Sevgili 25. Geleceksin elbet az kaldı, biliyorum. Bir telaş içerisindeyim. Kendimce. Hüzünlüce. Bir yanım ise umut ışıldıyor. Biraz korkuyorum, yirmilerin ortası, biraz da seviniyorum, yolun ortası gibi, huzur gibi, ortada olma hissi, gideceğin yöne karar vermeden hemen önceki an, sahnenin ortası, şarkının ortası, bitmemiş bir şarkı.
Ağaçların yapraklarını dökmeye başladığı mevsimdeyiz, kırlangıçlar neredeler bilmem. Saadet Hanım haftaya sahneye çıkacak, perdeler açılacak. Benimse ömrüm perdeler açacak, oturduğum yerden onu izleyeceğim pencere kenarından.
Senden önceki yıllarda mutluydum, kırıldığım yerlerim vardı, dağıldığım yerlerim. Aşık oldum, aşk acısı çektim, bir daha sevemedim, denedim, olmadı. Yaşananlar değerliydi, haksızlık edemedim, oturdum ağladım, sonra tatile çıktım, annemi yanaklarından öptüm, pazara çıktık birlikte, limonlar, mandalinalar ve turplar aldık. Fincanlarca kahveler içtik, seğirttim giderek içime. Renkli yumaklardan atkılar ördü annem, takındım, örtündüm tek tek.
Bir sürü kitap okudum, edebiyat ile çok yakın arkadaş olduk. Tarihi yer yer sevdim yer yer ondan nefret ettim. Ama edebiyat hep yanımda oldu. Şiirle aramı düzeltmeye başladım, roman ile dost olsunlar diye. Öykülerle barıştım, yığıldılar evimin içine. Hasbıhal kuvvetlendi.
Çok içime kapandım, var oluşumla sürekli bir mücadeleye, kanlı bir savaşıma girdim. Hani içimde biraz umut kırıntısı olmasa, neyse... Yaşayıp yaşamamak hiç önemli değil. Bir rüyada gibiydim, uyandım. Uyudum, rüyalar gördüm, kırlangıçlar gibi.
Yetmiyor şimdilerde yaptıklarım, daha güzel şeyler var mı hayatta? Okumaktan ve yazmaktan başka, insanın kendi içi gibisi yok. Yalnızlık, sessizlik ve iğreti durmayan duygularla bütünleşmek. Kütük tatlısı yapmaz oldum, sebzelerle besleniyorum. Bir kedim yok hala, vitamin takviyesi almaya başladım, sabahları erken uyanıyorum, gündüz uyumuyorum.
Sevgili 25, gönlümün biraz daha rahata ihtiyacı var, gör onu, es geçme lütfen. Can Kazaz da diyor ya:
"Durmayalım, kırlangıçlar gibi..."
Durma sevgili 25, uzun olsun yolumuz. Ya da kısa ve güzel. Gönülden.
gibi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gibi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Ekim 2016 Cuma
7 Ağustos 2016 Pazar
Yalçın Tosun: Peruk Gibi Hüzünlü
Peruk Gibi Hüzünlü, Yalçın Tosun'un 2011 yılında Yapı Kredi Yayınları tarafından çıkan öykü kitabının ismi. Ne güzel bir öykü kitabı ismi öyle değil mi? Dün itibari ile kitabın elimde bulunan beşinci baskını bitirdim. Yalçın Tosun'un öykücülüğünde bir başka tını var. İçimizden karakterler, çocuklar, kimliğimizin kabullenemediğimiz ve üstünü örttüğümüz farklı biçimleri, mahalleli mevzuları, günlük insan söylenceleri, aklımızdan geçirdiklerimiz lakin ulu orta söyleyemediklerimiz... Tüm bunlar Yalçın Tosun'un öykücülüğünde hayat buluyor.
Peruk Gibi Hüzünlü'nün içerisindeki öykülerin hepsini çok sevdim lakin içlerinde bir tanesi, sonuncusu dikkatimi çekti. Bir başka hissettim okurken, dokundu: "Madam Marini'nin Tamamlanmış Bir Resmi"
Madam Marini yetmiş yaşlarını aşmış bir kadın. Eski bir apartmanda bir dükkan kirası ile yaşamaya çabalayan, eşcinsel olan tek oğlunu Atina topraklarında bir trafik kazasında kaybetmiş bir anne. Üst kat komşusu Malik, seks işçisi. Madam Marini'nin her şeyi Malik. Malik'in her şeyi Madam Marini. Birbirlerine sarılıp uyuyan sıcacık insanlar. Daha fazla anlatmayacağım, Yalçın Tosun'un öyküleri ile tanışmanızı dilerim. Madam Marini ve Malik kadar samimi karakterleri, samimi öyküleri ile.
5 Mayıs 2015 Salı
Pinhani: Düşmanmışız Gibi
Pinhani'den sıcağı sıcağına bir şarkı geldi, duygu doldu içim. Şarkıyı spotify'den ücretsiz olarak dinleyebilirsiniz.
