"Bütün fecaat, insanın, insanla karşılaşa karşılaşa, en sonunda kendisini tanımayacak hale gelmesi..."
Ahmet Hamdi Tanpınar'ı okumak için doğru zamanı bekledim. Farklı romanlar alırken gözlerim kitap raflarında hep ona takıldı. Zihnen uygun olmadığımı düşündüğüm dönemlerdi. Tanpınar'ı okumak kolay değil, onun Türk Edebiyatında çok özel bir yeri var. Sırf bu yerine ve değerli eserlerine saygısızlık etmemek adına hep doğru zamanı bekledim. Nihayet Huzur'u alıp okudum. Ardından "Mahur Beste" bitti. Şimdi ise sıra "Saatleri Ayarlama Enstitüsünde".
Huzur'un ön sözünde Mehmet Kaplan'ın kaleme almış olduğu "Tanpınar Hakkında Birkaç Söz" isimi bir yazı var. Kitabı okumaya başlamadan önce bu yazıyı muhakkak okuyun derim. Kitabı nasıl okumanız gerektiği konusunda sizi aydınlatacak, kitaba başlamadan önce Tanpınar hakkında ön bilgi sahibi olmanızı sağlayacaktır.
Genelde okuduğum eserler hakkında yazılar yazmayı çok seviyorum. Yıllardır blogumda okuduğum kitapların bir kısmından alıntı yapıyor ve kitapları nasıl bulduğumu paylaşıyorum. Lakin bu sefer Ahmet Hamdi Tanpınar hakkında, hele ki "Huzur" hakkında; salt bir okur, amatör bir yazar, şair olarak yorum yapmamın doğru olmayacağını düşünüyorum. İşi edebiyat ehillerine bırakmak lazım gelir, kuşkusuz onlar Tanpınar'ı ve Huzur'u tüm yönleri ile tahlil etmişlerdir. Bu konuda nitelikli makaleler ve yazılar okumak mümkün.
Naçizane görüşlerim şudur ki; Mümtaz'ın iç dünyası beni derinden etkiledi. "Huzur" kavramının etrafında dönen bir arayış, dönemin politik dünyasının sosyal hayat üzerindeki etkileri, Mümtaz'ın Nuran'a duyduğun aşk, bu aşkın biçimi, hisler... Hepsi bir potada muazzam bir anlatım tekniği ve genel kültür birikimi ile aktarılıyor. İhsan ve Suat'ın hayatları da romanı tamamlıyor, olayları daha derinden anlamamızı sağlıyor. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın önünde saygıyla eğiliyorum, huzurla uyuyunuz efendim.
ayrılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayrılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Ağustos 2016 Pazar
18 Mayıs 2016 Çarşamba
Senden Sonrası
Devam ediyor yaşam bir yerlerde. Çabuk da geçiyor zaman.
Artık büyük zamanlar yok bedenimde ve ruhumda. Büyük yaşamıyorum artık, gayet
küçük, minicik adımlarla seyrediyorum. Seyirlik yaşıyorum. Soluksuz ve en
kısasından. Özümsüyorum etrafımdaki her şeyi, küçümsüyorum büyük olmayan
zamanı.
Belki bir gün bu koca şehirde görürüm seni yeniden. O an sana bakıp gülümser miyim yoksa yüzümü çevirip yoluma devam eder miyim emin olamıyorum. Bunun bin bir türlü versiyonunu hayal edip, zihnimde bin bir türlü versiyonunun bin bir türlü filmini çekiyorum. İşte bu büyük bir zaman olur yeniden ikimiz için. Ya da yalnızca benim için.
Bir daha kendi hayatım için büyük zamanlar yaratabilir miyim, pek sanmıyorum. Bir mucize olmadığı sürece büyük zamanlardan uzak durmaya karar verdim. Tüm büyük zamanlar senin olsun isterim. İçine her türlü kalbi eylemleri sığdırabildiğin, kocaman zamanlar. Büyük zamanlar yalnızca senin olsun isterim, hayatım boyunca küçük zamanlarda yaşasam da.
