annem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
annem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ekim 2017 Çarşamba

Nursel Duruel: Geyikler, Annem ve Almanya

Uzun süredir yazmamışım, sanırım iki hafta olmuş. Belki de daha fazla. Bu aralar nedense yazamıyorum pek. Yalnızca okuyorum. Okuduklarımı da paylaşasım gelmiyor. Bir garip duygu. Beklentiler, gelecek kaygıları ve türevleri yoruyor belki de. İnsanız ya sonunda. 

Bir arkadaşımın tavsiyesi ile Nursel Duruel ile tanıştım. Mevcut iki öykü kitabını aldım. İlk önce "Geyikler, Annem ve Almanya" adlı kitabını okudum. 1983 Sait Faik Hikaye Armağanı sahibi bir kitap aynı zamanda. 

Çok sevdim öyküleri, dolu dolu bir öykü kitabı. Bizden, toplumdan öyküler. Ne güzel bir kalemmiş Nursel Duruel. 

"Sevgili annem, diye geçirdi içinden. Küçücük korkunç kadın. Ömrünce çırpındın durdun, hiçbir işini kimselere bırakmadın. Güçlü olmanın bedeli daha ağır, hayatı iştahla karşılamanın bedeli daha yüksek. Bak, nasıl seğiriyor bedenin, yüzün, kolların, bacakların, bütün damarların, bütün sinirlerin hepsi ayrı ayrı. İniltiler örümcekten değil senden geliyor, senden, senin damarlarından..."

5 Mart 2016 Cumartesi

Ayakkabılar

Annem belirli aralıklar ile fizik tedavi görüyor. İki yıl önce talihsiz bir beyin rahatsızlığı geçirmiştik. Geçirmişti demiyorum, geçirdik birlikte atlattık bu süreci. Beyin rahatsızlığının verdiği fiziki zarar çok büyüktü. Uzun süre konuşamadı ve yemek yiyemedi. Hareket edemedi, yürüyemedi. Onu çay kaşığı ile ellerimle beslediğim günleri hatırlıyorum. Yoğun bakımda verdiği yaşam mücadelesini. Tekrar konuşmayı öğrendiğimiz günleri, her gün saatlerce çalıştığımız zamanları. Yanındayken espriler patlatıp, odadan çıkınca hüngür hüngür ağladığım günleri. 

İlk zamanlar onu tekerlekli sandalye ile dışarı çıkarıyordum. İnsanlar dönüp bakıyorlardı, bense başımı dik tutuyordum. Biliyordum düzelecekti. Sonsuz bir mücadele verdik, başardık. Başarıyoruz. Ona bir günlük tuttum aylar boyunca. Her gün. İlk kelimesini söylediği, parmağını oynattığı, adım attığı, yemek yemeye başladığı günleri. Hiç usanmadan her gün yazdım. O uyurken yanı başında sabahladım. 

Şimdi tedavi için yine benden uzakta. Son iki haftamız kaldı kavuşmaya. Doktoru artık spor ayakkabıya geçmemiz gerektiğini söylemiş. Ben de hemen internetten güzel bir çift ayakkabı beğendim ve hastaneye yolladım. Üzerine de küçük bir not yazdım: "Bu ayakkabılar ile koşmadan sakın geri dönme, güzel annem." Ağlayarak okumuş notumu, bugün konuştuk. Koşacağım oğlum diyordu. 

Yaşamı zorluklarla geçmiş insanlar daha derin oluyorlar. Daha hisli, hayata bakış açıları daha farklı. Yüzeysel yaşayamıyorlar. Gözlerinden bile anlayabiliyorsunuz hüzünlerini. Ben de onlardan biriyim sanırım. Başıma ne gelmiş olursa olsun dünyayı ve yaşamayı seviyorum. Döndüğüm her köşeden mutluluk çıkacak biliyorum. Vazgeçmek yok. 

19 Şubat 2015 Perşembe

Annem Belkıs



















Gündüz'ün Vassaf'ı, Cennete ve Cehenneme Övgü adları kitapları ile birlikte tanıdım. Belki biraz geç oldu tanışmamız, lakin kendisini okuyabildiğim için çok şanslı hissediyorum. Gündüz Vassaf okumalarımın üçüncüsü olan Annem Belkıs adlı kitabı da bitirmiş bulunmaktayım. 

Vassaf, Annem Belkıs adlı kitabında annesinin hayat hikayesini yazıyor kendi kaleminden. Balkan Savaşlarından kaçan bir ailenin öksüz ve yetim kalmış kızı Belkıs'ın hayat mücadelesi, okumak için verdiği emekler, Osmanlı'da, Türkiye Cumhuriyeti'nde ve Amerika'da geçen yaşamından kesitler yer alıyor kitapta.

Belkıs Halim hakkında edindiğimiz tanıklık yalnızca onun hayatı ile sınırlı kalmıyor, parçalanmakta olan bir imparatorluktan, cumhuriyete geçen yeni bir devletin izdüşümlerine de tanıklık ediyoruz. Bu kitap aynı zamanda çok güzel bir toplumsal tarih çalışması olmuş. 

Orhan Pamuk'un da dediği gibi; "Gündüz Vassaf, düz yazımızın en özgür ruhlu kalemi."

