Sufjan Stevens da bu güzel, yeni şarkı ile mesut etti beni. Tam da yalnız bir adam olarak kışa girerken, soğuklar kapıma dayanmak üzereyken. Bu koca kentin küçük bir köşesinde, bir bahçe içinde.
Şarkılar, yeni resimler, okunmak için listelenmiş kitaplar, bir türlü okunamayan şiirler, bir anda akla gelen Kuzguncuk, yarın yine işe gidecek olmanın, sabah kalkacak olmanın yılgınlığı, son bardak bir kahve, yarın biraz daha fazla su içmem gerek, hepsi küçücük bir hayatın minik parçalarından ibaret.
Yeni bir senenin içinden çıkan, yüzü küçük, gözleri küçük, donuk koyu kahverengi bakışlı, kömür karası saçlarının yarısı beyazlamış, hüzünlü yüzlü, bir zayıf adamın kışı. Bahardan kışa yavaş bir geçiş.
man etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
man etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Kasım 2018 Pazartesi
24 Nisan 2016 Pazar
Tek Başına Bir Adam II
"Hayat belki de bir iki dakikalığına, bedenin kimi uzak bölgelerindeki dokularda oyalanmayı sürdürüyor. Sonra ışıklar birer birer sönüyor. Zifiri karanlık çöküyor. Ve eğer George dediğimiz bu yok-varlık son şok arasında gerçekten de başka bir yerlerde idiyse, döndüğünde yersiz yurtsuz kaldığını görecek. Çünkü artık kendini şurada, yatağın üzerinde horlamaksızın uzanmış yatan şeyle özdeşleştiremez. O şey artık arka kapının oradaki bidonun içindeki süprüntülerle akrabadır. İkisi de kaldırılıp götürülmeli, baştan atılmalıdır çok geç olmadan."
Bir insan nasıl bu kadar hisli olabilir? Ölümü nasıl bu kadar şeffaf ve bir o kadar da kapalı anlatabilir? Bir insan bu yazdıklarını nasıl bu kadar iyi hissedip, hissettirebilir. Her okuyuşumda sarsıyorsun beni sayın Isherwood. Kimi zaman seni düşlüyorum, oturup sohbet ettiğimizi hayal ediyorum. Dudaklarının arasından çıkan her sözcük ile baştan aşağıya ıslanmak, yenilenmek ve kendime gelmek istiyorum. Bu istekler ile birlikte seni okumak hissi bile şahane hissetmeme yetiyor. George ve Jim arasındaki aşk kalbi olan hangi insanı etkilemez ki? Seni seviyorum Isherwood, hem de bunu bilmediğin kadar çok.
Christopher Isherwood: Tek Başına Bir Adam
"Bu küçük yerde günbegün, yıllarca birlikte yaşayan iki insan düşünün, dirsek dirseğe oturup aynı küçük ocağın başında yemek pişiren, dar basamaklarda geri çekilerek birbirine yol veren, aynı küçük banyo aynasının önünde durup tıraş olan, durmadan birbirini dürtükleyen, itekleyen, birbirinin vücuduna yanlışlıkla ya da bilerek, sevişmek ya da dövüşmek isteyerek, beceriksizce ya da sabırsızca, aşkla ya da öfkeyle çarpan iki insan -artlarından her yerde, görünmez de olsa ne derin izler bırakmışlardır bu iki kişi, bir düşünün!"
En sevdiğim yazar, en sevdiğim kitap. Defalarca okuduğum tek kitap.
19 Şubat 2012 Pazar
A Single Man

Bir haftadır İstanbul'dayım.Ders kayıt işlemleri,sevdiklerimle gezmeler derken yeni bir döneme başladım.Hafta sonları işaret dili kursuna devam ediyorum.Kursta,yaş olarak benden epeyce büyük olan bir kadın arkadaşımla sohbet ediyoruz bol bol kendisi çok tatlı.
Aydilge konserine bilet kazanmıştım.Gittik eğlendik,kendisini ilk kez yakından gördüm.Çok tatlıydı,şirindi ve aynı zamanda canlı performansı çok iyiydi.Taksim'in arka sokakları ise gayet melankolikti her zamanki gibi.Bir yanda pembe demirli camdan sarkan sarışın kadınlar diğer yanda son dikişlerini yapan,kumaşlarını toplayan bir terzi amca.Hemen yanı ise beş kişilik bir çay ocağı.İç içe hayat,samimiyeti ve soğukkanlılığı ile.
Mart başı ise Melis Danişmend konseri var,kendisini ilk defa canlı dinleme şansına sahip olacağım.En büyük heyecanım bu aralar kendisi olmakta.
Bunun dışında bir iki kitap okudum.Yurtta başka türlü zaman geçmiyor.Yurt dedim de,benim giysi dolabım odanın dışında yani koridorda idi.Kyk görevlileri -şaka gibi- bir hafta önce tüm dolapları odaların içine almışlar ve benim dolabım şu an başka birilerinin odasında.Zor buldum.Soyunmaya falan başka odaya gidiyorum.Gülsem mi ağlasam mı bilemiyorum.
Başrolünde Colin Firth olan benim en beğendiğim filmlerden biri "A Single Man"in uyarlandığı kitabı buldum İstiklal'de.Yazarı Christopher Isherwood.Kırmızı Kedi sağ olsun.Yurda gidince yine bol bol okumaca.
Aydilge konserine bilet kazanmıştım.Gittik eğlendik,kendisini ilk kez yakından gördüm.Çok tatlıydı,şirindi ve aynı zamanda canlı performansı çok iyiydi.Taksim'in arka sokakları ise gayet melankolikti her zamanki gibi.Bir yanda pembe demirli camdan sarkan sarışın kadınlar diğer yanda son dikişlerini yapan,kumaşlarını toplayan bir terzi amca.Hemen yanı ise beş kişilik bir çay ocağı.İç içe hayat,samimiyeti ve soğukkanlılığı ile.
Mart başı ise Melis Danişmend konseri var,kendisini ilk defa canlı dinleme şansına sahip olacağım.En büyük heyecanım bu aralar kendisi olmakta.
Bunun dışında bir iki kitap okudum.Yurtta başka türlü zaman geçmiyor.Yurt dedim de,benim giysi dolabım odanın dışında yani koridorda idi.Kyk görevlileri -şaka gibi- bir hafta önce tüm dolapları odaların içine almışlar ve benim dolabım şu an başka birilerinin odasında.Zor buldum.Soyunmaya falan başka odaya gidiyorum.Gülsem mi ağlasam mı bilemiyorum.
Başrolünde Colin Firth olan benim en beğendiğim filmlerden biri "A Single Man"in uyarlandığı kitabı buldum İstiklal'de.Yazarı Christopher Isherwood.Kırmızı Kedi sağ olsun.Yurda gidince yine bol bol okumaca.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

