ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağustos 2024 Cuma

Antidepresanda 10. Ay - Hayatımdaki Değişiklikler II

İstanbul'da hava uzun süredir bu kadar serin olmamıştı. Balkonda otururken ve uykuya direnirken aklıma geldi, uzun süredir yazmamışım. Sanıyorum beş ay kadar olmuş. Hazır aklıma gelmişken biraz yazmak istedim. En son antidepresan tedavimden bahsetmiştim. Yaşadıklarımı uzun uzadıya anlatmıştım, şu an çok iyi durumdayım. Antidepresanı bir mucize olarak görmüyorum ama hayatımda pozitif bir etkisinin olduğunu da yadsıyamam. Belirtilerime çok iyi geldi, sanki yirmili yaşlarımın başına dönmüş gibi hissediyorum. Peki bu beş ayda neler oldu, neler yaşadım? 

Vücudumdaki belirtiler azalmaya başladıkça ben de iyileşmeye başladım. Kendimi daha iyi hissetmeye başladıkça yaptığım ilk şey evi dekore etmek oldu. Bitki bilimine merak saldım ve aylarımı bitki satış mağazalarında geçirdim. Ardından edebiyata ve okumalarıma geri döndüm. Bir roman taslağı yazmaya başladım. Bir de kendime kültür, sanat üzerine bir podcast kanalı açtım. Arkadaşlarım ile ilişkilerimi iyileştirdim ve kendimi eve kapatmak yerine dışarı atmaya başladım. Yıllardır ruh halim nedeni ile kendime yeterli özeni göstermediğim için gardrobumu yenilemeye başladım. El işlerine olan merakım ile birlikte okulda bir el işi kulübü açtım. Ev için de pek çok el işi çalışması yaptım. Yaz tatiline girmemiz ile birlikte bir arkadaşım aracılığı ile bir öğrenciye özel ders vermeye başladım. Daha önce hiç böyle bir deneyimim olmamıştı fakat yeni bir kapı açtı bu durum bana. 

Yazın annem ve kuzenim ile birlikte Sığacık'ta güzel bir tatil yaptık, bol bol dinlendim ve tadını çıkardım. İki hafta önce de yeni eğitim-öğretim dönemi için çalışmaya başladık, yakında okullar açılacak. 

Ve son olarak ehliyet almaya karar verdim. Bir kursa yazıldım. Yakında ehliyet sınavına gireceğim. Ehliyetimi aldığım gibi de kendime bir araba alacağım. Ekonomik kriz nedeni yıllardır yaptığım birikim bir ev almaya yetmiyor fakat bir araba almaya yetiyor. Bu nedenle bir ev alma fikrinden vazgeçtim ve araba almaya karar verdim. Bu yaşıma kadar arabalara hiç ilgim olmadı. İstanbul'da pek çok yere artık metro ile ulaşabiliyoruz. Bu nedenle ihtiyaç da duymadım. Ama artık bir yerden bir yere giderken ihtiyaç duyuyorum, en çok da annem ihtiyaç duyuyor. Artık onun yaşamını daha konforlu hale getirmek istiyorum. Umarım sınavları ilk seferde geçer ve bir an evvel bir araba alabilirim. 

Hayatıma dair pek çok olumlu gelişme oldu, kaygılarımın azalması ile birlikte yaşamın da tadını çıkarmaya başladım sanki. Beyaz çiklet balkonunda yeniden rengarenk çiçekler yetiştirmeye başladı, çiçeklere baktıkça kendisi de renklendi, dallanıp budaklandı...

17 Mart 2024 Pazar

Antidepresanda 5. Ay - Hayatımdaki Değişiklikler

Panik bozukluk ve yaygın anksiyete bozukluğu tanılarını aldıktan sonra başlamak durumunda kaldığım antidepresan tedavimde 5. ayıma girdim. 6. ayımda doktorum ile yeniden bir değerlendirme yapacağız. Peki hayatımda neler değişti? 

Öncelikle yoğun fiziksel belirtilerimin neredeyse geçtiğini söylemem gerekir. Çok rahatladım. Başımın iki yanında hiç geçmeyen sıkıştırma hissi, ellerim, ayaklarım ve yüzümdeki uyuşmalar, titremeler, parmaklarımdaki istemsiz kas hareketleri, hepsi neredeyse tamamen geçti. Kendimi yoğun bir kaygı içinde hissetmiyorum. Diş sıktığımı keşfettiğimden beri buna da gün içinde dikkat etmeye çalışıyorum. İlginçtir ki gün içinde fark etmeden ellerimi yumruk şeklinde sıkıyorum. Bunun da önüne geçmeye başladım. 

Bir nekahet döneminde gibiyim aslında. Biraz unutkanlık durumu yaşasam da bunu önemsemiyorum, bazen her şeyin sebebinin yüreğimden ve zihnimden bir türlü silemediğim hüzün, acı ve kırılganlık olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden bazı şeyleri unutmak bana iyi geldi. İşimle ilgili herhangi bir sorun yok, yoğun bir şekilde çalışmaya devam ediyorum. 

