berlin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
berlin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2017 Cuma

Füruzan: Berlin'in Nar Çiçeği


füruzan berlin'in nar çiçeği ile ilgili görsel sonucu
"Dinle, ardıç kuşu ötüyor. Sen görmedin. Gölün kuğularını bir hafta önce ölmüş bulduk. Kanatları açık, suda ağır ağır kayıyorlardı. Meğer onlar ne kadar büyük kuşlarmış... Çevremizdeki her şey ölüyor. Bilmiyorum niçin. Mutluluk bizi terk etti."


Füruzan "Berlin'in Nar Çiçeği" adlı romanını 1986-1988 yılları arasında İstanbul Şişli'de kaleme almış. Hüzünlü bir roman. Yaşlı bir kadın olan Frau Lemmer ile Almanya'ya göç etmiş Türk ailesi Korkmazların dostluğu insanın içine hem huzur hem de hüzün bırakıyor. 
Dönem Almanyasını ve yaşanan sorunları da görebiliyorsunuz romanın içinde. En nihayetinde iki farklı milletten ve kültürden gelen insanların da ortak bir noktada buluşabileceği sonucu çıkıyor ortaya. 

Bir yanda sevgisizlik, çocuklarının sevgisini hissedemeyen sevgi dolu bir anne. Bir yanda büyüklere değer gösteren, birlikte yaşamanın gücüne inanan ve yabancı bir ülkede tutunmaya çalışan bir aile. Zıtlıklar ve gönüller bir araya geldiği zaman imkansızlıklar da aşılabiliyor sanırım. Tüm zıtlıklara rağmen. 

Berlin'in Nar Çiçeği akıllardan kolay kolay silinmeyecek bir roman, edebiyatımız için önemli bir eser. Bir kez daha Füruzan'ın kalemi karşısında saygı duruşuna geçiyorum. 

1 Mayıs 2016 Pazar

Christopher Isherwood: Mr. Norris Aktarma Yapıyor

"Ben hassas bir adamım, çevremdekilere hemen tepki veririm. Güneş açıp üzerime geldi mi, açılırım. En iyi halimi görebilmek için benimle uygun bir ortamda karşılaşmalısın. İyi bir masada. İyi bir mahzende. Sanat. Müzik. Güzel şeyler. Çekici, zeki bir topluluk. O zaman ışıldamaya başlarım işte. Dönüşürüm." 

Mr. Norris.

26 Ocak 2016 Salı

Christopher Isherwood: Hoşça Kal Berlin

Christopher Isherwood, en sevdiğim yazarlar listesinde başı çekenlerden. Belki de kendisini daha yakından tanımamıza sebep, Tek Başına Bir Adam adlı kitabını kaleme almış olması. Kitap, 2009 yılında Tom Ford tarafından sinemaya da uyarlandı. Beni en çok etkileyen filmlerden biridir. Derin içeriği ve yoğun duygusu ile. 

Christopher Isherwood'un genç yaşlarda keşfetmiş olduğu eşcinselliğini eserlerinde görebilmemiz mümkün. Hoşça Kal Berlin'de de bu durumu oldukça yumuşak ve duygusal işlemiş. Örneğin kitapta Peter ve Otto arasındaki ilişki oldukça güzel betimlenmiş. Peter'a göre genç Otto ile arasındaki ilişki arkadaşlık ilişkisinden çok farklı. Onu gerçekten seviyor, ona bağlı. Otto'nun Peter'a karşı ilişkisi ise daha belirleyici, duygusallıktan uzak, arkadaşlığa ya da dostluğa çok daha yakın. Ama ikisini bir araya getiren nedenler çok farklı olsa da, nihayetinde birlikteler. Isherwood, eşcinsel ilişkileri direkt işlemiyor, kişilerin ne hissettiklerine ağırlık veriyor. Belki de kitaplarını okuduğunuzda kahramanlarından bazılarının eşcinsel olduğunu bile anlamayabilirsiniz. Hoş, Peter ile Otto arasındaki ilişkide de eşcinsellikten bahsedemeyiz belki. Belki bu sadece benim algılayış biçimim. Bilemiyorum. 

"Aralarındaki ilişkinin en yıkıcı özelliği, ilişkinin doğasında yatan can sıkıntısı aslında. Peter'ın sık sık Otto'dan sıkılması çok normal; hemen hemen hiçbir ortak ilgi alanları yok; ama Peter, duygusal nedenlerle, bunun böyle olduğunu hiçbir zaman itiraf etmeyecek. Otto'nun böyle nedenleri olmadığından, "Burası ne kadar can sıkıcı!" dediği zaman, Peter'ın sarsıldığını ve alındığını görüyorum. Oysa Otto'nun, Peter'a kıyasla çok daha az canı sıkılıyor; Peter'la arkadaşlık etmeyi gerçekten eğlenceli buluyor ve günün büyük bir bölümünü onunla geçirmekten memnuniyet duyuyor. Otto bir saat boyunca durmaksızın saçma sapan konuştuğu zaman, Peter'ın onun susmasını ve çekip gitmesini gerçekten istediğini çok gördüm. Ama bunu itiraf etmesi Peter'a göre tam bir yenilgi olacak, onun için sadece gülüp ellerini ovuşturuyor; el altından, Otto'yu son derece sevimli ve komik bulma numarasını benim de desteklememi istiyor."