isyan olmuş,deprem olmuş
yuvam,sevenim,annem siyah almış,melek olmuş,sağır
mahrum her sözüm,çığlık, feryat figan olmuş
gül canım kızım,siyah halinden sorumlu var...
neyse
9 Ağustos 2014 Cumartesi
8 Ağustos 2014 Cuma
Özlem
Biliyorum,dönem başlayınca tez vakitte sıkılacağım.Çok stresli,bağırış çağırış ortalık.Seyre durmuş,bir çemberin arasında çocuk gürültülerine karışacağım.Ben laf anlatacağım onlar laftan anlamayacak.Ben yapma evladım diyeceğim onlar yaparım bilirsin diyecek.
Yeri gelecek balon şişirip oynayacağım aralarında.Yeri gelecek karo taşlarda seksek oynayacağım aralarına karışıp.Kimi vakit kovalayacağım kızdıklarımı.Kimi vakit de birkaç paket cip ısmarlayacağım onlara.
Yaz tatili uzun geldi bana.Biran evvel diyorum çocuklarıma kavuşsam.Yepyeni umutlarla,yepyeni hayallerle.
Açıl susam açıl der gibi,açıl artık okulum.Biran evvel çocuklarıma kavuşayım.
Yeri gelecek balon şişirip oynayacağım aralarında.Yeri gelecek karo taşlarda seksek oynayacağım aralarına karışıp.Kimi vakit kovalayacağım kızdıklarımı.Kimi vakit de birkaç paket cip ısmarlayacağım onlara.
Yaz tatili uzun geldi bana.Biran evvel diyorum çocuklarıma kavuşsam.Yepyeni umutlarla,yepyeni hayallerle.
Açıl susam açıl der gibi,açıl artık okulum.Biran evvel çocuklarıma kavuşayım.
7 Ağustos 2014 Perşembe
Korkuluk
elini batırmışsın gibi
toprak dolu bir kaba
çalıp çekmişsin gibi
kimseler fark etmeden
içindeki karanlığı
bildiğin dünya
dönüyor hala
içinde balıklar
dört bir yana
sorduğunda kendine
yoktur cevapları
üsteleme daha fazla
mesele
aza kanaat meselesi
içinde olduğundan
hep mutluluk
dönersen etrafında
bulursun kendini
korkusunu gizleyenlerin
korkusundan türer hep
tarladaki korkuluk
hayattaki mutsuzluk
toprak dolu bir kaba
çalıp çekmişsin gibi
kimseler fark etmeden
içindeki karanlığı
bildiğin dünya
dönüyor hala
içinde balıklar
dört bir yana
sorduğunda kendine
yoktur cevapları
üsteleme daha fazla
mesele
aza kanaat meselesi
içinde olduğundan
hep mutluluk
dönersen etrafında
bulursun kendini
korkusunu gizleyenlerin
korkusundan türer hep
tarladaki korkuluk
hayattaki mutsuzluk
6 Ağustos 2014 Çarşamba
Avtobus
Avtobus,yönetmenliğini Erhan Arık'ın yapımcılığını ise Aris Nalci'nin üstlendiği bir belgesel film.Türkiye'de çalışan Ermeni vatandaşı işçilerin hayat hikayelerinden kesitler sunan bir yapım.Aksaray - Erivan arası yolcu taşıyan bir otobüsün içinde geçen 36 saatte,hayat hikayesi birbirinden farklı insanların evrenlerine konuk ediyor sizi bu film.
Türkiye - Ermenistan arası sınır kapısının kapalı olması sebebi ile Gürcistan üzerinden memleketlerine ulaşmaya çalışan Ermenilerin hayat hikayeleri oldukça çileli.Kıt kanaat kazandıkları ile ailelerine kavuşma gailesi içerisinde olan insanları dinlerken,diplomatik zorbalığın insanlara dayattığı zorluğu,sınır kapılarının kapalı olmasının yarattığı sıkıntıyı da hissetmemek elde değil.
Kimler yok ki otobüsün içinde ? Ahmedinejad yönetiminden kaçmış İranlı bir Hristiyan,hamile kızını görmek için Erivan'a doğru yola koyulan bir hemşire.Küçük kızı ile eşinin yanından dönen genç bir anne...
Sınırların,insanları nasıl zor bir hayata mahkum ettiğini daha iyi anlamak için izlenmesi gereken güzel bir yapım Avtobus.
