sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Şubat 2018 Cuma
Bilge Karasu: Haluk'a Mektuplar II
"Sevgi, üstüne basıp geçenlerin ardından başını gene kaldıran, güçlü bir ottur, merak etme."
Güçlü Ot
Ankara, 3/2/81
8 Ağustos 2011 Pazartesi
Sevgi / Aşk / Yazmak / Unutmak Üzerine
Sevmek kolay şey değildir.Aynı zaman diliminde,bi kaç ay arayla bi çok insan sevilmez.Sevmek,ya da en azından seviyorum demek sadakat ister,önüne gelen doğru insan olmayabilir,fırsatlar her zaman değerlendirilmez,değerlendirilse bile sonuçları olumlu olmaz olsa bile bu güçsüz bi kişilik özelliğidir,sevgi öyle kolay bulunmaz aynı zamanda aranmaz.Ya da sevgi yerine aşkı koy.
Kanunlara aykırı bi hayat,kendini gerçekleştirmiş ve hayatı yolunda giden mutlu insanların hayatı,başımı döndürüyorlar,düşüncelerimi suluyorlar ki daha yeni temizlediğim güllerin altındaki otlar yeniden bitsin,neticede boktan bi ot,bi gül kadar asil olamaz.Komünist otlar.
Kuzenim bizde.Bu aralar okuyup,izleme derdindeyim.
Ellerimi alnımdan aşağı doğru kaydırıp şuh hareketlerle yanaklarımı süzerek tenime değdirdiğimde kendimi hissediyorum.Ama olmaz ilişkilerde insan deneme yanılma yöntemini kullanamaz.İlk gördüğünde yüreğinde bi ışık çakıyorsa,yıldızlar savaşıyor ve cinsel atakta bulunma gereğinde bulunuyorsan ki bu vücut atraksiyonunun paralel hızı ile ilgili bi hadisedir,o zaman aşıksın.Değil mi,artık deneme ve kendini kandırma.Yazılardan da bi anlam çıkarma.
Sadece yazılırlar ve unutulurlar.
Sevmek kolay şey değildir.Aynı zaman diliminde,bi kaç ay arayla bi çok insan sevilmez.Sevmek,ya da en azından seviyorum demek sadakat ister,önüne gelen doğru insan olmayabilir,fırsatlar her zaman değerlendirilmez,değerlendirilse bile sonuçları olumlu olmaz olsa bile bu güçsüz bi kişilik özelliğidir,sevgi öyle kolay bulunmaz aynı zamanda aranmaz.Ya da sevgi yerine aşkı koy.
Kanunlara aykırı bi hayat,kendini gerçekleştirmiş ve hayatı yolunda giden mutlu insanların hayatı,başımı döndürüyorlar,düşüncelerimi suluyorlar ki daha yeni temizlediğim güllerin altındaki otlar yeniden bitsin,neticede boktan bi ot,bi gül kadar asil olamaz.Komünist otlar.
Kuzenim bizde.Bu aralar okuyup,izleme derdindeyim.
Ellerimi alnımdan aşağı doğru kaydırıp şuh hareketlerle yanaklarımı süzerek tenime değdirdiğimde kendimi hissediyorum.Ama olmaz ilişkilerde insan deneme yanılma yöntemini kullanamaz.İlk gördüğünde yüreğinde bi ışık çakıyorsa,yıldızlar savaşıyor ve cinsel atakta bulunma gereğinde bulunuyorsan ki bu vücut atraksiyonunun paralel hızı ile ilgili bi hadisedir,o zaman aşıksın.Değil mi,artık deneme ve kendini kandırma.Yazılardan da bi anlam çıkarma.
Sadece yazılırlar ve unutulurlar.
7 Haziran 2011 Salı
Ziftle Çizdiğim Çemberin İçinde,İçimde Sevdan
- Bi insanın on dokuz yaşında ne gibi bi sorunu olabilir ki ?
- Bilmem,bu dünyadan daha çok bile sorunu olabilir
dedim bugün annem sorduğunda,mutfak tezgahının önünde.
Yaşamak,buzdolabından yeni çıkmış bi'litre sütü boca etmek olabilir mideye.Şarkıdaki ' Peter ' gerçekten dünyanı kurtarmak ister miydi acaba ?
Sevmek çok garip bi'şey.Kendim kaybolsam bu kadar telaşa kapılmam ya da başıma kötü bi şey gelse kendi halime üzülmem bu kadar ne bileyim ağlamam bi taşa oturup.Ama birini sevince,ağlıyorum bildiğin o üzüldüğü zaman.
Kafkasyalılar eskiden dağ başlarında veya açıkta yaşamaları gerektiğinde,zararlı böcek ve yılanlardan kendilerini korumak için bi çember yaparlarmış etraflarına.Ziftle çizdikleri bu çemberin üstüne pamuk veya yün serpiştirirlermiş börtü böcek takılıp geçemesin diye.
Nur Dolay / Kafkasya Çemberi / 2001
Böyle bi çemberin içine aldım ben de seni.Bunu söylemek çok zor blog,ama ben gerçekten çok seviyorum.Seviyorum blog.
- Bilmem,bu dünyadan daha çok bile sorunu olabilir
dedim bugün annem sorduğunda,mutfak tezgahının önünde.
Yaşamak,buzdolabından yeni çıkmış bi'litre sütü boca etmek olabilir mideye.Şarkıdaki ' Peter ' gerçekten dünyanı kurtarmak ister miydi acaba ?
Sevmek çok garip bi'şey.Kendim kaybolsam bu kadar telaşa kapılmam ya da başıma kötü bi şey gelse kendi halime üzülmem bu kadar ne bileyim ağlamam bi taşa oturup.Ama birini sevince,ağlıyorum bildiğin o üzüldüğü zaman.
Kafkasyalılar eskiden dağ başlarında veya açıkta yaşamaları gerektiğinde,zararlı böcek ve yılanlardan kendilerini korumak için bi çember yaparlarmış etraflarına.Ziftle çizdikleri bu çemberin üstüne pamuk veya yün serpiştirirlermiş börtü böcek takılıp geçemesin diye.
Nur Dolay / Kafkasya Çemberi / 2001
Böyle bi çemberin içine aldım ben de seni.Bunu söylemek çok zor blog,ama ben gerçekten çok seviyorum.Seviyorum blog.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)