erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2016 Perşembe

Bütün Kozmetik Malzemelerimi ve Sosyal Medya Hesaplarımı Çöpe Attım!

Bir erkek olarak az sayıda kozmetik malzeme kullandığımı söylesem yalan söylemiş olurdum. Peki bugüne kadar neler kullanıyordum?

-Nemlendirici krem
-Yüz yıkama jeli
-Şampuan
-Duş jeli
-Saç köpüğü
-Sıvı keratin/Saç yağı
-Saç spreyi
-Saç şekillendirici krem
-Wax
-Dudak balmı
-Koltuk altı deodorantı
-Parfüm

25 yaşındayım ve saydığım tüm bu kozmetik malzemeleri lise yıllarımdan beri kullanıyorum. Vejetaryen beslenen, yediklerime içtiklerime dikkat eden bir insanım. Vejetaryen beslenmeyi yaşam tarzı haline getirmişken, daha doğal ne yapabilirim, hayatımda neleri değiştirebilirim diye düşünürken bu saydığım malzemelerin hepsini çöpe atmaya karar verdim. Ergenlik dönemimde bile yüzümde sivilce çıkmazdı, yıllarca işe yaraması gereken tüm bu kozmetik malzemelerin cildimi daha kötü yaptığını fark ettim. Bir tüketim hırsı, daha iyi görünebilme aşkı ile kullanıyoruz lakin tamamen kapital bir tuzak; yüzümde ufak tefek sivilceler çıkmaya başladı. Peki şimdi ne kullanıyorum? Bitkisel, tamamen doğal bir şampuan kullanıyorum. O bittikten sonra zeytinyağlı defne sabununa geçmeyi planlıyorum. Evet bunun haricinde kullandığım tek bir kozmetik malzeme kalmadı. Kendimi çok hafif ve çok iyi hissediyorum. Tüm bunlarla birlikte evimdeki gereksiz süs eşyalarını da attım. Evim şu an öyle ferah oldu ki anlatmam, üzerimden büyük bir yük kalkmış gibi. 

Sosyal medya hesaplarıma gelirsek onları da elden geçirdim. Yalnızca facebook ve instagram kullanıyorum. Facebook'u uzun süredir yalnızca haber okumak ve işimle ilgili önemli paylaşımları takip etmek amacı ile kullanıyordum zaten. Paylaşım yapmıyorum. İnstagram'da ise hemen hemen tüm fotoğraflarımı sildim. İnstagram anlayışım zaten suratımı ve hayatımı paylaşmak konsepti ile oluşmuş bir hesap değildi. Doğa fotoğrafları çekiyorum, gezdiğim gördüğüm yerlerden güzel enstantaneler paylaşıyorum. Suratımı paylaştığım hiçbir fotoğrafım kalmadı, ne büyük bir mutluluk! 

Daha önce bunun üzerine uzun uzun yazmıştım. Artık hayatlarımızı sosyal medya üzerinden yaşıyoruz. Mutluymuş gibi görünüp, insanlara lüks ve mükemmel olduğunu düşündüğümüz hayatlarımızı gösterip, kendimizi bir şekilde tatmin etmeye çalışıyoruz. Sürekli birilerine bir ispat çabası içerisindeyiz. Böyle bir hayat algısından da mutlu ve samimi olduğumuz gerçeğini çıkaramayız elbette. 

Şimdilerde pek mutluyum efendim, vücuduma ve ruhuma zarar veren pek çok şeyden arındım, sadeleştim ve ferahladım. Hem duygusal anlamda hem de maddi anlamda sadeleşmek insana müthiş bir dinginlik veriyor. Deneyin derim, kendiniz için kıyısından köşesinden olsa dahi minik değişiklikler yapın, eminim çok daha huzurlu olacaksınız. 

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Yeni Dünya ve Genç Kadın/Genç Erkek Algısı I

Uzun süredir gözlemlediğim bir durumdan bahsetmek istiyorum. Öncelikle ben de bir gencim, henüz 24 yaşındayım. Öğretmenim. Meslek hayatımdaki üçüncü yılımı tamamladım. Bir yandan yüksek lisans eğitimime devam ediyorum, tez yazıyorum. Buraya kadar kendim ile ilgili bu kısa bilgileri verme gereği duydum. Çünkü bahsedeceğim durum beni de içerisine alan bir durum. Lise öğrencilerinden başlayıp otuzlu yaşlara kadar uzanabilen geniş bir algı. 