Belki bir gün bu koca şehirde görürüm seni yeniden. O an sana bakıp gülümser miyim yoksa yüzümü çevirip yoluma devam eder miyim emin olamıyorum. Bunun bin bir türlü versiyonunu hayal edip, zihnimde bin bir türlü versiyonunun bin bir türlü filmini çekiyorum. İşte bu büyük bir zaman olur yeniden ikimiz için. Ya da yalnızca benim için.
Bir daha kendi hayatım için büyük zamanlar yaratabilir miyim, pek sanmıyorum. Bir mucize olmadığı sürece büyük zamanlardan uzak durmaya karar verdim. Tüm büyük zamanlar senin olsun isterim. İçine her türlü kalbi eylemleri sığdırabildiğin, kocaman zamanlar. Büyük zamanlar yalnızca senin olsun isterim, hayatım boyunca küçük zamanlarda yaşasam da.
26 Mart 2016 Cumartesi
Bazı Günler Unutulmaz
Ayaklarım değiyor suya
Yaz mı geldi, bu bir hayal mi
Bilmem boş ver
Bir öykü var kucağımda
Ama uyuttum
Uyanmaz artık asla
Bazı günler unutulmaz
Kokusu vardır, rengi hatta
İnan bana
Bazı günler hatırlanır
Tek taraflı
Bir taraf söner gider daima
Veda zamanı, veda
Ağlama, ağlama sadece el salla
Yok olanlar, unutuldu, unutulsun
Geriye dönüp bakma
Kendine bunu yapma
Ayaklarım değiyor suya
Yaz mı geldi, bu bir hayal mi
Melis Danişmend
Melis Danişmend
3 Ocak 2015 Cumartesi
Ayrılık Sonrası
Bugün bir arkadaşımla oturup hayatı sorguladık. Bir anlamı olmadığını düşündüğüm hayat üzerine konuşmak bile epey yorucu. İnsan büyüdükçe dertleniyor, telvelerine ayrılıyor adeta. Bir içimlik dibi karanlık kahve parçacıkları kalıyor yerine. Ayrılığın ardından hayatımda pek çok şey değişti lakin insanın içinde bir yerlerde acı kalıyor. Bu onun için de öyle midir bilmiyorum, muhtemelen öyledir. Hüzün insan suretine ait. Yaşamak ne de ağır bir şey. Dahası insan olmak onulmaz yaralarla boğuşmayı gerektiriyor.
Bir köşeye sıkışmış gibi hissediyorum kimi zaman. Kendi kendime mutlu olmaya çalışıyorum. Birini düşlemeden, birine bağlanmadan ve birini sevmeden. Denedim, sevmek çok zor bir şey. Çok ağır bir yük, hele ki kaybedince daha da ağırlaşıyor. Su yüzeyinde kalmaya çalışmak gibi heder edici.
İnsan kalbi ne tuhaf, ne kadar ağır. Bunca ortak noktamız varken, bunca iyiyken neden böyle oldu diye sorguluyorum kendimi alamadan. Gündüz Vassaf'ın da söylediği gibi gündüz insanın aklına gelmiyor belki, lakin gece basıp odama çekildiğim zaman hüzünler de henüz ben kapımı kapatmadan içeri dalıveriyorlar. Sanki oturmuşlar koltuğuma bana bakıyorlar. Bir süre ilgilenmiyorum onlarla, istenmeyen misafirler gibi davranıyorum. Ama olmuyor, en nihayetinde bir çay ve sigara eşliğinde başlıyoruz sohbete. Elbette gece, hüzünler dolusu bir kalbin yakarışları ile noktalanıyor.