Sene başında, okulda kanaviçe kulübü açtığımdan bahsetmiştim. Kanaviçeden masa örtüsü bile yaptım. Şimdi ise koltuk takımına yastıklar yapıyorum. Yakınımdaki herkesi de bu hobiye gark etmiş durumdayım, topluca kanaviçe işliyoruz. Bitki bilimi ve bakımı konusunda kendimi geliştirdim. Sanırım şu an ortalama 20 adet farklı bitkim var evde. Hepsine göz bebeğim gibi bakıyorum, her gün bir terapi gibi onlarla konuşuyor, ilgileniyor ve bazen de boş boş onları izliyorum. Fark ediyorum ki insanı ayakta tutan şeylerden biri birileri için bir şeyler yapmak ya da bir varlığa bakım vermek, onun büyümesini, güzelleşmesini izlemek. Sanıyorum ki insanlar bunun için çocuk dünyaya getiriyorlar. Benim bir çocuğum yok ama bir sürü bitkim var. 

Geçtiğimiz ay annem düşüp bileğini kırdı. Kurumsal bir mağazada düşmesi işimize yaradı çünkü muhteşem bir ilgi ve takip ile karşılaştık. Geçen hafta alçısı çıktı, eski hayatına geri döndü. Tabii ben de bu süre zarfında evin tüm işlerini üstlendim. Çok da iyi geldi, oturup dinlenecek vakit bile bulamadım. Okuldan gelir gelmez evin işleri, yemek, temizlik, çamaşır, ütü ve bulaşık derken günlerin nasıl geçtiğini anlamadım. 

Kendimdeki değişimlerden biri ise bütçeye zarar ama bana yarar bir durumun nüvesi oldu. Para biriktirme-harcama durumu. Çalışmaya başladığımdan beri -ki bu sene 11. çalışma yılım- hep para biriktirdim. İyi de birikim yaptım, yaparım. Fakat 2024 yılını hayatımda ilk kez kendim için para harcama yılı ilan ettim. İhtiyacım olan ve fiyatından dolayı geri durduğum her şeyi alıp kullanmaya başladım, evimizin dekorasyonu da çok güzel oldu. Kitaplığıma da yepyeni pek çok kitap eklendi. Onları birer birer okumak için gerçekten çok heyecan duyuyorum. 

Sanki birkaç yıl öncesine, birkaç yıl önceki bene geri döndüm. Hep ön yargılı yaklaşırdım fakat hayatımda ilk kez antidepresan kullandığım bu süreçte ön yargılı olmamam gerektiğini çok sert bir şekilde öğrenmiş oldum. Eğer böyle bir sürecin içindeyseniz ve doktorunuz önerdiyse kesinlikle antidepresan kullanmaktan çekinmeyin. Elbette ki gerekli terapiler ile bu süreci destekleyip kalıcı hale getirmek önemli. Henüz o kısma geçemedim, ama bu yılın planlarından biri de bu. Bu algımı da kırmayı başarıp psikoterapi almaya başlayacağım. 

Şimdilik bu kadar sanırım, umarım arayı kapamışımdır. Balkonumdaki çiçeklerin arasından selam eder, güzel günler dilerim. 

22 Haziran 2020 Pazartesi

Bir Ay Sonra

Nihayet online eğitim sürecinin sonuna geldik ve bu hafta okulları kapatıyoruz, tabii ki evden kapatıyoruz. Bu süreçte özel okul öğretmenleri çok yoruldu, gece yarılarına kadar toplantılar yaptık hatta bazen gece yarısından sonraya bile sarktı. Öyle bir süreçti ki, göz kuruluğum ve göz kapağı şişmelerim tekrar nüksetti. Dünyayı kurtarabildik mi? Tabii  ki hayır. 

Mart ayından beri evde olma sürecini kendi adıma verimli geçirdim diyebilirim. Uzun süredir iş yoğunluğundan dolayı okuyamadığım kitapları okudum, notlar aldım, toplumsal tarih okumalarına ağırlık verdim. Biraz izledim, biraz dinledim, bolca spor yaptım, evde vakit geçirmek gibisi yok, en azından benim için. 

Bu süreçte evde olmak bana çok iyi geldi, hayatımda düzene sokmak istediğim şeylerin çoğu bir düzene girdi, böyle olunca kendimi daha iyi ve huzurlu hissediyorum. Seminer dönemimiz de bitince yaz boyu bir daha bilgisayarımı açmayı düşünmüyorum. 

Oturduğumuz yer ormanlık bir alan, İstanbul'da nispeten ormanlık bir yere yakın oturduğumuz için şanlı sayılırız. Sık sık ormana gidip gelmeye başladık annemle. Bazen ben kendimi gidiyorum, özellikle gece yürüyüşleri yapmayı seviyorum. Bazen de annemle birlikte gidiyoruz, bir tur atıyoruz. 

