Christopher Isherwood, en sevdiğim yazarlar listesinde başı çekenlerden. Belki de kendisini daha yakından tanımamıza sebep, Tek Başına Bir Adam adlı kitabını kaleme almış olması. Kitap, 2009 yılında Tom Ford tarafından sinemaya da uyarlandı. Beni en çok etkileyen filmlerden biridir. Derin içeriği ve yoğun duygusu ile.
Christopher Isherwood'un genç yaşlarda keşfetmiş olduğu eşcinselliğini eserlerinde görebilmemiz mümkün. Hoşça Kal Berlin'de de bu durumu oldukça yumuşak ve duygusal işlemiş. Örneğin kitapta Peter ve Otto arasındaki ilişki oldukça güzel betimlenmiş. Peter'a göre genç Otto ile arasındaki ilişki arkadaşlık ilişkisinden çok farklı. Onu gerçekten seviyor, ona bağlı. Otto'nun Peter'a karşı ilişkisi ise daha belirleyici, duygusallıktan uzak, arkadaşlığa ya da dostluğa çok daha yakın. Ama ikisini bir araya getiren nedenler çok farklı olsa da, nihayetinde birlikteler. Isherwood, eşcinsel ilişkileri direkt işlemiyor, kişilerin ne hissettiklerine ağırlık veriyor. Belki de kitaplarını okuduğunuzda kahramanlarından bazılarının eşcinsel olduğunu bile anlamayabilirsiniz. Hoş, Peter ile Otto arasındaki ilişkide de eşcinsellikten bahsedemeyiz belki. Belki bu sadece benim algılayış biçimim. Bilemiyorum.
"Aralarındaki ilişkinin en yıkıcı özelliği, ilişkinin doğasında yatan can sıkıntısı aslında. Peter'ın sık sık Otto'dan sıkılması çok normal; hemen hemen hiçbir ortak ilgi alanları yok; ama Peter, duygusal nedenlerle, bunun böyle olduğunu hiçbir zaman itiraf etmeyecek. Otto'nun böyle nedenleri olmadığından, "Burası ne kadar can sıkıcı!" dediği zaman, Peter'ın sarsıldığını ve alındığını görüyorum. Oysa Otto'nun, Peter'a kıyasla çok daha az canı sıkılıyor; Peter'la arkadaşlık etmeyi gerçekten eğlenceli buluyor ve günün büyük bir bölümünü onunla geçirmekten memnuniyet duyuyor. Otto bir saat boyunca durmaksızın saçma sapan konuştuğu zaman, Peter'ın onun susmasını ve çekip gitmesini gerçekten istediğini çok gördüm. Ama bunu itiraf etmesi Peter'a göre tam bir yenilgi olacak, onun için sadece gülüp ellerini ovuşturuyor; el altından, Otto'yu son derece sevimli ve komik bulma numarasını benim de desteklememi istiyor."
hoşçakal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hoşçakal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Ocak 2016 Salı
2 Kasım 2014 Pazar
Hoşçakal Güzin
Kış günlerinde,Pazar kahvaltılarının ardından yapılabilecek en güzel aktivite film izlemek bence.Kahvaltıdan sonra tazelenen çayın eşliğinde koltuğa kurulup doya doya sinema keyfi yaşamak gibisi yok.Pazar matinemin bugünkü filmi,Hoşçakal Güzin idi.Uzun süredir adını duyduğum ve izleyemediğim bir filmdi,sonunda izledim.
Güzin İpek,ünlü bir Yeşilçam oyuncusudur.Zamanla ününü kaybetmiş ve yaşlanmış,bir huzurevinin bakımına bırakmıştır kendisini.Serkan ise üniversiteye hazırlanan,acımasız abisi ile yaşamaya çalışan bir gençtir.Serkan'ın yolu Güzin ile huzurevinde kesişir.Sonrasında ise hayallerin gerçeğe dönüşmesi ile noktalanan umut dolu bir hikaye başlar.
Bir Pazar sabahı evinize konuk edin derim Güzin'i ve hikayesini.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

