seçimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seçimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2017 Pazartesi

Tarih Okumaya Başlayacaklar İçin Kaynak Seçimi/Tavsiyeler

Bir Sosyal Bilgiler Öğretmeniyim. Yeri geldiği zaman söylüyorum, belki edebiyat merakımdan dolayı edebiyat eğitimi aldığımı düşünebilirsiniz lakin öyle değil. Yüksek lisans eğitimimi de Tarih Öğretmenliği bölümünde sürdürüyorum. Umuyorum ki Haziran ayına kadar tezimi bitirip teslim edeceğim, artık üç yılı dolduruyorum. Dört yıl lisans üzerine üç yıl yüksek lisans eğitimi gerçekten ciddi bir emek demek. 

Tezime yoğunlaştığım bu dönemde, kendimi tarihi bilgi açısından eksik hissettiğimi fark ettim. Aslında tarihi bilgi açısından, bir tarihçinin bile kendini tamamlayabildiğini düşünmüyorum. Tarih çok geniş ve derin bir disiplin, çok sıkı tekrarlar yapmalısınız ki bilgileriniz taze kalsın. Bu açığı kendi çapımda kapatmak üzere Mezopotamya Uygarlıklarından başlayan bir okuma listesi çıkardım. Çok yorucu olmayan, temel bilgiler edinebileceğim ve unuttuğum zaman kitaplığımdan çıkarıp göz gezdirebileceğim eserler olmasına dikkat ettim. Bu listeyi burada paylaşmak istiyorum. Hem Sosyal Bilgiler Öğretmenleri hem de Tarih Öğretmenleri için faydalı olacaktır aynı zamanda bu bölümlerde yüksek lisans yapan öğrenciler için de faydalı olacağını düşünüyorum. Tarihe kişisel merakı olan farklı meslek gruplarından insanlar için de geçerli bir liste olabilir lakin siyasi tarih kısımlarında sıkılmanız çok mümkün. Genel olarak tarihe merakı olan ve nereden başlayacağını bilemeyen arkadaşlarıma toplumsal tarih başlığı altındaki kitapları ve yayınları tavsiye ediyorum. Bir uygarlığın kültürel tarihini her zaman için siyasi tarihinden daha ilgi çekici buluyorum. Ya da dünya tarihini derli toplu, görseller eşliğinde anlatan kitapları öneriyorum. Mesela Ntv Yayınlarından çıkan "Dünya Tarihi" adlı eser hem boyutları itibari ile kolay taşıyabileceğiniz hem de bitirdiğinizde genel kültür düzeyinizi epey artıracak bir niteliğe sahip. Şimdi geçelim benim listeme: 

Kemalettin Köroğlu / Eski Mezopotamya Tarihi / İletişim Yayınları
Samuel Noah Kramer / Tarih Sümer'de Başlar / Kabalcı Yayınları
Marc Desti / Anadolu Uygarlıkları /Dost Yayınları
Sophie Desplancques / Antik Mısır / Dost Yayınları
Oğuz Tekin / Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş / İletişim Yayınları
Linda Woodhead / Hıristiyanlık / Dost Yayınları

Ben kişisel olarak böyle bir sıra izledim. Bu sıranın ardından; Maya, Aztek, İnka ve Vikingler ile ilgili okumalar yapıp Eski Türk Tarihinden Osmanlı'ya oradan da günümüze gelmeyi düşünüyorum. Bizans'a da fazlasıyla yer vereceğim bu sıralamada. Tabii bu çok uzun bir zaman dilimini kapsayacak. Aldığım kaynakları not alarak ve önemli kısımların altını çizerek okuyorum. Geriye dönüp baktığımda kitabın hepsini okumak yerine, önemli kısımlar ile bilgilerimi tazeleyebilirim diye düşündüm. Eserleri okuduktan sonra çeşitli belgeseller ve videolar ile de destekleyebilirsiniz. Ya da tarihin çeşitli dönemlerine odaklanan güzel yabancı diziler var. Mesela Roma okurken Rome'u izleyebilirsiniz ya da Vikingler'i okurken Vikings'i izleyebilirsiniz. Böylece öğrendiğiniz bilgileri daha keyifli hale getirebilirsiniz. Meraklılarına keyifli okumalar dilerim. 