Avtobus
Türkiye - Ermenistan arası sınır kapısının kapalı olması sebebi ile Gürcistan üzerinden memleketlerine ulaşmaya çalışan Ermenilerin hayat hikayeleri oldukça çileli.Kıt kanaat kazandıkları ile ailelerine kavuşma gailesi içerisinde olan insanları dinlerken,diplomatik zorbalığın insanlara dayattığı zorluğu,sınır kapılarının kapalı olmasının yarattığı sıkıntıyı da hissetmemek elde değil.
Kimler yok ki otobüsün içinde ? Ahmedinejad yönetiminden kaçmış İranlı bir Hristiyan,hamile kızını görmek için Erivan'a doğru yola koyulan bir hemşire.Küçük kızı ile eşinin yanından dönen genç bir anne...
Sınırların,insanları nasıl zor bir hayata mahkum ettiğini daha iyi anlamak için izlenmesi gereken güzel bir yapım Avtobus.
Avtobus
5 Ağustos 2014 Salı
Dönüş
Gizli Anların Yolcusu ile ilgili yazımdan sonra son kitap hakkında bir yazı yazacağımı ummuyordum.Bora'nın Kitabı pek çabuk akıp gitti.Fakat serinin üçüncü kitabı ilk iki kitaptan daha iyiydi.Dönüş aslında bir itiraflar kitabı olarak kaleme alınmış.Derya'nın,Eda'nın,İlhami'nin itirafları yer alıyor kitabın içinde.Herkes payına düşeni söylemiş,eteğindeki taşlar dökmüş.
Aslında beni en çok Derya'nın durumu etkiledi.Annesini Uzak Doğu seyahatinde kaybeden,annesinin hasta eşine sahip çıkan,babasını affetmeye çalışan bir kız Derya.Henüz gencecik yaşında yaşadıkları ve hayata karşı üstlendikleri oldukça ağır.Belki de ben de aynı durumda olduğum için etkilendim bu kadar.
Aniden hastalanan annemin bakımı,beni doğumumdan itibaren yalnızlığın içine bırakan babama duyduğum nefret,tek başıma bir yaşam mücadelesinin içinde olmam...Derya da benim gibi genç yaşında ağır yükler sırtlanmış bir kız.Bu yüzden çok yakın buldum onu kendime.Dönüşü de bu yüzden beğendim sanırım.
Derya,kitabın sonlarında annesini kaybederken çok önemli bir şeyden bahsediyor.Bundan sonraki hayatım,diplomam,yaşayacaklarım,katılacağım sergi hepsi ne kadar da önemsiz artık diyor.İnsan annesini kaybetmekle yüzleştiğinde hayat tamamen anlamsız oluyor.Ve sanırım bu bir kırılma noktası oluyor.
Benim için de artık hayatta hırsların yeri yok.Yeter ki annem yanımda olsun.Bu yüzden sevmek çok önemli.Bir o kadar affetmek de önemli.Tüm nefreti dindirebiliyor.Lakin bu adımı atmaya gücüm yok.Büyük konuşmayayım ama sanırım babamı hayatım boyunca affedemeyeceğim.Çok isterdim onu tanımayı ama bunu yapacak gücüm yok.
Aslında beni en çok Derya'nın durumu etkiledi.Annesini Uzak Doğu seyahatinde kaybeden,annesinin hasta eşine sahip çıkan,babasını affetmeye çalışan bir kız Derya.Henüz gencecik yaşında yaşadıkları ve hayata karşı üstlendikleri oldukça ağır.Belki de ben de aynı durumda olduğum için etkilendim bu kadar.
Aniden hastalanan annemin bakımı,beni doğumumdan itibaren yalnızlığın içine bırakan babama duyduğum nefret,tek başıma bir yaşam mücadelesinin içinde olmam...Derya da benim gibi genç yaşında ağır yükler sırtlanmış bir kız.Bu yüzden çok yakın buldum onu kendime.Dönüşü de bu yüzden beğendim sanırım.
Derya,kitabın sonlarında annesini kaybederken çok önemli bir şeyden bahsediyor.Bundan sonraki hayatım,diplomam,yaşayacaklarım,katılacağım sergi hepsi ne kadar da önemsiz artık diyor.İnsan annesini kaybetmekle yüzleştiğinde hayat tamamen anlamsız oluyor.Ve sanırım bu bir kırılma noktası oluyor.
Benim için de artık hayatta hırsların yeri yok.Yeter ki annem yanımda olsun.Bu yüzden sevmek çok önemli.Bir o kadar affetmek de önemli.Tüm nefreti dindirebiliyor.Lakin bu adımı atmaya gücüm yok.Büyük konuşmayayım ama sanırım babamı hayatım boyunca affedemeyeceğim.Çok isterdim onu tanımayı ama bunu yapacak gücüm yok.
