doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2018 Cuma

27

Her doğum günümde buraya muhakkak bir şeyler karalıyorum, adettendir. 27 yaşına girdim birkaç dakika evvel. Çocukken annem her sene kutlardı, arkadaşlarımı çağırıp evde mini bir parti düzenlerdi. Bir de bana diktiği kıyafetleri giydirirdi, hepsi çok güzel ve kendi çizimi, tasarımı olurdu. Artık pek kutlamıyorum, yakın arkadaşlarım ile de ha deyince buluşamıyoruz İstanbul'da. Aynı şehirde yaşamamıza rağmen aylardır göremediğim ve çok özlediğim dostlarım var. 

Epey büyüdüm sanırım, yol aldım epey. Herhangi bir etkinlik yapmıyoruz artık doğum günlerimde. Pek de sevmiyorum hediye tarzı şeyler almayı. Öğrencilerim alıyor, onlara da bir şey diyemiyorum. Hepsi çok sevimliler. 

Bugün okulda toplantımız vardı, eve geç gelmek zorunda kaldım. Birkaç iş yaptım derken saat bu saat olmuş bile. Bir bardak çay var önümde, ince belli. Biraz müzik açık fonda, birazdan uyurum zaten. Yarın yine okul yolu beni bekler. 

Pek bir beklentim yok yeni yaştan, yeni bir yıldan. Yalnızca daha uzaklara gitmek istediğimi bildirmek isterim buradan yeni yaşa, daha sakin yerlere götür beni. Misal bir sene kadar evimde oturup kitap okuyayım, araştırmalarımı yapayım. Öykülerime yoğunlaşayım ve türlü çiçekler yetiştireyim. Belki doktora çalışmalarına da başlarım böylece. 

O zaman yeni yaşım çiçek getirsin bana, daha çok çiçeğim olsun. Yadigarlar köşesinden, bir pencere önü menekşesine dönüşeyim. 

13 Ekim 2017 Cuma

Merhaba 26

Bugün 26 yaşıma girdim. Dün akşam okulda öğretmen arkadaşlarım bir sürpriz yaptılar. İki dilek tuttum, mumları üfledim. 

Öğrencilerim de tek tek gelip sarıldılar. 

Bir de dün çok sevdiğim Eda Baba, Aç Zülfünü isimli güzel mi güzel şarkıyı yayınladı. O da bana çok güzel bir doğum günü hediyesi oldu. Birkaç arkadaşımın hediyeleri de benim için sürpriz oldu. 

Yaşam hızla ilerliyor. Üniversiteye başladığım ve mezun olduğum gün daha dün gibi. Oysa bu sene çalışma hayatında beşinci yılım. Yıllar çabucak geçiyor. 

Her doğum günümde üzerime bir dinginlik çöküyor. Telaşlar, koşturmalar bir günlüğüne son buluyor sanki. Gelecekte daha güzel günlerle karşılaşmak dileklerimle. 

15 Ekim 2016 Cumartesi

25 Yıl Sonra Gelen Doğum Günü Hediyesi

Birkaç yazıdır yazdığım üzere 25 yaşıma girdim. Bu sene 25 yaşım epey ilginç geçti. Genelde doğum günlerimde hep çalışırdım ve kutlamalardan falan da hoşlanmazdım. Bu yıl öyle olmadı, sanki bir şeyler değişmiş, birilerinin kalbine daha çok düşmüşüm gibi. 

Perşembe günü, mesaimin bitmesine yakın müdür yardımcım ve öğretmen arkadaşlarım ellerinde bir pasta ile sürpriz yaptılar. Çok mutlu oldum gerçekten. Ardından bir öğretmen arkadaşımdan pek güzel, minik bir hediye aldım. Mesai bitiminde eve döndüm, annem de kocaman bir pasta almış. Mumları yaktık, üfledik. Çok keyifliydi. 

Dün ise çok sevdiğim iki yakın arkadaşımdan güzel bir sürpriz geldi. Kadıköy'e tiyatroya gitmiştim. Onlar da buluşmuşlardı. Ben tiyatroya gideceğim için yanlarına gidemedim. Ama onlar beni Haldun Taner Sahnesinin önünde yakaladılar, ellerinde beyaz bir çiçek. Sarıldık, dünyanın en büyük mutluluklarından biriydi. Çok güzel bir gelişme daha oldu lakin o özel, bana kalsın. 

En şaşırtıcı olan ise bu doğum günü babamdan hediye geldi bana. Evdeydim, okula gelen kargoların maillerini gördüm. İsmime kargo gelmiş olunca öğretmen arkadaşımı aradım. Gönderenin ismini söyleyince çok şaşırdım. Bugün okula gelip kargomu açtım. İçinde hiç görmediğim bebeklik fotoğraflarım, annemin fotoğrafları... Bir albüm. Ne hissetmem gerektiğini bilmiyorum. 25 yıldır görmediğim babamın, 25 yıldır göndermiş olduğu ilk doğum günü hediyesi. Sanırım bunu sindirebilmem zaman alacak. Duygularımı ifade etmek konusunda tıkanıyorum. Sadece yazıp anlatmak istedim. Hissettiklerime dair hiçbir söyleyemiyorum. Sadece fotoğraflara bakmakla yetiniyorum...