Bu süreçte biraz uyku problemleri yaşadım, normalde işe gidip gelirken çok rahat uyuyan bir insandım. Sanırım gün içindeki yorgunluk benim tatlı bir uykuya dalmama vesile oluyordu. Şimdi sürekli evin içinde olunca uykuya dalmakta güçlük çekiyorum. Bazen de o varlık ile yokluk arasında uyumaya çalışan bilincim, bana kısa süreli bir akış sağlıyor. O akış esnasında ise farklı bir boyut ile hemhal oluyorum. Bu dönem "hayatı sorgulama ritüellerini" bir kenara bıraktım. Her şey o kadar basit ve görece anlamsız ki, sanırım artık kendime yeni konular bulmanın zamanı geldi. Aşina olduklarımızdan daha aşinayız kendimize. Yelkenliniz hangi boyutta olursa olsun eninde sonunda bir karaya çıkıyorsunuz. Benimki de o hesap, kendime ait mevcudiyetim ancak diğerlerinin algıladığı kadar. 

Bugün bir e-kitap okuyucu aldım. Bu şekilde bir roman okuyup çabucak bitirdim, çok kullanışlı geldi bana. Sanırım kendisini seveceğim, her yerde okumaya devam etme fikri cezbedici. Tabii tüketmemek şartıyla. 

Bir ayda bunlar birikti sanırım, saat sabahın üç buçuğu. Kendimi yatmaya zorlasam iyi olacak. Yarın alışverişe çıkıp bir kilo fıstık almam gerek, çünkü fıstık ezmem bitti. Sağlıcakla.

21 Nisan 2017 Cuma

Cesare Pavese: Ay ve Şenlik Ateşleri


cesare pavese ay ve şenlik ateşleri ile ilgili görsel sonucu
"Ne anlama geliyor bunlar? Yalnızca çekip gitmenin keyfini tadabilmek için bile olsa, insanın bir köyü olması gerektiği anlamına. Köy, insanın yalnız olmaması demektir; insanlarda, bitkilerde, toprakta sizden bir şeyler olduğunu bilirsiniz, orada olmadığınızda bile köyünüz sizi bekler."

Yaklaşık bir hafta önce Pavese'nin "Tepedeki Ev" adlı romanını okumuştum. Bir de yazı yazmıştım roman ile ilgili. Hazır Pavese yazınına girmişken bir başka romanı olan Ay ve Şenlik Ateşleri'ni de okumak istedim.

Ay ve Şenlik Ateşleri, Pavese'nin olgunluk döneminin en başarılı yapıtı sayılıyor. Tıpkı Tepedeki Ev'de olduğu gibi bu romanda da karşımıza İtalyan köylerinden, kasabalarından ve kır hayatından kesitler çıkıyor. Genç bir adam olan Anguilla, doğup büyüdüğü köye geri dönüyor. Yakından tanıdığı insanların dönüşümlerine şahit oluyor. En yakın arkadaşı Nuto ile vakit geçiriyor ve dertleşiyor. Romanın kimi yerlerinde Anguilla'nın geçmişine dönülüyor kimi yerlerinde ise Anguilla'nın dönüşü sırasında yaşananlara, yani şimdiki zamana geçiliyor. Bu romanda da yine bir savaş teması hakim. Pavese'nin İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşamış olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda bu temayı romanlarında işlemiş olmasını daha iyi anlayabiliyoruz. Nitekim savaşın İtalyan yarımadası üzerindeki yıkımını ve insanların yazgılarını da sorguluyor yazar. 

Cinto, İrene, Silvia, Nuto ve kırsaldaki pek çok insan... Romanı bitirdikten sonra insanın içini hafif bir hüzün kaplıyor. Sanki romandaki olay örgüsü devam ediyormuş ve siz uzak bir yerlerden gelip dahil olmuş ve sonra romanı bitirip çekip gitmişsiniz gibi bir his. Roman dilimize Rekin Teksoy tarafından çevrilmiş. Bunu da belirtmeden geçmek istemem. 

Kitabın bir bölümünde Anguilla ve Cinto arasında geçen şu diyalog beni çok etkiledi, buradan paylaşmak istiyorum: 

"Az önce kadınlar konuşurken ben ona bakınca niçin gözlerini yumduğunu sordum. Hemen içgüdüsel olarak gözlerini yumup böyle bir şey yaptığını kabul etmedi. Gülmeye başladım ve çocukken benim de aynı oyunu oynadığımı söyledim ona; böylece yalnız görmek istediğim şeyleri görmüş olur, gözlerimi yeniden açıp her şeyi eskisi gibi bulunca sevinirdim. Bunun üzerine keyiflenerek dişlerini gösterdi, tavşanların da böyle yaptıklarını söyledi."