Bir dünyam var kendime ait, her şeyden öte ben varım. Ama illa ki o benliği bir sevgiyle eşitleyip dağıtacaksın birine. Yanında da yoksa ne yapasın, öylece kalıyorsun. Kötümser değilim, kin de beslemiyorum ama içten içte bana yaşattığı acıların aynısını yaşamasını diliyorum her yaşadığım an. Sanırım bunu da hak ediyorum, bir gün biri çıkacak ve senin de kalbini en onulmaz şekilde kıracak. Belki o zaman fark edeceksin neler yaptığını, yaşattığını. Bir gün bir yerde ben çıkacağım karşına, ya da benden sana kalmış bir hatıra. Tıpkı Ada'nın tokası gibi. Bir gün bir yerden çıkacak bana ait bir parça. İşte o zaman yüzleşeceksin kendinle. Ve işte o zaman dökülecek sırlar açığa. Kapatamayacaksın bir daha.
Bir köşeye sıkışmış gibi hissediyorum kimi zaman. Kendi kendime mutlu olmaya çalışıyorum. Birini düşlemeden, birine bağlanmadan ve birini sevmeden. Denedim, sevmek çok zor bir şey. Çok ağır bir yük, hele ki kaybedince daha da ağırlaşıyor. Su yüzeyinde kalmaya çalışmak gibi heder edici.
İnsan kalbi ne tuhaf, ne kadar ağır. Bunca ortak noktamız varken, bunca iyiyken neden böyle oldu diye sorguluyorum kendimi alamadan. Gündüz Vassaf'ın da söylediği gibi gündüz insanın aklına gelmiyor belki, lakin gece basıp odama çekildiğim zaman hüzünler de henüz ben kapımı kapatmadan içeri dalıveriyorlar. Sanki oturmuşlar koltuğuma bana bakıyorlar. Bir süre ilgilenmiyorum onlarla, istenmeyen misafirler gibi davranıyorum. Ama olmuyor, en nihayetinde bir çay ve sigara eşliğinde başlıyoruz sohbete. Elbette gece, hüzünler dolusu bir kalbin yakarışları ile noktalanıyor.
Bir dünyam var kendime ait, her şeyden öte ben varım. Ama illa ki o benliği bir sevgiyle eşitleyip dağıtacaksın birine. Yanında da yoksa ne yapasın, öylece kalıyorsun. Kötümser değilim, kin de beslemiyorum ama içten içte bana yaşattığı acıların aynısını yaşamasını diliyorum her yaşadığım an. Sanırım bunu da hak ediyorum, bir gün biri çıkacak ve senin de kalbini en onulmaz şekilde kıracak. Belki o zaman fark edeceksin neler yaptığını, yaşattığını. Bir gün bir yerde ben çıkacağım karşına, ya da benden sana kalmış bir hatıra. Tıpkı Ada'nın tokası gibi. Bir gün bir yerden çıkacak bana ait bir parça. İşte o zaman yüzleşeceksin kendinle. Ve işte o zaman dökülecek sırlar açığa. Kapatamayacaksın bir daha.
6 Kasım 2014 Perşembe
Bir Ayrılık Hikayesi
Ona rastladığımda henüz 18 yaşındaydım.Üniversiteye yeni başlamıştım.İşte dedim,sonunda dualarım kabul oldu.Aşık oldum ve bu kesinlikle o.İlk başta uzaktaydık,sonra aynı şehirde buluşmayı becerdik,çok büyük bir azimle.Çok güzeldi her şey.Hayatımın en toz pembe yıllarını onunla geçirdim.Özlemi,heyecanı,sevgiyi,aşkı,şaşkınlığı,üzüntüyü,büyük küçük kavgaları hep onunla yaşadım.Hayatının her anında yanındaydım.Birlikte yaşama şansına da eriştik.Yemekler yaptık,evi temizledik,televizyon izledik,birlikte uyuduk,kedi besledik.Evet,hiç noksan tarafı kalmayan bir ilişki yaşadık.Hep örnek gösterildik,bizi şaşkınlıkla izlediler.Sadakatimizi ve sevgimizi takdir ettiler.Rüya gibiydi her şey.Dört yılı bitirmek üzereydik.Lakin olmadı,devam edemedik.