12 Ekim 2016 Çarşamba

13 Ekim: Garip Bir Çocuk Doğmuş, Evrende Kaybolmuş, Bir Varmış Bir Yokmuş

Merhaba sevgili 25. yaşım. Kocaman olduk değil mi? Bir rüyadan uyanmışım da bir daha uyuyamamışım gibi, daha dün gibi, şeker kavanozunun içindeki renkli şekerler ile mutlu olan, annesinin işten dönüşünü, avucunda getirdiği çikolatayı özlemle bekleyen bir çocuk gibi. Tek istediğim bu temiz hisleri kaybetmemek. Masumiyetime sahip çık. Bana ve bu güzel duygularıma sahip çık lütfen. Gerisi çok kötü, çok ürkütücü, çok korkutucu çünkü. Hoş geldin sevgili 25. Uzun olsun yolumuz ya da kısa ve güzel. Gönülden.

7 Ekim 2016 Cuma

Sevgili 25/ Kırlangıçlar Gibi

Sevgili 25. Geleceksin elbet az kaldı, biliyorum. Bir telaş içerisindeyim. Kendimce. Hüzünlüce. Bir yanım ise umut ışıldıyor. Biraz korkuyorum, yirmilerin ortası, biraz da seviniyorum, yolun ortası gibi, huzur gibi, ortada olma hissi, gideceğin yöne karar vermeden hemen önceki an, sahnenin ortası, şarkının ortası, bitmemiş bir şarkı. 

Ağaçların yapraklarını dökmeye başladığı mevsimdeyiz, kırlangıçlar neredeler bilmem. Saadet Hanım haftaya sahneye çıkacak, perdeler açılacak. Benimse ömrüm perdeler açacak, oturduğum yerden onu izleyeceğim pencere kenarından. 

Senden önceki yıllarda mutluydum, kırıldığım yerlerim vardı, dağıldığım yerlerim. Aşık oldum, aşk acısı çektim, bir daha sevemedim, denedim, olmadı. Yaşananlar değerliydi, haksızlık edemedim, oturdum ağladım, sonra tatile çıktım, annemi yanaklarından öptüm, pazara çıktık birlikte, limonlar, mandalinalar ve turplar aldık. Fincanlarca kahveler içtik, seğirttim giderek içime. Renkli yumaklardan atkılar ördü annem, takındım, örtündüm tek tek. 

Bir sürü kitap okudum, edebiyat ile çok yakın arkadaş olduk. Tarihi yer yer sevdim yer yer ondan nefret ettim. Ama edebiyat hep yanımda oldu. Şiirle aramı düzeltmeye başladım, roman ile dost olsunlar diye. Öykülerle barıştım, yığıldılar evimin içine. Hasbıhal kuvvetlendi. 

Çok içime kapandım, var oluşumla sürekli bir mücadeleye, kanlı bir savaşıma girdim. Hani içimde biraz umut kırıntısı olmasa, neyse... Yaşayıp yaşamamak hiç önemli değil. Bir rüyada gibiydim, uyandım. Uyudum, rüyalar gördüm, kırlangıçlar gibi. 

Yetmiyor şimdilerde yaptıklarım, daha güzel şeyler var mı hayatta? Okumaktan ve yazmaktan başka, insanın kendi içi gibisi yok. Yalnızlık, sessizlik ve iğreti durmayan duygularla bütünleşmek. Kütük tatlısı yapmaz oldum, sebzelerle besleniyorum. Bir kedim yok hala, vitamin takviyesi almaya başladım, sabahları erken uyanıyorum, gündüz uyumuyorum. 

Sevgili 25, gönlümün biraz daha rahata ihtiyacı var, gör onu, es geçme lütfen. Can Kazaz da diyor ya: 

"Durmayalım, kırlangıçlar gibi..."

Durma sevgili 25, uzun olsun yolumuz. Ya da kısa ve güzel. Gönülden. 

13 Ekim 2008 Pazartesi

Bugün Benim Doğum Günüm



Bugün benim doğum günüm...Çiklet daha on yedi on yedi on yedi oldu...Daha önce hiç bir doğum günüm sınıfta kutlanmamıştı.Aslında hayatım boyunca da pek sevmemişimdir böyle kutlamaları.Sağolsunlar sınıf arkadaşlarım pasta yapmışlar bir de yetmezmiş gibi aralarında para toplayıp hediye almışlar.Siyah sevdiğimden siyah bir penye almışlar bana(Laf aramızda bayağı iyi bir marka)İlk ders sınıf öğretmenimiz Pınar Hocanın dersiydi hep birlikte kutladık.İnsan hatırlanınca daha bir güzel ve mühim hissediyor kendini.Bu arada bana çaktırmayacaklar ya benim muzip arkadaşım Anıl:"Ya Can haberin var mı bugün Kütahya'nın kurtuluşuymuş pasta kesiyoruz gibisinden bir şeyler deyince...İşte öyle,inşallah yeni yaşım hayır ve mutluluk getirir.Ebru'nun dileği çok hoştu benim için:"İnşallah Öss'de ilk beş tercihinden biri olur" dedi.Amin:)