Sosyal medyada çok aktif değilim. İçerisinde yalnızca iki profil fotoğrafımın olduğu ve genelde sanat, düşünce ve edebiyat haberlerini takip edip paylaştığım bir facebook hesabım var. Yine içerisinde fotoğraflarımın bulunduğu, bunların çoğunda da gezdiğim gittiğim yerlerin, doğanın ve hayvanların fotoğraflarının olduğu bir instagram hesabım var. Başka da bir sosyal medya hesabım yok. 

Uzun süredir fotoğraf paylaşmasam da arada instagram'da insanların paylaştıkları fotoğrafları görüyorum. Her ne hikmetse herkes her gün bir başka yerde, lüks mekanlarda, deniz ve havuz kenarlarında, ünlülerin gittikleri plajlarda. Üzerlerinde sürekli yeni kıyafetler, sürekli tüketilen çeşitli yiyecekler. Erkekler gereğinden çok daha fazla kaslı, oldukça bakımlı, vermiş oldukları pozlarda cinsel mesajlar gizli. Kadınlar ise fazlası ile zayıf, fazlası ile makyajlı, onların vermiş oldukları pozlarda da cinsel mesajlar gizli. Tüm bunların dışında, bir de spor salonlarında verilen pozlar var. Çok meşhur oldu, erkeklerin hepsi vakitlerinin hemen hemen hepsini daha fazla kas yapabilmek için spor salonlarında geçiriyor. Amaç kesinlikle daha sağlıklı ve fit olabilmek değil, gereğinden fazla kas yapmak. En tehlikelisi ise yapılan kasların gençlere bir süre sonra yeterli gelmemeye başlaması ve bunun bir takıntı haline gelmesi. İşin bir de psikolojik boyutu var. Kadınlarda da durum aynı, gereğinden fazla zayıf olmak, ruhen de sağlıklı olmanın ötesinde sadece fiziken mükemmel görünmek, sporun ruh ile ilgili olan kısmıyla ilgilenmemek. 

Peki sormak istiyorum hangi zaman diliminde kitap okuyorsunuz, ailenizle, sevdiklerinizle birlikte keyifli sohbetler gerçekleştiriyorsunuz? Hangi zaman diliminde felsefe, edebiyat, müzik ve sanat gibi konularda bir şeyler okuyup, yazıp düşünüyorsunuz? Hangi zaman diliminde yüksek lisans, doktora eğitiminize ve tezinizi yazmaya devam edebiliyorsunuz? Çünkü ben yukarıda saydığım pozlardan hiçbirini verebilecek zaman bulamıyorum. Çalışıyorum, tez yazıyorum, geriye kalan vaktimde ailem ve sevdiklerimle zaman geçirmeye gayret ediyorum. Mümkün mertebe sürekli okuyorum, bir şeyler yazıyorum, izliyorum, kendimi geliştirmeye ve zihin dünyamı özgürleştirmeye çabalıyorum, yeni fikirler üretiyor ve geleceğim hakkında bir takım tasarılar yapıyorum.
Tüm bunları kendimi övmek, kültürlü ve zeki göstermek için söylemiyorum. Hakikaten merak ediyorum siz zihinsel gelişiminizi hangi ara düşünüyorsunuz? Gerçekten sosyal medya üzerinden paylaştığınız fotoğraflardaki gibi mi yaşıyorsunuz? Yarın hangi fotoğrafı paylaşacağım acaba diye bir gün önceden gideceğiniz mekanı, giyeceğiniz kıyafetleri ve vereceğiniz pozları mı düşünüyorsunuz? Bence feci gaflet ve vehamet içerisindesiniz, içerisindeyiz. 

Düşüncelerimi paylaşmaya ikinci bir yazı ile devam edeceğim.  

6 Şubat 2016 Cumartesi

Amaury Vassili














Amaury Vassili, Eurovision şarkı yarışması sayesinde tanıdığımız bir isim. Kendisi 2011 Eurovision şarkı yarışmasında ülkesi Fransa'yı Sognu isimli parçayla temsil etmiş ve yarışmayı 15. olarak tamamlamıştı. İlk etapta herkesin dikkatini çekecek saçlara ve görselliğe sahip olmasının ötesinde muhteşem bir sese sahip. Bir tenor. 

Arada açıp eski Eurovision şarkılarını dinleyip nostalji yapıyorum. Bugün de rastgele Sognu isimli şarkısını dinledim derken diğer şarkıları ve klipleri de çarptı gözüme. Özellikle My Heart Will Go On yorumu gerçekten beni benden aldı. Kendisine başarılar diliyorum, bu tekrar hatırlayış iyi oldu benim için. Bundan sonra kendisini yakinen takip edeceğim.