günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2018 Cumartesi

Sonraki Günler

Bu aralar günler çok yoğun geçiyor, ben de bu hızın ve yoğunluğun içinde kayboluyorum. Tüm haftayı fırsat bulduğum her an uyuyarak geçirdim. Mümkün olsa, sabah okula gittiğimde de uyuyacağım. Kendimi uyumaktan alamıyorum, sürekli bir uyku hali var. Dönem dönem böyle oluyor, yakında geçer diye umuyorum.

Bugün Sapanca tarafına gittik okul ile birlikte, bir kahvaltı tertip edilmiş. Herkes bir şeylerle uğraşırken ben de bir doğa yürüyüşü yaptım, sessiz sakin ormanı dinlemek bana iyi geldi. 

Bir de askerlik yapacağım yer belli oldu, yazın gideceğim. Deniz kenarı yazlık bir yerde, güzel bir ilde yapacağım. 

Tüm bunlar dışında sanırım anlatacağım bir şey yok, bu aralar çok keyfim de yok. Rutin bir şekilde devam ediyor hayat, bir önceki güne özdeş yeni günler, yeni saatler. Belki biraz daha çok okuyabilsem iyi gelirdi, biraz daha zamanım olsa.

Son olarak, öğretmenler günümüz de kutlu olsun.

14 Şubat 2017 Salı

Yoğun Günler

Yazmak istediğim çok şey var lakin ilk kez zaman yokluğundan dolayı yazamadığımı fark ediyorum. Bir yandan zaten epey yoğun çalışıyorum diğer yandan Haziran ayına kadar yüksek lisans tezimi sunup bitirmek ve yaz tatiline mezun olarak rahat rahat girmek istiyorum. Hiç kolay işler değil, bütün enerjimi ona verdiğim için sosyal hayattaki faalliğimi azaltmak durumunda kaldım. Tez canlı bir insan olduğumdan mütevellit hemen bir çabuk bitsin istiyorum tabii pek mümkün olmuyor, daha önce üzerinde çalışılmamış, özgün bir tez yazıyorum ve epey meşakkatli bir seyir içerisinde ilerliyor. 

Neyse ki araya bir tiyatro, bir de fotoğraf gezisi sıkıştırabildim yoksa hepten bunalacaktım. Son sürat çalışmaya devam ediyorum, aralarda yine yazmaya gayret edeceğim. Şu an bende durumlar bu şekilde, bu durumdan isyan edip bazen saçımı başımı yolma noktasına gelsem de mümkün mertebe sakinliğimi korumaya özen göstereceğim. 

Hayal ediyorum, tezim bitmiş, mis gibi yaz tatiline çıkmışım, kendimi kumlara, antik tiyatrolara atmışım. Daha da bir şey demiyorum, bu hayal eşliğinde gidiyor ve çalışmaya devam ediyorum. 

28 Mayıs 2016 Cumartesi

Ve Ev












Melis Danişmend'in yeni albümü "Ve Ev" üzerine çok fazla yazdım. Okuyanlara bıkkınlık gelsin istemem lakin Melis'i anlatmaya doyamıyorum. Çok samimi, çok huzurlu ve dingin bir enerjisi var. Evet, hem müziğinin hem de kendisinin oldukça dingin bir enerjisi var. Yalnızca Melis Danişmend'e özgü olan bir şeyler var. Öyle heyecan dolu ve mutlu idim ki, sabırsızlıkla albüme kavuşmayı bekliyordum. 

Melis Danişmend de her röportajında belirtir. Müziğe salt dijital ortamlar üzerinden erişilebiliyor olması beni de rahatsız ediyor. Albümün, kartonetin bıraktığı etki çok daha yüce. Eskinin verdiği his daha farklı. Albümün çıktığını duyar duymaz Kadıköy'e koştum. Şu an ellerimin arasında. Huzur içerisinde dinliyorum. Hakikaten "Bazı günler unutulmaz." Bugün de unutulmazlarım arasında kalacak. 

