19 Haziran 2012 Salı

Sessizlik


Artık tek dileğim eve gitmek.Annemi çok özledim.Minik şehrimde,güzel bahçemde annemle birlikte yaptığımız kahvaltıları özledim.Birlikte kahve içmeyi özledim.

Bir sene içinde çok yordu beni İstanbul.Mutluydum ama yıprandım aynı zamanda.Dersler,insanlar.. Çoğu samimiyetsiz.Küçük dünyamdan uzun süreli dışarı çıkmak,güneşe gözlerimi alana kadar bakmak pek bana göre değilmiş.Ufak şehirlerin ufak insanlarıyız biz hep dediğim gibi.

Diş ameliyatımı da oldum,sorunsuz ve güzel geçti.

Belki de kimseyi arayıp sormuyorum,belki de kızıyor insanlar bana.Küçüklüğümden beri beni de kimse arayıp sormadı,zor zamanlarımda kimseden yardım almadım.Her işimi kendim hallettim.
İlerisi mi ? Kimse uğurlamayacak belki beni.Benim de kimseyi uğurlamayacağım gibi.

Bilmem ki,dünya çok fazla bana.Zarar,zehirli bir şeyler var içinde.Çıt kırıldım değil benim gibi,hislerim gibi.

Anlamak güç her şeyi,evrim geçirmek lazım arada.Evrilmek lazım.
Lakin ben hep kendim kalmak istiyorum.Kazansam da kaybetsem de.Hiç önemli değil.
Kendim olmak istiyorum.
Bu yüzden bana sessizlik lazım.
Çok fazla sessizlik.

18 Haziran 2012 Pazartesi

Fransız Misafirimiz

Sınavlarım bitti,henüz sonuçlar belli değil lakin üçüncü sınıf beni bir hayli yordu.Bu kadar zor geçeceğini tahmin etmemiştim.Beklediğim sonuçları alamayacağım sanırım,açıklanmasını merakla bekliyorum.

Aydın'dan gelen hem canım hem de cadı arkadaşımı ve Fransız sevgilisini dün akşam üzeri uğurladık.İkisine de bir hafta güzel bir İstanbul turu yaptırdık,gezmediğimiz yer kalmadı.Jerome benim için hediyeler getirmiş Fransa'dan.Pek memnun oldum.Ayrıca kendisi de çok tatlı,efendi bir çocuk.Tek anlamadığı Türk insanının neden bu kadar hızlı yürüyüp,hızlı yemek yeyip ve hızlı konuştuğu ! Kendisi pek yavaş zaar.

Anneme matruşka aldım hediye,rengi pek tatlı.Kendime de puzzle aldım bin parça,yazın vakit geçmiyor pek bizim orada.

Yarın ikinci yirmilik dişimi aldırmak üzere hastaneye gideceğim sabah.Artık gına geldi bu yirmilik diş aldırmalarından.Canımın acıması bir dert,dikiş acısı bir dert.Ağzın içinde,çok zor bir durum.Dikişlerimi aldırdığım gibi eve dönüyorum.
Yeter,annemi özledim.

7 Haziran 2012 Perşembe

Nem

Çok saçma.14 saattir ödev yapıyorum.Arada bulgur,döner ve pizza yeyip iki tweet attım o kadar.Bunları moladan saymıyorum.Bu arada ben üçüncü sınıfı bitirdim seneye üniversiteden de mezun oluyorum lan.Zaman ne çabuk geçiyor.Bu dönem iki sınavım hiç iyi geçmedi hatta kalma ihtimalim var.Sınavda Vahabiliği sormuş.Hayır tarihin t'sinden anlamıyorsun niye muallimliğini okuyorsun madem ! Umarım geçerim.

Bunun dışında Moldova'nın bu seneki Eurovision şarkısı hiç fena değilmiş aslında.Pasha Parfeny söylüyor.

Vişne suyumu da içtim sabahı bekliyorum ben.

Kütüphaneden fotokopisini aldığım kitapların yazarlarının adını almadığım için haliyle ödevime kaynakça yapamadım.Çok şekilim.

Valla çok sıkıldım ben,yazları sevmiyorum.
Nem.Öyle.


4 Haziran 2012 Pazartesi

Ucuz

Final zamanları can sıkıntısı.Saatin tik takları dahil çevremdeki her sesi algılama düzeyim en üst noktalarda.Başım da çok ağrıyor,doktor migren başlangıcı demişti birkaç ay önce acilde acı içinde kıvranırken.Yazın tedavi olsam iyi olacak.Tabii önce şu saygısız ve kaba yirmilik dişlerimden kurtulmam lazım.Acı.

Cuma günü sınavlarım bitiyor ve Aydın'dan canım arkadaşım,en sevdiğim geliyor.Pazar günü İstanbul'da.Hem de buralara ilk defa geliyor.Fransız bir sevgilisi var kendisinin.Salı günü de onu bekliyoruz.Şöyle dostlarımla sıkı bir hafta geçirmeyi planlıyorum finallerimin ardından.Huzur bu.

"Bir gün karşılaşıcaz bir yerlerde
Selam vericem sana
O gün konuşucaz hep seninle"

Bir Melis Danişmend şarkısı.
"Ucuz"

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Anahtar Sözcük

Sınavlar var bu aralar,canım sıkkın.Uludere ve kürtaj konusu daha da canımı sıkıyor.Bedenlerimiz abluka 
altında,'erkek' devletinin anatomisi hiç değişmiyor.Ha toplumsal meselelerde ha kadın'sal belirleyicilikte.

