modern etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
modern etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2017 Cumartesi

Pera Palas'ta Gece Yarısı: Modern İstanbul'un Doğuşu


pera palas'ta gece yarısı ile ilgili görsel sonucu
Her bir sayfasını hayranlıkla çevirdiğim, beni uykumdan eden bir kitap okuyorum şu sıralar: Pera Palas'ta Gece Yarısı. Yazarı Charles King, Georgetown Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde profesör. Bir modern İstanbul hikayesi. Çok sesli, çok kültürlü ve çok uluslu bir toplumun ritmik ayak sesleri. 

Kitap Yayınevi'ni çok seviyorum. Kaliteli ve önemli kitaplar basıyorlar. Tarih, insan, coğrafya ve toplum üzerine muazzam eserleri var. 

Kitaba dönecek olursak tam anlamıyla büyüleyici. Bir şehir tarihi, yanına ilaveten kültürü ekleyelim bir de onun üzerine bolca modern Türkiye tarihi eklersek karşımıza bu eşsiz kitap çıkıyor. 

Osmanlı'nın son dönemindeki şehir hayatı, gece yaşamı, Rusya'daki imparatorluğun çöküşünün ardından İstanbul'a gelen Ruslar... Ermeniler, Rumlar, Yahudiler, tarihin detayları arasında kaybolmuş pek mühim isimler, Pera Palas, Tokatlıyan Oteli, İstiklal'in ara sokakları, Selahattin Giz'in muazzam fotoğrafları ve daha neler neler... Hepsi şenlikli bir varyete gibi, tabii içinde acı da var. Roza Eskenazi'nin söylediği rembetikolar, Seyyan Hanımın tangoları ve İstanbul alemi... 

Dün başladığım kitabı notlar alarak okuyorum, bu gece ya da en geç yarın biter sanırım. Elimden bırakmam dahi mümkün olmadı. Şehir tarihleri ve akabinde gelen kültür tarihleri her zaman ilgi çekici olmuştur lakin bu tarz kitapların dilleri ve çevirileri de çok önemlidir. Yoksa kendinizi kaybolduğunuz bir tarih labirenti içinde bulmanız mümkün. Charles King, romansı bir üslup ile kaleme almış eseri, Ayşen Anadol da başarılı bir şekilde dilimize kazandırmış. 

Kitabı okurken eski İstanbul sokaklarında, Pera'da, Galata'da dolaştığınızı göreceksiniz. Toz tutmuş siyah beyaz fotoğraflardan oluşan bir aile albümünün kapağını hafifçe üfler gibi hissedeceksiniz, canlanacak geçmiş. 

Kitap sayesinde tanıdığım değerli fotoğraf sanatçısı Selahattin Giz'in "Mevsimlerle İstanbul" adlı albüm kitabını da sipariş ettim. Kitabın yanına şeker şerbet olsun dedim. 

Şimdi yazıyı sonlandırıp tekrar kitaba dönüyorum. Beni bekleyen sürpriz hikayeler var. Sağlıcakla kalın. 

16 Nisan 2017 Pazar

Tom Robbins: Parfümün Dansı


parfümün dansı ile ilgili görsel sonucu
"Doğduğumuz zaman yuvarlak, keskin, saf bir yüzümüz vardır. İçimizde evren bilincinin kırmızı ateşi yanar durur. Ama yavaş yavaş, bizi, ana babalar yer, okullar yutar, sosyal kuruluşlar emer, kötü alışkanlıklar kemirir, yaş ise tüketir. Sindirildiğimiz zaman, tıpkı ineklerdeki gibi altı mideden geçtiğimiz zaman, pis bir kahverengi tonunda çıkarız. 
Pancardan almamız gereken esas ders şudur: İnsan, yanağındaki ilahi renge, içindeki doğal pembeliğe sarılmalı; yoksa kahverengiye dönüşür. Kahverengi olmak da, insanın masmavi kesildiğinin resmidir. Çivit kadar mavi. Onun da ne anlama geldiğini bilirsiniz:
Çivit.
Çivitiyor.
Çivitti."