26 Mart 2016 Cumartesi

Bazı Günler Unutulmaz

Ayaklarım değiyor suya
Yaz mı geldi, bu bir hayal mi
Bilmem boş ver

Bir öykü var kucağımda
Ama uyuttum
Uyanmaz artık asla

Bazı günler unutulmaz
Kokusu vardır, rengi hatta
İnan bana

Bazı günler hatırlanır
Tek taraflı
Bir taraf söner gider daima

Veda zamanı, veda 
Ağlama, ağlama sadece el salla
Yok olanlar, unutuldu, unutulsun
Geriye dönüp bakma
Kendine bunu yapma

Ayaklarım değiyor suya
Yaz mı geldi, bu bir hayal mi

Melis Danişmend

10 Şubat 2016 Çarşamba

Kareli Battaniyeli Günler

Şu sıralar hasta ve yalnızım. Annem belirli aralıklar ile yatılı olarak şehir dışında fizik tedavi görüyor. Zamanı gelmişti, onu götürdüm işlemlerini tamamladım ve döndüm derken ben de hasta oldum. Sömestr tatilinde Bandırma'ya gitmiştim, arkadaşlarımı ziyarete. Epey güzel vakit geçirdim orada. Lakin sahil havası çarptı sanırım. Bir süredir bademcikler şiş, öksürük var, burun şırıl şırıl akıyor. Bir de evde yalnız kalınca kendime yemek bile hazırlayasım gelmiyor. Bütün gün battaniyeye sarılı, elimde kocaman bir bira bardağı dolusu bitki çayı ve bir kitap öylece oturuyorum. Kitap bitiyor film izliyorum film bitiyor kitap okuyorum.

Tam bir bunalım havası. Hasta olunca ve enerjim düşünce çok mutsuz oluyorum. Şu sıralarda da mutsuz mutsuz oturuyorum ve annemin dönmesini dört gözle bekliyorum. Bunalıma girsem hiç çekilmez bir kişi olacakmışım çok belli. Umarım en kısa zamanda eski enerjime kavuşurum. 

4 Aralık 2015 Cuma

Radyo Tiyatroları














Eskiden, ben daha ilkokul çağlarındayken evimizde televizyon pek izlenmezdi. Annemin TRT amblemi olan bir radyosu vardı. Bir sürü kanalı çekerdi ve ben küçük bir radyonun içinden nasıl bir sürü sesin çıkabildiğine şaşar kalırdım. Haberleri oradan dinler, arkası yarın ve müzik programlarını oradan takip ederdik. En sevdiğim kısmı ise radyo tiyatroları idi. 

Annem özellikle elektriklerin kesik olduğu bazı akşamlarda mutfak masamızda bir mum yakardı. Kendine kocaman bir demlik çay koyar bana da bir bardak süt ısıtırdı. Geçerdik masanın başına, annem el örgüsünü eline alır ben de iki elimi yanaklarıma koyar radyo tiyatrosunun başlamasını beklerdim. Öyle çok heyecan duyardım ki bu durumdan, ağzım açık dinler kimi zaman sütümü bile içmeyi unuturdum. 

Bakıyorum da şimdi de evdeki hayat seyrimizde pek bir değişiklik yok. Yine televizyon açılmıyor ve yine biz günün önemli bir kısmında radyo dinliyoruz. Dünyayı, radyo ile kucaklamaya devam ediyoruz. 

Dün eskiyi yad etmek adına nostalji gecesi tertip ettik. Ben bir radyo tiyatrosu buldum geçmişten. Bir Ankara Radyosu oyunu: Saatli Maarif Takvimi. Hemen ışıkları kapadık ve evdeki mumları yaktık. Çay demlendi, içine çubuk tarçın atıldı. Annem örgü şişlerini eline aldı ve koltuğuna kuruldu. Ben de masanın başına geçip yine ellerimi yanaklarıma yasladım. 

Ruhumuz o kadar güzel dinlendi ki; bundan sonra haftanın belirli günlerinde radyo tiyatrosu geceleri yapmaya karar verdik. Tavsiyemdir, bir radyo tiyatrosu eşliğinde gecelerinize huzur ve sanat katın. 

7 Eylül 2010 Salı

Çikolata Günler

Evde son günlerimi yaşıyorum aslında.Bu rahatlığı özliycem.Odamda,internet başında geçirdiğim dakikaları,filmlerimi ve kitaplarımı.Bahçemizdeki çiçekleri,saksıları,kaktüsleri.Bahçede yaptığımız sohbetleri,akşam yemeklerini,müzik çalardan çalan kantoları,dondurma yemeye gidişlerimizi her şeyi özliycem.Yurda ve üniversiteye geri dönüyorum ayın yirmisinde.Çok az kaldı.Bayramda zaten burda değiliz,farklı şehirlerde oturan iki teyzemi ziyarete gideceğiz.