6 Ağustos 2016 Cumartesi

Kitapçı Günlükleri

Oturduğum muhitte nispeten bana yakın üç adet kitapçı var. Biri yerel ve dini bir kitabevi, ona gitmiyorum. En son sprey boya sormak ve anneme güllü yasin kitabı almak için gitmiştik. Diğer ikisi eş değer sayılabilir, etrafta nam salmış ünlü kitapçılardan. İkisine de eşit oranda gidiyorum. Hatta haftanın beş günü falan gidiyorum, kitap almasam da gidiyorum. Kafe mantığı. 

Kitapçıya gittiğimde en az yarım saatimi orada geçiriyorum. İçerisindeki koltukları asla sevmem. Çok nadirdir oturduğum, yorgunsam şayet. Kitapçılar içerisindeki koltukları sevmediğim kadar koltuklarda kitap okur gözüken, kitabı yarım saat evirip çevirip göz ucu ile etrafı izleyen insanları da sevmiyorum. Kitapçı içi koltuk olayı bana epey totaliter geliyor. Ben sürekli ayakta dikilirim. Hatta kitabı incelerken çömelirim. Kasada saatlerce satış yapan elemanlara da haksızlık. Sen koltukta oturmuş dinlenip sözde kitap karıştıracaksın, kitapçıda bir ömür geçiren kasiyerler sürekli ayakta. 

Kitap bakarken kitapçılara gelip giden insanlar ve yaptıkları seçimler de dikkatimi çekiyor. Bu akşam Yalçın Tosun'un "Peruk Gibi Hüzünlü" ve Andre Gide'nin "Isabella" isimli kitaplarını almak için gitmiştim. Önce içeriye genç bir çift girdi. Kadın din ve mitoloji kısmına yönelip çok faydalı dualar tarzında bir kitaba baktı. Eşine gösterdi, bundan bizde yok alalım dedi. Eşi de evde bir sürü dua kitabı var, hem duanın çok faydalısı mı olur tövbe dedi (en azından adamın aklı başında olması beni sevindirdi). Kadın ısrar etti ve çok faydalı dualar kitabını alıp kitapçıdan çıktılar. Ardından elinde cep telefonu gümbür gümbür bir kadın geçti önümden. Amacı telefon ile konuşabileceği sessiz bir yerler aramakmış sanırım, ayaküstü on dakika kadar telefonda dedikodu yaptı ve kitap almadan çıkıp gitti. 

Bir sonrakiler maaile gelmişler. Üç tane ortaokul talebesi ve ebeveynleri. Tarih kitaplarının gereksizliği ile ilgili birkaç tane espri yaptıktan sonra çocukları Elif Şafak'ın son kitabı "Havva'nın Üç Kızı"nın bulunduğu rafa yöneldi. Nasıl yönelmesin insanlar? Kitapçının camında benim iki katım kadar bir afişi var. Gören geliyor hesabı, çorapçı, doncu gibi. 

Tabii tüm bu hadiseler yaşanırken ben bir yandan kitap bakmaya devam ediyorum. Kulak kabartıp şahit olduklarım bazen ağzımı açık bırakır derecede enteresan olabiliyor. Uzun süre kitapçılarda sürten, fena sayılmayacak derecede okuyabilen bir insan olarak ülkece kitap seçimlerimizin bir vehametten öteye gitmediğini söylemek isterim. Elbette insanların kitap tercihleri ile alay edecek, onları kitap tercihleri ile yargılayacak değilim. Ne haddime, haşa. Lakin kaliteli kitaplar ahenkli içerikleri ve güzellikleri ile alınmayı beklerken ellerin hep bestseller kitaplara ve incir çekirdeğini doldurmayacak eserlere gitmesi beni çok üzüyor. 

Tam kasaya yönelmişken telefon ile bir kitap siparişi geldi. Kürk Mantolu Madonna'yı duyunca bir sevinir oldum. Kasadaki kadına doğru istemsizce sırıttım, diğer yandan Sarah Jio ismini duyunca bir hüzünlendim yüzüm düştü. Sabahattin Ali ve Sarah Jio. İkisi bır arada. Hemen parayı ödedim, kitaplarıma sarına sarına kan ter içinde eve döndüm. Kitaplığımdaki Sabahattin Alilere baktım. Yine sevindim.