3 Ağustos 2014 Pazar
Sen Ne Dilersen
Doktor başka bir tedavi bulamadı,galiba ölüyorum.
Mimi hep söylerdi.İnsan yaşlanıp da önünde bir şey kalmayınca geçmişin anıları birer birer geri gelmeye başlarmış.İşte o zaman bil ki derdi,ölüm kapına dayanmış demektir.Haklıymış,anılar bu illet bana musallat olduğundan beri daha sık ziyaretime geliyorlar."
Cem Başeskioğlu'nun değerli filmi Sen Ne Dilersen Eleni'nin bu sözleri ile başlar.Sadece ölüm yaklaştığı zaman mı gelir geçmişin anıları ? Ya sürekli geçmişinde yaşayanlar ? Neresindeler tam olarak hayatın,tam olarak zamanın ?
kargacık burgacık bir ezgi ile başladık hayata hepimiz
dillerden düşmeyen bir hikaye anlattık geçmişimizden
takılıp kaldık eski zamanlara,eski insanlara
şimdi mezarımızda biriken otları toplayacak bir sevdalımız bile yok
ne içindi peki bunca çaba ?
Toprakla Bir
toprağın altında sakince
inceden yatarken hayat
ne olduğunu anlamak ister
kuş ile bulut,mavi martı
gagaları göklere değinceye kadar
ağlar,ağlar hallice
içinden sözler geçerken
çarpar kalbi
bir daha atar
bakarken toprağın altından
güzeldir gök
tüm sesler sonsuzca diner
inince gözbebeklerin yere
damlayacaksın ardı sıra
dudaklarının arasında
inceden bir sigara
boşalacaksın tekrar
son bir zevk uğruna
yok olurken
toprağın altında
inceden yatarken hayat
ne olduğunu anlamak ister
kuş ile bulut,mavi martı
gagaları göklere değinceye kadar
ağlar,ağlar hallice
içinden sözler geçerken
çarpar kalbi
bir daha atar
bakarken toprağın altından
güzeldir gök
tüm sesler sonsuzca diner
inince gözbebeklerin yere
damlayacaksın ardı sıra
dudaklarının arasında
inceden bir sigara
boşalacaksın tekrar
son bir zevk uğruna
yok olurken
toprağın altında
2 Ağustos 2014 Cumartesi
Şehirler Dolusu
tuzlu topraklara saldın mı yüreğini
yıktın mı dumanlı kafanı aleme doğru
toz toprak kalır geriye
düşlerinden
ancak hezimetten sonra
renk bulursun düşlerine
boyarsın tenini
aydınlığa,gün yüzüne
çamaşır ipine döner yüreğin
ağrıları hediye kalır ellerine
bir daha değsin istemezsin
emanet kalır acılar
şehirler dolusu
sandık sandık
koyver gitsin hepsini
beriye
yıktın mı dumanlı kafanı aleme doğru
toz toprak kalır geriye
düşlerinden
ancak hezimetten sonra
renk bulursun düşlerine
boyarsın tenini
aydınlığa,gün yüzüne
çamaşır ipine döner yüreğin
ağrıları hediye kalır ellerine
bir daha değsin istemezsin
emanet kalır acılar
şehirler dolusu
sandık sandık
koyver gitsin hepsini
beriye
Külden Bulut
külden bir buluta dönüp uçmak yatar
hikayenin sonunda
ömrün sonunda
çıplak bir vücut
ağaç dallarına asılı rengarenk çaputlar
gibi dalgalanır hislerin
göğsünden akan bir ter damlası
yayılır bedenine tuzlar
yakar tenini güneş
yeniden doğuşu düşler
tüm alem
içinde elem
hikayenin sonunda
ömrün sonunda
çıplak bir vücut
ağaç dallarına asılı rengarenk çaputlar
gibi dalgalanır hislerin
göğsünden akan bir ter damlası
yayılır bedenine tuzlar
yakar tenini güneş
yeniden doğuşu düşler
tüm alem
içinde elem
1 Ağustos 2014 Cuma
Sen Aydınlatırsın Geceyi
"Her şeyi bilmekle hiçbir şeyi bilmemek aynı şey.Odun gibi oluyorsun işte.Onun için çok fazla kurcalamayacaksın meseleleri.Eninde sonunda ölecek olan birisin.Bu dünyanın derdini çözmesine imkan yok."
Onur Ünlü
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