İşte dün gittim harcımı yatırdım bilet aldım falan,artık haftaya da çamaşırlarım yıkanır yavaştan toparlanmaya başlıyacağım.Ha,üniversiteyi yeni kazanıp evlerinden gidecek arkadaşlara sesleneyim(sanki duyan var).Çok eşya götürmeyin gerçekten yük oluyor.En sık giydiğiniz şeyleri götürün.Zaten o kitapları taşıyacağım diye bi hal olacaksınız hele ki yolunuz uzunsa benim gibi.Bi de çok kitap okuyan biriyseniz,bırakın az giydiğiniz kıyafetler dolabınızda kalsın gelince giyersiniz.

Evdeki son günlerimi film izleyerek geçiriyorum esasen.Bu hafta film günü oldu benim için.Önce Almadovar'ın Penelope karışımlı bi dramlar üçgeni olan filmi Kırık Kucaklaşmalar'ı izledim.Pek beğendiğim söylenemez esasen.Kalitesine diyecek bi şeyim yok Pedro bu,adam süper film yapıyor ama Volver ne bileyim daha güzeldi,hele orada Penelope'nin şarkı söyledeği sahne egzotik çok gotikti böyle soğuk domates çorbası gibi(hiç içmedim)

Ardından Serseri Mayınlar'ı izledim ve harikalığı karşısında binbir yüz ifadesinin içinde oyunlar oynadım sanki.Müthişti.Ferzan'ın bütün filmlerini alıcam üniversiteye gidince.Finale kadar rahatım ne de olsa.Hele filmdeki müziklere hasta oldum diyebilirim.Bi de canım makarna hamuru çekti ;)

Dün de ilk bölümünü izledim Son Tren adlı filmin.Birazdan ikinci bölümüne geçeceğim.Ben çok etkili buldum bu filmi.Sibel Kekilli oynuyor ve bence gayet iyi bi performans sergilemiş.Ağladığı sahneler çok başarılı.Can Dündar ile bi röportajı var kendisinin.Bence bulunup bi kez okunası bi şey.

Bu arada derslerimiz açıklanmış.Pek iç açıcı bulmadım bu seneki dersleri sanki.İşte şunları alacağız bu sene ;

Eğitim Psikolojisi
İslam Öncesi Türk Tarihi Ve Kültürü
Türkiye Fiziki Coğrafyası
Siyaset Bilimine Giriş
Temel Hukuk
Sanat ve Estetik
Bilimsel Araştırma Yöntemleri
Türk Kültür Tarihi
Diksiyon
El Sanatları ( Diksiyon ve el sanatları derslerimiz seçmeli.Birinde karar kılmak gerekiyor.Hangini seçsem bilemedim.Öğretmen olacak birinin diksiyonun güzel olması gerekir fakat Türkçe'den çok zor geçtim geçen sene,yani yine Türkçe hocası girecek ve benim bursumun kesilmemesi için alttan dersimin kalmama gerekli.O yüzden el sanatlarına daha yakınım sanki.Bilemedim,neyse karar veririm elbet.Hem el sanatlarına Güzel Sanatlar Fakültesinden bi hoca gelebilir,çok tatlı be onlar ;)

6 Ekim 2009 Salı

Sıcak Günler

Aslında kütüphanenin bilgisayarlarından ve internetinden bedava faydalanmak varken buradan yani okulun kantininden yazmamın bir sebebi var.Çünkü kütüphanenin bilgisayarları çok dandik,berbat,böö,pis,şapadanak...Ben ne yapıyorum bu günlerde?Derslere gidiyorum,bir çok farklı insanla aynı sınıfta barınmak zorunda kalıyorum.Elli kişiyi tek tek gözlemliyorum.Elif Şafak okuyorum.Üç kitabı kaldı okumadığım...Etrafıma meraklı gözlerle bakıyorum ve hala eğik yürüyorum.Dün hocamız nakil gitmek isteyen var mı derken niye parmak kaldırdım bilmiyorum.Acaba Ankara yazmadığıma pişman mıyım?Bilmem,bu saatten sonra düşünmenin pek anlamı yok sanırım..Kantinde pop çalıyorlar,rock çalan yok ya.Paramore'u özledim gerçekten.Burası neden bu kadar sıcak,sıkıldım bu sıcaktan.Hergün annemle konuşuyorum.Bizim oralara özlem var hala içimde.Yaptığım enteresan şeyler yok.Ufak sakarlıklar dışında tabi..Mesela sabah kahvaltısı zamanında akşam yemeği fişini pişkince uzatıp bir de kadına hesap sormam gibi,tabaklarımı boşaltrken yemekhanede düşme tehlikesi geçirmem gibi,yediğim şeylerin poşetlerinin kantinin ortasında etrafa uçması ve benim peşlerinden koşup çöpe atma girişimlerim gibi..

