17 Ağustos 2019 Cumartesi
Hayal Fabrikası: Üreten Çocuklar
25 Temmuz 2018 Çarşamba
Uzak Hayal
Uzun süredir gelecekteki hayatıma dair ufak bir şeyler düşlüyorum. Herkesin emeklilik hayallerini süsleyen sakin bir kasabada, bahçeli bir evde hayat. O kadar yorgun ve bıkkınım ki, yirmilerin ortasında bu hayal ile yaşıyorum. Dün gece balkonda oturup etrafın sessizliğini dinlerken, elimde kocaman bir kahve bardağı, "senden niçin kurtulamıyoruz İstanbul" diye sordum. Sanırım bu sorunun bir cevabı yok, cevap niyetine olan her şey de bahanelerden ibaret. Oysa az insanlı yerlerde, az sesli ve az renkli yerlerde yaşamaya ihtiyacım var. Her şeyi bir çırpıda tüketmeden, toprağa ayak basarak, dinleyerek...
Muhtemel ki bir müddet daha buralardayız, ondan sonra çok kararlıyım, gideceğim artık. İnsanın hayat boşluğunu algılaması ile birlikte, ne büyük bir çıkmazın içinde debelendiğini keşfi, bir yıkım yaratıyor. Üstelik bu yıkım telafi edilemiyor, ölümün telafisinin olmadığı gibi. Bir günde değişiyor hayatlar, ya da ömür boyu hep aynı kalıyor. Sonra bir uyanıyorum, Abdullah Efendi'nin Rüyalarını devşirmişim içimde. Dönenip duruyorum, uzanamıyorum.
Daha az ses, daha az renk için uzak hayal.
13 Eylül 2010 Pazartesi
Herkes Kendi Hayal Dünyasına Çünkü Yaşanacak Yer Kalmadı Artık Bu Dünyada
22 Eylül 2008 Pazartesi
Bir Düş Gördüm
Dün gece her zamanki yorgunlukla ve stresle yatağa uzandım ve güzel bir güne başlamak için ilk adımı attım.Genelde pek rüya görmem ama gördüğüm zamanda hep anlamlı rüyalar görürüm ki bunların arasında gördüğüm çok gerçekçi rüyalarda vardır.Sabaha karşı olduğunu hissettiğim,gözümde bir damla yaşla uyandım.
Benim en büyük ideallerimden biri iyi yazabilme yetisine sahip olmaktır.Yani yazmakla o kadar bütünleşmişim ki sanki beni diğer insanlardan ayıran bir özelliğimin olduğuna sevinir gibiyim.Şu ana kadar yazdığım bir sürü hikaye,roman denemesi,kompozisyonlar,denemeler,şiirler,şarkı sözleri ve daha bir çok tür...
Ben rüyada kalmıştım.Rüyamda bir sinema salonundayım ve etrafımda bir sürü sinema seven insan.En ön koltuk bana ayrılmış ve ben şaşkınlıkla mutluluk arası bir hal içindeyim.Film bittiğinde salondaki insanların beni alkışlaması ve tebrik etmesi ise cabası…
Öyle bir film ki şu ana kadar denenmemiş,belki bir çok defa konusu işlenmiş ama bu tür anlatılmamış.Filmin senaryosu ve yönetimi bana aitmiş.Ve filmimin adı “Gökyüzü İle Konuşuyorum”.Sabah uyanır uyanmaz filmdeki olayları anneme anlattım ve annem hemen yazıya dökmemi istedi.Unutmadan hikayeye bir giriş yaptım.Şimdilik içerikten söz edemiyorum çünkü hikayeyi daha bitirmedim.Hani belki içinizden bir çocuğun hayal dünyası,saçma sapan beklentileri olarak geçirebilirsiniz.Ama ileride “Gökyüzü İle Konuşuyorum” adlı bir filmin çıktığını görürseniz muhakkak gidiniz:)
30 Ağustos 2008 Cumartesi
Puff
Zaman her ne kadar bedenlerimizi ve biçimimizi değiştirmeye çalışsa da asla ruhumuzu değiştiremeyecek,buna yürekten inanıyorum.Hayatımın on alttı yıllık tecrübesine dayanarak ruhlarımızın bizi şekillendirmesi gerektiği kanaatine vardım.Yani bedenlerimiz her nasıl olursa olsun ruh bir tane ve sanırım benim en iyi arkadaşım.Kimi zaman büyük sürprizlerin çocuksu coşkusunu beklesek de küçük mutluluklarla yetinmek bana daha büyük bir mutluluk yaşatıyor.Bu sefer sanmıyorum gerçekten böyle düşünüyorum.Bir kaç gün önce televizyonda polisiye romanlar üzerine bir belgesel izlerken birden annem odaya girdi.Elinde bir sürü puf,bilirsiniz minikken hepimizin çok severek yediği,Hindistan cevizlisi,kakaolusu ve değişik tatlarıyla bir ısırımlık şekerlemeler…Annemle karşılıklı oturup afiyetle yedik puflarımızı…Hayatımın en güzel ve en mutlu anlarından bir tanesiydi.Bir kez daha çocuk olmayı istedim,gerçi çok da büyük sayılmam ama gençlik yollarında şuan bedenim ama ruhum asla…Hep böyle kalalım anne olur mu?