Bir haftalık bahar tatilimi enfes bir kitap ile bitirmiş bulunmaktayım. 
Birkaç tane enteresan insan düşünün. Birkaç tane farklı şehir ve birkaç tane farklı hikaye. Üzerine bir de keçi ayaklı Pan'ı ekleyin. Ardından bir parfüm düşünün, bu birkaç tane insanın peşinden koştuğu. Sonra  bir adet pancar düşünün, bu birkaç tane insanla müthiş bir organik bağı olan bir pancar. Ortaya ne çıkıyor dersiniz? İnanmayacaksınız belki ama ortaya mükemmel bir roman çıkıyor. 

Yaşam, felsefe, ölümsüzlük, bilim, doğa, beyin, koku, ruh, tarih, coğrafya, müstehcen zamanlar ve buna mukabil sarsıntı dolu hikayeler. Hepsinden biraz var hatta belki kafanızı kurcalayacak kadar çoklar. 

Roman bittikten sonra şöyle düşündüm; "Yetenekli birileri çıksa da bu güzide romanı enfes bir film halinde beyaz perdeye taşısa. Ne de güzel olurdu. Elbette asla kitabın önüne geçemezdi ama renkli dünyalarımız ve Pan'ın hatırına bizi seyirlik bir yolculuğa çıkarabilirdi."

Alobar ve Kudra'ya selamlarımı iletiyorum, romanı henüz bitirdim. Biraz ölümsüzlük rüyalarına dalsam iyi olacak. Nice ölümsüz günlere efendim. 

21 Aralık 2016 Çarşamba

Pelin Buzluk: En Eski Yüz

Pelin Buzluk öykücülüğüne "Deli Bal" ile başlamışken, İletişim Yayınlarından yeni çıkan kitabı "En Eski Yüz"ü de alıp okudum. Deli Bal'dan biraz daha farklı geldi bana yeni kitabındaki hikayeler, sanki kurgu daha bir yerli yerinde, kelimelerin daha bir bağrı açık gibiydi. Bilhassa "Uçurum" ve "Tozlu Cennet" adlı öykülerini çok beğendim. "Uçurum"dan minik bir bölüm paylaşmak istiyorum: 

"Şöyle ılık bir uykuya batsam... Babam yeniden uzanıp alacak gözleri sürmeli bir hazretin koynundan sazını. O söyledikçe, annem erinçle yaslanacak kırlentlere, her akşam ilk kez gören gözlerle seyredecek sevgilisini. Babamın gün boyu sıcak suda buruşmuş elleri tellerde açılıp dinlenecek. Kapı arkasında çiviye astığı ceketi bulgur pilavından sonra koklanacak çayın yanında. Duvardaki pasta resmine bakılarak. Kreması daha kirlenmesin diye, arıların Allah yazdıkları peteğin fotoğrafı çerçevesinden çıkarılıp yerine bu pasta resmi konacak. Alnımıza o koca taş çarpıncaya dek.
'Baban ölmüş,' dediler, Alnımın içinde, burnumun kökünde bir çatlama."

5 Ağustos 2016 Cuma

Lou Andreas-Salome: Feniçka

"Filoloji, tarih veya benzeri şeyler yerine tezinizi aşk üzerine yazsaydınız onu nasıl hayal ederdiniz çok merak ettim," dedi Max Werner.

"Aşkı nasıl mı hayal ederdim? Ah, çok basit. Son derece sade ve sağlıklı. Sanırım hiç de şeytani ve romantik sayılamayacak şeylerle karşılaştırırdım aşkı. Her gün açlığımızı giderdiğimiz kutsal, doyuran ekmekle; her gün evimizi açtığımız hayat veren temiz havayla. Sonuç olarak her şeyi borçlu olduğumuz, ama haklarında pek öyle tumturaklı laflar etmediğimiz en önemli, en doğal, en güzel şeylerle."