Komik vakalar yaşıyorum ciddi olmaya çalıştıkça.Ha,bu arada doğum günüm yaklaşıyor.13 Ekim doğumluyum ben.Terazi burcuyum.Hadi bakalım burcuma yorumlar bekliyorum,burada alnımdan ter damlarken.

Burada feci para harcanıyor.Ben pek midesini düşünen bir tip olmadığım için daha çok kitap ve sinemaya para harcıyorum.Çağan Irmak-Karanlıktakiler'e gittim geçen.Beğendim ama Issız Adam kadar değil.Kıyaslamak ne derece doğru bilmiyorum ama çok da bayıldığımı söyleyemem.Zaten bana ne eleştirmenler yorum yapsın.

Burada Sıla çalıyor şimdi,ben de ufaktan gideyim.Maalesef blog okuyacak kadar vaktim olmuyor.Anca yazıyorum kusura bakmayın.Noneless abla;)Yazdığın yazıyı okuma fırsatı buldum,çok teşekkür ederim.Ben de hepinizi özledim.

Tekrar buluşuncaya kadar çiklet elveda der;)

10 Eylül 2009 Perşembe

Gün Aşırı Günler ve Terapist;)

Evde otur otur sıkıldım,enerjimi harcayacak bir şeylere ihtiyacım var parti olsa da gitsek şimdi:)Manyak daha alttaki yazında insan içine çıkmaktan hoşlanmadığını yazmadın mı bu ne partisi şimdi dengesiz demeyin sakın;)Biraz değişkenim bomba gibiyim her an patlayabilirim.Bu arada acayip tatlı tüketmek istiyorum,canım istiyor böyle ağdalı ağdalı.

Bu akşam iftara davetliyiz gene iftar arası da bir burs ayarlayacağım inşallah.Rahat okumak için gerekli!Parası olan varsa versin vallahi;)

Duş almam gerekiyor saçlarıma hakim olamıyorum.Gerçekten ihtiyacı olan varsa nakil alabilir.Mübarek halıfileks gibiler;)Duş alıp yatıştırmam lazım onları.

Dün yine 2 Genç Kız adlı filmi izledim.Feride Çetin'i çok beğeniyorum söylemeden geçemeyeceğim doğrusu.

Ayrıca Terapist'i merak edenler buraya.Hayranları yanaşsın ekrana.Nerede bu oğlan iki gündür yok piyasada diyenler.Evet,buradan açıklıyorum.Terapist bir çocuk bulmuş,çok aşığım falan diyor.Ve evet olanlar olmuş onunla kaçmış,bir daha yazmayacakmış bloga da;))Hoho;);)Daha neler hepsi asparagas haber benim uydurmam.Gerçek nedeni şu şekilde:Sanırım internet hatları yenileniyormuş ondan piyasaya çıkamıyormuş.Merak etmeyin yakında tüm müzik marketlerde yerini alacak.Fanları üzülmeyin;;)

Neyse mutlu günler;)

4 Eylül 2009 Cuma

Manyak Günler!


Manyak günler dedim ama başlığa aslında fena bir gün de geçirmedim hani.Hayatımda hiç bu kadar yoğun bir gün yaşamamıştım hatta hiç bu kadar yürümemiştim ve hatta hiç bilmediğim bir şehirde bilmediğim insanlarla konuşmamıştım belki de…Gece 11 otobüsü ile Eskişehir’den yola çıktık.Durum belli aslında,hep veliler çocuklarını kayıta götürmek için biniyorlar otobüse.7-8 tam tekerlik üstüydü ama aslı sorun o değildi asıl sorun benim kocaman bacaklarımın o otobüse sığmamasıydı.Sağa dön yok sola dön yok,önümdeki adam ayrı horlar,arkamdaki adam ayrı horlar.Yapacak başka da bir şey yok.Devamlı müzik dinlenilmez derken servis başladı:Kek ve kahve…Afiyet olsun bana.Tam ayaklarım düzene giriyor derken hayda önümdeki kız koltuğunu indirdi geriye doğru.Şeytan dedi çak suratına bir tane ama öğrendim ki eczacılığı kazanmış zaten babası da izbandut gibi bir herifti,yine mütevazı davrandım.Neticede Afyon,Denizli,Nazilli derken Aydın’a gelip çattık.Nazilli deyince birini hatırladım o anladı,mesaj mesaj mesaj,sağ olsun hiç yalnız bırakmadı;)Tera tera;))


