ofisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ofisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2011 Salı

The Ballad Of Mona Lisa



Bi borç bilirim efem,yeni bi albüm.Tanıtmak isterim.Albümü alabiliyor muyum ? Tabiyki hayır,ne münasebet.Bende Ares aracılığı ile herkesin yaptığı gibi indiriyorum albümleri,şarkıları v.s.Blogumdan da anlaşılacağı gibi benim en sevdiğim iki grup ki ben onları 2 üzeri p olarak tanımlıyorum.Paramore ve Panic!At The Disco.İkisi de Fueled By Ramen çıkışlı gruplar.Tesadüf mü bilemem.Ama müziklerine bayıldığım bu iki grubunda elemanlarında sürekli değişim olması; tasvip ettiğim bi davranış değil elbette.

Yeni albümleri çıkmış Panic!At The Disco'nun.Heyecanlandım.Albümün adı "Vices & Virtues".Çevirebildiğim kadarıyla "Ahlaksızlıklar ve Erdemler".İlk klip ise The Ballad Of Mona Lisa'ya gelmiş.Bence çok başarılı olmuş.Umarım bi gün yurt dışına gider,sizle tanışma fırsatı bulur ve albümlerinizi alıp imzalatma şansına nail olurum sevgili Panic ! insanları.Erasmus mu yapsam ne ?

Artık tatilim bitti.Bu gece yola çıkıyorum.Biliyorum.Karnımdaki ağrılar beni yalnız bırakmayacaklar.Çoktan burnumu temizledim ve tuvalete girdim.Şimdilik rahatım.Yolda da "Öyle Bir Geçer Zaman Ki" adlı diziyi izlerim herhalde.

Bilgisayar kursuna gitmeyi planlıyorum.Umarım pahalı değildir.Ayrıca bizim branştan mezun onaltıbinküsür öğretmen varmış.Yuh dedim.Atanamazsam çatlarım sanırım.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Aşık Mı Oldum?Ne,O Da Bana Mı Aşıkmış?


Nasıl söylenir bilmem ki?Daha geçen yazılarımın birinde aşktan bahsetmeme kararı almışken ya da bu konularda konuşmanın benim harcım olmadığından bahsederken…İçimde patlayan bir alevin ne anlama geldiğini bilmezmişim meğer…Yaptığım yırtılmış bir hayatı yapıştırmaya çalışmakmış ama ben yenisini istemişim ve kazanmışım bu hayatı…Onunla…İlk defa…Bir turda,okul gezisinde başladı aslında tanışmamız.Yeditepe gezisinden uzunca bahsetmiştim,hayallerden,dostluklardan yaşanan kocaman dolu dolu üç günden.Nereden bilebilirdim ki hayatımın aşkını,dostunu,can yoldaşını,GİZEM’ini orada bulacağımı.Hani genzi yanar ya insanın,kendinizi pamuk helva yerkenki kadar pembe ve somut hissedersiniz ya.İşte kendim gibi dışarıda doya doya elma şekeri ve pamuk helva yiyebileceğim biri çıktı karşıma…Bu öyle bir duyguymuş ki;insan bunu gerçekten hisseder gerçekten buna ihtiyaç duyarmış.Daha geçen gün konuştuk Feray ile yalnızlık bize göre dedik pek bir sözünden döner oldum ama çok mutluyum.Tıpkı Edward ile Bella gibi…Bir gece yarısı aşka kavuştum.Beni içmesine izin verdim ve onu korudum kolladım…Böyle bir şeye ihtiyacım vardı ve şimdi yeni bir hayat,yenir bir hakikat.Biraz uzak olsa da aşılır engeller kalmaz önlerde bir şey sizden başka;)


Ve şimdi geliyorum sana

Kırılgan cümleler kapandı içe

Uzandı sol yanım sana

Kabardı duygular en dibe

Ihlamur kadar saf kılıklı

Bir papağan kadar taze ve geveze

Sen kadar iki hece

Yaşadığımız sadece kendimizi dinlemece…


Facebook konusunda anlaştık tabi,öyle ilişkim var diye belirten saçmalardan olmayacağız.Her şey ikimiz arasında ve içimizde.Ben de aşktan bahsedersem anca bu kadar bahsederim.Odun!)


Kim ne derse desin aşk için….Naynananaynay….


Suyun öte yanı…


Dayan göğsüme hayda bre!

14 Temmuz 2009 Salı

Öğrenci Mahsülleri Ofisi

Köstek değil destek…Kitaplarımı karıştırırken elime kuzenimin geçenlerde verdiği bir broşür geçti.Öğrencilerin sorunlarına dair küçük bir el gazetesi tadında aslında.Bu broşürün içeriğinden geçenlerde de bir yazımda bahsetmiştim.Arayıp bulamadım şimdi neyse;oradan bir yazı aktarmak istiyorum sizlere.Bu sıcak yaz günlerinde havanın bugün nispeten daha soğuk olması sebebiyle şöyle elle tutulur bir şeyler yazayım dedim de,hem öğrencilerin sorunlarına katkıda bulunurum belki.

“Sayın bayanlar baylar MERHABA/Sayın olmayan bayanlar baylar sizlere de merhaba./Bindiği dalı kesenler/Öksürüğe göre esenler/Çabuk kırılıp küsenler/Kendi yağlarıyla kavrulanlar/El kapılarına savrulanlar,MERHABA(…)Merhaba,verilip de tutulmayan sözler/Merhaba doymayan gözler/İskemleler,işkembeler merhaba/Yurdumuzun ağaçsız toprakları/Topraksız ağaçları/İnsansız topraklarım/Topraksız insanlarım/Merhaba özgürlük yolunda yaralanıp yitenler/MERHABA bu yoldan dökülüp bitenler/Merhaba söylenmemiş en güzel söz/Merhaba güzel yarınlar/Merhaba güzel yarınlar…”

Aslında bir yandan güzel ve bir yandan sızılı.Herkes ülkede olup bitenin farkında.Üniversiteye soğuk diye battaniye ile gitmek zorunda kalan öğrenci de,kahvede oturup memleket meselesi kaynatıp ardından iki cigara yakan hemşerilerimiz de.Ama en güzeli;bazı kesimin her şeye boyun eğmemek için bir takım şeyleri göze alması.Bu şeyler hayatımızda olmasa sanırım hiçbir şeyin anlamı olmazdı.Ya da anlamdan bahsetmek bu kadar kolay olmazdı.

Not:Bu el gazetesi Balıkesir Üniversitesi emektar öğrencilerine aittir.

Öğrenci Kolektifleri:)