Hayatımda tanıdığım en mükemmel insan.Şimdi düşünüyorum da,hayat bana hiç bir konuda olmadığı kadar aşk konusunda cömert davrandı.O bir yerlerde yaşıyor olacaktı ve belki ben onu hiç tanıyamayacaktım.Ama öyle olmadı.Birbirimizi çok sevdik.Yıllarca bu ilişki için emek verdik.Şimdi anılar,fotoğraflar,hediyeler hepsi zihnimde,gözlerimin önünde.
Çok üzgünüm,içim parçalanıyor ve gönlümde kocaman bir boşluk var.Yalnız hissediyorum,bununla nasıl başa çıkacağımı bilmiyorum.Ama ona çok minnettarım.Bana hayatımın en güzel zamanlarını yaşattığı,bana çok emek verdiği,kahrımı çektiği için çok minnettarım.Tanrım,gülüşü hep gözlerimin önünde.
Küsmedik,zaten yakışmazdı bize.Birbirimizi incitecek tek bir kelam dahi etmedik.Hayatlarımızı ayırmadık,her anlamda birbirimizin yanında olacağımıza söz verdik.Şimdi onsuz ilk gecemi geçirmek üzereyim.Tüm İstanbul maceralarımız gözümün önünde,sanki yeniden yaşıyorum o anları.Bugün son kez öptüm onu,son kez sarıldım.
Bir kış masalında sevip yine bir kış masalında yitirdim onu.İlk defa bu kadar çırılçıplak hissediyorum.Her şeye rağmen iyi ki vardın sevgilim,şu hayatı tüketirken iyi ki böylesine gerçek bir aşk yaşayabildim,yaşatabildin bana.Tüm mutluluklar seninle olsun.
Hayatımda tanıdığım en mükemmel insan.Şimdi düşünüyorum da,hayat bana hiç bir konuda olmadığı kadar aşk konusunda cömert davrandı.O bir yerlerde yaşıyor olacaktı ve belki ben onu hiç tanıyamayacaktım.Ama öyle olmadı.Birbirimizi çok sevdik.Yıllarca bu ilişki için emek verdik.Şimdi anılar,fotoğraflar,hediyeler hepsi zihnimde,gözlerimin önünde.
Çok üzgünüm,içim parçalanıyor ve gönlümde kocaman bir boşluk var.Yalnız hissediyorum,bununla nasıl başa çıkacağımı bilmiyorum.Ama ona çok minnettarım.Bana hayatımın en güzel zamanlarını yaşattığı,bana çok emek verdiği,kahrımı çektiği için çok minnettarım.Tanrım,gülüşü hep gözlerimin önünde.
Küsmedik,zaten yakışmazdı bize.Birbirimizi incitecek tek bir kelam dahi etmedik.Hayatlarımızı ayırmadık,her anlamda birbirimizin yanında olacağımıza söz verdik.Şimdi onsuz ilk gecemi geçirmek üzereyim.Tüm İstanbul maceralarımız gözümün önünde,sanki yeniden yaşıyorum o anları.Bugün son kez öptüm onu,son kez sarıldım.
Bir kış masalında sevip yine bir kış masalında yitirdim onu.İlk defa bu kadar çırılçıplak hissediyorum.Her şeye rağmen iyi ki vardın sevgilim,şu hayatı tüketirken iyi ki böylesine gerçek bir aşk yaşayabildim,yaşatabildin bana.Tüm mutluluklar seninle olsun.
31 Ekim 2008 Cuma
Du'Silbena Datia'
Deniz özlemiyle yanıp tutuşan Acallamh ve Nuada adındaki sevgilinin acıklı ayrılık hikayesi;(
Mavi gökyüzünün altında berrak,fettan bir kadın
Yaldızlı genişliğin bei çağırıyor,çağırıyor
Her zaman üstünde yelken açardın
Beni çağıran,çağıran Elf kızı olmasa
Beni çağırıyor,çağırıyor
Yüreğimi zambak beyazı bir iple bağlıyor
Hiç kopmayan,denizin koruduğu
Ağaçların ve dalgaların arasında hiç yırtılmayan.
Eragon;)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
