16 Eylül 2014 Salı

Azizim

doğuştan bir garipsin
kulakların adeta burnunun üstünde
limanlar dolusu gemi yüzdürür gibisin
kalın dudaklarının üzerinde

hayatının ortasında
nerede olduğunu bilmeden
bacaksız bir piyano eşliğinde
bir türkü tutturur,galebe çalarsın dünyayı

nedir bu çilen azizim
neresinden tutunacaksın
iki ucu boklu değneğe
değdiğin yer,gittiğin yer hep harabe

kalbinin deliğinden gözetlersin
kırlaşmış saçların,sigaradan sararmış dişlerin
nasıl taşırsın bunca gamı,yükü
bilmez misin aslında bu dünyadan değilsin

15 Eylül 2014 Pazartesi

Tamiri Mümkün Kalbinin

koşarken peşinde beş para etmez şeylerin
mevsimler geçti aklımdan
duvarda asılı tescilli hüzünler
birkaç mucize anı
belki de küçük şeyler
kırılmışız bir yerde
tamiri mümkün kalbinin
fark etmeden isteyince
gerçekleşir hayallerin...

mor ve ötesi

14 Eylül 2014 Pazar

Broadchurch












Broadchurch,Itv kanalı tarafından yayınlanan dram polisiye tadında bir dizi.İlk sezonu 2013 yılında gösterildi.Bir hayli etkileyici olan dizinin ilk sezonu sekiz bölümden oluşmakta,her bir bölüm de hemen hemen kırk beş dakikadan oluşuyor.

Fargo'dan sonra izlemek için yeni bir dram ararken dikkatimi çekti dizi.Halk arasındaki tabiri ile vurdulu kırdılı,silahlı tabancalı polisiye dizileri ve filmleri pek sevmem.Ama Broadchurch kasvetli havası ve polisiyeden çok dram olma özelliği ile beni etkiledi.

Herkesin birbirini tanıdığı sakin bir sahil kasabasında 11 yaşındaki bir erkek çocuğu öldürülür ve bunun üzerine pek çok olay gelişir.Ailenin ve kasabada yaşayan tüm insanların sırları tek tek açığa çıkar.

Dizinin güzel olan bir başka yönü ise kuşkusuz müzikleri.Olafur Arnalds tarafından seslendirilen "So Close" isimli şarkıyı çok beğendiğimi söyleyebilirim.

Şu sıralar dram izlemek isteyenlere bolca tavsiye edilir.

10 Eylül 2014 Çarşamba

Kozmik Alem

Yıllardan 1998.Henüz yedi yaşındayım.Gülay bir Sevi Masalı adlı albümünü çıkarmış.Tabii o zamanlar Gülay dinlediğimi zannetmiyorum.Aradan birkaç yıl sonra annem Gülay'ın kasedini almış.Yeni teybimizde dinleyip duruyoruz.Derken bir şarkı çalıyor Kozmik Alem diye.İşte orada takılıp kalıyorum.Sözlerini o zamanlar anlamıyorum ama şarkıya hakikaten mest oluyorum,defalarca defalarca dinliyorum.

Şimdi internetten sorgulattığımda şarkı hakkında pek az bilgi var,yok denecek kadar az.Tam bir sigaralık,içkilik,gece vakti şarkısı.Sözlerinden bir kısmı şöyle ;

ah imgesel dünya
mest oldum kozmik aleme
kaybettim canı risk-i cambazhanede...

9 Eylül 2014 Salı

Yardım Et

Bir gün diyorum,sonsuz huzura erebileceğimiz bir yerde olabilecek miyiz ? Bir delikten kaçarcasına,usul usul sırtımızı dayayıp birbirimize,gerçekten gidebilecek miyiz ? Dünyanın hüznünü geride bırakıp,sınırı aşabilecek miyiz sırtımız siper ?