Sonra Aydın garına girdik,karnımız felaket aç,ilk gördüğüm çorbacıya girdik girmez olaydık tuzsuz yağsız çorbalarımızdan birer kaşık alıp ve de sekiz milyon ödeyip çıktık dışarı.Sonra üniversitenin servisini bekledik bindik ve kayda gittik.Ben eti-cini çok severim bol bol ondan yedim.Sonra kayıt başladı ve evrakları doldurup teslim ettik,en sonda yurt başvurusunu yaptık ve gidiyoruz derken aksilikler bizi buldu.Önceden yurda 100 Tl yatırmamız gerektiği söylendi,sonradan ise öğrendik ki kayıt için depozito parası da alınıyormuş bir de 200 Tl depozito benim tabirimle hava parası verdik,geldik;)Etti 300 Tl…


Koş Aydın’a çarşıya şu kırmızı logolu devlet bankasını bul.Bu arada hiç iyi çalışamıyorsunuz hep böyle zaten bu banka yıllardır.Bankamatikten para çekememe gibi bir sorunumuz vardı Allah’tan çektik yoksa o geceyi Aydın’da geçirmek zorunda kalabilirdik…


Neticede üniversiteyi ve Aydın’ı beğendim ama garını hiç beğenmedim;)Nazilli daha güzeldi oradan bineceğim bana ne..;)


Vee yoruldum hem de çok yol sekiz saat sürüyor çekilmek bilmiyor.Bazen kendi kendime yoldayken ulan manyak nerden yazdın burayı git dibindeki bir memlekette oku bu kadar yol nasıl biter diye dedim ama sonra Aydın’ı ve içinde bulunan iyi yanları(!) düşündüm ve iyi etmişim dedim…İyi etmişim de üniversiteli olmuşum…Habala hubala hup;)



21 Kasım 2008 Cuma

Soğuk Günler ve Börek Kızartması



Soğuk bir günden soğuk bir anı daha...Okulda bir haftadır devam eden doğalgaz çalışmaları var.Malum,ülkemizde doğalgaz yatakları kaynadığından dolayı köyüne kadar her yer doğalgaza geçirildi.Olanda kömür kullananlara yani bize oldu.Kömür fiyatları iki katına fırladı…Neyse işin ekonomik durumundan öte bizim okulun durumu.Aslında okul abartıldığı gibi soğuk değil ama neticede kış soğuklarına doğru yaklaşıyoruz.Okul birkaç gündür ısınmayınca yerel gazeteler bizim okulun bahçesine gelip çekim mi ne yapmışlar.Ben de yeni öğreniyorum.Bir de numaradan ateş yakıp çocuklar üşüyor haberi yapmışlar.Sözde haber,vallahi işlerini biliyor bu basın mensupları.


İlk defa hafta içi,bu saatlerde bir yazı yazıyorum.Çünkü soğuklar sebebiyle ve okulumuzun kutlayacağı 24 Kasım Öğretmenler Günü çalışmaları münasebetiyle eğitim yurdumuz tatil ilan etti.Bugün de bizim kasabanın pazarı.Tam denk geldi yani.Pazara gidip,


İki kilo elma

Bir kilo sevdiğim bisküvilerden ve birkaç gofret

Annemin sebzeleri;maydanoz ve roka.


Alınacaklar az olduğundan fazla bir ağırlık yapmadı bana.Eve giderken bir de yufka aldım.Canım öyle bir börek çekti ki annemi bekleyemeden hayatımdaki ilk börek denemesini gerçekleştirmek üzere bir bilim adamı edasıyla mutfağa girdim.Evdeki zeytin ezmelerini yufkaların arasına sürüp bir güzel sardım sarmaladım ve yağda kızarttım.Benimki biraz börek kızartması oldu ve kuru oldu ama yinede ben yaptığım için yemesi güzeldi.Ah ne kadar da marifetliyim;)


Sabırla beklediğim Twilight’ın şarkısını yapan Paramore’un klibi Decode geçtiğimiz haftalarda Mtv’de yayınlanmaya başladı.Bir izleyin derim ben;)


İzlemek için başlığa tıklamanız yeterli;)