düşünce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düşünce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Eylül 2018 Pazar

Dostoyevski: Cinler (Bir Düşünce, Birkaç Not)

"Çoktan beri kutsal saydığı yüce bir düşünceyi beceriksiz yaratıkların yakalayıp sokaklarda sürüye sürüye kendileri gibi aptallara götürdüklerine tanık olduğunda; hiç beklemediği bir anda gözü gibi sakındığı bu düşünceye bit pazarında tanınmayacak bir durumda, çamura bulanmış, üstünkörü bir yana atılmış rastladığında; çocukların elinde oyuncak olmuş gördüğünde insanın içini nasıl bir hüzün doldurur, içi nasıl kan ağlar, bilemezsiniz! Hayır! Bizim zamanımızda böyle değildi, buna yönelmemiştik. Hayır, hayır, bambaşka amaçlarımız vardı bizim. Şimdikilerin her şeyi yabancı bana... Bir gün başlayacak bizim devrimiz gene. Bu devrin sallantıdaki her şeyi sağlam raya oturacak. Başka türlü nasıl olur ki?"

İç geçirirken bir Moskova yolculuğu sırasında, ah edip düşünceler sarmışken Rusya'da, dünyadaki değişimin bu denli hız kazanmasından duyulan rahatsızlık bu satırlar aracılığı ile dile getirilmiş. Dönemin Rus toplumundaki değişim, kendimize, bize, günümüze ne kadar yakın öyle değil mi? Modernitenin günceli yarattığı, güncelin de içi boş devrelerinin insanoğlunu birer birer yaktığı bir dönemde; hissettiklerimizin yalnızca kendi devrimize ait olmadığı, bir güzel anlama biçimi bu satırlar. 

"Başka türlü nasıl olur ki?" 

Belki de dünya üzerinde sorulmuş en anlamlı, en narin soru budur. 
Bu soruya verebileceğimiz her bir cevap, kendi öngörümüze takılı kalacaktır. Aynı zamanda türlü düşünme becerilerimizi de açığa vuracaktır. Kişi kendinden bilir işi, hiçbir zaman ortak bir nokta bulunamayacağına da delalet eder. Sorulan sorular, verilebilecek cevapları da içinde barındırır genelde. Bu soru farklı bir soru, herhangi bir cevabı yok, pek çok cevabı var. Veyahut hiçbir cevabı yok.

Bu soruya verebilecek yanıtım yok, en azından şimdilik. 
Ama düzeni, değişen dünyayı düşündüğümde içimde genelgeçer bir umut da belirmiyor. Kısmet, ne yana düşersek o yandan tutup alabileceğimiz bir beklenti içeriyor. Kiminin kısmeti kiminin ölümü oluyor.

2 Ağustos 2016 Salı

Gündüz Vassaf: Ne Yapabilirim? Geleceğe Kartposttallar

"Arkadaşlık anlayışımız değişmeyi bekliyor. 
Tek tük arkadaşlarım var.
Eskisi gibi görüşmüyor, araşmıyoruz.
'Sakla samanı gelir zamanı' bencilliğimizden mi tutuyoruz birbirimizi?
Olmasalar, yalnız hisseder miyim?
Yalnız hissedersem daha çok sarılır mıyım kitaba, kelimeye, o anda ne ilgimi çekiyorsa ona?
Yeni farkına varıyorum arkadaşsızlığın özgürlük olduğunun.
Bencillik değil özgürlük."

Hiç şaşmaz, hislerinizi dile getiren bir katibin, yazarın satırları ile anında karşı karşıya kalıverirsiniz. Yalnız olmadığınızı anlarsınız, sevinirsiniz. Yazının, edebiyatın ve kelamın gücüne bir kez daha inanırsınız. İçe dönüklüğünüz, arkadaşsızlığınız ile gurur duyarsınız.

Gündüz Vassaf yeni kitabı "Ne Yapabilirim? Geleceğe Kartposttallar"da ülkem insanına pek çok çıkış noktası sunuyor. Dünya durumunun vehameti ve umut açlığımız arasında bir yerlerde sivriliyor yazıları, pek çok anektot pek çok analiz ve bol bol umut aşılıyor Gündüz Vassaf. Yine iyi geldi, yine iyi hissettirdi. Açmaz zamanların şaşmaz yazarı Gündüz Vassaf. Kalemine sağlık. 

14 Şubat 2016 Pazar

Jeanette Winterson: Vişnenin Cinsiyeti

"Jordan küçükken kağıttan kayıklar yapar, ırmakta yüzdürürdü. Bu yolla rüzgarın bir yelkeni nasıl etkilediğini öğrendi ama, aşkın bir yüreği nasıl etkilediğini öğrenemedi."