10 Ağustos 2014 Pazar

Annem

kaybetmek üzereydim
bin yıla bölündü hüznüm
sabaha karşı istanbul sokaklarını arşınladım
harem,gözyaşlarımla bulandı durdu
kafamın üzerinde külden bulutlar

her şeyimi kaybetmek üzereydim
doğunun kızıl davulları çaldı yüreğimde
anadolunun kör sağır ezgisi devindi durdu
bulutlar üzerime doğru çöktü
yerin dibinden yükselen kara kara bulutlar
sildi süpürdü zihnimi

kimse gerçekten iyi misin diye sormadı
semah durdu tüm melekler
insandan başka gafil çıkmadı
kan tere gömülürken o saatlerde
vakit bir kez daha tez dünyalara doğru koştu

elimde tuttuğum sıkıca gevşenim
koştum durdum 
sarılmak geçti gönlümden
onsuz evimin damı,bacası,kör bucağım
silindi bir anda,kader taşı çatladı derinden

kaybetmek üzereydim
beni bırakmadı,dilsiz bir kuştu
yüreği ılık sularla yıkanmış
ıslanmış tümden vücudu,donmuş kalmış
hayat dedikleri sırma saçlı,efsunlu 
işte o anda çıkageldi
hayat suyunu içirdi gözleri kapalı
bir damla yaş daha düştü gözünden,gözümün içine
beni bırakmadı
şen sesini yaydı yangından ovamıza

12 Ağustos 2012 Pazar

Yolda / Annem


Bu sıralar rastgele farklı müzisyenlerle tanışıyorum sanal alemde.Farklı gruplarla.Ve sonra başımı taşlara vuruyorum nasıl daha önce dinlemedim şarkılarını diye,gerçekten üzülüyorum.İşte bu gruplardan birisi de Yolda.Üstelik internet adreslerinde şarkılarını ücretsiz dinleyip aynı platformdan indirebiliyorsunuz.

O kadar huzur dolu,naif ve daha pek çok güzel sıfata layık şarkıları var ki etkilenmemek elde değil.Özellikle annem,peynir gemisi,sonbahar,eski resim ve yol adlı şarkılarını severek dinliyorum.İçlerinden 'annem' ise beni ağlatmayı başardı.

Şöyle diyorlar şarkılarında en içten ve en dokunaklı sesleriyle;

Bir yanım hep eksik kaldı
Sen gittin gideli
Bir büyük sevda istemeden bitmiş gibi

Dostlarım değişti dünya değişti
Ölümden korkar oldum
Deliliğim azaldı bak şimdi duruldum

Canım annem güzel annem
Şimdi göklerin güzeli oldun
Her aşık olduğumda biraz da seni buldum

Canım annem güzel annem
Şimdi bir bulut oldun
Her düşen damlada biraz da seni buldum

Ah yanar yüreğim yanar.

27 Eylül 2008 Cumartesi

Saklanmış Bir Yerlere Bulmaya Çalışıyorum



Saklanmış mı bir yerlere?Bana oyun oynuyor gibi,bilir benim ne kadar inatçı olduğumu,belki de bilmez çünkü beni tanımıyor.Yüzümü ona dönmem gerekirken,sadece fotoğraflarında görüyorum kendisini.Hissiyatımın derinlerine arşınlarken düşüncelerimi,bir yol ortasında ya da otobüs durağında geliyor aklıma.Kafamdan bin bir türlü muzurluk geçerken yine terkedilmiş olmanın verdiği masumiyet ve hırçınlık.Gece ıslakken bir damla göz yaşı da benden gitsin istemem.Yol Arkadaşım izlemeye devam ettiğim tek dizi.Çünkü bir yaşanmışlığın, gerçeğin izlerini taşıyor…Belki de benim yaşam öyküme yakın anlatılanlar.Annesi ve babası ayrılmış bir çocuğun yaşamla yüzleştiği anlar.Tıpkı annemin beni büyütebilmek için 10 yıl psikoloji okuması gibi…Gerçekten zor ama insanı çok güçlü yapan bir durum.Annesi ile babası ayrı olan çocukların çoğunluğunun erken olgunlaştığına inanıyorum,bu da onları yaşama karşı daha dik tutuyor.Zorluklar karşısında dayanabilmeyi öğretiyor…Sokakta gördüğüm bir insandan daha değersiz konuma getirdi hayat onu.Sekiz yıldır görüşmüyorum ve neleri sever neler yer ve neler giyer tahmin bile edemiyorum.Hayat insanı farklı diyarlardan alıp eksantrik bunalımlara ve mekanlara sürükleyebiliyor.Zamana tutunmaya çalışıyorum şimdi.En azından halimden anlayan birkaç kişi var hayatımda başta annem ve kuşlarım boncuk ile limon olmak üzere.

Yine Atilla Hocam ile muhabbet ettim ve uyuma vaktim geldi.Yarın kuşlarımın azat günü keyiflice gezinecekler.Acaba sinemasal kuşağında hangi film var bu hafta?Hemen bakayım…

Ayrıca bana bayram hediyesi oldu.Aydilge’nin müziğini hazırladığı Her Halimle Sev Beni bayram boyunca ekranda.

Keyifli ve bol kazançlı Bayramlar:)