Radyo programlarını takip ediyorum şu sıralar,geçen gece Melis Danişmend vardı mesela.Sanırım Ekim ayı gibi yeni albümü geliyormuş,"Anahtar Sözcük" isimli şarkısı ise sadece martılarla dolu güzel bir şarkı.İçten bir ses.

İnsanoğlu ne kadar çirkef bir şeysin sen öyle,kişilik sahibi olmak bu dünyanın en zor şeyi olmamalı fakat öyle.Üzülüyorum.

"Binlerce sözcük var içimde,
Çıkmak için hepsi sırada,
Hangi birine öncelik versem,bilmem."

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Eurovision 2012


Birkaç tane favori şarkım vardı fakat çoğu finale kalamadı.İsviçre ve Slovakya için üzüldüm çünkü finale çıkmaları için oy da atmıştım olmadı,Broggini kardeşleri ve Max Jason Mai'yi finale çıkaramadık.

Tek büyük favorim Nina Zilli yani İtalya.Bosna Hersek ve İzlanda da beğendiğim şarkılara sahip ülkeler.

Gözümüz Eurovision 2012 gecesinde.

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Yol Yorgunu

Yirmilik dişlerimden birine elveda dedim,sancılı bir süreçti.Hala ağrımaktalar haliyle,ağrı kesicilerle idare ediyorum malum okula da gitmem lazım.Finallere de az kaldı,sıkıntı valla.Kalan iki tanesine de Haziran ayında elveda diyicem.Maşallah bir büyük ki bu diş,şaştım kaldım.Neyse hatırlamak istemiyorum o acıyı.

Yeni bir grupla tanıştım.Ankaralı bir grup.Son Dört.
Albümlerinin adı ise " Yol Yorgunu "
En sevdiğim şarkıları ise Melis Danişmend ve Teneke'den Caner Karamukluoğlu'nun da yorumları ile güzelleşen " Bu Hikaye Bitti " adlı şarkı.

 "Ben burda yukarda seni gözledim durdum,
Ellerimden düştün ya,zamanı unuttum.."

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Riff Cohen


Seneye üniversite son sınıf.Zor bir yıl,kamu personeli sınavı hazırlığı.Onca mezun arasından atanma derdi.Dershane kaydı.

Bunlar şimdiki sıkıntılarım arasında değil,zira sınavlarım ve projelerim var.
Bu aralar beni heyecanlandıran güzel olay ise staj okulumuzun belli olması.Altuniza'de de bir ilköğretim okulunun stajyer öğretmeni oldum.Seneye ders anlatmaca,ders dinlemece falan.
Tek derdim takım giymek istememek ama içimde yine de bir heyecan var.

Heyecanımı arttıran gelişmelerden biri de birkaç gündür dinlediğim iki güzel şarkı."Kedi'nin" blogunda gördüğüm ve dinlediğim sonra da mest olduğum şey.İsmi Riff Cohen.

Hakkında pek bir şey bulamadım lakin iki güzel şarkısı var : "J'aime" ve "A Paris"

Kendine has,tatlı bir hali var.Dinlediğimden beri oram buram oynuyor.
Durduramıyorum.

6 Mayıs 2012 Pazar

Hep Böyle

Yaşamın damarlarımdan akmadığı çok açık,hep bir geri çekilme ve hep bir sessizlik hali.Anlamlandırmanın yeni adı,durup yerinde seyretme hali.Bir felsefeci eğilimi.

Adaları gezdim ben,çok beğendim.Huzur buldum,büyüklerinde değil de en küçüklerinde.Rüzgara karşı bir saat vapur keyfi,berrak sular.

Çay içiyorum bir zaman,hep içten gelen sesleri dinlemece.Buhran dönemi değil elbet,yaz hali de değil sanki.Hep bir yorulmuşluk havası.

Oysa güzel bi konağın bahçesinde oturup kahvaltı etmek vardı hayallerimde,eskilerde yaşamak.Kocaman bahçeli bir evde,bahar vakti.

Yaşam soluksuz bırakıyor insanı,adreanalini yüzünden değil.Kuru bir tadı var,kekremsi.
Hep böyle.

3 Mayıs 2012 Perşembe

Berrak Su
 

Esmerleştim 1 Mayıs'ta.
Regina "Bistra Voda" adlı şarkılarında söylüyor :

Doğur beni Mayıs'ta bir şafak vakti,
Yıka beni berrak suda.

En sevdiğim şarkıdır,Boşnakçadır.2009 Eurovision'da tanıştığımdır,favori şarkım idi.Hala da öyle.
Bana acılardan sonra yaşanmış zaferi anlatıyor adeta.

Spinoza ile ilgileniyorum bu aralar sonra Epikür var.Ataraxia'ya ulaşmaya çalışmıyorum elbette,mümkün değil.Sadece ahulu zihnimi biraz daha benlik bir duruma getirmeye çalışıyorum,çoğu zaman zihnim benden uzaklarda çünkü.

Bir Mayıs vakti.
Hüzünleniyorum her şeyime,yaşadığım için ve yemek yediğim için kızıyorum kendime.
Sonra hep Bistra Voda'yi dinliyorum.
Bana bir yerlerde hayat olduğunu söylüyor.