11 Temmuz 2012 Çarşamba

Sazlı Sözlü Bir Eğlence

Bir minibüs dolusu akraba İstanbullara gittik,kızı istedik kuzenimi sözledik geldik.Çok heyecanlıydılar,çok mutlu oldum onları mutlu görünce ben de.Sözün sonunda sazlar çalındı,türküler söylendi.Yemekler yedik,sohbet ettik.

Ayran aşı çorbasını çok severim ben,tam yaz aylarının çorbasıdır.Çok güzeldi.Sonra bindik minibüsümüze gecenin bir yarısı yollarda çala söyleye eve döndük.Sanırım ilk defa onların düğünlerinde takım elbise giyeceğim.Ki daha var düğüne.

Bu aralar bir şey yapmıyorum,hiç istek yok içimde.Bütün gün boş boş oturuyorum.Zihnim çok dolu,hayat hep düşünmeceyle geçiyor.Biraz olsun düşünmesem keşke.

Şu aralar Göksel'in Uzaktan isimli şarkısını dinliyorum.Çok naif,çok nazik bir şarkı.


8 Temmuz 2012 Pazar

Bir Sevgili

Yok diyorum yazmayayım.Bu sefer de haksızlık ediyor gibi oluyorum.Yazmalıyım.

Her yanımda hissediyorum.Benim için bir acı hali,mutluluk ile harman.Karanlık bir odada gözlerim açık oturmak gibi,buz soğuğunda ibrikten düşen bir damla su gibi.Su gibi gerçekten.

Bir notanın peşine düşmek gibi,onun sesinde boğulmak gibi.

Daha fazla yaşama isteği,daha fazla güç.Size elini uzatan biri,hayat beyaz diyen biri.Zordur benim için bir eli tutmak,bir omza yaslanmak ya da bir yüze derinden bakıp konuşmaya çalışmak.

Tek cümlelik bir şey aslında bu.Her yerimde hissediyorum onu.

Benim bir sevgilim var Çiklet biliyor musun ? Yıllardır yanımda.Yıllar oldu vallahi.Ve bir ömür boyu yanımda olmasını diliyorum.

Onu kendime sakladım.Sorma.Yerini söylemem.

6 Temmuz 2012 Cuma

Patırtı

Bende migren var sanırım,nöroloji uzmanı emar istedi.Hastaneye git gel,45 dk yol.Sıcaklarda bunaldım yani,bir de SGK ile uğraştım hepten tepem attı.Türkiye'deki en saçma kurumlardan biri gerçekten.

Kuzenim sözleniyor.İki gün sonra İstanbul'a gidiyoruz.Aslında gitmek istemiyorum,sevmem ben sözdü nişandı.Lakin üzülsünler istemem,gitmek gerek.Hiç söze gitmedim hayatımda,hoş zaten öyle takımlık şeylerim de yok.Günlük giysilerim ve spor ayakkabım ile gideceğim.Hem sonra söze ayrı takı,düğüne ayrı takı.Zengin insanlar değiliz.Ne saçma.

Bir başka kuzenim de Litvanya'dan yeni döndü.Onunla görüştük,özlemiştim.Litvanya anılarını dinlemekte pek bir keyifliydi doğrusu.

Kaçkar Projesi maalesef bana da arkadaşıma da çıkmadı.Üzülmedim çünkü hayal kurmamıştım bu proje ile ilgili.

Tek dileğim bir diğer kuzenimin Kpss sınavında başarılı olması.Çok iyi bir öğretmen kendisi,umarım atanır da tüm dertleri son bulur.Canım o benim.


2 Temmuz 2012 Pazartesi

Bir Göbeğim Bir Kıçım

İstanbul'a geldiğimden beri yani bir senedir 65 kilo dolaylarında seyrediyordum.Boyum uzun olduğu için bu kiloyla çok zayıf gösteriyordum.Lakin artık 71 kiloyum.Kıçım başım fena büyüdü,göbek yaptım.Yirmi yaşını yakında dolduracak olmanın verdiği fiziksel bir genişleme mi acaba diyorum,kocaman kıçıma baktıkça durumun çok yemekle alakalı olduğunu anlıyorum.Tüm kotlarım skinny oldu birden bire.(Böyle de mahvettim cümleyi)

Her gece bir film izleyen ve üç günde bir roman bitiren bir sevgilim var.Çok kıskanıyorum onu,ben yapamıyorum öyle.

Evimizden usta hiç eksik olmuyor,yarın da bahçemizin temeline beton atmaya geliyorlar.

