şey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2016 Cumartesi

Mine Söğüt: Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey

"Erkeklerle erkeklerin aşkı, kadınlarla erkeklerin aşkına hiç benzemez. Bir iktidar büyüsüdür onlarınki. Hele kadınadam, kadından çok erkekse dünyayı yönetebileceklerine inanırlar birlikte. Her şeyi değiştirebileceklerine ve her şeye hükmedebileceklerine. Onlar bunun için bir araya gelmişlerdi. Dünyayı yerinden oynatmak için. Birisi gerçekleşen hayaller kuruyordu; diğeri hayallerin bile fotoğrafını çekiyordu. Evreni, birbirini tanımamakla mükellef parçaları ustalıkla bir araya getiren kadim irade yönetir. O yüzden Madam Arthur Bey ve Keşşaf Hanuman, zamanı geldiğinde aynı pastanede, aynı arzularla, yan yana oturdular. Ve elleri birbirine değdiğinde, yeryüzünde bir bütünün birbirinden uzak ne kadar parçası varsa, onlar da birbirlerine değdiler."

Mine Söğüt, romanı Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey'de; Madam Arthur beyi tüm gizemi ve açıklığı ile anlatıyor. Bir kadınadam, kadınadamın etrafındaki herkes, sır perdesinin arkasına gizlenmiş pek çok ama pek çok başka kişi. Kişilerin yaşamından izler. Bunun yanında pek çok ayrıntıyı, kafamızı kurcalayan konuları da sorguluyor Mine Söğüt. Yazma eylemi, Tanrı'nın varlığı, insanoğlunun özünde hissettikleri, kadınlar, adamlar ve kadınadamlar... Yine derin yine enfes bir kitap. 

18 Ocak 2016 Pazartesi

Her Şey Normal

Artık atletlerimi ve donlarımı aynı renk alıyorum. Pazardan. Kenarları yırtılana kadar giyiyorum. Çünkü kilo alıyorum. Göbeğim de çıkıyor. Spor yapmıyorum. Bu aralar polara karşı bir ilgim var. Bana bıraktığın polar pijamayı giyiyorum. Bir de İstanbul desenli battaniye aldım. Tek kişilik. Normalde İstanbul desenlerini hiç sevmem. Avam. Ama polar güzel. Bir tane gazetelik aldım. Ucuz bir şey. Tüm dergilerimi koydum içine. En üstte Birhan Keskin'in kitabı. Y'ol. 

Her gün alışverişe çıkıyorum. A.101, Tedi ve BİM. Evimizi saran bir sacayağı gibi. Bazen gereksiz şeyler alıyorum. Mesela iki tane ucuz dudak kremi. Dudaklarda renk bırakıyor. Vişne çürüğü. Vişne suyundan daha güzel tadı. Sonra balkonu temizliyorum hep. Fransız balkonu dediklerinden var yeni evimizde. Perdeleri yukarı çekince balkon pis duruyor. İçim el vermiyor. İki tane de çiçek var camın önünde. İsimlerini hiç aklımda tutamıyorum. Birinin saksısının önünde rüzgargülü var. Tedi'den aldım. Ucuz. Gökkuşağı desenli. Alaimisemalı. 

Hiç kıyafet almıyorum. Sevmezdim zaten hiç. Eski gömleklerimi giyiyorum. Hiç sevmezdim gömlek, artık hep giyiyorum. Filtre kahve içmeye başladım. Kendim yapıyorum evde. Bir de yulaf sütü yapıyorum. Ha, bu arada ben vejetaryen oldum. Beşinci ayım dolmak üzere. Çok güzel gidiyor. Mutluyum böyle. 

Radyo aldım bir tane. Oturup dinliyoruz akşamları. Klasik müzik kanalları da var. Bir de radyo tiyatroları var. Hayali sahneler. Normal tiyatroya da gidiyorum. Ayda iki defa. Şehir tiyatrosu. Evet, hala Melis Danişmend dinliyorum. Yeni albümü çıktı. Seviniyorum. Bir kültür sanat sitesinde yazarlık yapmaya başladım. Hatta annem de yazıyor biliyor musun? Kısa öyküler yazıyor, ben de yayınlıyorum. 

Yine tarihten çok edebiyat okuyorum. Bu aralar bağımsız sinemadan uzak kaldım. Çok şehir dışında yaşıyoruz. Gidemiyorum öyle her yere. Yollar uzun. Djarum da içmiyorum artık. En son vişneli olanı sana vermiştim. Bir daha almadım. Agos da alamıyorum artık. Kadıköy'e pek uğrayamaz oldum. Eski siyah beyaz yeşilçam filmlerinin kartpostallarını biriktiriyorum. Çok güzeller. Hüzün, dram, keder. İşte böyle yaşıyorum. Yaşıyoruz. Orada sen ve ben burada. 

13 Haziran 2014 Cuma

Derinde Bir Şey Var

başka, başka
senin için üzüntüm herkesten ve her şeyden fazla
iyiyim diyorum soran olursa
kimseler bilmesin evimde ağladığımı arkandan

her gün kalktım yataktan bir duayla
bu defa duracağım sapasağlam ayakta
hava açık ve her şey normal
ama gözlerimde durulmuyor sular...

melis danişmend