mine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Mart 2016 Salı
Mine Söğüt: Deli Kadın Hikayeleri
"Bir keresinde
yerkürenin çekirdeğinde yanan
ateşe tutulmuştum.
Saçlarımdan tutuşmuştum.
Bir keresinde bir jilete aşık olmuştum.
Ne kadar ince damarım varsa hepsini tek tek kesmiştim.
Akan kanda geleceğimi içmiştim.
Annesinin kocaman parlak gözleri vardı. Saçları, oksijenle açılmış, kalın kızıl sarı halatlar gibi omzundan beline akardı. Kocaman kalçaları, kocaman elleri ve kocaman ayaklarıyla etrafına her daim asabiyet saçardı. Henüz annesinin onu dolunaylı bir gecede, kasabanın garındaki hurda vagonlardan birinde, bir başına, çığlıklarını demir gürültüsüne kata kata doğurduğunu bilmiyordu. Dünyayı pis bir döşek, bitmesin diye az, çok az yakılan ve üstünde yoksul çorbalar kaynayan küçük mavi bir tüp, bir de içi paçavra dolu tahta bir valizden ibaret sanıyordu... Annesi onu gün boyu uyumaya zorluyordu. Yaşama anca geceleri izin vardı. Gündüzleri demiryolunda deli bir anne kızıyla saklambaç oynuyordu.
Birki üçdört beşaltı yedisekizdokuz on...
önümarkamsağımsolum sobe saklanmayan ebe."
12 Mart 2016 Cumartesi
Mine Söğüt: Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey
"Erkeklerle erkeklerin aşkı, kadınlarla erkeklerin aşkına hiç benzemez. Bir iktidar büyüsüdür onlarınki. Hele kadınadam, kadından çok erkekse dünyayı yönetebileceklerine inanırlar birlikte. Her şeyi değiştirebileceklerine ve her şeye hükmedebileceklerine. Onlar bunun için bir araya gelmişlerdi. Dünyayı yerinden oynatmak için. Birisi gerçekleşen hayaller kuruyordu; diğeri hayallerin bile fotoğrafını çekiyordu. Evreni, birbirini tanımamakla mükellef parçaları ustalıkla bir araya getiren kadim irade yönetir. O yüzden Madam Arthur Bey ve Keşşaf Hanuman, zamanı geldiğinde aynı pastanede, aynı arzularla, yan yana oturdular. Ve elleri birbirine değdiğinde, yeryüzünde bir bütünün birbirinden uzak ne kadar parçası varsa, onlar da birbirlerine değdiler."
Mine Söğüt, romanı Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey'de; Madam Arthur beyi tüm gizemi ve açıklığı ile anlatıyor. Bir kadınadam, kadınadamın etrafındaki herkes, sır perdesinin arkasına gizlenmiş pek çok ama pek çok başka kişi. Kişilerin yaşamından izler. Bunun yanında pek çok ayrıntıyı, kafamızı kurcalayan konuları da sorguluyor Mine Söğüt. Yazma eylemi, Tanrı'nın varlığı, insanoğlunun özünde hissettikleri, kadınlar, adamlar ve kadınadamlar... Yine derin yine enfes bir kitap.
Mine Söğüt, romanı Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey'de; Madam Arthur beyi tüm gizemi ve açıklığı ile anlatıyor. Bir kadınadam, kadınadamın etrafındaki herkes, sır perdesinin arkasına gizlenmiş pek çok ama pek çok başka kişi. Kişilerin yaşamından izler. Bunun yanında pek çok ayrıntıyı, kafamızı kurcalayan konuları da sorguluyor Mine Söğüt. Yazma eylemi, Tanrı'nın varlığı, insanoğlunun özünde hissettikleri, kadınlar, adamlar ve kadınadamlar... Yine derin yine enfes bir kitap.
27 Şubat 2016 Cumartesi
Mine Söğüt: Beş Sevim Apartmanı (Rüya Tabirli Cinperi Yalanları)
Beş Sevim Apartmanı, Doktor Samimi ile tanıştıracak sizi. Ama öncesinde Beş Sevim Apartmanına ismini veren hanımefendi ile tanışacaksınız. Onun kedilerini de tanıyacaksınız tabii ki.
Bir apartman düşünün, içinde birbirinden farklı insanlar. Her birinin bir geçmişi var, Pürtelaş Sokağı sakinleri. Canhıraş yaşamları. Doktor Samimi ile karşılamaları ve Doktor Samimi'nin günlüğü. Cinler, periler ve cinperiler, rüya tabirleri...
Mine Söğüt'ü gazeteci kimliği ile, güçlü duruşu ile tanıyordum şu zaman kadar. Kitaplarından birini alıp okumak kısmet olmamıştı hiç. Beş Sevim Apartmanı'na başlamam ile bitirmem bir oldu. Gün aydınlıktı, bir kalktım başından hava kararıvermiş. Ruhumu bir güzellik ve hafiflik kapladı. Çok güçlü bir kalem Mine Söğüt, kurgusu enfes.
Bu hafta ilk iş kitapçıma gidip, Deli Kadın Hikayeleri'ni alacağım. Arayı soğutmadan Mine Söğüt yolculuğuma devam etmek istiyorum. Kadınları, edebiyat dünyasında bu kadar iyi ve güçlü bulmak çok mutlu ediyor beni. Tavsiye ederim, Mine Söğüt okuyun derim.
Bir apartman düşünün, içinde birbirinden farklı insanlar. Her birinin bir geçmişi var, Pürtelaş Sokağı sakinleri. Canhıraş yaşamları. Doktor Samimi ile karşılamaları ve Doktor Samimi'nin günlüğü. Cinler, periler ve cinperiler, rüya tabirleri...
Mine Söğüt'ü gazeteci kimliği ile, güçlü duruşu ile tanıyordum şu zaman kadar. Kitaplarından birini alıp okumak kısmet olmamıştı hiç. Beş Sevim Apartmanı'na başlamam ile bitirmem bir oldu. Gün aydınlıktı, bir kalktım başından hava kararıvermiş. Ruhumu bir güzellik ve hafiflik kapladı. Çok güçlü bir kalem Mine Söğüt, kurgusu enfes.
Bu hafta ilk iş kitapçıma gidip, Deli Kadın Hikayeleri'ni alacağım. Arayı soğutmadan Mine Söğüt yolculuğuma devam etmek istiyorum. Kadınları, edebiyat dünyasında bu kadar iyi ve güçlü bulmak çok mutlu ediyor beni. Tavsiye ederim, Mine Söğüt okuyun derim.
11 Ocak 2016 Pazartesi
Serseri Mayınlar
Ferzan Özpetek'in çok sevdiğim filmi Serseri Mayınlar'ın son sahnesi aklımdan hiç çıkmaz. Arada açarım, Sezen Aksu'nun Kutlama isimli şarkısı eşliğinde son sahneyi tekrar ve tekrar izlerim. Son sahnenin aklıma kazınan repliklerinden:
"Nikola bana çok önemli bir şey öğretti. En kötü halinde hatta ölmeyi istediğinde bile gülümsemeyi... Benim için üzülmeyin, artık sesimi bu evde duymadığınızda... Yaşam asla dört duvar arasında değildir. Öleceğiz ve geri geleceğiz. Her şey gibi..."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