Yarın biraz da olsa mühim bir gün.Tübitak'ın Kaçkar Dağları temelli bilimsel bir projesine başvuru yapmıştım.Sonuçlar gün ışığıyla birlikte açıklanır sanırım.Çok başvuru vardı umudum yok lakin olursa da bu sıcakta Rize'ye kaçmaya hayır demem yani.

Canım ciğerim arkadaşım ile başvuru yaptığımız için,birlikte gidebilmeyi umuyorum.



28 Haziran 2012 Perşembe

Everything Will Flow



Yeni bir sabahı ayık karşılamak üzere yatağımın üstünde oturuyorum.Üzgünüm çok.Ne zamandır ertelediğim "Çizgili Pijamalı Çocuk" adlı filmi izledim.Ağladım epey.Benim ağlamam bir şeyi değiştirmedi elbet.Lakin hala etkisindeyim,faşizmin vardığı boyutlardan ya da insanlık dışı muamelelerden bahsetmeyeceğim.Herhangi bir kişinin canına zarar gelse bile yüreği yanan insanlardanım.Herkesin yanmalı,yanmalıyız alevler içinde.Bu bir dirhem bir çekirdek dünyaya dayanabildiğimiz için.Sormalıyız kendimize öyle değil mi,bu pis dünyada nasıl yaşıyoruz diye.

Ben derin bir uykuya yatmak istiyorum,yatmalıyız.
Ben her şey su olup aksın istiyorum,akmalıyız.
Bizi bekliyorlar,iyi haberlerle.

Suede'nin "Everything Will Flow" adlı şarkısını dinlemediyseniz bence çok şey kaybettiniz.
Bu şarkıyı dinlerken adeta yok olduğumu hissediyorum.Derin bir uykuda,burnumun ucunda minik bir sıcaklıkla.
Akarken tüm bedenim.

"Sleep away and dream a dream 
Life is just a lullaby"

26 Haziran 2012 Salı

Koltuk

Büyüyebiliyorum,bir el uzanmadan.Her zaman son defa diye başlıyorum talihsizliklerden bahsederken lafıma.Beyaz bir duvarın önüne iliştirilmiş eski,ahşap bir sandalye ve yanında küçücük bir demlik.Eski bir divan,radyoya dolanmış bir kaset belki.

Uzak ihtimaller peşinde koşmadım hiçbir zaman.Hayatta çok az şeye inanırım,oysa geri kalan kısımla bile baş etmesi çok zor.Çok zor hüznümü aşmam,diğerleri için endişelenmeden yaşamam.Bilmem,böyle mizaçlıyım demekten başka sözüm yok.Sakınmıyorum,bulamıyorum.

Odamı özlemişim.Yeşil duvarlarımı ve yeşil çarşaflarımı da.
Yok sanırım camgöbeği.

Sonra annemle konuşuyorum,pek uykucu.Günün yarısını uyuyarak geçiriyor.
Küçük şehrimiz,belki pek sıcak değil.Samimi değil.Ama ananem ve dedem yaşamış bu evde.Sonra annem bu evde doğmuş.Ben de 11 yıldır bu evde yaşıyorum.Ahşap merdivenlerimiz gibi inip çıkmaktan başka şansımız yok,annemle benim hayatımda.

Bazı şeyler size bahşedilmez,kendiniz kazanmak zorundasınızdır.Bahşedilmeyen şeyler malk mülk ise üzülün,kolay sahip olunmuyor.Şayet sevgi ise daha da üzülün,onsuz olmuyor.

Sert bir tahta parçasının üzerine uzanıyorum.Tahta kuruları ile kurulan bir arkadaşlık,tavan arasından sızan güneş ışığı ile toz bulutu olasım geliyor.

Daha derine inmeden,tekdüze oluyorum.Dertop.Bu yüzden oturma odamızdaki koltuğu seviyorum.Yıllardır oturuyorum fakat sesini bile çıkarmıyor.

Hayatı ise sevmiyorum,yıllardır üzülüp isyan ediyorum ama tek ses yok.
Beni kaale almıyor.

Oysa ona diyecek çok lafım var,sakınıyorum.

25 Haziran 2012 Pazartesi

Puzzle


İlk defa puzzle yapıyorum hayatımda.Hem de bin parça ve minyatür.Normalinden daha ucuz diye minyatür aldım.Aynı zamanda parçalar daha küçük olunca puzzle daha zarif duruyor bana göre.Picasso'nun bir tablosu ismini bilmiyorum.Sadece siyah,beyaz ve gri renkten oluşuyor.Başlangıç için epey zor.Fakat hızla yol alıyorum,saatlerce başında olsam da.

Puzzle halısı alamadığım için altına annemle kartondan bir zımbırtı yaptık.Çok eğlenceliydi.

Bitirebilirsem şayet çerçeveletmek isterim.Duvarımda onun için çok hoş bir yer var.