4 Haziran 2016 Cumartesi

Malcolm Gaskill: Cadılık

Dost Kitabevi enfes bir iş yapıyor. Bir iki sene önce "Kültür Kitaplığı" adını verdikleri seriden Andre Le Gall tarafından kaleme alınmış olan "Anksiyete ve Kaygı" isimli kitabı okumuş bir hayli doyurucu bulmuştum. "Kültür Kitaplığında" çeşitli konularda size temel teşkil edebilecek bilgi verici kitaplar bulmanız mümkün. 

En son ziyaretimde Malcolm Gaskill'in "Cadılık" isimli kitabını aldım. Modern Tarih üzerine üniversitelerde ders veren bir tarihçi olan Gaskill, çok hoş bir çalışma çıkarmış ortaya. İnsanlık tarihinden günümüze cadıları incelemiş. Ben de tıpkı Gaskill gibi tarihin bu tarz konuları ile ilgilenmeyi çok seviyorum. Siyasi tarihten boğuluyorum lakin sosyal tarih her zaman için zevkli. 

Dost Kitabevi'nin "Kültür Kitaplığı" ile tanışmanızı tavsiye ederim. Ebat olarak küçük, kolay okuyup bitirebileceğiniz kitaplar. Muhakkak size hitap eden bir kitap bulacaksınızdır. Keyifli okumalar. 

17 Şubat 2016 Çarşamba

Sadık Hidayet: Kör Baykuş














Sadık Hidayet... Kitapçıda rast gele elim Kör Baykuş'a uzandı. Bir süre öylece kaldım. Çekip çıkardım tombul kitapların arasından. Çok derin bir isim, çok derin bir yazar. Mest olarak okumak diye bir tabir var mıdır bilmem? Ben işte tıpkı böyle okudum kendisini. Tarif etmekte güçlük çekiyorum, şu an ne yazsam Sadık Hidayet için yeterli olmayacak. 

İran edebiyatında modern öykücülüğün kurucularından biri sayılan Sadık Hidayet, hayatına kendi eliyle son veren yazarlardan biri. Sırça Fanus'tan sonra Kör Baykuş'u okumam bir rastlantı olmasa gerek. İki yazar da gölgelerden bahsediyor. Ama Sadık Hidayet bir başka alemden sesleniyor, garbın gizli kuyularından, daha koyu ve daha nemli bir dünyadan sesleniyor. Birer inci tanesi gibi yazdıkları, seçtiği kelimeler bir araya gelince enfes anlamlar çıkıyor. Tek tek şaşkınlığa uğruyorum okurken. Bir süre kendime gelmem mümkün değil sanırım, hatta hiç kendime gelmek istemiyorum. Bunca anlam, bunca duygu...

"Üstünlüğümü; o aşağılık insanlara, doğaya, tanrılara karşı, insan şehvetinin doğurduğu tanrılara karşı üstünlüğümü anlamıştım. Bir tanrı olmuştum, tanrıdan da büyüktüm, çünkü içimde sonsuz, ebedi bir ırmağın aktığını hissediyordum."

8 Ocak 2015 Perşembe

Cennetin Dibi: Modern Zamanlarda Eğlencelik Hayat



















Cehenneme Övgü'den hemen sonra aldım Cennetin Dibi'ni. Ardı ardına okumanın keyif vereceğini düşündüm, öyle de oldu. Sanmayın ki yalnızca haz veren bir eser, içinde gündelik hayata dair cezbedici pek çok bilgi var. En sevdiğim kısım ise Gündüz Vassaf'ın bir aralar Paris'te yaşayan kuzenin komşusunun öyküsü oldu. 

Gündüz Vassaf bu kitabında farklı bir dünyada karşılıyor bizi. Sisteme inceden göndermeler yaparken, dünya üzerinden hayal dünyamıza uzanan örneklerle süslüyor kitabı. Özellikle Mahşer Çocukları adlı bölümü defalarca okumanın faydalı olacağını düşünüyorum. Hatta uygun bir vakitte öğrencilerime de okumalıyım.

Sanırım bir sonraki Gündüz Vassaf yolculuğum Mostari ile devam edecek. Şuan Peri Gazoz'u ile çok mutluyum.