***

"Bir kere aşık oldum -aşk dedikleri şey bizi doğruca cennetin kapılarına götüren, aynı anda o kapıların sonsuza dek kapalı olduğunu gösteren zulümmüş meğer."

***

"Zamanla gerçek aşkın temiz bir aşk olması gerektiğine karar verdim, kendime bir kalıp sabun kaynattım..."


18 Ağustos 2015 Salı

Virginia Woolf: Yalnızlık Bir Ömür

Haziran 2015 tarihinde ilk baskısını yapan aforizmalar, Virginia Woolf'e ait. Zeplin Düşünce tarafından basılan eserin çevirisini ise Nil Sakman üstlenmiş. Woolf, aforizmalarında genel olarak kadın ve erkek ilişkileri, iki cinsin birbirlerini algılayış biçimi üzerinde duruyor. Bunun dışında en sık değindiği konularından biri ise kuşkusuz ki edebiyat. Kimi zaman da sağlık üzerine yazmış Virginia. 

Bu küçük kitapta kendinizden pek çok şey bulmanız mümkün elbette daha fazlasını ise Virginia'da bulacaksınız. 

"Shakespeare'in önemsiz bir şarkısı, yoksul ve kötülere dünyadaki tüm vaiz ve hayırseverlerden daha fazla yardımcı olmustur. Bu nedenle mesajimizi carpitmadan göndermek yolunda harcanan hiçbir saat, bulunduğumuz hiçbir özveri fazla olamaz."

24 Aralık 2011 Cumartesi

Düşün-ce


İşaret Dili kursuna başladım ben. Sınıfımızda on küsür kişiyiz,azız.Alfabeden başladık ve temel şeyleri öğrendik.Şimdilik güzel gidiyor.

Lakin havalar güzel gitmiyor.İstanbul kadar soğuk,havalar.Ve tabi benim için hiç bitmeyen okumalar.Sanırım tüm paramı kitaplara ve gazetelere veriyorum,halbuki çok param da yok.

Üzerine gitmeye korktuğum konular hakkında okuyorum,hani çekinirsiniz ya böyle hep ertelersiniz zor gelir.Korkarsınız gerçeklerle yüzleşmeye.Sanırım siyaset ve tarih okudukça şekilleniyor.

Gündemin içinde olmak iyi ama bu ülkede düşüncelerimizin bile tutuklu olması ne kadar acı.Acı,bir düşünme halidir.Elbette,biz düşün-ce.
Şimdi,bizden içre hayatlar var gündemimizde.Ben mesela,diyorum ki ; yaşasam niye,yaşamasam niye.Yoksa hayata dönüş mü yapsak bir operasyon eşliğinde.

13 Ağustos 2009 Perşembe

Düşünce Gücü...


Kelimeler arasında kinayeler kurmak hoş değil.Bir bakıyorum hayat güzel bir bakıyorum sırtını dönmüş.Biraz düşünüyorum da sanırım burada da güneş doğuyor.Hesapsız düşünmek ve yaşamak için hiç de geç değil.Mutluluğun sırrı denen bir şey yok zaten.Mutluluğun sırlarını biledikçe nasıl mutlu olmak isteyebilirsiniz ki,meraksız,kitapsız,susuz yaşayamamak gibi…Uzaklarda aramamak lazım hiçbir şeyi,bir göz ucuyla bakmak yeterli sanırım.


Tipik bir kaçış,kayboluş güncesi; kaleme almak lazım bunları,tüm yaşananlar (ekstra kategoriler) gümledi..Güneş mis,hava aydınlık ne mi alaka?Ben çok fazla yolculuk yaptım yani ilçede oturuyorum ve lisem de ilde.Arası 45 dakika falan her gün git ve gel.Zamanla boş muhabbetler yapmak yerine kayaları keşfettim.Onların şekillerinden suratlar çıkardım eğlendim onlarla.Güneşle konuştum hep çok

sıcak oldu mu defol git dedim kızdı bir daha açmadı,üşüdüğümde hadi gel ısıt beni dedim hemen geldi.Vefalı dostlar;)


Ve benim girişteki yalnız ağacım hep ona göz kırptım.Kim bilir bu halimi gören kaç vatandaş beni garipsedi.O ağacı benden başka kim hatırlayıp hatırını sormuştur ki?Ben deli miyim,yo aslında akıllı olduğumu düşünürüm.İşte tüm mesele bunda Secret mikrıt palavra,düşünmek önemli.Ama hesapsız kitapsız sadece istemek ve düşünmek.

Tabi istediğiniz şeyi kırk kere tekrar etmeyi unutmayın sakın!Ben kırk kere Aydın dedim;)


Gözüm Aydın;)


Fonda Paramore Miracle!