oktay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oktay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2016 Pazartesi

Perçemli Sokak

İletişim Yayınları'nın Resimli Türkçe Edebiyat Takvimini çok seviyorum. Bir kampanya ile birlikte aldım, çok da güzel oldu. Ofis masamın baş ucuna yerleştirdim. Her gün okumaya gayret ediyorum. Takvime göre bugünün şiiri Oktay Rıfat'tan "Perçemli Sokak."

Beyaz mendiller vardı havada
Çalgılı gemiler balkonlarda açık saçık
Bir kız vardı yok gibi öyle güzel
Ne yerde ne gökte belki tuzda
Acısında ekmeğin dilim dilim buğusunda

Kendine göre evlerin damı çatanası
Bacaların şakırtısında akşam akşam
Saksılar sedirler tahtaların güvercini
Otursa kısa çoraplarını çekmese dilenmese
Beş çocuk anası el

Eciş büçüş maydanoz bahçeleri
Düğümlü balıkları bekleyişin
Uzun etme iki gözüm biraz da bize uğra
Bu lambanın karpuzu benim işte 
Benim işte bu testi
Benim işte bu soysuz sevdaların musluğu

Oktay Rıfat

5 Ağustos 2015 Çarşamba

Puslu Kıtalar Atlası

"Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Oysa Uzun İhsan Efendi, Dünya'nın şahidi olmanın gerçek bir ibadet olduğunu sık sık söylerdi. Her insan şu ya da bu şekilde dünyayı okumalıydı. Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi olmaktı."

2 Kasım 2014 Pazar

Hoşçakal Güzin













Kış günlerinde,Pazar kahvaltılarının ardından yapılabilecek en güzel aktivite film izlemek bence.Kahvaltıdan sonra tazelenen çayın eşliğinde koltuğa kurulup doya doya sinema keyfi yaşamak gibisi yok.Pazar matinemin bugünkü filmi,Hoşçakal Güzin idi.Uzun süredir adını duyduğum ve izleyemediğim bir filmdi,sonunda izledim.

Güzin İpek,ünlü bir Yeşilçam oyuncusudur.Zamanla ününü kaybetmiş ve yaşlanmış,bir huzurevinin bakımına bırakmıştır kendisini.Serkan ise üniversiteye hazırlanan,acımasız abisi ile yaşamaya çalışan bir gençtir.Serkan'ın yolu Güzin ile huzurevinde kesişir.Sonrasında ise hayallerin gerçeğe dönüşmesi ile noktalanan umut dolu bir hikaye başlar.

Bir Pazar sabahı evinize konuk edin derim Güzin'i ve hikayesini.

1 Ekim 2014 Çarşamba

Efrasiyab'ın Hikayeleri



















"Her insan ancak bilmediği şeyden korkar.Korkusunu yenmek için bilmek ister.Fakat bilmesi için araması gerekir.İşte,din de bu arayış değil midir ? Bununla birlikte,eğer insan bir şeyi arıyorsa,onu bulmuş ve ona kavuşmuş da değildir.Kavuşamadığı şeye erişmek için can atar.Eh ! Bu da aşktır işte ! Kısacası,yolumuzu şaşırmış değiliz.Korkudan arayışa,arayıştan ise aşka geçtik.Hikayeleri anlatırken,elimizde olmadan seçtiğimiz üsluba bakılırsa,daha önce geçtiğimiz yerlerden tekrar geçmiş bulunduğumuz kesin.Çünkü bu üç duyguya da çok aşina görünüyoruz.Ne korku,ne arayış,ne de aşk bizi şaşırtıyor.Bu duygular,gönlümüzde çoktan dinmiş fırtınalar gibi.Benim için bu durum fazlasıyla alelade.Arayış bitince,aranan şey artık bir kez bulunduğu için,korku da aşk da biter."

Ölüm'ün Cezzar Dede'ye cevaplarından bir tanesi bu...Efrasiyab'ın Hikayeleri,İhsan Oktay Anar'ın düş dünyasından çıkmış uçsuz bucaksız bir yolculuğa götürüyor insanı.İtiraf etmeliyim ki İhsan Oktay'ın kaleminden aldığım zevki başka hiçbir yerli yazarın kaleminden alamıyorum.

6 Şubat 2014 Perşembe

Suskunlar



















Nicedir okumak istediğim bir yazardı İhsan Oktay Anar.Puslu Kıtalar Atlası adlı kitabını çevremdeki herkes okumuştur diyebilirim,hepsinin ağzından da güzel kelamlar duydum kitap ve yazarı hakkında.Genelde okurlar İhsan Oktay Anar okumaya Puslu Kıtalar Atlası ile başlıyorlar,bense Suskunları seçtim kendime.

Şimdi hatırlamıyorum lakin kitap hakkında yorumları okuduğum bir mecrada,yorumculardan biri " Kim bilir belki kitabı okuduktan sonra siz de suskunlardan biri olacaksınız " gibi bir söz söylemişti.Beni etkileyen de bu oldu sanırım.

Suskunları,öyle birkaç satırla birkaç icazetle anlatmam mümkün değil.Bir kere bu zühre yıldızı gibi parlayan kitabı yazabilmek için çok büyük bir gönüle,çok büyük bir hayale,çok büyük bir genel kültüre sahip olmak gerekli.Bunu okuduğunuzda anlıyorsunuz.Diyebilirim ki evet,bir edebiyat eseri bu kadar önemsenmeli ve yine evet,bir edebiyat eserinin yaratıcısı bu kadar dolu dolu olmalı.

Kitabın arka kapağında da söylendiği gibi "Eflatun rengi hayaller kuran bir "suskun'un" sözleridir,bu roman..."

Eflatun'un,Davut'un ve daha nicesinin sesine kulak verip,bir Konstantiniyye macerasına çıkmak için hiç tereddüt etmeyin derim.Tereddütü ve teessüfü geride bırakmanın vakti çoktan geldi de geçiyor bile...