koku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
koku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2017 Cumartesi

Marcel Proust, İstanbul ve Ağır Hava

Havaların durulması ve boz bulanık bir hal alması ile birlikte ferahladım. Sıcağı hiç sevmiyorum. Tam benim okuma, gezme ve fotoğraf çekme mevsimlerim. 

Son zamanlarda bol bol okuyorum. Nihayet büyük bir istek ile Marcel Proust'un "Kayıp Zamanın İzinde" serisine başlayabildim. Pek bahtiyarım. Kitaplar ile ilgili başka bir vakit uzun uzun yazarım muhakkak. 

Bunun dışında sık sık İstanbul'un en sevdiğim yerleri olan adalar ve tarihi yarımadada geziyorum. Hem o muhitte çok sevdiğim kitapçılar var. Hem de fotoğraf çekip, kahve içip güzel günler geçiriyorum. 

Bu aralar Kitap Yayınevine aşina olmuş durumdayım. Çok güzel, nitelikli eserler basıyorlar. Bir bir gidip alıyorum. Proust okumalarımın nefes aralıklarında tarihe geçiyorum, bu da bana keyif veriyor. 

Şimdilik biraz durgun, biraz da uçan kuş misali devam ediyor hayat. 

1 Ekim 2016 Cumartesi

Patrick Süskind: Koku

"Onu en çok rahatlatan şey, insanlardan uzaklaşmak olmuştu. Paris'te, dünyanın başka herhangi bir şehrinde olduğundan çok daha fazla insan bir araya sıkışmış yaşıyordu. Altı yedi yüz bin insan yaşıyordu Paris'te. Caddeler kıvıl kıvıl insan, evler bodrumlardan çatı katlarına kadar tıklım tıklım insan doluydu. Hemen hemen hiçbir köşe, bir tek taş bir karışçık toprak yoktu Paris'te insan kokusu sinmemiş olsun." 

Yüzüklerin Efendisi serisinin ikinci kitabı olan "İki Kule"yi bitirdikten sonra, son kitaba geçmeden beni farklı bir dünyaya götürecek bir kitap molası vermek istedim. Kitapçıda "Koku" çıktı karşıma. 

18. yüzyıl Fransasında yaşayan, muğlak mizacı ile kokulara olan duyarlılığını tek bir vücutta birleştirmiş ruhu bir yarım, henüz boyanmamış bir tablo gibi sokaklara dökülen Jean-Baptiste Grenouille. Koku adamı, çehresi rayihalarla sarılı. Güzel, manalı ve sürükleyici bir roman idi. Esip geçti. Jean-Baptiste karakterini Camus'un Yabancı adlı romanındaki Meursault karakterine benzettim yer yer. Hissiz, bir ölçüde dünyaya anlam verme çabası içinde olmayan veyahut dünyaya verdiği anlamın derinliği içinde anlamsızlığı keşfedip donup kalan karakterler. Çözümü ince bir çizgide gidip gelmekte. 

Ben Whishaw'ın Jean-Baptiste karakterine can verdiği filmi de yakın zamanda izlemek gerek, kenara küçük bir not olsun.