felsefe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
felsefe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2017 Salı

Jacgues Ranciere: Cahil Hoca (Zihinsel Özgürleşme Üzerine Beş Ders)


cahil hoca ile ilgili görsel sonucu
Son dönemde okuduğum en iyi kitaptan bahsetmek istiyorum biraz. Yazar Jacgues Ranciere, Cezayir doğumlu bir filozof. Cahil Hoca ise eğitim felsefesinden siyaset felsefesine uzanan dopdolu bir kitap. Yayınevi ise Metis.

Eser, Fransız edebiyatı okutmanı Joseph Jacotot'un başından geçen bir zihinsel serüven ile başlıyor. Jacotot'un alışılmadık yöntemi ile -belki de yöntemsizliği demek daha doğru olur- öğrenciler Fransızca konuşmayı ve yazmayı kendisinin yardımı olmaksızın öğreniyorlar, üstelik ellerinde olan tek kitap ile: Fenelon'dan Telemak. Jacotot, bu süreçte öğrencileri Telemak ve öğrenme azimleri ile baş başa bırakıyor. 

"Olgu karşısında duruyordu işte: Açıklayan bir hoca olmaksızın, kendi başlarına öğrenmişlerdi. Bir kere olmuş olan her zaman için mümkündür." 

Ranciere, aslında toplumun temelindeki zeka eşitsizliği hiyerarşisini yerle bir ediyor. Zekaların eşitliğine inanıyor ve buradan yola çıkarak özgürleştiren hoca ve açıklayanın düzeni arasındaki farkı gözler önüne seriyor. Bir açıklayan yani bir öğretmen olmadan öğrenmek mümkün mü? Ranciere bu soruya evet cevabını veriyor ve felsefesini bunun üzerine temellendiriyor. Bir yandan da bu durumun toplumsal altyapılarını sorguluyor. 

Özellikle öğretmenlerin okuması gereken hatta eğitim felsefesi derslerinde kitap olarak okutulması gereken çok boyutlu bir eser. Bunun yanında çocuk yetiştiren ebeveynlerin de alıp okumasını tavsiye edebilirim. Kitapta "Eşitlerin Aklı" adlı bölümü okumakta ve anlamakta güçlük çekebilirsiniz, bu sizi yıldırmasın. Sakin sakin ve tekrar ede ede okuyabilirsiniz. Özellikle birinci bölüm olan "Zihinsel Bir Serüven"i okurken çok şaşıracaksınız. 

İlk bölümü okuduktan sonra kendime şu soruyu yönelttim: "Tıpkı Jacotot'un yaptığı gibi, sen de kendi kendine bir yabancı dil öğrenebilirsin hatta her şeyi öğrenebilirsin!" Bol özümsemeli okumalar diliyorum. 

4 Haziran 2017 Pazar

Douwe Draaisma: Düş Dokumacısı


douwe draaisma düş dokumacısı ile ilgili görsel sonucu
Düşler istisnasız hepimizin ilgisini çeker. Düşlerimizi etrafımızdaki insanlara anlatır ve kendimizce düşlerimizden anlamlar çıkarmaya çalışırız. Bunlar kimi zaman uçma düşleri, kehanet düşleri, çıplaklık düşleri ve berrak düşler olabilir. Peki nedir bu düşler, neden görülür, beynin düşlerimiz üzerindeki işlevi nedir?

Douwe Draaisma, uzmanlık alanı psikoloji ve felsefe olan, Hollanda'daki Groningen Üniversitesinde öğretim üyeliği yapan bir bilim insanı. Metis Bilim serisinden çıkan Düş Dokumacısı oldukça ilgi çekici bir dille kaleme alınmış. Yazarın akıcı bir anlatımı var, alan dışından okuyucular da kitabı rahatlıkla okuyabilirler. Aslında eser düşler üzerine bir bilim tarihi niteliği de taşıyor. 

Düş Dokumacısı bir yandan düşler ve psikanaliz bağlantısı ekseninde ilerlerken bir yandan da tarihimizde süregelen düş araştırmacılarının ve çalışmalarının peşine düşüyor. Kimi zaman kendi düşlerimi düşünerek okudum, kimi zaman da yazarın vermiş olduğu örneklerle kendimce çözümlemeler yaptım. Yazarın Metis Yayınlarından çıkan diğer eserlerine de göz atabilirsiniz. Draaisma özellikle bellek ve otobiyografik bellek üzerine çalışmalar yapıyor. Düşler, beyin ve bellek ile ilgili bir şeyler okumak istiyorsanız eserleri tam size göre. Keyifli okumalar dilerim. 

28 Temmuz 2016 Perşembe

Yeni Planlar

Ülke durumları, yazın vermiş olduğu rehavet derken epey bunaldım şu sıralar. Tatilin ardından eve döndüğümden beri rutin işlerin peşinde koşturuyorum. Hiç de bitmiyorlar. Sanırım fazlaca da harcama yaptım şu sıra, biraz toparlanmamda fayda var. 

