İki hafta olmuş yazmayalı, arayı epey açtım. Çünkü çok yoğun iki hafta geçirdik. Aralık ayı etkinlik görevleri bizim bölümdeydi, bin parçaya bölündüm. İhtiyaç sahipleri ile dayanışma adına bir kermes düzenledik. İnsan Hakları ve Demokrasi haftası için de ben bir tiyatro oyunu yazdım, öğretmenlerimiz ile birlikte bugün sahneledik. Uzun zamandır prova yapıyoruz, ilk kez bir oyun metni kaleme alıyorum. Dekor, sahne, kostüm derken gerçekten çok yorulduk. Fakat çok güzel bir hadise yaşadık.
Drama öğretmenimiz değerli Yıldız Kenter ve Müşfik Kenter'in öğrencisiymiş. Yıldız Kenter ile birbirlerini çok severler, her pazar onun evinde sohbet ederlermiş. Drama öğretmenimiz benim metnimi Yıldız Kenter'e okutmuş ve kendisi çok beğendiğini ifade etmiş. Telefondan bize sürekli destek oldu. Provalar boyunca gözlerim yaşardı, bizim için çok büyük bir gurur oldu.
Neyse ki bu hafta sonu iki gün tatilim var. Bol bol okuyup dinleneceğim. Güzel bir hafta sonu olsun hepimiz için.
yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Aralık 2018 Cuma
16 Ağustos 2016 Salı
Hanım
"Senin yüreğin iyilik dolu Olcay, bu dünyada acı çekmeden yaşaman imkansız."
Hanım; baş rollerini Yıldız Kenter ve Eşref Kolçak'ın paylaştığı, 1988 tarihli sinema filmlerimizden bir tanesi.
Olcay, deniz subayı olan eşini henüz kızı iki yaşında iken kaybetmiş ve kızını tek başına büyütmüş bir anne. "Hanım" adlı pamuk kedisinden başka hiç kimsesi yok. Hanım, Olcay'ın can yoldaşı. Koca evde birbirlerinden başka tutunacakları bir dal yok.
Olcay, kanser olduğunu öğrendikten sonra kedisi için bir yuva aramaya başlar. Kapı kapı dolaşır lakin kedisine sahip çıkacak, onu kendisi gibi sevecek sıcacık bir yuva bulamaz. İnsanlar; Olcay'ın ruhi tedirginliğini, içe işleyen merhametini ve huzurla dolu suretini bir türlü anlayamazlar. Giderek herkese yabancılaşır Olcay. Bu dünya için gerçekten fazla iyidir. Kansere yakalanmış ve önünde kısacık bir hayat kalmış olan Olcay'ın tek üzüntüsü kedisi Hanım'a ne olacağıdır.
Hikayeyi daha fazla anlatma taraftarı değilim. Olcay'ın yaşam mücadelesi, Hanım için özverisi, yaşama bakış açısı, bunların hepsi o kadar derin işlenmiş ki filmde; tabii Yıldız Kenter'in muhteşem oyunculuğunun yeri de epey büyük. Asla yeri doldurulamayacak, enfes bir sanatkar kendisi. Filmi izlemenizi tavsiye ederim, sinema tarihimizin yapı taşlarından bir tanesi.
15 Ağustos 2016 Pazartesi
Yaşlı Gözler
Yaşlı Gözler, 1967 yapımı siyah beyaz Yeşilçam klasiklerimizden bir tanesi. Filmin baş rollerini Yıldız Kenter ve Cüneyt Gökçer paylaşıyor. Aynı zamanda filmin oyuncu kadrosunda Münir Özkul ve Kayhan Yıldızoğlu da yer alıyor. Yönetmen ise Ertem Eğilmez.
Birbirine kırk yıldır büyük bir aşk ile bağlı olan bir anne ile baba. Ümran ve Ferit. Günün birinde ellerinde avuçlarında hiçbir şey kalmaz, ömürlük evleri yakında satışa çıkacaktır. Büyütüp yetiştirdikleri, evlendirip meslek sahibi yaptıkları çocuklarını bir araya toplarlar ve durumu izah ederler. Çocuklardan kiminin maddi durumu çok iyidir kimi ise orta hallidir. Lakin bir türlü anne ve babalarının kimin yanında kalacağına karar veremezler. İkisinin aynı hanede kalmasının aile bütçesine külfet olacağını düşündüklerinden, babalarının ayrı bir evde annelerinin ayrı bir evde kalmasına karar verirler.
Baba ile anne bu duruma içerler lakin çocuklarına içinde bulundukları ruh hallerini, özlemlerini yansıtmamaya çalışırlar. Durumu kabullenirler ve birbirlerinden ayrı düşerler.
Yıllarca bakıp büyüttükleri evlatlarının yanında bir sığıntı gibi yaşayan anne ile baba, bir gün tekrar İstanbul'da bir araya gelirler. O gün baba, tren yolculuğu ile Mersin'de oturan kızının yanına gidecek bir süre de onda kalacaktır. Anne ise eşine söylemez fakat yanında kaldığı oğlunun kendisini huzur evine yatıracağını bilmektedir.
Tren saatine kadar İstanbul'da hasret giderirler. Gençliklerine dönüp felekten bir gün çalarlar. Haydarpaşa'ya vardıklarında ikisini de derin bir hüzün kaplar. Tren hareket etmeden birbirlerine söylemiş oldukları sözler yürek burkar, gözleri doldurur:
Ferit: "Ümran, eğer bir daha seni göremezsem şunu bilmeni isterim ki seninle çok mesut oldum."
Ümran: "Eğer ben de seni bir süre için göremezsem sen de bil ki, kırk yılımızın her dakikası birbirinden güzeldi. Dünyada senden başka hiç kimsenin karısı olmak istemezdim Ferit. Seninle her zaman iftihar ettim."
Ferit: "Ben de öyle..."
Ve tren kalkar, yerinde bir iç sızısı, yüzlerde dolu gözyaşı bırakarak...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

