odası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
odası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2016 Cuma

James Baldwin: Giovanni'nin Odası

Giovanni'nin Odası'nı, eşcinsel edebiyat seçkisinin dönüm noktalarından biri olarak görüyorum. 1956 yılında yazılan bu cömert, nazik ve cesur aşk hikayesi, James Baldwin'i gözümde ilahlaştırıyor. David'in, Giovanni ile tanıştıktan sonra söylemiş olduğu şu sözler, beni sabaha kadar ağlatabilen, duygularımı beyin kıvrımlarımda sabaha kadar döndürebilen cinsten: 

"İşte Giovanni ile ilk karşılaşmam böyle oldu; sanırım ilk karşılaştığımız anda birbirimize bağlandık, hem de kısa bir süre sonra ayrılmamıza, Giovanni'nin bedeninin çok yakında, Paris yakınlarında bir yerde, uğursuz topraklar altında çürüyüp gidecek olmasına rağmen. Bu ben ölene kadar da böyle olacak, bu anları hep yaşayacağım, hayallerin tıpkı Macbeth'in cadıları gibi topraktan çıkıp karşıma dikildiği, bu yüzün, tüm değişik ifadeleriyle karşımda belirdiği, sesinin tınısının, konuşmasının kulaklarımda çınladığı ve kokusunun beni büyülediği anları hep yaşayacağım. Gelecek günlerde -ki Tanrı bana onlara dayanma gücü versin- Giovanni'yi tekrar tekrar göreceğim; uykusuz, huzursuz bir gecenin ardından, sabahın ilk parlak ışığında ağzım acı, saçlarım ıslak ve karmakarışık, gözkapaklarım alev alev yanarken, bir elimde kahve fincanı, diğerinde sigara, geçmiş gecenin ulaşılamaz, anlaşılmaz oğlanı karşımda öylesine oturacak ve biraz sonra da kalkıp, tıpkı bir duman gibi yok olup gidecek. Ve sonra Giovanni'yi yeniden göreceğim, tıpkı o gece olduğu gibi, canlı, alımlı ve kasvetli bodrumun tüm aydınlığını toplamış olarak."

Yaşadığınız gerçek aşkı, içinize işleyen o inanılmaz hisleri asla çekip çıkaramazsınız. İsteseniz de kendi iradeniz ile bunu yapamazsınız. O elini bıraktığınız sevdiceğiniz zihninizin ve kalbinizin kıvrımları arasında, görünmez bir hatta gidip gelir. Hiç yorulmaz, sürekli eski hikayelerle, güzel anılarla, gülen gözleri, parlak teni, çocuksu heyecanı ile gider gelir. Sonsuz bir yolculuktur bu, hiçbir şekilde engelleyemezsiniz. Ömrünüz boyunca tıpkı Giovanni gibi o da sizdeki bütün aydınlıkları kendi suretinde toplayacaktır. Asla unutamazsınız. Çünkü kendi suretinizi asla reddemezsiniz. 

1 Mart 2013 Cuma

Öğretmenler Odası

İki gündür başıma gelen felaketlerden sonra kurşun döktürme kararı aldım.Neyse başıma gelen felaketlerin birini atlattım en azından.Sıra diğerinde,onu da haftaya halletmeyi planlıyorum.Asi miyim ? Evet kaderime boyun eğmeyeceğim ! 

Serileri pek sevmiyorum lakin Açlık Oyunları'nı çok merak ettiğimden kelli internette bir sitede ucuza bulunca sipariş verdim.Gelsin de okuyayım.

Bu arada bugün çok neşeliyim.Nasıl desem hava çok güzel,deneme sınavım çok kötü geçti.Alan sınavı geldi ve ben sınava hiçbir şekilde hazır değilim.Ama neşeliyim işte,bugün staja giderken otobüste müzik dinledim.Evren de anladı benim neşeli olduğumu.Telefonumda ardı ardına neşeli müzikler çaldı ki yarısından fazlası hüzünlüdür telefonumdaki şarkıların.Ben de hüzünlüyüm hoş o ayrı ama bugün çok neşeliyim.

Staj hocamla konuşmaya gittim.Önümüzdeki hafta 5/B'de derse başlıyorum.Yeni öğretmenleri benim,bir dönem boyunca ders anlatacağım.
Öğretmenler odasında falan oturuyorum çay içiyorum çok garip hissettim kendimi.

Ben şimdi bir de termos bardak alacağım kendime.
Dolduracağım kahvemi,yayılacağım öğretmenler odasına.

Vallahi çok eğlenceli,keşke hep öğretmenler odasında otursam.
Böyle bir garip bir hoş yani.

Niye bu kadar sevdiysem öğretmenler odasını,anlamadım.