ermeniler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ermeniler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2017 Cumartesi

Bercuhi Berberyan: Ermenistan'da Bir Türkiyeli


ermenistan'da bir türkiyeli ile ilgili görsel sonucu
Yaz için kendime güzel bir okuma listesi yaptım ve bir sürü kitap satın aldım. İlk olarak Bercuhi Berberyan ile başladım. Kitabın ilk basımı 2009 yılında Metis Yayınları tarafından yapılmış. Yazarın kim olduğuna ve hayat hikayesine aşina değildim. Birkaç araştırma yaptıktan sonra oldukça tatlı ve epey de çılgın bir kadın olduğuna kanaat getirdim. Ne kadar tatlı bir insan olduğu kaleme almış olduğu anlatı kitabından da belli oluyor zaten. 

Uzun süredir bir anlatı okumamıştım üstelik Ermenistan'a dair. Kendimi tamamen Yerevan'da hissettim, Berberyan'ın dolaşmış olduğu tüm topraklarda dolaşıp anıları ile hemhal oldum. Çok da iyi geldi okumak, "biz" olabilmeyi amaç edinmek sureti ile meydana getirilen, yaratılan her türlü faaliyeti çok seviyorum. Sevgiye inanıyorum. Berberyan da tekrarlıyor sürekli, bu işi sınırlar değil sevgi çözecek diye. Çok haklı.

Ermenistan bir gün benim de ziyaret etmek istediğim ülkelerden biri. Kitabı okurken içimde büyük bir istek oluştu. Son dönemde sürekli yüksek lisans tezimle uğraştığım için bir türlü masamın başından kalkamadım. Neyse ki son düzeltmeler de bitti. Bundan sonrası yeni yerler görme, keşfetme dönemi. 

Berberyan'ın Agos yazılarını hiç okumamıştım. Bundan sonra kendisini oradan da takip edeceğim. Ve sanıyorum artık daha fazla anlatı okuyacağım. Paylaştığın her bir hatıra ve kalbindeki sevgi için sonsuz teşekkürler Bercuhi Berberyan. 

4 Haziran 2016 Cumartesi

Gürsel Korat: Unutkan Ayna

"Boğos, herkese çerçilik yaptığını söylese de aslında şehirde olmadığı zamanlarda bir mağaraya çekilir, orada yaşarmış. Bu mağaranın yerini kimse bilemezmiş, çünkü oraya, ermişlere ayan beyan görünen bir geçitten gidilirmiş. Mağarada ermişlerle buluşan Boğos, onlardan gelen bilgileri boncuk, lamba, tesbih, leğen, süpürge gibi eşyaların üzerine sırlayıp satarmış. Satın alınan bu eşyalar, sahiplerinin rüyalarına sızar, onlara olacakları fısıldarmış... Ermişlerden biri ona bir gün bir lamba vermiş; bu lambanın ışığını bir tabutun içine tutup baktığında, tabutun içindeki aynada, geçmişte olan biten her şey görünürmüş. 

Boğos'un sattığı aynaya gelince... O aynaya bakan kişi orada kendini değil, başka birini bulurmuş. Bu öyle bir aynaymış ki, bazen kimse ona bakmazken üzerinde beliren birileri, oradan evin içini izlermiş. O aynalar duvara asılınca, aynadaki kişiler resim gibi, öylece dururmuş. Gözlerini kırpıştıran, yüzlerini kaşıyan insanlarmış bunlar. 

Unutkan aynalar satarmış Boğos: Önünde ne yaşanmışsa, aradan çok zaman geçtikten sonra olanı biteni anımsayan bu aynalar her şeyi gösterir ama gösterdiklerini yok etmeyi unuturmuş. Resimlerdeki cansız kişiler, bu aynada canlı olurmuş. Olanı biteni gösteren bu aynalarda sesler duyulmazmış." 

"Unutkan Ayna" Gürsel Korat'ın Yapı Kredi Yayınlarından çıkan yeni romanı. Hüzünlü, tarihten bir hikaye anlatıyor Gürsel Korat. 1915 yılının Nevşehirine uzanıyoruz. Ermeniler, Rumlar ve Türkler. Aileler, bağlar, yaşanmışlıklar, acılar ve çözümlenemeyen olaylar. "Unutkan Ayna" okunması gereken, uzun uzun yad edilmesi gereken bir roman. 

29 Haziran 2014 Pazar

Agrı'nın Derinliği

Bir süredir Ermeniler ile ilgili araştırmalar yapıyorum.Belki de Kafkas kökenli oluşumdan mütevellit bu kadar sevişim Ermenileri.Belki de hayatımın acılarını ancak  bir toplumun acıları üzerinden anlatabiliyorumdur dilim döndüğünce.

İkinci kez okumam ve not almam gerektiğini düşündüğüm Agrı'nın Derinliğinden bahsetmek istiyorum biraz.Ece Temelkuran ; Ermenistan,Amerika,Paris ve Türkiye hattı üzerinde ele aldığı Ermenileri salt soykırım ve diaspora üzerinden tanımlamaktan ziyade,şahsi yaşam öyküleri,kültürleri,dilleri ve nar taneleri misali dünyanın dört bir yanına dağılmışlıkları ile ele alıyor.

Ermenileri anlatan mühim sembol nar tanelerinden bahsedince ise aklıma degerli sanatçı Sayat Nova'nın güçlü şarkısı Thamam Askhar'ın Eva Rivas yorumlu klibi geliyor.Çöle düşen nar taneleri,Der Zor'a doğru sürgün edilen Ermeniler gibi...

Ece Temelkuran da tam olarak soykırım sözcüğünü ele almadan Ermenileri tanıyabilmenin ne kadar mümkün olduğunun peşinde kitapta.

Bir yerde şöyle diyor Temelkuran :

"Kalbin merkezine yolculuk başlatırsa biri,sen de inip kendininkine oradan bir hikaye bulup çıkarırsın yeryüzüne.Hızla yukarı çıkınca vurgun yeme korkusu yoktur,çünkü iki kişisinizdir."

Çifte hikayeler vardır 1915'te.Muammadır hikayeler,aynı zamanda apaçık ortadadır.Bir toplumu bir topluma bağlar,bir toplumu bir toplumdan ayırır.Bu ince noktada belki de en önemli olan hikayelerimizi saklandıkları yerden çıkarmak ve çekinmeden birbirimize anlatmaktır.