Bugün ilk kez evde porselen desenleme çalıştım. Kediler çiziyorum artık, pek şirin kediler. Bir yandan da anneme öğretiyorum çünkü porselen desenleme beni gerçekten dinlendiren bir el sanatı, uğraş. Ona da iyi gelecektir.

Önümüzdeki dönem iş dışında çok yoğun bir program hazırlığı içerisindeyim. Hepsini aynı anda gerçekleştirmem mümkün olmayabilir lakin yine de listeye almaktan çekinmedim. Öncelikle yüksek lisansta son seneme giriyorum. Bu sene tezimi yazıp, uygulamamı yapıp tamamlamam gerek. Epey ihmal ettim, okulların açılması ile birlikte ağırlık vereceğim kendilerine. 

Ardından artık dil eğitimimi ciddiye almam gerektiğini düşünüyorum. Bu sene dil kursuna gitmek de planlarım arasında. Bunun dışında tekrar üniversite okumak istiyorum, ikinci üniversite kapsamında felsefe eğitimi almak niyetim. 

Bir diğeri ise kendime profesyonel bir fotoğraf makinesi alacağım. Telefonum ile amatör fotoğraflar çekiyorum ama artık yeterli olmuyor. Bir de üzerine temel fotoğrafçılık eğitimi alabilirsem ya da kendim öğrenmeye çabalarsam çok güzel olacak. Kışın Kars'a kültürel bir gezi yapmayı planlıyorum yataklı trenler ile. Fotoğraf makinesi benim için gerçekten güzel olacak. 

Ve sonuncusu bir türlü başlayamadığım spor serüvenime artık cidden başlamak istiyorum. Bu dönem bitmeden bir spor salonuna yazıldım ve tabii ki ilk gidişten sonra bir daha gitmedim! Bu sefer iddialıyım, sene boyunca düzenli spor yapacağım. 

Hayattan senelik beklentilerim bu kadar. Umarım hepsini gerçekleştirebilirim. Bitti.

17 Haziran 2016 Cuma

Günah, Acı, Umut ve Doğru Yol Üzerine Düşünceler

"Evinden çıkman gerekmez. Masadan kalkma ve dinle. Hatta dinleme, yalnızca bekle. Hatta bekleme bile, kesinlikle sessiz ve yalnız ol. Dünya, maskesini düşüresin diye, gelip kendini sunacaktır sana, başka türlü olamaz; kendinden geçmiş bir halde eğilecektir önünde.

Franz Kafka 
Günah, Acı, Umut ve Doğru Yol Üzerine Düşünceler

29 Mayıs 2016 Pazar

Bulantı II

"Bir zamanlar (beni bırakıp gittikten nice sonraları bile) Anny'i düşünmüştüm. Şimdi kimseyi düşünmüyorum, sözcükleri bulmak için bile çabalamıyorum. Kimi zaman hızlı, kimi zaman yavaş bir şeyler akıyor içimde: Dokunmuyorum, bırakıyorum gitsin. Sözcüklere bağlanamadığım için düşüncelerim çoğu zaman karmakarışık. Belirsiz ve hoş şekiller halinde ortaya çıkıyor, sonra kayboluyorlar, hemen unutuyorum onları."

"İnsan yalnız yaşayınca bir şeyler anlatmanın bile ne olduğunu unutuyor; dostlarla birlikte, inanılabilir şeyler de ortadan kayboluyor. Olaylar da öyle. İnsan onlara da aldırmaz oluyor. Bir bakıyorsunuz konuşan insanlar çıkıyor ortaya, bir bakıyorsunuz çekip gidiyorlar. Başını sonunu duymadığınız hikayelere dalıyorsunuz. Duyduğunuzu anlatın deseler, kötü tanıklık edersiniz."

Jean-Paul Sartre

3 Nisan 2016 Pazar

Ali Lidar: Z Raporu

"Gidelim buradan. Burada insanlar kötü. Hep bir şeyler anlatmamızı bekliyorlar, hep bir şeyler anlatmamızı isteyecekler, bitmeyecek bu hiç bitmeyecek. Kimseye bir şey anlatmak zorunda kalmayacağımız bir yerlere gidelim." 

***

"Abi sen mutsuz musun?
Nereden anladın kız?
Kısa kısa konuşuyon hep. Oradan anladım."

***

"Kitap okurken senin sevebileceğin yerlerin altını çiziyorum, radyoda sevdiğin şarkılar çıktığında ben sevmesem de koşulsuz bir saygıyla sonuna kadar dinliyorum."

***

"Mutluluk dediğimiz şey kandırmacadan başka bir şey değildir ve ancak karşımızdaki insanların gerçekte ne düşündüğünü bilmediğimiz sürece mümkündür. Kendi mutluluğunu başka insanlarla tanımlayabilen biri, gerçekte hiçbir zaman mutlu olmamıştır." 

"Balık tutmayı öğretmeyin bana, balık da vermeyin. Becerebiliyorsanız balık olmayı öğretin... N'oldu? Yemedi dimi?"