Sıradaki kitap ise "Çavdar Tarlasında Çocuklar."

In Treatment'ın ise ilk sezonunu bitirmek üzereyim.Bir yıl sonunda.


24 Haziran 2012 Pazar

Bir Türk Ailesinin Öyküsü


"Bir çocuk kalbinden sevgi,büyüklere kıyasla daha kolay silinebiliyor.O kalp yanlış bir karar karşısında isyanla çarpıyor ama bu isyana kimse kulak asmazsa,sevgi ölüyor.Çocuğun zorlamasıyla değil,kendi kendine yok oluyor sevgi.İnsan bunu çok ileride,büyüyüp olgunlaştığı zaman,eski günlerde kalmış bir huzursuzluğun nedenini araştırdığında bulup çıkarıyor."

İrfan Orga'nın "Bir Türk Ailesinin Öyküsü" adlı kitabından..

Tarihe,anılara ve eski İstanbul betimlemelerine merak duyan herkesin okuyabileceği güzel bir kitap,aynı zamanda hüzün dolu.

23 Haziran 2012 Cumartesi

C'mon

Annem benim için güzel yemekler ve tatlılar yapmış.Çok mutlu oldum.Hem onu gördüğüme hem de yemeklere.Birlikte güzel bir akşam yemeği yedik.Ayaküstü Meryem teyze ile dedikodu yaptık mahalle hakkında,güldük eğlendik.

Eşyalarımı odama taşıdım,anneme hediye matruşkasını verdim.Pek sevdi.
İstanbul maceram yaz tatiline girdi,ara verdik kendilerine.

Yirmiliklerimi aldırışlarımdan sonra dişlerime bir hayli özen gösterir oldum.Yanımda diş ipi,diş pastası,gargara ve bir sürü diş temizliği ürünü getirdim.Hemen yeni banyomuzun aynasının önüne dizdim.Tam istediğim gibi olmuş,aynamızın önünde isteğe bağlı yanan sarı,loş bir ışık.

Hemen bahçeye koştum.Güllerim benim boyumu aşmış neredeyse.Papatyalarım ise bahçenin yarısını kaplamış.Bahçemizin her köşesine yaz gelmiş,ortasında da masamız daha ne olsun.Tek eksiğimiz bir deniz.Hep özlem duyarım.

Biriken puanlarım ile bir cep kitabı aldım gelmeden.İrfan Orga'nın "Bir Türk Ailesinin Öyküsü" adlı kitabı,Everest Yayınları tarafından basılmış.Hüzünlü bir aile öyküsü,yaşama direnme mücadelesi.Hüzünle okuyorum ben de.

Tam da dinlediğim şarkı Panic!At The Disco & Fun.: düeti olan "C'mon" adlı şarkı.
Çok severim.


Ve ben bugün çok ağladım.Arkamda seni bıraktığım için.
Yaz tatiline girdiğimiz için,seni göremeyeceğim için.
Ve ben bugün çok ağladım.
İki buçuk senedir yanımda olduğun için,minnetle ağladım.
Özlüyorum seni.
Hem de çok.

22 Haziran 2012 Cuma

Gönlüm Pek Dolu

Biraz alışveriş yaptım öyle ucuzundan şeyler,sonra odam için istediğim birkaç şey vardı onları aldım.Yurt paramı yatırdım,bir kez daha sıcaklardan ve halk otobüslerinden nefret ettikten sonra şimdi rahat sayılırım.Tüm notlarımız da açıklandığına göre rahat bir şekilde evimin yolunu tutabilirim.
Yarın gidiyorum.

Bol bol kitap aldım kendime yazın okumak için,sonra film izlerim ve yarım kalan dizilerimi tamamlarım.

Kamu personeli sınavı için çalışmalara başlamam lazım,arada bu sene ilk defa tadına baktığım Ales için de çalışma yapmak gerek.Soru çözümü yeterli olur sanırım.

Tübitak projelerinden birkaçına başvurdum.Bir tanesinin çıkmasını umuyorum.Hem yazım yeşillensin hem de sertifika meselesi.İşaret dili kursunu bitirme sertifikamı da aldım bu arada.

Çok sıcak İstanbul,yazın pek çekilmiyor doğrusu.Çok farkı olmasa da benim memleketim daha nemsiz buralardan.

Canım nasıl muffin istedi,bizim orada da bulamam ki yazın.Umarım yarına kadar yiyebilirim.

"Birini" çok özleyeceğim.Yaz boyu çok nadir görüşebiliriz sanırım.Ama olsun,ben o "birini" seviyorum çok.

En çok bahçemde açan gülleri merak ediyorum.
Çok özledim onları,çiçeklerimi.