Dayan, kaç yılın almış ki cezan
Bir hatan var ise geçmişi silmez ki zaman
Belki sahipsiz olmaktı hatan
Memleket mapus, sahibimizdi gardiyan
Bir hatan var ise geçmişi silmez ki zaman
Belki sahipsiz olmaktı hatan
Memleket mapus, sahibimizdi gardiyan
Akşamlar bize umut olur mu? Belki...
Her bahar bize gelir gider kuşlar gibi
Dünya bize uzak durur düşmanmışız gibi
Her bahar bize gelir gider kuşlar gibi
Dünya bize uzak durur düşmanmışız gibi
Hayat acımasız mı bu kadar?
Çocuklar bile affetmeyi unuttular
Sordum, günahı olmayan mı var?
Kanuna göre bir beni suçlu buldular
Çocuklar bile affetmeyi unuttular
Sordum, günahı olmayan mı var?
Kanuna göre bir beni suçlu buldular
Akşamlar bize umut olur mu? Belki...
Her bahar bize gelir gider kuşlar gibi
Dünya bize uzak durur düşmanmışız gibi
Her bahar bize gelir gider kuşlar gibi
Dünya bize uzak durur düşmanmışız gibi
23 Eylül 2014 Salı
Pink Floyd'un Dediği Gibi
uzay kafası kocaman
bombardıman
beni sakladığı o küçük gezegen
darmaduman
yakıyor güneşimi yakıyor
keskin bıçaktan korkmuyor
bir şato yapıyor içime ah
benden bile izin almıyor
pink floy'un dediği gibi
bir başka tuğla duvarda
pink floyd'un dediği gibi
keşke sen de burada olsaydın
gaye su akyol
14 Kasım 2010 Pazar
Bi Mısır Tarlası Gibi,Krem Şanti İçine Konulan Çilek Kadar Lezzetli
İçimde asi bi taraf var.Dağınık olmak,umursamaz olmak,dikkat çekici olmak isteyen bi taraf var bi yanımda.Popüler kültürün üzerimdeki ve yaşımdaki etkisiyle açıklamam yeterli oluyor bunu.Fakat bi tarafta da insan içine çıkınca sakinleşen biraz daha içine kapanan,on saat yolculuk yapsa bile kimseyle konuşmadan vakit geçirebilen,yalnız olmayı seven bi yanım var.Diğer insanlardan farklı olmak gözümde bi ayrıcalık değil.Fakat çoğu açıdan yaşıtlarımdan belki hem cinslerimden belki de herkesten farklı olduğumu hissediyorum.Bunun bana bahşedilmiş fantastik bi özellik mi,yoksa beni yeyip bitirmeye programlı bi düzenek,bi fak mı olduğunu kestiremiyorum.İlk kez eline kalemi alan bi çocuk gibiyim bazen.İnsan içinde kahveyi ya da bi fincan çayı ağzıma götürürken başkaları beni mi gözetliyor diye heyecandan soluğu kesilip ağzını titreten bi tipim.Fakat bunu büyük ölçüde aştığımı düşünüyorum.İnsanlarla her şeyimi paylaşamam.Çok çabuk kanarım her ne kadar uzaktan akıllı görünsem de.Herkesle aynı olmak en nefret ettiğim şeydir.Ama sanırım yaşamım boyunca bi farkındalık yaratamadan herkesle aynı oldum.Düşünüşümle veya tarzımla değil elbette.Sadece yaşam tarzımla,imkanlarımla,mahalle yapısıyla,çevreyle.
Bi mısır tarlasının içinde yürüdüğümü hayal ediyorum hep.İçinde tüm dünya şarkıları sırasıyla çalışıyor.Öyle hipivari maziden fırlama delifişek,serseri bi mayın tarzım da yoktur.Sadeyim belki de.Fark edilmiyorum şu minicik hayatta.Bunları dert edinsem de halimden memnunum ben.Belki yaşamak istediğim hayatı yaşayamıyorum.Değer verdiğim insanlara sahip olmak ve yetiştiğim çevreye boyun eğmek maksadıyla dilediklerimi yaşayamıyorum belki.
Soğuğum belki.Belki yalnızım.Belki tek istisnam hayatta olmam.Portakalda vitamin derler ya,bu evrende bi tozdan ibaretim belki de.
Şimdi burdan sana sesleniyorum.Bi şahıs bi cismani varlık ya da ruhani dünyadan bi huri,gaipten gelen bi ses olarak düşünülebilir.İkircikli yorumlar ve ironiler krem şanti içine konulan çilekler gibidirler.Kırmızı ama siyah noktalara sahip.Göz alıcı,tadı harika ama yerde yetişen,bodur..Yelkovan ve akrep misali.Bi yerde mutlu daha mutlu bi hayat var benim için.İçinde çıplak kadınların hamamda kurnaya yatıp göbek attıkları bi yerden ibaret olmayan.Erkeklerin kahvelerde fink attığı,sadece zevlerini düşündüğü bi yerden ibaret olmayan.
Tek istisnamsın.Beklemek ve bekliyor olmak her şeye rağmen güzel.Bi gün güzelliklere hep birlikte kavuşacağımıza inanmak ise daha güzel..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


