ölü aslandan iyi, çünkü yaşayanlar biliyorlar ki ölecekler. Fakat ölüler bir şey bilmez. Ve artık onlar için bir önemi yok. Çünkü onların anılması unutulmuş."


11 Aralık 2016 Pazar

Heba

"Gerçek fazlasıyla hissedildiğinde insana her vakit gerçek değilmiş gibi gelir, diye cevap verdi Resul de; bunda şaşılacak bir şey yok." 

***

"Bir insanın kendisine zulmedene gülümsemeye mecbur bırakılmasından daha beter bir zulüm olamazdı yeryüzünde."

Hasan Ali Toptaş

6 Aralık 2016 Salı

Hasan Ali Toptaş: Heba

"Hasılıkelam, çerden çöpten de olsa insan bir baba yaratıyor Ziya Bey, başka türlü var edemiyor kendini; koku kırıntılarını tutup, ölgün gölgeleri ve titreşimleri tutup, ya da boşlukları bile tutup işte böyle bir babaya dönüştürüyor benim gibi. Hiç kuşkusuz insan başka yollarla da var edebilir kendini, diyelim uzun bir öpüşmenin derinliklerinde kaybolarak, bir bakışın ateşinde yanarak, bir kitabın ruhundan doğarak, bir dokunuşla sarsılarak ya da şu an hatırlayamadığım daha akıllıca yahut daha aptalca birtakım şeyler yaparak da var edebilir. Çarçabuk doyan küçük karınlı ruha sahipse, bir köşeye oturup sadece çekirdek çitleyerek de var edebilir söz gelimi. Mayasına karışan vahşi gölgelerin arasında yaşıyorsa, birtakım şeyleri kırıp dökerek de var edebilir. Hatta bütün bunların ötesinde, bazı şeyleri yapmamakla da var edebilir ama babayla var olmak bu saydıklarımla kıyaslanamayacak kadar farklı bir şey bence. Farklı olmasının yanı sıra, çok eski bir şey aynı zamanda; belki kuşlar, belki bulutlar, belki taşlar kadar eski bir şey."

28 Kasım 2016 Pazartesi

Yeşil Peri Gecesi II

"Bizde itiraf yoktur.
Bizde itiraf eden huzur bulmaz. 
Bizde itiraf demek, suçumuzun her bir ayrıntısının hücrelerimize yapışması demektir. 
Biz itiraf edersek unutamayız.
Biz oysa unutmak isteriz, olmamış gibi yapmak.
Biz mecbur kalırsak tövbe ederiz hemen ardından unutmak için, suçumuzu da öyle fazla sayıp dökmeden üstelik (Allah biliyor nasıl olsa, ayrıntılarla onu meşgul etmeye ne lüzum var?)
Bizim tarihimiz unutarak gömdüğümüz günahlarımızın tarihidir. Kurcalayıp durmayın. Eski defterleri açmanın ne faydası var canım?
Biz dolaylı insanlarız, bizde yalanlar ve gerçekler arabesk motifler gibi iç içe geçe.
Bizim milli ikilimiz Suç ve Ceza değildir.
Bizim milli ikilimiz Suç ve Nisyan'dır."

6 Ağustos 2016 Cumartesi

Hasan Ali Toptaş: Geçmiş Şimdi Gelecek

"Suskun insanın içi sözcük kuyusudur derler ama bu söz şimdi geçersizdi, dostumun gözleri üzerine işenmiş çoban ateşleri kadar ışıltısızdı ve konuşmaya hiç niyeti yoktu. Zamanı tek boyutlu yaşayanların aptallığı akıyordu ceket uçlarından. Düş görüyor gibiydi. Düş görüyor gibi de değil, kendisi bir düştü sanki. Ellerinin (çaresiz ve yalnızdılar), burnunun (kendi doğrultusunda ilerlemekten yoksundu) ve bakışlarının anlamı giderek yaşamın titreşimlerinden uzaklaşıyordu. Yoksa ben mi düş görüyorum dedim kendime. Belki de üçüncü bir kişi düş görüyordu ve biz o düşün içinde iki düş insanıydık."

Hasan Ali Toptaş'ın "Çağrı" adlı öyküsünden...

17 Haziran 2016 Cuma

Günah, Acı, Umut ve Doğru Yol Üzerine Düşünceler

"Evinden çıkman gerekmez. Masadan kalkma ve dinle. Hatta dinleme, yalnızca bekle. Hatta bekleme bile, kesinlikle sessiz ve yalnız ol. Dünya, maskesini düşüresin diye, gelip kendini sunacaktır sana, başka türlü olamaz; kendinden geçmiş bir halde eğilecektir önünde.

Franz Kafka 
Günah, Acı, Umut ve Doğru Yol Üzerine Düşünceler

29 Mayıs 2016 Pazar

Bulantı II

"Bir zamanlar (beni bırakıp gittikten nice sonraları bile) Anny'i düşünmüştüm. Şimdi kimseyi düşünmüyorum, sözcükleri bulmak için bile çabalamıyorum. Kimi zaman hızlı, kimi zaman yavaş bir şeyler akıyor içimde: Dokunmuyorum, bırakıyorum gitsin. Sözcüklere bağlanamadığım için düşüncelerim çoğu zaman karmakarışık. Belirsiz ve hoş şekiller halinde ortaya çıkıyor, sonra kayboluyorlar, hemen unutuyorum onları."

"İnsan yalnız yaşayınca bir şeyler anlatmanın bile ne olduğunu unutuyor; dostlarla birlikte, inanılabilir şeyler de ortadan kayboluyor. Olaylar da öyle. İnsan onlara da aldırmaz oluyor. Bir bakıyorsunuz konuşan insanlar çıkıyor ortaya, bir bakıyorsunuz çekip gidiyorlar. Başını sonunu duymadığınız hikayelere dalıyorsunuz. Duyduğunuzu anlatın deseler, kötü tanıklık edersiniz."

Jean-Paul Sartre