Her dem telef olduk,tümden yıkıldık.Hayallerimizin yandığı yerde bir daha sevinemedik,küllerimiz karışmadı dipsiz nehirlere,akıp gitmedik.Bir yangın yerinin ortasından,şaşkın bakışlar arasında yok olup uçamadık.Direnemedik acılara,ağır geldi yıllar.Üstümüze çöreklenen akbabalar ile yaşamayı başaramadık,mücadele bir yere kadar,dahasını göğüsleyemedik.

Yardım et ! Her kimsen,nereden geliyorsan,nereye gidiyorsan...Bilmiyorum,gerçekten bize yardım et ! İnsanlığı kurtar,kalplerimizi tazele.Tümden yardımına ihtiyacımız var.İnsanız en nihayetinde,bil ki o kadar korkak o kadar ürkeğiz.Her sabah ve her akşam bir boşluktayız,ölmekteyiz.Yardım et yabancı ! En yeni güne en yeni umutlarla başlat bizi.

Lütfen yardım et.

6 Eylül 2014 Cumartesi

Tol

"içimden atamadığım bir yumru,bir ateş,bir lanet var sanki.Başım çok ağrıyor,kalbim çok ağrıyor,gözlerim çok ağrıyor...Bildiğim,öğrendiğim,yaşadığım her şey yavaş yavaş siliniyor aklımdan...Geceleri azap gibi...Kabuslar yakamı bırakmıyor bir türlü...Kötü bir şeyler olacakmış duygusu var,neyin ne olduğunu kavrayamıyorum çok zaman...Zaman benim dışımda ilerliyormuş gibi,zaman beni kusacakmış gibi,kelimeler bir araya toplanıp,bir vücut olup beni içinden atacakmış gibi...Gölge..."

murat uyurkulak 

Kuş Hatıraları

ne harman sigarası kaldı geriye
ne olimpos gazozu
ne sadri alışık

ibrahim sadri / kuş hatıraları

3 Eylül 2014 Çarşamba

Çocuk

Birkaç hafta önce henüz hastaneden çıkmadan koridorda bir oğlan çocuğu gördüm.Gözleri çakmak gibi,sarışın bir tip.Merhaba yakışıklı dedim,dedesinin kucağından indi ve dünyadaki en güzel gülüşlerinden birini hiç utanmadan suratına öylece yerleştirdi.İşte ilk defa böyle garip bir şey hissettim orada,henüz 23 yaşındayım ama keşke böyle bir oğlum olsa dedim.Ne yapardım bilmiyorum onunla,sanırım her şeyi yapardım.Sabahları nutella yerdik,birlikte izleyeceğimiz bir animasyona kahkaha ile gülerdik.Şehir hatları vapurunda ayaklarını uzatırdı denize doğru,ben de arkasından tutardım düşmesin diye.Ve daha bir sürü hayal,çocuğa dair.

Neyse ki yüzlerce öğrencim,çocuğum var.Her gün onlarla ilgilendiğim için çok mutlu hissediyorum kendimi.
Tanrıya şükürler olsun.Hayatımız daha çok masumla dolsun,dolsun ki hüznü unutalım.

Binalar

nasıl bir hüzün çöktü üstüne
iğne atsan yere düşmeyecek
boyunu aşacak dalgalar
derinlere dalamadığın yerlerde

nasıl bir soğuk bu
yüzüne vuran rüzgarlar misali
çok daha fazla yaşayacaktın
üst üste,üst üste dikilen binalar gibi

2 Eylül 2014 Salı

Erken Kaybedenler

"Çünkü büyüdükçe arzularım küçüldü,şaşkınlıklarım küçüldü,beklentilerim küçüldü.Büyüdükçe öyle küçüldüm ki içimde taşacak bir şey kalmadı.Büyümenin bir bedeli varsa işte bu,yarım metre uzadım,yirmi kilo aldım ve dünyadan vazgeçtim..."

emrah serbes